Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metinleri

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem (28 Şubat)

ÖNSÖZ

Toplumu en geniş yelpazede temsil eden altı siyasi parti olarak, bizler, Türkiye’nin yıllardır gör- meyi umut ettiği tarihi bir çalışma için bir araya geldik.

Ülkemiz, Cumhuriyet tarihinin en derin siyasi ve ekonomik krizlerinden birini yaşamaktadır.

Toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunlar her geçen gün artarak etkisini ağır bir biçimde göster- mektedir. Bu krizin en önemli sebebi kuşkusuz, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” adı altında uygulanan keyfi ve kural tanımaz yönetimdir.

Hepimizin ortak sorumluluğu, uzlaşarak ve birlik içinde bu krizi aşmak, derin sorunlarımızı de- mokratik siyasetin alanını güçlendirerek, çoğulculuk ve katılımcılık temelinde çözebilmektir.

Bu inanç ve kararlılıkla, demokratik hukuk devletini hâkim kılmak amacıyla Güçlendirilmiş Parla- menter Sistem Mutabakat Metni üzerinde demokrasinin temel ilkeleri olan istişare ve uzlaşmayı esas alan yoğun bir çalışma gerçekleştirdik.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metnini hazırlayan partiler olarak bizler, etkin ve katılımcı bir yasama, istikrarlı, şeffaf ve hesap verebilir bir yürütme, bağımsız ve tarafsız bir yargı ile kuvvetler ayrılığının tesis edildiği güçlü, özgürlükçü, demokratik, adil bir sistem inşa etme kararlılığı içindeyiz.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile geçmişe dönmeyi değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin köklü devlet ve Cumhuriyet tecrübesinin demokrasi ile taçlandırıldığı yeni bir sisteme geçmeyi hedef- liyoruz.

Biliyoruz ki Türkiye’nin istişare ve uzlaşı ile çözülemeyecek hiçbir sorunu yoktur. Önemli olan, tüm farklılıklarımızla beraber “biz” düşüncesini, temel hak ve özgürlüklerin Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği normları çerçevesinde güvence altına alındığı, bireylerin eşit ve özgür vatandaş olarak düşüncelerini özgürce ifade edebildiği ve inandığı gibi yaşayabildiği demokratik bir Tür- kiye’yi inşa etmektir.

Öte yandan hedefimiz; kamu yönetiminde şeffaflık, eşitlik, tarafsızlık ve liyakatin sağlanması, yolsuzlukla etkin mücadele edilmesi, Siyasi Etik Kanunu ile siyasi makamların millete hizmetten başka bir amacının olmamasının güvence altına alınmasıdır.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile “Yarının Türkiyesi”ni inşa etmek için milletimizin talepleri doğrultusunda önemli bir adım attık. Ülkemize adalet, barış, refah ve huzur getirmesi inancıyla bu sistemi hayata geçirmeyi taahhüt ediyoruz.

I. GİRİŞ

A. CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİNE NASIL BİR ORTAMDA GEÇİLDİ?

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine 16 Nisan 2017 referandumu ile geçilmiştir. Türki- ye siyasi tarihinin en önemli anayasa değişikliklerinden biri olmasına rağmen referandum süreci, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen olağanüstü hal şartlarında ger- çekleşmiştir. Sistemin hüviyeti, içinde bulunduğu kriz halinin ruhunu yansıtmaktadır. Bu sebeple, milli iradenin sağlıklı bir şekilde sandıkta tecelli etmesi de mümkün olmamıştır.

Darbe girişimi ardından iktidar, otoriter tutum, ayrıştırıcı ve güvenlikçi siyasal dil ile top- lumda endişe ve kutuplaşmayı arttırmış, OHAL’i de antidemokratik bir iktidar yapısını oluşturmak için bahane ve araç olarak kullanmıştır. Bu dönemde demokrasinin asli ge- reği olan çoğulculuk ve uzlaşma ilkeleri yok sayılmış, anayasa değişikliği geniş toplum kesimleriyle, siyasi partilerle, sivil toplum kuruluşlarıyla, üniversitelerin anayasa kürsü- leriyle ve barolarla müzakere edilmemiştir.

İki partinin genel başkanları tarafından oluşturulan dar bir komisyon ile hazırlanan bu anayasa değişikliği, toplumsal bir sözleşmede olması gereken kapsayıcı bir bakış açısın- dan oldukça uzak şekilde Meclis gündemine getirilmiş, 41 gün gibi kısa bir sürede komis- yond ve Genel Kurul’da demokratik bir biçimde müzakere edilmeden kabul edilmiş ve alela ele referanduma sunulmuştur.

Devletin tüm imkanları “Evet” kampanyası için seferber edilmiş, muhalefet partileri ile sivil toplum örgütler toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakları kısıtlanmış, farklı görüşle medya bargosu uygulanmıştır. Yapılan referandumda malı oy- lama sonucuna göre %51,41 ‘kabul’ yanında %48,59 ‘hayır’ gibi toplumun eyse ya- rısının reddettiği bir anayasa değişikliği kabul edilmiştir.

B. CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ NEDEN YANLIŞ?

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, yönetimde kişiselliğe ve keyfiliğe yol açmış; Cum- hurbaşkanı’na yasama, yürütme ve yargıyı güdümü altına alan çok geniş ve denetimsiz yetkiler tanıyarak otoriter bir yönetim yaratmıştır.

Anayasal devlet; kuvvetler ayrılığına dayanan, yürütme gücünün sınırlandırıldığı, denge ve denetlemeyi teminat altına alan, yargının bağımsız olduğu, temel hak ve hürriyetlerin en geniş manada tanındığı ve kurumsal aklın günübirlik düşüncenin önüne geçtiği bir sistemdir. Bizler, anayasal devlet anlayışına aykırı, demokratik hukuk devletini teme- linden zedeleyen ve egemenliği şahsileştiren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine karşı çıkıyoruz.

1. Yürütme

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde gerçek anlamda denge ve denetleme mekaniz- maları öngörülmemiştir. Yürütme yetkisi tek bir kişide toplanmış, Cumhurbaşkanlığı ka- rarnamesi çıkarma yetkisi ile yasama etkisiz kılınmış, atama yetkileri ile de yargı bağım- lı hale getirilmiştir. Böylece kişiselleşen bir iktidar yapısı ortaya çıkmıştır.

Cumhurbaşkanı, tek imza ile her türlü işlemi yapabilme yetkisi ile donatılmıştır. Bu durum Cumhurbaşkanı’nın her konuda söz söylemesine, karar vermesine ve imza atmasına yol açmıştır. Bu sistem, bakanları ve kamu bürokrasisini yetkisiz kılmış, sorumluluk al- malarını engellemiş ve sağlıklı bir kamu yönetiminin oluşmasına engel olmuştur.

Anayasa’daki tarafsızlık yeminine rağmen, Cumhurbaşkanı parti genel başkanlığına devam etmiştir. Dolayısıyla parti genel başkanlığı ile dev- let ve hükümet başkanlığı tek kişinin şahsında birleşmiş, partili Cumhur- başkanı, ülkenin sorunlarını daha da derinleştirmiştir.

Cumhurbaşkanı’nın “geri gönderme yetkisi” bu sistem ile “veto yetkisi”- ne dönüşmüştür. Cumhurbaşkanı tarafından Meclis’e iade edilen kanun- lar ancak üye tam sayısının salt çoğunluğu ile kabul edilebilmektedir. Böylece Cumhurbaşkanı Meclis’in kanun yapım sürecini sınırlandırabile- cek ve hatta engelleyebilecek bir yetkiye sahip olmuştur.

