Serbest Kürsü

Görüşlerinize Değer Veriyoruz

Demokrasi ve Atılım Partisi olarak ülkemizi daha güzel günlere kavuşturmak için yola çıktık. Dilerseniz siz de “Serbest Kürsü”ye görüşlerinizi yazabilirsiniz..

Hükümetin kutuplaştırıcı sözlerini yıkmak. Devletin millet iradesine saygı kazandırmak. Ekonomideki kırılganlıgı azaltmak ve medya özgürlügünü saglamak. Üretimi desteklemek ve işci haklarını koruyup kollamak. Türk kimliği taşıyan her vantadaşımızın derdine deva olması ve tüm vatandaşların tekrardan kardeşlik ve milliyetçilik duygularını aşılamak en büyük temennimizdir başkanımızdan. Rant peşinde degil millet peşinde koşmak. Batıya yüzümüzü dönmek degil. Özümüze geri dönmek. Batı kanunlarını bu müslüman halka aşılamak degil. İslamı ögretmek başkanımızdan en büyük temennimizdir. Biz sana inanıyoruz sende bu millete inan pes etme. ALLAH a kul olmanızı temenni eder. Bu milleti lidersiz bırakmamanızı isteriz. Dini kullanıp insanları yönlendirmek degil. Dini insanlara ögretmenizi isteriz. Sayın Ali Babacan Allah yardımcınız olsun bu milleti yanlız bırakmayın. Sonuna kadar adaletin savunucusu olmanız dileğiyle. Saygılar

24.05.2020 / 14:16

5
Fehmi Kaya İstanbul , Özel Sektör Çalışanı

Öncelikle vatana, millete, islam coğrafyasına hayırlı bir parti olmasını dilerim. Medyada siz olsun, Gelecek Partisi olsun pek göremiyoruz. Sebebi malum. Geçen gün 140 journo üzerinden, şu anda da arka planda Cüneyt Özdemir programından takip etmeye çalışıyorum. Sade, siyasetle uğraşmamış bir vatandaşım. Sadece dışarıdan kendi penceremden gördüklerim hakkında bir yazı yazmak geldi içimden, dışarıdan bir vatandaşın gözlemleridir. Bir tenkit değil, bir sitem veya sevgi göstergesi değildir. Fakat muhtemelen benim gibi düşünen insanlarda vardır. Belki böyle bir yazının faydası olur, olabilir diye yazıyorum. Sakın yanlış anlaşılmasın faydası olur derken akıl vermek değil, bir görüş bildirimi olarak düşünmenizi isterim. Tekrar belirtmek isterim bir siyasi parti ile bağlantım, partizanlığım yoktur. Devletimin kalkınmasını, güçlenmesini ister, kalan ömrümüz ve gelecek nesillerimiz için adil, huzurlu bir gelecek temenni ederim. Mevcut duruma penceremden baktığımda, günümüzde ülkemiz ve dünya gündeminde de olan Libya meselesi ve beraberinde Doğu Akdeniz konusu, Suriye meselesi ve güç sahibi ülkelerle olan ilişkiler ve bunları etkileyen unsurlardan ülkemizi aşağı çeken ekonomik durumlar. Şahsi düşüncem gelecek uzun süreçte çok fazla etkisini göreceğimiz konular. Diğer taraftan halkın daha da yıprandığı, belirli başlı çevrelerin bir şekilde korunduğu, adaletsizliğin hissedildiği bir durum var. Mevcut durumda doğru gördüğüm ve hoşlanmadığım olaylar da var.Şu anda bir ırmak geçtiğimizi düşünüyorum ve ırmak geçerken at değiştirilir mi? Ali Bey'in samimiyetine, dürüstlüğüne, heyecanına inanıyorum. Yolunda da başarılı olmasını istiyorum. Bu ülkenin temiz, güvenilir (gördüğüm kadarıyla, ki aksi bir durum olsa şimdiye çoktan oradan üstüne gidilirdi) insanlara ihtiyacı var. (Baktığınız zaman Meral Hanım için de benzer bir izlenim var bende) Devamını bir başka mesaj ile göndereceğim. Sığmayacak. Eğer sistem tarafından bir kayıt numarası verilirse ilgili mesajımda belirtirim.

