Güncel Konular

Dış Politika Konuları

Dış Politika ilkeleri çerçevesinde, dış politikamızda eğileceğimiz başlıklar bakımından bütün kara ve deniz komşularımız, NATO müttefiklerimiz ve AB ortaklarımız ile ilişkileri güçlendirmek öncelik taşıyacaktır. Kıbrıs davamız ve Yunanistan ile ilişkilere de özellikle odaklanacağız, Başta Irak ve Suriye’deki durum olmak üzere, çevremizde bulunan ve ulusal güvenlik ve refahımızı etkileyen acil sorunların çözümü için çalışmak bir diğer önceliğimizi teşkil edecektir. Diğer ülkelerde yaşayan vatandaş ve soydaşlarımız ile ilgilenmek, adalet ve insani yardım bekleyen halklara el uzatmak her zaman gündemimizde olacaktır. Başta Filistin, Dağlık Karabağ ve Keşmir meseleleri olmak üzere, ihtilafların barışçı siyasi çözümünü teşvik edeceğiz. Yurtdışı Türkler, Orta Doğu ve Afrika ve diğer bazı konularda kapsamlı vizyon belgelerimiz üzerinden politikalar yürüteceğiz. Yeni coğrafyalar ile ilişkileri de geliştireceğiz. Bütün bu görevleri daha iyi yerine getirmek için bölgesel ve uluslararası kuruluşlar ve mekanizmaları ile işbirliğinden de yararlanacağız.

Avrupa Birliğine üyeliğimizin tarihi öneme sahip bir hedef olduğunu, bu hedefin gerçekleştirilmesinin gerek ülkemiz gerek içinde bulunduğumuz coğrafya açısından büyük önem taşıdığını düşünüyoruz. Bu nedenle Türkiye’nin AB üyeliği bizim için vazgeçilmez orta ve uzun vadeli bir hedef olmaya devam edecektir. Daha kısa vadede ise Türkiye ile AB arasında tam üyelik sürecinin tamamlayıcısı niteliğinde, Gümrük Birliğinin kapsamının genişletilerek modernleştirilmesini, göç politikaları, inovasyon, terör ile mücadele ve savunma ve güvenlik alanında işbirliğini sağlayacağız. Küresel düzeyde, özellikle bazı Avrupa ülkelerinde yükselen ve bu ülkelerde yaşayan vatandaşlarımızı da etkileyen ırkçılık, yabancı düşmanlığı, islamofobya ve antisemitizm eğilimlerine karşı mücadelenin başarısı için, AB Komisyonu ve AB ülkelerindeki siyasi, sivil ve kültürel aktörlerle eşgüdüm içinde olacağız.

NATO‘nun sağlamış olduğu caydırıcılığın Türkiye’nin ulusal güvenliği açısından kritik önemde olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla bu transatlantik ittifakın, önümüzdeki dönemde de güçlenerek yoluna devam etmesini hedefleyeceğiz. Diğer yandan, NATO’nun da değişen tehdit koşul ve coğrafyasına ayak uydurmasını teşvik edeceğiz. Bu bağlamda NATO’nun ülkemiz açısından da en önde gelen tehditler arasında yer alan, terör ile mücadele, kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi, siber güvenlik ile hibrid ve enformasyon savaşları ile mücadele alanındaki yeteneklerini artırmasını savunacağız. Öte yandan Türkiye’nin NATO ülkelerinin güvenliğine yapmış olduğu katkılara paralel olarak NATO ülkelerinin de Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı tehditlere yönelik koşulsuz dayanışma içinde olmalarını sağlamak önceliğimiz olacaktır.

ABD ile, stratejik ortaklığımızın ve müttefiklik ilişkilerimizin aksamasına yol açmış olan sebepler ve bunların ortadan kaldırılması konusunda ve bölgesel konularda yeni bir diyaloğa gireceğiz. FETÖ ve PYD gibi terör örgütlerine bazı ABD makamları tarafından verilen desteğin kesilmesi konusunda ısrarcı olacağız. Amerikan Kongresi tarafından Türkiye aleyhine alınan kararların düzeltilmesine çalışacağız.