Üst düzey kamu görevlilerini atama ve görevden alma yetkilerinin ta- mamı Cumhurbaşkanı tarafından kullanılmaktadır. Bu durum, yürütme yetkisinin Cumhurbaşkanının şahsında toplanarak merkezileşmesine, kurumların geri planda kalmasına, bürokraside liyakat ve hiyerarşinin ortadan kalkmasına neden olmuştur.

2. Yasama

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile Meclis’in yasama fonksiyonları yürütme ile pay- laşılmış, yasamanın denetim fonksiyonu işlevsiz hale getirilmiştir.

Cumhurbaşkanı’na tanınan kararname yetkisi ile münhasıran Meclis’e ait olan yasama yetkisi Cumhurbaşkanı tarafından kullanılır hale getirilmiş, bu durum kuvvetler ayrılığı ilkesini yürütme lehine bozmuştur.

Yasamanın yürütme üzerindeki denetim fonksiyonları fiilen yok edilmiştir. Gensoru ve bakanlara sözlü soru sorma yetkisi kaldırılmıştır. Yine yasamanın en etkili denetim araç- larından olan meclis soruşturması, yeter sayılarının arttırılması nedeniyle işletilemez hale getirilmiştir.

Yasamanın millet adına kullandığı devredilemez bütçe hakkı ortadan kaldırılmıştır. Bu hak, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile Cumhurbaşkanı’na geçmiş, Cumhurbaşkanı tarafından hazırlanan bütçenin reddedilmesi halinde bir önceki yılın bütçesinin yeniden değerleme oranı ile yürürlüğe gireceği kabul edilmiştir. Böylece Meclis’teki bütçe mü- zakerelerinin ve bütçenin reddedilmesinin yürütme üzerinde hiçbir anlamı kalmamıştır.

3.Yargı

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle partili Cumhurbaşkanı, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığını yok etmiştir. Hakimler ve Savcılar Kurulu, Cumhurbaşkanı’na tanınan doğ- rudan ve dolaylı atama yetkileriyle, yürütmenin vesayetine girmiştir.

Hâkimin görevini icra ederken iç ve dış etkenlerden tamamen arınmış şekilde objektif kriterlere ve vicdanının sesine uyarak karar verebilmesi anlamına gelen hâkimlik temi- natı, etkili şekilde güvence altına alınmamıştır. Oysa hâkimin coğrafi teminatının olma- dığı bir yargı düzeninde, yargı bağımsızlığından söz edilemez.

Anay sa Mah emesi’nin iktidarın baskı ve tehdidi altında olması ve üyelerinin neredey- semamınındoğrudandolaylıolarakCumhurbaşkanıtarafındanatanması,Yüksek Mahkeme’nin bağımsızlığını ve tarafsızlığını zedelemektedir.

Anay sa Mah emesi’ne pılan üye atamaları siyasi saiklerle yapılmaktadır. Böylelikle yürütmeye bağlı bir Anayasa Mahkemesi hedeflenmektedir. Yürütmenin ndirmesi ile Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının uygulanmaması ve Anayasa’ya aykırı tavır sergi- leyen alt derece yargıçlarına Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından i apılmaması hatta terfi yoluyla ödüllendirilmesi, anayasal devlet iddiasını boşa çıkarmaktadır.

C. YENİ BİR SİSTEM ÖNERİYORUZ

Bizler, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem önerimizle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Siste- mini sona erdirirken geçmişe geri dönmüyor, hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığı esasına dayanan yeni bir sisteme geçiyoruz.

Türkiye, parlamenter demokrasi bakımından köklü bir geçmişe sahiptir. Kesintiye uğra- yarak halkın iradesinin engellendiği dönemler olsa da güçlü bir parlamenter demokrasi kültürüne sahibiz.

Bununla birlikte ülkemizde hiçbir zaman gerçek anlamda çoğulcu demokrasiye geçiş de mümkün olmamıştır. 1921 Anayasası’nın nispeten kapsayıcılığının peşinden kurulan Tür- kiye Cumhuriyeti devleti, sonraki anayasalarında daha dar kalıplara girmiştir.

1961 Anayasa’sı, birçok yeni ve önemli düzenleme getirmiş olsa da çok partili siyasi ha- yatımıza sekte vuran bir askeri darbenin ardından hazırlanmıştır. Buna bağlı olarak da silahlı kuvvetler başta olmak üzere, bazı bürokratik kurumlara demokrasi ile bağdaş- mayacak yetkiler tanımış, dolayısıyla bürokratik vesayet düzenine sebep olmuştur. Ör- neğin, MGK üzerinden yürütmenin etkinliği zaafa uğratılmış, siyasi faaliyetlerin dar bir perspektif ile denetlenmesi neticesinde anayasa yargısı tarafından pek çok siyasi parti kapatılmış, yasama ve yürütme vesayet altına alınarak zayıflatılmış, siyaset müessesesi istikrarsızlığa mahkûm edilmiştir.

Reform önerimiz ile 1961 Anayasası’nda geçerli olan, bürokratik kurumların, siyaset üze- rinde bir vesayet makamı olarak kurgulanmasını reddediyoruz. Denetim adı altında, milli irade üzerinde vesayet kuran anlayışı geride bırakarak, hukuki denetime tabi güçlü ve etkin bir siyaset ve iktidar perspektifini benimsiyoruz.

Anayasası da yine bir darbe dönemi ürünüdür. Önceki Anayasa’da yer alan bürokratik kurumları ve vesayetçi bakışı korurken, temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan hükümler öngörmüştür. Bu Anayasa’da Cumhurbaşkanlığı makamının sorumluluğu olmamasına karşın yetkileri çok geniş tutulmuştur.

Reform önerimizle siyasi aktör, kurum ve faaliyetleri baskı altına alarak etkisizleştiren, yönetimde kilitlenmeye zemin hazırlayan, parlamento çoğunluklarını ve onun içinden doğan hükümetleri çalışamaz hale geti- ren, böylece seçim mekanizmasını göstermelik bir oyuna dönüştüren bu vesayetçi anlayışı ve melez hükümet modelini de reddediyoruz.

16 Nisan 2017 referandumuyla geçilen Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sis- teminde ise Meclis tamamen göstermelik bir kuruma dönüşmüş, tüm kararlar tek kişinin yetkisine verilmiş, yürütme üzerindeki eksik denetim mekanizmaları dahi yok edilmiştir.

Bizler geçmişin bu dar kalıplarını reddediyoruz. Geçmişin tecrübelerin- den istifade ederek geçmiş uygulamaların ortaya çıkardığı demokrasi sorunlarına ve vesayetçi uygulamalara imkan vermeyecek, milli iradenin tecelli ettiği, yargının bağımsız olduğu, yürütmenin istikrarlı bir şekilde kurallara bağlı olarak ülkeyi yönettiği, temel hak ve özgürlüklerin temi- nat altına alındığı, kurumsal kültürün hakim olduğu bir kamu yönetimi temin edecek Güçlendirilmiş bir Parlamenter Sistemi inşa ederek Tür- kiye Cumhuriyeti’nin köklü devlet ve Cumhuriyet tecrübesini demokrasi ile taçlandırmayı hedeflemekteyiz.

Bu yeni bir başlangıç ve yeni bir inşadır.