25.05.2020 / 23:30

5
Mevlüt Çakıcı Ankara , Mühendis

Merhabalar bir genç olarak saygılarımı sunuyor ve partimizin vatanımıza ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Sayın Ali Babacan başkanımızın da dediği gibi teşkilatlanma çalışmaları hızla devam etmek de ve biz gönüllülere de ulaşılmaya başlandı. Covid sebebiyle çalışmaların yavaş ilerlediğinin farkındayım lakin görmüş olduğum bir kaç unsuru tavsiye niteliğinde naçizane aktarmak isterim. 1-Öncelikle sosyal medya yapılanmamız çok yavaş ilerliyor uzun uğraşlar sonucu kurucu üyelerimizin sosyal medya hesaplarına ulaşıyorum 2-Parti olarak sosyal medyada örgütlenmemiz gördüğüm kadarıyla oldukça zayıf 3-Örneğin Konyada ikamet ettiğim için teşkilatlanmamızdan sorumlu Selma Aliye Kavaf hanıma sosyal medya aracılığı ile ulaşmaya çalıştığımda kendisini sosyal mecralarda bulamadım. 4-İnstagram hesabımdan yaptığım küçük bir ankette çoğunlukla gençlerin katılımıyla iki soru sordum ilk sorum Türkiyenin yeni bir partiye ihticayı var mı sorusu %80 ile evet oyunu aldı ikinci olarak sorduğum soru ise Deva Partisinden haberdar mısınızdı ve oran %40 evet idi bu da gösteriyor ki yeteri kadar gençlere ulaşılmadığı (kendi ufak bir anketim olsada hepimizin çabalarıyla partimizin insanlara anlatılması ve bilgilendirilmesi gerektiğini düşünüyorum) Naçizane düşüncelerimi paylaştığım mesajımda umarım haddimi aşmamışımdır ülkemi seven ve bu uğurda parti de gerekirse çay dağıtıp temizlik yapmaya hazır bir gencim..

27.05.2020 / 00:17

5
Yavuz Harmankaya Konya , Mühendis

Aklı, fikri, düşüncesi, konuşması, özgürlüğü sosyal yardımlar ile elinden alınan Türkiye halkları İş ve Aş derdine DEVA olmaya geliyoruz... Fikri Hür, Kalemi Özgür, Zindanlarda Tutsak Gazeteci kardeşlerimiz derdinize DEVA olmaya geliyoruz... Korku, baskı, tehdit ile sindirilmiş, vergi cezası, trafik cezası, sokağa çıkma cezası ile cebine göz dikilmiş, zulüm gören Halka DEVA olmaya geliyoruz... Bilim üreten, ilim yayan, düşüncesi özgür, işini kaybetmiş, zulüm gören Akademisyen arkadaşlarımız, derdinize DEVA olmaya geliyoruz...

27.05.2020 / 09:08

5
Mustafa Koç Van , Yönetici

İnşallah çok yakın bir zamanda türkiye ye gerçekten deva olacak ve bütün tepkilere baskılara başıboş eleştirilere rağmen aziz milletimizin günüllerinde taht kuracak yeni bir ışık olacaktır.allah yardımcımız olsun şüphesiz o hakkı halka veren dir.

28.05.2020 / 23:55

5
Hüseyin Yaşlı Diyarbakır , İş İnsanı

Merhaba, öncelikle Deva Partisinin ülkemize hayırlı olmasını temenni ederim. Potansiyeliniz yüksek, liberal demokrasinin yeniden nefes alabildiği bir Türkiye’nin daha ileride olabileceğine inancım tamdır. Değineceğim konu daha çok Türkiye’nin siyasi yapısına dair; siyasi sistemimizde köklü bir reform olmadan uzun valide otokratik rejimler önlemez olur. Ne yazık ki Anayasamız ve siyasi yapımız her zaman otokratik düzenlere açık kılınmıştır. Bu bağlamda yeniden güçlendirilmiş parlamenter sistemine geçiş yapmakla beraber yerel yönetimlerin güçlendirilmesi önemlice arz edilmekte. Özellikle kayyum politikaları ve belediyelerin yetkilerini kısıtlayan merkezci anlayışını kalıcı şekilde önlemek maksadıyla Türkiye’nin yedi bölgeleri kültürel ve coğrafik kriterlerle uyarak yeniden düzenleyerek yerel siyaseti bölgesel siyasetle birleşmesi aynı zamanda iktidar-muhalefet rekabetini daha adil şartlarda yürütülmüş olur. Bu noktada bazılarınızda Türkiye’nin bölünmez bütünlüğüne dair endişeler dile getirilebiliyor, zaten federal bir yapının Türkiye’de mümkünatı yoktur. Yukarıda belirtilen öneri daha çok yerel yönetimin reformla ilgilidir ve üniter yapıyı özünde hâla korumakta. Bunun örnekleri Yunanistan, İtalya ve Fransa’da görülebilir. Özellikle Fransa modelini Türkiye’de uygun olacağını düşünüyorum. Bu bağlamda 1970’li yıllarda olduğu gibi yeniden ikinci bir Meclis yapısı tesis edilmelidir. Halihazırda bulunan TBMM genel siyasetini temsil ederken, adını şimdilik koyduğum Ankara’daki “Yerel Temsilciler Meclisi” aynı şekilde belirli kanun teklifleri sunup yasamada yerel yönetimin temsiliyetini sağlar. Öte yanda TBMM’e sunulan kanun tekliflerinin YTM’de oylanması, olası bir yasa teklifinin reddedildiği anda yeniden TBMM’e geri göndermek suretiyle revize edilmesi, ikinci bir oylamada ret oyunun çıkmasında yasa teklifinin kabul edilmediği bir yasama organı demokrasimizi uzun vadeli kalıcı tutulacaktır. Benden şimdilik bu kadar, fikirlerimin bu platformda ilgi görme dileğiyle.