Kıbrıs davamız konusunda, KKTC ile istişare halinde BM çerçevesindeki müzakerelerin devamı temelinde Adada adil, kalıcı ve bölgenin istikrarına katkı sağlayacak bir çözüm sağlanması için çaba sarf edeceğiz. Yunanistan ile iyi komşuluk hedefiyle, Ege’de yaşanan karasuları, kıta sahanlığı, hava sahası, münhasır ekonomik bölge gibi konular üzerinde evvelce öteden beri süren temaslar devam ettirilecek, Batı Trakya’daki soydaşlarımızın sorunları da gündemde tutulacaktır. Doğu Akdeniz havzasındaki petrol ve doğal gaz kaynaklarının bölge ülkeleri arasında hakkaniyete dayalı olarak ve bölgedeki barış ve refaha katkı sağlayacak şekilde birlikte kullanılması konusunda çaba sarf edilecektir. Bölgenin bir anlaşmazlık ve çatışma alanı değil, işbirliği ve istikrar havzası haline getirilmesi hedeflenecektir.

Rusya ile çok boyutlu ortaklık niteliği taşıyan ikili ilişkilerimizin sağlıklı ve dengeli biçimde devam etmesini hedefleyeceğiz. Bölgesel ve diğer bazı konulardaki farklılıkların iki ülke çıkarlarına olumsuz yansımaması için azami özen göstereceğiz.

Türk Dünyası ile ilişkilere yeni bir heyecanla eğileceğiz ve hamasi söylemlerden öteye kalıcı projeler uygulayacağız.  300 milyonun üzerinde bir nüfusa sahip ve yaklaşık 12 milyon kilometre kare gibi bir coğrafi alanda meskun bulunan soydaşlarımızın, yaşadıkları ülkelerin ve dünyanın gerçekleri de dikkate alınarak mutlu ve müreffeh yaşamalarına ve Türkiye ile bağlarını güçlendirerek devam ettirmelerine, böylece yaşadıkları ülkeler ile ülkemiz arasında dostluk köprüleri oluşturmalarına yardımcı olacağız. Türk Dünyası ile ortak olarak kurulan Türksoy, Türk Keneşi, Türk Dünyası Üniversiteler Birliği gibi oluşumları ve Yunus Emre Enstitüleri ve TİKA’yı daha etkin ve verimli kılacağız.

Yurtdışında yaşayan ve ülkemizin asli bir parçası olarak kabul ettiğimiz vatandaşlarımızın anavatanları ile olan başta dil ve kültür olmak üzere çok boyutlu bağlarının korunmasını ana hedef olarak koyuyoruz. Yaşadıkları ülkelerde toplumsal hayatın siyaset, eğitim, bilim, kültür ve ticaret gibi farklı alanlarına eşit düzeyde ve yüksek seviyede aktif katılımlarının teşvik edilmesine öncelik veriyoruz. Bu vatandaşlarımızın karşı karşıya bulundukları İslam karşıtı ve yabancı düşmanı ortamın ortadan kaldırılması için evsahibi ülkelerin resmi ve sivil unsurları nezdinde çok yönlü girişim ve faaliyetlerde bulunacağız. Bütüncül, kapsayıcı, tutarlı, uygulanabilir, çözüm odaklı ve yaşadıkları ülke ve toplumlarla ilişki ve işbirliğini destekleyen, uzun vadeli, siyaset üstü ve ulusal ve uluslararası hukuka saygılı bir politika geliştireceğiz. Bu politikamız güncel siyasi gündemler üzerinden şekillendirilmeyecek, diasporamız iç politika gündemine göre asla araçsallaştırılmayacaktır. Devletimizin yurt dışındaki vatandaşlarımıza olan anayasal sorumluluğunu azami derecede yerine getirmesini hedefleyeceğiz. Kamu hizmetleri, eğitim, kültür, hukuk, aile, dinî hizmetler, ekonomi, sivil toplum ve medya gibi alanları kapsayıcı ve sivil toplum ve kanaat önderleriyle işbirliği içerisinde politikalar takip edeceğiz. Bu alanda faaliyet gösteren kurumlarımızın, kapsayıcı, sürdürülebilir, bütüncül ve birbiriyle koordineli bir şekilde yeniden yapılandırılması sağlayacağız.

Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin korunmasını savunuyoruz. Bunun öncelikle siyasi ve diplomatik yöntemlerle sağlanacağına inanıyoruz. Dolayısıyla, siyasi-diplomatik çözümün meşru mekanizmaları olan Cenevre ve bunun tamamlayıcısı olan Astana süreçlerinin acil ve sağlıklı sonuç vermesi için samimi ve azami gayret gösterilmesini istiyoruz. Bu maksatla sözkonusu süreçlerin bütün taraflarıyla yapıcı ve gerçekçi bir diyalog sürdürmemizin Türkiye’nin ulusal güvenliği ve çıkarları ile uyumlu bir sonuca ulaşılmasına yardımcı olacağını düşünüyoruz. Böylelikle Türkiye’nin, Adana Protokolü uyarınca kendisine tanınmış olan haklardan istifade ile, Suriye ile potansiyel terör tehdidinin bertaraf edilmesi yönünde işbirliği imkanına kavuşacağını öngörüyoruz. Siyasi çözümü takiben Suriye ile ilgili askeri önlemlere ihtiyaç kalmamasını temenni ediyoruz.

Irak’ın toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin korunması, merkezi hükümetin güçlenmesi, istikrarın sağlanması ve refahının artması bu ülke ile ilgili temel önceliklerimizi teşkil edecektir. Bu doğrultuda Irak Hükümeti ile ve Kuzey Irak’taki Bölgesel Hükümet ile diyalog ve işbirliğimiz geliştirilecektir.

İran ile olan geleneksel komşuluk ilişkilerimizi sürdürmeye büyük önem vereceğiz. İran ile altı ülke arasında nükleer dosya konusunda yapılmış olan anlaşmanın uygulanmasının aksamasını ve ABD tarafından yaptırım politikalarının uygulanmasını bölgenin ve Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşmasının (NPT) geleceği bakımından son derece talihsiz bir durum olarak görüyoruz. Sözkonusu Anlaşmanın uygulanmasının sağlanması için başlatılabilecek yeni girişimlere kolaylaştırıcı olarak katkıda bulunmaya hazır olacağız.

Kafkasya’da istikrar ve işbirliğinin sağlanması için 2008 yılında Türkiye tarafından önerilmiş olan Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Platformu girişimini canlandıracağız. Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarının işgalinin bir an önce son bulmasını teminen Minsk grubu çerçevesindeki ve diğer gayretlere destek vereceğiz. Türkiye ile Ermenistan arasında 2009 yılında imzalanmış olan protokollerin uygulanması için gerekli koşulları yaratmaya çalışacağız.

Balkan ülkeleri ile ikili ilişkilerimizi tarihsel, insani ve coğrafi ilişkilerimize uygun olarak çok yönlü biçimde geliştireceğiz. Güneydoğu Avrupa’yı kapsayan çok taraflı forumların daha etkin hale getirilmesinin bölgenin istikrarı için önem taşıdığını savunacağız.

Filistin topraklarının işgalinin ve bunun sonucu olan vahim insani durumun sona ermesi, bölgede ve dünyada barışın en temel gereği olmaya devam etmektedir. BM Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde, 1967 sınırları içinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin Devletinin kurulması için, uluslararası toplum nezdinde ve İsrail ile olan ilişkilerimizden de yararlanmak suretiyle azami gayret göstereceğiz. ABD’nin Kudüs ve İsrail yerleşimleri ile ilgili politikalarını değiştirmesinde ısrarlı olacağız.

Asya-Pasifik bölgesi küresel güç değişimi sebebiyle önümüzdeki senelerde artarak önem kazanacaktır. Bölgedeki gelişmeleri yakından takip edecek ve ülkemizin ulusal menfaatleri için sunduğu işbirliği fırsatlarını partimizin kalkınma ve güvenlik odaklı dış politikası doğrultusunda değerlendireceğiz. Tüm bölge devletleri ile dostluk ilişkilerimizi güçlendirmek ve ekonomik, siyasi ve diplomatik ilişkilerimizi geliştirmek önemli bir hedefimiz olacaktır.

Afrika politikamız, insani yardım, ticaret, insani kalkınma, yoksulluğa karşı mücadele, alt yapı yatırımları, kapsayıcı kurumlar yaratma aracılığıyla, çatışma çözümü ve uzlaşma temelinde yürütülecektir. Yükselen bir kıta olarak gördüğümüz Afrika ülkelerindeki temsilciliklerimiz çok daha etkin ve verimli bir şekilde bu hedefler doğrultusunda güçlü bir şekilde kullanılacaklardır.