D. NEDEN GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM?

Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en derin siyasi ve ekonomik krizlerinden birini yaşamak- tadır. Toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunlar her geçen gün artarak etkisini ağır bir biçimde göstermektedir. Eğitimden sağlığa, ekonomiden adalete, özgürlükten güvenliğe akla gelen her alanda yaşanan çok yönlü kriz hali, vatandaşların sadece gündelik hayat- larını olumsuz etkilemekle kalmamakta, geleceğe yönelik umutlarını da yok etmektedir.

Bu krizin en önemli sebebi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı altındaki keyfi ve kural tanımaz sistemsizlik ve yozlaşmış iktidardır.

Bizler, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni’ni hazırlayan altı siyasi par- ti olarak, cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırmak, adaleti tesis etmek, farklılıklarımızı zenginlik kabul ederek bir arada özgürce yaşamak, toplumsal huzuru ve barışı sağlamak, tüm vatandaşların insan onuruna yaraşır bir hayat sürmesini güvence altına almak, ço- ğulcu, demokratik bir Türkiye inşa etmek ve gelecek nesillere bu değerleri emanet etmek için bir araya geldik.

Dünyanın ve ülkemizin demokrasi tecrübeleri ışığında bizler, ortak akıl ve uzlaşı ile ha- zırladığımız Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem önerisi ile özgürlükçü demokratik bir hukuk devleti tesis etmeyi hedefliyoruz.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem, devletin karşısında bireyin “zayıf” konumda olma- sının önüne geçerek, bireyin kendini tanımlamasına ve belirlemesine imkân tanıyan, “in- sana araç değil, amaç olarak” bakılmasını ve davranılmasını sağlayan özgürlükçü bir sistemdir.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem, devletin tüm kurumlar r p tüm vatandaşlarına eşit mesafede olduğu çoğulcu bir sist

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem, yasamanın yürütmeyi etkin şekilde den tlediği ve millet iradesinin en yüksek oranda temsil edildiği, hükümet istikrarının sağlandığı ve yü- rütmenin yasama önünde hesap verdiği, yargının tam anlamıyla tarafsız ve bağımsız ol- duğu, kuvvetler ayrılığının güçlü bir şekilde tesis edildiği bir sistemdir.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, düş özgürce ifade edildiği, din ve vicdan özgürlüğünün, basın özgürlüğünün, ka- dın haklarının, çocuk haklarının, çevre haklarının tam anlamıyla korunduğu özgürlükçü bir sistemdir.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem, kamu yönetiminde eşitlik, tarafsızlık ve liyakatin sağlandığı, yolsuzlukla etkin mücadele edildiği, düzenleyici ve denetleyici kurumların bağımsızlıklarının sağlandığı, yükseköğretim kurumlarının demokratikleştirildiği, adil ve tarafsız bir sistemdir.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem, siyasi makamların millete hizmetten başka bir ama- cının olmadığı, bunu da yeni hazırlanacak Siyasi Etik Kanunu ile güvence altına alan şef- faf ve hesap verebilir bir sistemdir.

Ortak idealimiz olan Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi, tüm milletimize ve gelecek nesillere huzur ve barış getirmesi inancıyla hayata geçirmeyi taahhüt ediyoruz.

II. GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEMİN TEMEL ESASLARI

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile katılımcı, özgürlükçü ve çoğulcu demokrasinin gereklerine uygun, kuvvetler ayrılığı ilkesi ile etkin denge ve denetleme mekanizmaları- na dayanan bir hükümet sistemi modeli amaçlıyoruz.

Hükümet sistemimizde, temsilde adalet ile yönetimde istikrar ilkelerini eşit şekilde esas almaktayız. Ülkemizin geçmişte yaşadığı acı tecrübelerden hareketle Meclis’i güçlendi- rirken hükümeti zayıflatmama, hükümeti güçlendirirken de Meclis’i zayıflatmama ka- rarlılığı içerisindeyiz.

Önerdiğimiz bu sistemde birey, temel hak ve özgürlükler ve sivil toplum güçlendirilmek- te; yasama etkili, yürütme ve kamu idaresi ise hesap verebilir hale getirilmekte, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin güvenceler tam olarak tesis edilmektedir.

A. DEVLETİNTEMELORGANLARININ GÜÇLENDİRİLMESİ

1. ETKİLİ VE KATILIMCI YASAMA

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemin kalbi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin temsil yeteneği arttırılacak, kanun yapma ve yürütmeyi de- netleme işlevleri etkili kılınacaktır. Böylece yasama organının daha de- mokratik, daha etkin ve daha verimli olması sağlanacaktır.

Ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nde katılımcılık ön plana çıkarılacak, Meclis’in bütçe hakkı tesis edilecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni her açıdan güçlendirmek için parti içi demokrasi ve temsilde adalet ilkeleri tesis edilecek; siyasi partiler ve seçim kanunlarında ya- pılacak düzenlemelerle siyasette şeffaflık ve dürüstlük güvence altına alınacaktır.

1.1. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Giden Yolların Demokratikleştirilmesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri 5 yılda bir yapılacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin temsil gücünü arttırabilmek, temsilde adaleti ve çoğulcu demokrasiyi sağlayarak millet desini clis’e etkili bir şekilde yansıtabilmek ve yürütmede istikrarı temin etmek amacıyla seçim barajı %3’e düşürülecektir.

Seçim sistemi, nispi temsil sistemi olarak uygulanacaktır. Seçim çevreleri belirlenirken yurt dışında mukim 6 milyonu aşan vatandaşımızın doğrudan Meclis’te temsilinin sağla- nabilmesi için yurt dışı seçim çevresi oluşturulacaktır.

Siyasi partilerin faaliyetlerinin, çalışmalarının, kendi iç işleyişlerinin ve karar alma süreçlerinin çoğulcu demokrasinin gereklerine uygun şekilde düzenlenmesi, demokratik işlevlerini yerine getirebilmeleri bakımından büyük önem taşımaktadır.

Bu kapsamda, siyasi partiler ve seçim mevzuatı “Siyasi partilerin faaliyetleri, parti iç düzenlemeleri ve çalışmaları demokrasi ilkelerine uygun olur.” şeklindeki anayasal kurala uygun biçimde ve özellikle parti içi demokrasinin güçlendirilmesi amacıyla yeniden düzktir.

Ayrıca, siyasi partiler hakkındaki yasal mevzuat ve yaptırım hükümleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları ve Venedik Komisyo- nu raporları gibi Avrupa Konseyi standartları ışığında, çoğulcu demokrasinin güvencesini oluşturacak biçimde yeniden düzenlenecektir.

Siyasetin finansmanı konusu gerek özgür ve adil seçimler gerek siyasal etik ilkeleri ba- kımından vazgeçilmez önemdedir. Bu nedenle siyasetin finansmanı şeffaflık, denetle- nebilirlik ve seçim harcamalarının saydamlığı ilkeleri çerçevesinde ayrıntılı biçimde dü- zenlenecektir. Şeffaflık ilkeleri doğrultusunda, siyasi partilere ve adaylara yapılan belirli miktarın üzerindeki bağışların ve seçim dönemlerinde yapılan tüm harcamaların kamu- oyuna açıklanması zorunlu tutulacaktır.

Siyasi partiler arasında adil rekabet koşullarının sağlanması ve demokratik siyasi haya- tın güçlendirilmesi amacıyla en son yapılan milletvekili genel seçiminde en az %1 oy alan siyasi partilerin hazine yardımından faydalanması sağlanacaktır.