06.05.2020 / 18:03

5
Cengiz Abanoz Rize , Öğrenci

Ben 17 yaşında bir gencim ülkedeki sorunları say say bitmez ama hepsinin temel kaynağına halkın bilinçsizliği denebilir bilmiyorum sadece ben mi diyorum ama bence halkın sorgulamaması noluyor ulan! Demeyişi sayesinde şuan bu durumdayız bence köy enstitüsünü ilerledik güçlüyüz şubu demeden geri açmalıyız halka parasını vergisini yönetimini kısacası herşeyini sorgulaması gerektiğini göstermeliyiz.

06.05.2020 / 22:18

5
Muhammet Varışlı Hatay , Öğrenci

Merhaba sevgili deva gönüllüleri.Ben daha önce siyasetle ilgilenmeyen biri olarak sizlerle fikirlerimi paylaşmak isterim.Eminim sizde farkındasınız yapılan baskılar,önüne set çekilen özgürlüklerimiz,halkımızın içinde yaşadığı yoksulluk,yoklukve sefalet,ülkenin başındakilerin gırtlaklarına kadar battığı yolsuzluk,rüşvet ve şatafattan dolayı bıçak kemiğe dayandı ve işin ehli olacaklarını düşündüğüm ve ülkedeki yüksek tansiyonu ve kutuplaştırmayı bitirecek bir ekip kuran ali babacan ve ekibinin safında demokrasi ve atılım partisi saflarında yer almayı tercih ettim.Ben şanlıurfalıyım ve kürdüm çok iyi çalışırsak kendimizi bu bölgede halkımıza iyi anlatabilirsek hdp ve akp arasında sıkışan halkımızın bir kurtuluş olarak demokrasi ve atılımpartisini tercih edeceklerine adım gibi eminim.İnşallah şanlıurfa il teşkilatında çalışacak arkadaşlar ile en yakın zamanda buluşur ve şimdiden seçim çalışmaları yapmaya başlarız.GENÇLER YOLUMUZ UZUN FAKAT SONUNDA KAZANAN TARAF BİZ VE ÖZGÜR DÜŞÜNCELERİMİZ OLACAK.ARTIK KORKMAK YOK HALKIMIZ BİZLERDEN BİR ÇIKIŞ YOLU BEKLEMEKTE.SEVGİLER...

07.05.2020 / 12:16

5
Emine Kösen Şanlıurfa , Mühendis

Muhterem Beyefendiler, Hanımefendiler, Artık uyanın! ABD Doları bazında kişi başına düşen milli gelir 2008 yılı seviyelerine gerilemiştir! 1954 yılında ülkemizde kişi başına düşen milli gelir 170 ABD Doları iken aynı yıl Güney Kore'nin kişi başına düşen milli geliri 130 ABD Doları idi. Bugün Güney Kore'nin kişi başına düşen yıllık milli geliri 40 bin ABD Doları; ülkemizde ise kişi başına düşen yıllık milli gelir sadece 8 bin ABD Doları; yıllardan beri "orta gelir grubu tuzağından" çıkamıyoruz. Bunun en büyük nedeni 2002 yılından beri ülkeyi yöneten siyasi zihniyet ve bu malum zihniyetin muhterem Bahçeli Beyefendi gibi destekçileridir. Ilk demokratik seçimlerde muhterem Bahçeli Beyefendi ve onun zihniyetinde olanlar "sadece avuçlarını yalıyacaklardır." Nasıl geçmişte CHP, AP, ANAP ya da DYP gibi siyasi partiler seçimlerde -hiç beklemedikleri- yenilgileri almışlarsa, MHP ve AK Parti'de benzer akibeti yaşayacaktır. Ilk demokratik seçimlerde AK Parti + MHP ortaklığı sandığa gömülecektir. Demokratik çözüm:Yeni Anayasa. Ülkenin 1950 lerden beri içinde bulunduğu açmazdan (orta gelir grubu tuzağından) kurtulmasının yolu: yasama, yürütme, yargı erkleri arasındaki tam bağımsızlığın tesis edilmesi; en yüksek ve tek iradenin TBMM de olduğu, "çoğulcu parlamenter demokratik rejimin" oluşması için yeni Anayasa'nın “uzlaşma” ile hazırlanıp 2021 yılında halk oylamasına sunulması. Özetle, mevcut siyasi rejim ülkenin HAYRINA değildir. Mevcut siyasi rejim devam ettiği sürece ülkemiz hiç bir zaman "orta gelir grubu tuzağından" çıkamaz! Ve mevcut siyasi rejim devam ederse, ülke, popülist siyasilerce ve onların oligarşi ve plutokrasi yandaşları tarafından, yarı-otokrasiye, tam-otokrasiye, diktatörlüğe ve hatta despotik tiranlık rejimine doğru sürüklenebilir...

08.05.2020 / 00:44

5
Salih Onganer İzmir , Mühendis

Eğer bir insan bir devletin vatandaşlık hakkına sahipse o devlet o kişinin butun hak hukuk ve düşünce özgürlüğü kısıtlaması gerekiyor, Şimdi ben sosyal medyayı dilediğim gibi ahlaki kurallar içinde kulanamiyorm,

09.05.2020 / 08:27

5
Sihat Gündüz Şırnak , Çiftçi