                   

ORTA DOĞU VİZYONU

1.Orta Doğunun birçok ülkesinde sürmekte olan iç savaş veya istikrarsızlık durumunun etkileri, silahlanma, şiddet ve terörizm, göç ve mülteci meselesi, yoksullaşma, etnik-mezhepsel-kültürel çatışmalar vb. şekiller de alarak diğer kıtalara da uzanan geniş bir coğrafyaya yayılmıştır. Türkiye’nin güvenliğini ve refahını da doğrudan ve olumsuz etkileyen bu durumun iyileşmesinin ancak kapsamlı bir vizyon çerçevesinde gerçekleşebileceğine inanıyoruz. Bölge halklarının önüne de gelecek ile ilgili net bir vizyonun koyulmasının barış ümidini artıracağını ve ihtilafların çözümü için süren siyasi çabalara da bir perspektif sağlayacağını düşünüyoruz.

2.Orta Doğu Vizyonumuz, her şeyden önce bölgenin doğal ve insani kaynaklarının ve tarihsel kültürel mirasına olan güvenden hareketle, bölgenin dünyaya sorun ihraç eden değil, dünya barış ve refahına katkıda bulunan bir merkez olabileceği inancından hareket etmektedir. Vizyonumuz birkaç katmanlıdır:

a)Mevcut siyasi ve askeri ihtilafların gerçekçi, sürdürülebilir, adil ve hakça siyasi çözümleri için samimi ve aktif bir gayret göstereceğiz. Bazı bölge ülkelerinin bölünme ihtimalinin sonuçları meçhul yeni jeopolitik sarsıntılar yaratma ihtimaline bütün tarafların dikkatini çekeceğiz. Ülkelerin bölünmesinin, bunları bir arada tutmaktan daha kolay olmayabileceği uyarısında bulunacağız. Bazı bölge içi ve bölge dışı unsurların bu sarsıntılardan yararlanarak maksimalist hedeflerine ulaşmak istemelerinin, bölgede yeni rövanşist ve irredantist hareketlere yol açabileceğini de hatırlatacağız. Halkların meşru ulusal müktesebatları saydıkları sınırlar içindeki toprakların ve bunların üzerindeki kaynakların zorla el değiştirmesine gösterilebilecek tepkilerin  onyıllara yayılan sonuçlar yaratabileceği konusunda da uyarıda bulunacağız.  