Her yıl bütçe kanununda siyasi partilere ayrılan hazine yardımının dörtte biri, yardıma hak kazanan siyasi partiler arasında eşit olarak paylaştırılacaktır. Hazine yardımının geri kalanı, yardıma hak kazanan partiler arasında, en son yapılan milletvekili genel seçimin- deki oy oranlarıyla orantılı olarak bölüştürülecektir.

1.2. Yasama Faaliyetlerinin Etkinleştirilmesi

Meclis çalışmalarında çoğulculuğun sağlanabilmesi için yeni bir Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü hazırlanacaktır. Yeni İçtüzük ile yasama çalışmalarının katılımcı, etkin ve şeffaf şekilde yürütülmesi sağlanacak- tır. Bu kapsamda, komisyonların işleyişi, denetim mekanizmalarının et- kinliği ve muhalefetin söz hakkı demokrasinin gereklerine uygun şekilde düzenlenecektir. Ayrıca, İçtüzüğün değiştirilmesi nitelikli çoğunluk şar- tına bağlanacaktır.

Yasama fonksiyonunun serbest, özgür ve bağımsız şekilde yerine geti- rilebilmesini sağlamak amacıyla yasama bağışıklıkları yeniden düzen- lenecektir. Bu kapsamda, yasama sorumsuzluğunun kapsamı genişle- tilecek ve yasama dokunulmazlığının istisnaları açıkça düzenlenerek belirsizliğe ve keyfiliğe son verilecektir.

1.3. anun pım Süreçlerinin Demokratikleştirilmesi

Demokrasinin özüyle bağdaşmayan, milletvekillerinin parlamenter etkinliklerini zayıfla- tan Meclis içerisinde ılımcılığı, tartışmayı ve müzakereyi etkisiz hale getiren torba kanun uygula asına so verilecektir.

Bakanlar Kurulu’nun kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi, yetki kanununa da- yanmak ve Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından konusu, sınırları ve süresi yetki ka- nununda açıkça belirtilmek şartıyla kabul edilecektir. Ancak temel hak ürlükler, kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyecektir.

Bu yetkinin, Anayasa’da öngörülen sınırlar çerçevesinde kullanılmasını temin etmek amacıyla kanun hükmünde kararnameler, Meclis’in siyasi denetimine ve Anayasa Mah- kemesi’nin hukukilik denetimine tabi tutulacaktır.

Cumhurbaşkanı’nın, Meclis’in yasama işlevini zayıflatan veto yetkisine son verilecek- tir. Parlamentonun yasama işlevi üzerinde önemli bir sınırlandırma aracı olan bu yetki kaldırılacak, Cumhurbaşkanı’nın kanun yapım süreçlerindeki yetkisi, yalnızca bir uyarı niteliği taşıyan “geri gönderme yetkisi” ile sınırlı tutulacaktır.

Yasama komisyonlarının oluşumu ve işleyişi, yasama faaliyetlerinin niteliğini doğrudan etkilemektedir. Bu kapsamda, Meclis komisyonlarında muhalefetin etkili şekilde temsil edilmesi sağlanacak, milletvekillerinin yasama faaliyetlerine yönelik destek hizmetleri arttırılacak ve komisyonlar teknik kapasite bakımından güçlendirilecektir. Ayrıca, komis- yonların çalışma yöntemlerini işlevsel hale getirecek tedbirler alınacaktır.

Kanunların müzakeresinde ve metinlerin olgunlaşmasında komisyon aşamasının ağırlıklı bir yer tutması temin edilecek; bu konuda daha nitelikli kanun yapım sürecinin işletilmesi için teklif ve tasarıların komisyonlarda görüşülmesi esnasında ilgili sivil toplum ve mes- lek kuruluşları ile uzmanların görüşlerine başvurulması sağlanacaktır.

İçtüzük hükümleri ile komisyonlardaki ve Genel Kurul’daki açık görüşmeler canlı olarak yayınlanacaktır.

1.4. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Denetim Yetkisinin Güçlendirilmesi

Yasama organının yürütmeyi denetleyebilmesi, kuvvetler ayrılığının sağlanması bakı- mından bir zorunluluk olduğu gibi parlamenter sistemin sağlıklı işleyebilmesinin de şar- tıdır. Bu yetki, demokrasinin gerçekleştirilmesi hedefi ile de iç içedir. Dolayısıyla, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim için Meclis’in millet adına y en b aksaklıklar karşısında hükümete hesap sorulabilmesini ğlayaca araçlar

ve var olan araçlar etkili kılınacaktır.

Sözlü soru mekanizması belirli bir sürede cevap verilmesi zorunluluğu ile kabul edilecek bu denetim mekanizmasının etkili kılınması sağlanacaktır.

Yazılı soru önergesi mekanizması etkili kılınacaktır. Yazılı soru önergelerine süresi içeri- sinde cevap verilmemesi halinde ilgili bakana yaptırım uygulanması sağlanacaktır.

Hükümet, Başbakan ve Bakanlar hakkında gensoru verme yetkisi tesis edilecektir. Hükümet ile Başbakan hakkında gensoru, yapıcı/kurucu güvensizlik oyu şartına bağlanacaktır.

Genel Görüşme ve Meclis Araştırması mekanizmaları etkili kılınacaktır. Bir yasama yılında en az 20 gün gündemi muhalefet tarafından belirlenen genel görüşmeler açılabilmesi mümkün olacaktır. Böylece Meclis, muhalefet partilerinin seslerini duyurabildiği, millet meselelerinin serbestçe konuşulduğu ve tartışıldığı bir “müzakere organı” haline getirilecektir. Kabul edilen Meclis Araştırması Komisyonu raporlarının takibi için izleme yöntemi belirlenecektir.

Meclis soruşturması mekanizması hem yapısal hem de işlevsel olarak etkili hale getiri- lecektir. Bu kapsamda, gerekli yeter sayılar düşürülerek meclis soruşturması etkinleşti- rilecek ve Meclis’in denetim yetkisi güçlendirilecektir.

Şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin gereği olarak, kamu kurum ve kuruluşlarının da Meclis tarafından etkili şekilde denetlenmesi sağlanacaktır. Bu denetimin işlevsel ola- bilmesi için Meclis denetimi kapsamında davet edilen kamu görevlilerinin davete icabet etmesi zorunlu kılınacaktır.

Meclis Araştırma, Soruşturma ve Denetim Komisyonları’nın yapısı ve çalışma usulüne dair düzenlemelerle bu komisyonların görevlerini etkili ve verimli şekilde yerine getire- bilmeleri sağlanacaktır.

Komisyonların yönetimine ilişkin olarak, Meclis’te yer alan tüm siyasi parti gruplarının adil bir şekilde temsil edilmeleri temin edilecektir.

Komisyon faaliyetlerinin gereğine uygun şekilde yerine getirilmesini temin etmek ama- cıyla Meclis denetimi kapsamında davet edilen herkesin davete icabet etmesi zorunlu kılınacak; komisyonların çalışmalarının niteliğini arttırmak üzere gerekli bütçe ayrılacak, komisyonlara uzmanların ve akademisyenlerin katılımı sağlanacaktır.

Yine bu kapsamda, devlet sırrı ve ticari sır kavramları, Meclis’in bilgi edinme ve denetim yetkilerini engellemeyecek şekilde yeniden tanımlanacaktır.

1.5. Bütçe Hakkının Devredilmezliği

Vat ndaştan lanan vergilerin ne şekilde harcandığının etkili şekilde denetlenebilmesi için Meclis’in bütçe hakkı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin devredilemez bir yetkisi ve denetimaracıolarakdüznlenecektir.Bakanlıklarınvekamukurumlarınınbütçesinin, Pla e Bütçe Komisyonu’nda görüşülmeden önce ilgili komisyonlarda görüşülmesi sağ- lanacaktır.

Ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Kesin Hesap Komisyonu kuru esin he- sap kanun tasarılarının bu komisyonda görüşülmesi sağlanacaktır. Kesin Hesap Komis- yonu’nun Başkanı, ana muhalefet partisinden olacaktır.

Sayıştay raporlarının tamamının Kesin Hesap Komisyonu’na sunulması sağlanacaktır.

2. İSTİKRARLI ve HESAP VEREBİLİR YÜRÜTME

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile Türkiye Cumhuriyeti devletini ve milletin birliğini temsil eden, tarafsız ve siyasi sorumluluğu olmayan Cumhurbaşkanı ile yürütmenin asıl yetkili ve sorumlu kanadı olan, yasama organının içinden çıkan ve Meclis’e karşı siyasi sorumluluğu bulunan Bakanlar Kurulu’ndan müteşekkil bir yürütme organı oluşturula- caktır. Başbakan, Bakanlar ve Bakanlar Kurulu güçlendirilip etkili hale getirilecek ve hü- kümet istikrarını sağlayıcı tedbirler arttırılacaktır.

2.1. Cumhurbaşkanı

Cumhurbaşkanı ile Meclis’in görev sürelerinin ayrıştırılması amacıyla Cumhurbaşka- nı’nın görev süresi 7 yıl olarak düzenlenecektir.

Cumhurbaşkanı’nın hem toplumun farklı kesimleri hem de Meclis’teki partiler karşısın- daki tarafsızlığını tam anlamıyla sağlayabilmek için yalnızca bir dönem için seçilmesi kuralı benimsenecektir.

Cumhurbaşkanlığı makamı, milletin ve devletin birliğini temsil eden, devletin başı sıfa- tıyla temsili görev ve yetkilere sahip, tarafsız bir makam olarak düzenlenecektir. Cum- hurbaşkanı seçilen kişinin varsa partisi ile ilişiği kesilecek ve görevi sona eren Cumhur- başkanı aktif siyasette görev alamayacaktır.

Yürütmeye dair icrai yetkiler, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne karşı siyasi sorumluluğu olan Başbakan ve Bakanlardan oluşan Bakanlar Kurulu tarafından kullanılacaktır.

Cumhurbaşkanı’nın istisnai nitelikte tek başına yapabileceği işlemler Anayasa’da düzen- lenecektir.

Cumhurbaşkanı’nın icrai bir yetkiye sahip olmamasına paralel olarak gö- revi ile ilgili siyasi sorumsuzluğu esas olacaktır. Bununla birlikte, Cumhurbaşkanı’nın hukuki ve cezai sorumluluğuna ilişkin esaslar Anayasa’da düzenlenerek yargılama makamı ve usulü açıkça belirtilecektir.

2.2. Bakanlar Kurulu

Başbakan, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri arasından parlamenter sistem gelenek ve ilkelerine uygun olarak belirlenecektir. Başbakan’ın belirlenmesi bakımından, Cum- hurbaşkanı Meclis’te en çok milletvekiline sahip siyasi partiye hükümeti kurma görevi- ni verecektir. Hükümetin Anayasa’da öngörülen sürede kurulamaması halinde bu görev, milletvekili sayısıyla doğru orantılı olarak diğer siyasi partilere sırasıyla verilecektir.

Bakanlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya ihtiyaç halinde milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından Başbakan tarafından atanacaktır. Bakanlar Kurulu, Başbakanın başkanlığında toplanacaktır.

Yetkide ve sorumlulukta paralellik ilkesi gereğince Başbakan ve Bakanlar Kurulu Meclis’e karşı sorumlu olacaktır. Buna göre Başbakan ve Bakanlar, Türkiye Büyük Millet Mecli- si’ne karşı bireysel ve kolektif olarak sorumlu tutulacaktır.

Hükümetin kurulmasını kolaylaştırmak amacıyla hükümetin kurulmasında basit çoğun- luk, düşürülmesinde ise Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğu esas alınacaktır.

Hükümete istikrar kazandırmak için gensoru ile yapıcı güvensizlik oyu birleştirilecek, hü- kümetin düşürülebilmesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin üye tam sayısının salt çoğun- luğuyla yeni hükümetin seçilmesi şartına bağlı olacaktır. Böylece bir yandan hükümetin düşürülmesi zorlaştırılırken diğer yandan olası hükümet krizleri de önlenecektir. Güç- lendirilmiş Parlamenter Sistemde yeni hükümetin kurulması güvence altına alınmadan mevcut hükümet düşürülemeyecektir.

2.3. Olağanüstü Hal Yönetimi

Cumhurbaşkanı’nın ya da Bakanlar Kurulu’nun tek başına OHAL ilan etme yetkisi olma- yacaktır. OHAL an etme yetkisi Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Ku- rulu’na ait ola aktır. Bu ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin onayına tabi tutulacaktır.

OHAL rejiminin istisnai niteliğinin bir gereği olarak OHAL için öngörülen süreler kısaltıla- cakt

OHALrejimininkeyfibiryönetimedönüşmesineengelolmakamacıylaüstühal kanun hükmünde kararnamelerine hukuk sistemimizde yer verilmeyecektir. Bu kapsamda, olağanüstü halin hukuk devletinin güvenceleri çerçevesinde sürdürülmesini sağla- mak üzere, Olağanüstü Hal Kanunu’nda gerekli düzenlemeler yapılacaktır.

3. BAĞIMSIZ ve TARAFSIZ YARGI

Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesi, adaletin tesisinin asgari şartı, demokratik hu- kuk devletinin güvencesi, hak ve özgürlüklerin teminatıdır. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemde yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını sağlayabilmek ve yargı organlarının hızlı, etkin ve verimli çalışıp adil kararlar verebilmesini temin edebilmek adına Hakimler ve Savcılar Kurulu yeniden yapılandırılacak, yüksek yargı kurulları ile yüksek yargı organ- larının yapıları, bağımsızlıkları ve demokratik meşruiyetleri güçlendirilecek ve yürütme organının müdahalesini engelleyecek tedbirler alınacaktır.

3.1. Yargı Sistemi ile Hakimlik ve Savcılık Mesleği

Yargı bağımsızlığının tesisi için anayasal ve yasal düzenlemelerin yanında yapısal bir dönüşüm gerçekleştirilecektir.

Hakimlik teminatı güçlendirilecek, hakimlere coğrafi teminat güvencesi sağlanacaktır. Hâkimlik mesleği ile savcılık mesleği, tam bağımsızlık için, birbirinden ayrılacaktır.

Hâkimlerin idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığı’na bağlı olduğuna ilişkin Anayasa hükmü kaldırılacaktır.

Hakimlik ve savcılık meslekleri arasında geçiş ancak ilgilinin rızası ile mümkün olacaktır. Cumhuriyet Başsavcılığı’na bağlı Adli Kolluk Teşkilatı kurulacaktır.

Hâkim ve savcıların mesleğe kabullerinde ve yükselmelerinde objektif kriterler esas alı- nacaktır.

Özel yargılama usullerine ve özel yetkili mahkeme uygulamasına son verilecektir.

Sulh Ceza Hakimlikleri’nin görev, yetki ve işleyişleri hukuk devletinin gereklerine göre yeniden düzenlenecektir.

Tutuklamanın istisna olması ilkesinin titizlikle uygulanması için gerekli tedbirler alına- caktır.