  1. b) Dış müdahalelerin geçmişteki yıkıcı sonuçlarını dikkate alarak, bölge sorunlarına öncelikle bölge ülkeleri arasında içişlerine karışmama ve toprak bütünlüğüne saygı temelinde diyalog ve anlayış tesisi yoluyla çözüm aranmasını, bölge liderlerinin inisiyatif alarak bölgesel çözümler üretmelerini teşvik edeceğiz. Bu doğrultuda, Orta Doğu’nun bölgesel bir işbirliği ve güvenlik çerçevesine ve kriz önleme, çatışma çözme ve güven artırma mekanizmalarına kavuşması için şimdiden harekete geçilmesini savunacağız. (Bunu yaparken Birleşmiş Milletler’in İkinci Dünya Savaşı’nın en şiddetli günlerinde tasarlandığını, AGİT/OSCE’nin (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) Soğuk Savaşın hüküm sürdüğü koşullarda bir konferans olarak başlayıp bir örgüte dönüştüğünü dikkate alacağız.)
  2. c) Orta Doğu Bölgesinde mezhep çatışmaları ve bunun yol açtığı vekalet savaşları bir güvenlik sorunu haline gelmiştir. Oysa farklı mezhep mensuplarının barış içinde birlikte yaşamalarının tarihte de, çağımızda da örnekleri vardır. Dolayısıyla mezhep ihtilafı karşılıklı güveni yeniden tesis ederek ve diyalog yoluyla aşılabilecek bir durumdur. Bundan hareketle, İslam İşbirliği Teşkilatının geliştirdiği ‘’İslami Yakınlaşma Girişimi’’ gibi yaklaşımlardan ve bunun mekanizmalarından yararlanacağız. Türkiye ihtilafların din veya mezhep savaşına dönüştürme yolundaki gayretlere karşı koyma yolunda, taraflar nezdinde aktif girişimlerde bulunacaktır.
  3. d) İç savaşlar ve terörizm, bazı Orta Doğu ülkelerinde büyük bir ekonomik-sosyal yıkım yaratmıştır. Bu yıkım, ekonominin altyapısının ve sanayi tesislerinin fiziki yıkımdan ve çevrenin zarar görmesinden başka, sağlık, eğitim ve kültür kurumlarını ve kültür mirasını da etkilemektedir. Göç veya yer değiştirme nedeniyle eğitimsiz ve başı boş kalan milyonlarca çocuk ve gencin durumu büyük bir küresel sorun olarak önümüzde durmaktadır. Dolayısıyla, çatışma-sonrası dönem için uluslararası (Marshall Yardımına benzeyen) bir enstrüman aracılığı ile büyük bir yeniden inşa ve rehabilitasyon hamlesini şimdiden tasarlamak gerekecektir. Böyle bir tasarının şimdiden duyurulması, halklara moral verecek ve çatışmaların durması eğilimini ve yeni bir işbirliği ruhunu teşvik edebilecektir. Bölgede, ekonomik-ticari işbirliği ve başta su ve enerji olmak üzere kaynakların akılcı kullanımı temelinde, zenginlik üreten ve refahın paylaşıldığı ekonomik modellere geçilmesi radikal eğilimlerin önüne geçilmesine yardımcı olabilecektir.
  4. e) Orta Doğu’da yaşanan silahlı ihtilafların çevreye de yayılan ekonomik maliyeti son derece yüksektir. Bunun etkileri ancak uygun politikalarla sınırlı tutulabilecektir. Dolayısıyla uluslararası toplumun bu ülkelere yardım konusunda üstlenecekleri sorumluluğun, sadece ilgili ülkelerin değil, dünya ekonomisinin de çıkarları gereği olduğunu ilgili taraflara hatırlatacağız. Bazı dış güçlerin bölgeye askeri-siyasi müdahalelerinin ve ekonomik yaptırım uygulama politikalarının geri teptiğini de anlatacağız.
  5. f) Orta Doğu halklarının temel haklarının korunması ve iyi hizmet ile iyi yönetişim özlemlerine yönetimlerce her ülkenin koşulları çerçevesinde cevap verilmesinin bölgenin geleceği ve güvenliği için gerekli ve mümkün olduğuna inanıyoruz. Çatışmaların dışında kalmayı başaran bölge ülkelerinin, nisbi istikrarlarını korumaları için ekonomik ve siyasi dengelerini daha da iyileştirmeye özen göstermelerinin, bölgedeki çatışmaları ithal etmek yerine istikrar ve iyi yönetişim örneği vermelerinin, sadece kendileri için değil, bölge için de önemli olduğunu düşünüyoruz.         

3.Türkiye’nin Orta Doğu’da kısa vadeli hedefi bölgedeki çatışmaların ve şiddetin son bulması, orta vadede sorunların barışçıl yollarla çözümü ve ekonomik işbirliği ve kalkınmaya odaklanılması, uzun vadede ise kendi içindeki farklılıklarıyla bölgesel barış ve refahı tesis etmiş bir bölge yaratılmasıdır. Türkiye’nin kendi güvenlik ve ekonomik çıkarları bakımından da geçerli olan bu hedeflerin ve yukarıdaki vizyonun hayata geçirilmesine katkıda bulunabilmek için, Orta Doğu’da güven tazelemeye ve ikili ilişkilerini yeniden güçlendirmeye ihtiyacının olduğunu, ulusal menfaatleri ile bölge gerçekleri arasında rasyonel bir denge oluşturması gerektiğini ve bölgedeki sorunlarda taraf değil, çözüm unsuru olabileceğini, bunu için bölgeyle ilişkisini devlet dışı aktörlerle değil meşru aktörler aracılığıyla düzenlemesinin yararlı olacağını düşünüyoruz. 

Ekonomik Hayata İlişkin Konular
Güncel konu açıklaması
Adalet ve Hukuk Anlayışımız
Güncel konu açıklaması