Hukuk eğitiminin kalitesini yükseltmek amacıyla hukuk fakülteleri sayısı azaltılacak aka droları ve müfredatı hususlarında kapsamlı iyileştirmel yapılacaktır.

Yar her aşamasında ve duruşma salonlarının düzeninde iddia ve savunma ara- sında “silahların eşitliği” ilkesinin uygulanması sağlanacaktır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması, hu- kuk devleti ve anayasanın üstünlüğü ilkesinin en önemli gereklerindendir. Bu kararların uygulanmaması ya da uygulanmasının geciktirilmesi, hukuki güvenlik bakımından ciddi bir sorundur. Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi iç- tihatları ile uyumlu kararlar alınmasını ve bu mahkemeler tarafından verilen kararların derhal uygulanmasını sağlayacak düzenlemeler yapılacaktır.

Hâkimlerin terfilerinde, kararlarını verirken özenli davranmalarını sağlamak amacıyla verdikleri kararların Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatla- rıyla uyumu temel ölçütlerden biri olarak kabul edilecektir.

Görevini kötüye kullanmak suretiyle Anayasa Mahkemesi veya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği hak ihlali kararına sebep olup devleti tazminata mahkûm ettiren ve zarara uğratan hâkimlere ve savcılara bu tazminat ve zararın rücu ettirilmesi sağlanacaktır.

3.2. Hakimler Kurulu ve Savcılar Kurulu

Yargı sistemi içerisinde farklı görevlere ve konumlara sahip olan hâkimlik mesleği ile savcılık mesleği birbirinden ayrılacak, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) kaldırılacak, Hakimler Kurulu ve Savcılar Kurulu şeklinde iki farklı kurul oluşturulacaktır. Böylece her bir meslek grubu için görevin gereklerine uygun ayrı düzenlemeler ve güvenceler öngö- rülecektir.

Yüksek Yargı Kurulları’na üye seçimi, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının sağlanması ba- kımından önemlidir. Bu çerçevede, yüksek kurullarda çoğulculuğun, hesap verebilirliğin ve demokratik meşruiyetin sağlanması için üyelerin yarısının Türkiye Büyük Millet Mec- lisi tarafından üçte iki nitelikli çoğunlukla seçilmesi öngörülecektir. Nitelikli çoğunluk şartının sağlanamaması halinde üyeler kura yöntemi ile belirlenecektir. Üyelerin diğer yarısı ise Yargıtay, Danıştay, Türkiye Barolar Birliği, adli ve idari yargı birinci sınıf hakim ve savcılar tarafından, kendi mensupları arasından doğrudan seçilecektir.

Bağımsızlık ilkesinin güçlendirilmesi için Adalet Bakanı ve Müsteşarı, Hakimler Kuru- lu’nda yer almayacaktır

Hukuk devleti olmanın gereği olarak Yüksek Yargı Kurulları’nın disiplin kararları da yargı dene mine açık hale getirilecektir.

3.3. Barolar ve Türkiye Barolar Birliği

Avukatlık mesleği, yargılama sürecinin temel unsurlarından biri olarak adalete erişim, temel hak ve hürriyetlerin korunması ve hukuk düzeninin tesisi bakımından hayati öne- me sahiptir. Bu önemi dolayısıyla avukatlık mesleğinin bağımsız ve özgür bir şekilde ye- rine getirilmesi temin edilecektir. Bu kapsamda, yargının kurucu unsuru olan savunma(avukatlık mesleği), anayasal güvenceye kavuşturulacaktır.

Çoklu baro uygulamasına son verilecektir.
Baro ve Türkiye Barolar Birliği seçimlerinde temsilde adalet ilkesi esas alınacaktır.

3.4. Anayasa Mahkemesi

Anayasa Mahkemesi, anayasal düzenin, temel hak ve hürriyetlerin güvencesidir. Bu önemi dolayısıyla Anayasa Mahkemesi’nin görev ve yetkileri genişletilerek güçlü ve et- kili denetim için Mahkeme yeniden yapılandırılacaktır. Temel hak ve hürriyetlerin daha güçlü şekilde korunabilmesi için bireysel başvurunun kapsamı, konu ve başvurulabilecek haklar bakımından genişletilecektir.

Kamu tüzel kişilerinin de bireysel başvuru hakkı kabul edilecektir. Anayasa Mahkemesi organ uyuşmazlığı davaları bakımından da yetkilendirilecektir. Böylece yasama, yürüt- me, yargı organları ile siyasi partiler ya da Anayasa’da düzenlenen kurumlardan biri, bir diğer anayasal organ ya da kurumun anayasal yetkilerini aştığı iddiasıyla Anayasa Mah- kemesi’ne başvurabilecektir.

Mahkemenin artan iş yükü karşısında çalışma usulü iyileştirilerek, bölüm ve üye sayısı arttırılacaktır.

Anayasa Mahkemesi’nin bağımsızlığını etkileyen unsurlardan biri, üyelerin seçilme yön- temidir. Bu çerçevede, Anayasa Mahkemesi’nin üyelerinin Bü et tarafından, Danıştay, Yargıtay, Sayıştay, Türkiye Barolar Birliği ve Üniversiteler rası Kurul tarafından belirlenen üç katı aday içerisinden üçte iki nitelikli çoğunlukla seçilmesi ön- görülecektir.

Üç üye ise üst düzey kamu görevlileri, öğretim üyeleri, en az 15 yıl m sleği icra tmiş ser- best avukatlar, birinci sınıf hakim ve savcılar ile en az 5 yıl raportörlük yapmış Anayasa Ma si raportörleri arasından Cumhurbaşkanı tarafından seçilecektir.

Yar ıştay ve Sayıştay tarafından belirlenecek adayların en az 5 yıl Yüksek Mah- keme üyesi olarak görev yapmış olması şartı aranacaktır.

Mahkeme üyelerinin en az dörtte üçünün hukukçu olması zorunlu olacaktır. Anayasa Mahkemesi’nde iptal davası açabileceklerin kapsamı genişletilecektir. Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki siyasi parti grupları ve Meclis üye tam sayısının onda biri kadar milletvekili tarafından iptal davası açılabilecektir.

3.5. Danıştay ve Yargıtay

Yargıtay üyeleri, Hakimler Kurulu ve Savcılar Kurulu tarafından seçilecektir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Vekili, Yargıtay Genel Kurulu tarafından seçilecektir.

Danıştay üyelerinin dörtte üçü Hakimler Kurulu ve Savcılar Kurulu tarafından, dörtte biri Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından üçte iki nitelikli çoğunlukla seçilecektir.

Yüksek yargı organları üyeleri, yaş hadleri dolana kadar görevlerine devam edebilecek- lerdir.

3.6. Yüksek Seçim Kurulu

Yüksek Seçim Kurulu’nun hukuki niteliğine ilişkin tartışmalar uygulamada çeşitli sorun- lara yol açmaktadır. Bu nedenle, Yüksek Seçim Kurulu Anayasa’da yargı bölümü içerisin- de bir yüksek mahkeme olarak düzenlenecek, kurulun niteliği açıklığa kavuşturulacaktır.

Yüksek Seçim Kurulu, idari ve yargısal görevleri bakımından iki daireye ayrılacaktır.

Yargısal görevi olan kurul bir yüksek yargı organı olarak, idari görevi olan kurulun aldığı kararlara yapılan itirazları da karara bağlayacaktır.

3.7. Sayıştay

Demokratik hukuk devletinin bir gereği olarak hesap verebilirliği sağlamak amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi adına görev yapan Sayıştay, Anayasa’da bir yüksek mahke- me olarak düzenlenecektir. Sayıştay’ın kuruluş ve işleyişine ilişkin esaslar, anayasal gü- venceye kavuşturulacakt Hesap verebilir ve şeffaf bir yönetim anlayışıyla Sayıştay de- netiminin kap amı, tüm amu kurum ve kuruluşlarını içerecek şekilde genişletilecektir.

Üyelerinin tamamı Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından üçte iki nitelikli çoğunlukla seçilecektir.

B. DEMOKRATİKHUKUKDEVLETİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ

Hukukun ve demokrasinin gerekleri ancak bireyin ve sivil toplumun güçlendiği, temel hak ve özgürlüklerin tam anlamıyla güvenceye kavuştuğu, ifade ve basın özgürlüğünün sağlandığı, kanun önünde eşitlik ilkesinin hayata geçtiği, çevre değerlerinin ve haklarının korunduğu, sosyal adaletin gerçekleştiği bir sistemde yerine getirilebilir.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile;

  • Çoğulcu, katılımcı ve özgürlükçü demokrasinin hâkim olduğu bir sistem oluştu-

    rulacaktır.

  • Türkiye’nin hukuka bağlı, herkesin insan onuruna yaraşır bir yaşam sürdüğü ve

    sosyal refah standartlarına ulaştığı bir ülke haline gelmesi sağlanacaktır.

  • Türkiye; kadınların, çocukların, gençlerin ve tüm vatandaşların geleceğe umut-

    la baktığı, toplumsal barış ve huzurun tesis edildiği mutlu bir ülke olacaktır.

  • Kamu yönetimi; hukuka bağlı, liyakate dayanan, hesap verebilir ve sürdürülebi-

    lir bir yapıya kavuşturulacaktır.

    1. TEMEL HAK ve ÖZGÜRLÜKLER

    Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile hukuk devleti ve çoğulcu de- mokratik toplumun gerekleri sağlanacaktır. Bu kapsamda, uluslararası sözleşmeler ve evrensel değerler çerçevesinde temel hakların ve başta ifade ile basın özgürlüğü olmak üzere tüm özgürlüklerin güvence altına alındığı; bireylerin ve sivil toplumun güçlendirildiği, çevre haklarının ve sürdürülebilirliğin sağlandığı, kadın-erkek eşitliğinin tesis edildiği özgür ve demokratik bir Türkiye inşa edilecektir.

    Temel hak ve özgürlükler; dil, din, mezhep, ırk, cinsiyet, siyasi ve sosyal aidiyet farkı gözetmeksizin tüm insanlar için güvenceye kavuşturulacak ve iç hukukumuz uluslararası standartlarla uyumlu kılınacaktır. Öteki- leştirme hissi doğuran tüm uygulamalar ortadan kaldırılacaktır.

1.1. Düşünce ve İfade, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü ile Örgütlenme Özgürlükleri

Çoğulcu ve özgürlükçü demokrasi anlayışı esas alınarak temel hak ve özgürlüklere iliş- kin anayasal ve yasal güvenceler sağlanacak, hak ve özgürlüklerin kullanımına engel teşkil eden uygulamalara son verilecektir.

Düşünce ve ifade, toplantı ve gösteri yürüyüşü ile örgütlenme özgürlüklerinin kullanımını engelleyen ya da ölçüsüz şekilde sınırlandıran mevzuat yeniden düzenlenecek, demok- ratik toplumun gereklerine uygun olarak bu özgürlüklerin üzerindeki her türlü baskıya son verilecektir.

Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yerleşik içtihatları gereğin- ce ifade özgürlüğü şiddete teşvik, nefret söylemi ya da kişilik haklarına saldırı durumları dışında sınırlandırılamayacaktır.

İnternet mevzuatı, uluslararası standartlara uygun olarak ifade özgürlüğünü kısıtlama- yacak ve kişilik haklarını ihlal etmeyecek şekilde yeniden düzenlenecektir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına ilişkin mevzuat, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları ışığında yeniden düzenlenerek bu hakla ilgili bildirim uygulamasının idare tarafından keyfi şekilde kullanılması engellenecektir.

1.2. Din ve Vicdan Özgürlüğü

Din ve vicdan özgürlüğünü güvence altına alan demokratik laik hukuk devleti çoğulcu toplum düzeninin temelidir. Herkesin inancına, kanaatine ve yaşam tarzına saygı duyul- duğu, kişilerin din, inanç ve yaşam tarzı fark etmeksizin özgürce yaşadığı, herkesin kendi kimliğiyle ve kendisi olarak eşit şekilde toplumsal, kamusal ve siyasal yaşama katıldığı bir sistem inşa edilecektir.

1.3. Kadın Hakları

Kadınlar; eğitim, çalışma hayatı ve karar alma mekanizmalarına katılma gibi büyük so- runlarla ve eşitsizliklerl karşı karşıyadır. Çoğulcu demokratik siyasal sistemin inşası ve güçlü bir toplum yapısı için kadının sosyal, siyasal ve ekonomik durumun güçlendiril- mesi esastır.

Bu amaçla toplumun ve yaşamın her alanında, tüm karar alma mekanizmalarında ka- dın-erkek eşitliğini sağlamak ve korumak öncelikli bir devlet politikası haline getirilecek; bu konuda yasal ve yapısal gereklilikler sağlanacaktır.

Kadına yönelik şiddetle etkin şekilde mücadele edilecek, şiddetin önlenmesi adına ulus- lararası sözleşmeler ve ulusal mevzuat hükümleri etkili şekilde uygulanacaktır. Kadına karşı işlenen suçlarla ilgili Türk Ceza Kanunu’nda gerekli düzenlemeler yapılacaktır. Fa- iller için caydırıcı cezalar öngörülecek, cezaların seçenek yaptırımlara çevrilmesi engel- lenerek infazının derhal uygulanması sağlanacak, uygulanan indirim sebepleri yeniden düzenlenecektir.

Eğitim müfredatına ilkokul birinci sınıftan itibaren insan hakları ve kadın-erkek eşitliği dersleri konulacaktır.

Kız çocuklarının eğitim hakkı güvence altına alınacak ve bu hakka erişimin önündeki tüm engeller kaldırılacaktır.

Adaletli bir çalışma hayatı için kadınların güvenceli çalışma, eşit işe eşit ücret, iş-özel yaşam dengesinin kurulmasına yönelik, uluslararası standartlar doğrultusunda, gerekli düzenlemeler yapılacaktır.

1.4. Basın Özgürlüğü

Basın özgürlüğü güvence altına alınacak, basının özgür bir şekilde görev yapacağı gü- venli, çoğulcu ve elverişli bir ortam sağlanacaktır. Bu kapsamda, gazetecilere karşı ceza soruşturmasına gerekçe yapılan mevzuat, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları çerçevesinde yeniden düzenlenecektir.

TRT ve Anadolu Ajansı, bağımsızlık ve tarafsızlık esaslarına göre yeniden yapılandırı- larak bu kurumların görevlerini gereğince ifa etmeleri sağlanacak; keyfi akreditasyon kararları engellenecek, basın kartlarının verilmesinde ve mesleğe kabulde meslek kuru- luşlarının belirleyici olması sağlanacaktır.

Medya sahipliği ve finansmanı şeffaf hale getirilecek, medyada tekelleşme ve kartel- leşmeyi önlemek amacıyla yasal ve yapısal tedbirler alınacaktır. Basında tekel ve kartel oluşmaması ve medya kuruluşlarının denetlenmesi amacıyla Reka Kurumu’na resen inceleme yetkisi verilecektir.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun görevini bağımsız ve tarafs olarak y rine geti- reb içinyasalveyapısaldeğişiklikleryapılacak,kurulunidarivemalibğımsızlığ güvence altına alınacaktır. Kurulun üyeleri, üye yapısında çoğulculuğu sağlamak üzere alanında uzman kişiler ve meslek kuruluşları temsilcileri arasından Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından nitelikli çoğunlukla seçilecektir.

Basın İlan Kurumu’nun yapısı ve üye seçimi basın özgürlüğüne uygun şekilde yeniden düzenlenecek, kurumun görevini bağımsız ve tarafsız olarak yerine getirebilmesi için ya- sal ve yapısal değişiklikler yapılacaktır.

1.5. Sivil Toplum

Sivil toplum, demokratik toplumun asli bir unsurudur.

Sivil toplum kuruluşlarına yönelik ayrımcılığa ve baskıya son verilecek, bu kuruluşların özgürce çalışabileceği güvenli, çoğulcu ve elverişli bir ortam oluşturulacaktır. Sivil top- lum kuruluşlarının faaliyetlerini keyfi bir biçimde engelleyen düzenlemeler kaldırılacak, demokratik toplumun gereklerine uygun düzenlemeler yapılacaktır.

Kamu kuruluşlarının karar alma süreçlerine ve çalışmalarına sivil toplum kuruluşlarının katılımında “açık kapı ilkesi” esas alınacak, bu kuruluşların kamu yararı statüsü ve vergi muafiyeti gibi desteklerden yararlanmasında eşit, adil ve şeffaf bir yöntem uygulana- caktır.

1.6. Sosyal Haklar

Her bir vatandaşımızın insanca bir yaşam sürdürebilmesi şartını sağlayan önlemlerin alınması sosyal devlet anlayışının zorunlu bir gereğidir. Bu kapsamda refahın adil bölü- şümü sağlanacak, sosyal haklar ve devlet yardımları insan onuruna yaraşır hak temelli bir yükümlülük olarak güçlendirilecektir.

Engelli vatandaşlarımızın çalışma hayatı dahil toplumsal hayatın tüm alanlarına tam ka- tılımlarının önündeki engeller kaldırılacaktır.

1.7. Çevre Hakları ve Sürdürülebilirlik

Sağlıklı bir ekosisteme sahip dünyaya doğma hakkı gelecek nesillerin hakkıdır. Oysa küresel ekolojik kriz, hızlı ve yıkıcı etkileriyle her zaman- kinden daha görünür bir sorun haline gelmiştir. Ormanların yok olması, sera gazı emisyonlarının artması, yenilenemeyen kaynakların tükenme- si, su kaynaklarının kirlenmesi, çölleşme, su baskınları ve iklim değişikli- ği gibi çeşitli sorunlara yol açan ekolojik kriz, mevcut ve gelecek nesilleri etkilediği gibi bütün canlı yaşamı ve doğa üzerinde büyük bir tahribata yol açmıştır. Nitekim iklim krizi, aşırı hava olayları, ekosistemlerin yok olması, gıda güvenliği ve temiz su kaynaklarının yok olması, 21. yüzyılda insanlığı tehdit eden temel konular olarak öne çıkmaktadır.

Bu amaçla çevre haklarına ilişkin anayasal ve yasal düzenlemeler ulus- lararası hukukla uyumlu hale getirilecek, Anayasa’da doğal yaşam kay- nakları ve çevrenin korunması konusundaki devletin yükümlülükleri açık şekilde düzenlenecektir.

Devlet, toplum sağlığının korunması ve refahının sağlanması amacıyla içme suyu kaynaklarını, tarım alanlarını, ormanları ve hayvanları koru- makla; hava ve deniz kirliliği ile çölleşme başta olmak üzere diğer böl- gesel iklim krizlerine karşı mücadele etmekle ve düzenli kentleşmeyi sağlamakla yükümlü kılınacaktır.

Tarafı olduğumuz Paris İklim Anlaşması’nda öngörülen küresel ortalama yüzeysıcaklığındakiartışı2dereceilesınırlandavemümkün derecenin altında tutma hedefini gerçekleştirme yönelik etkili d lemeler yapılacaktır. Bu kapsamda enerji sisteminde yenilenebilir enerji ve iklim dostu teknolojilerin oranı arttırılacaktır. Sanayi, ulaşım, inşaat, tarım, a yönetimi gibi çeşitli sektörlerde iklim hedeflerine ulaşmaya yöne dönüşümler gerçekleştirilecektir. Söz konusu hedeflerin sağlan- masına yönelik etkili tedbirler alınacaktır.

Okul öncesi eğitimden başlayarak bireylerde pratik alışkanlıklar oluştur- mayı hedefleyen güçlü bir çevre bilinci verilmesi sağlanacak, çevresel sorunlar hakkındaki toplumsal farkındalık arttırılacaktır.

Yargı sisteminde çevre konusunda uzmanlaşmış yargıçların görev yapacağı “Çevre Mah- kemeleri” kurulacaktır.

2. KAMU YÖNETİMİ

Yürütme organının oluşumunda ve yapısında yapılan değişiklikler ışığında, Güçlendiril- miş Parlamenter Sistem ile adil ve tarafsız bir kamu yönetimi oluşturulacak, idarenin şeffaf ve hesap verebilir olması sağlanacak, yerel yönetimlerin yetki ve sorumlulukları arttırılacak, yolsuzlukla mücadele için yasal ve yapısal düzenlemeler yapılacaktır.

2.1. Kamu Yönetimi İlkeleri

Kamu yönetimi; eşitlik, tarafsızlık, liyakat, hukuka uygunluk, etkililik ve şeffaflık ilkeleri- ne göre vatandaş odaklı bir biçimde örgütlenecektir.

Devletin her kademesinde açıklık, şeffaflık, denetlenebilirlik ve hesap verebilirlik ilke- lerinin gerekleri yerine getirilerek iyi bir yönetişim tesis edilecektir.

Tüm kamu kurumları, fonksiyon ve etkinlikleri gözden geçirilerek ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden yapılandırılacaktır. Paralel tüm kurum ve kurulların faaliyetlerine son verilecektir.

Kamu yönetiminde kadın yöneticilerin sayısı arttırılacaktır.

2.2. Kamuya Alımda Liyakat ve Mülakat

Kamu görevine alınmada her kademede liyakat ve eşitlik ilkeleri hâkim kılınacak, şeffaflık sağlanacaktır.

Mülakat uygulamalarına son verilecek, yazılı sınav sonuçları esas alınacaktır. Yazılı sı- navda en yüksek puan alandan başlamak üzere personel alımı yapılacaktır. Yapılacak işin niteliği gereği sözlü mülakat yapılması zorunlu haller istisnai olarak kanunla düzenlenecektir. Bu sözlü sınavlar- da adaylara yöneltilecek sorular kura usulüyle belirlenecek, sözlü sınav ve mülakatlar kayda alınacaktır. İdarenin her işleminin yargıya tabi ol- ması ilkesi gereğince, ilgilinin sınava karşı yasal yollara müracaatı halin- de bu kayıtlar yargı organı tarafından dikkate alınacaktır.

2.3. Yolsuzlukla Etki Mücadele

Yolsuzlukla etkin mücadele edilebilmesi için toplumsal farkındalık ve duy arttırıla- cak, yolsuzlukla mücadeleye yönelik mevzuat, Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu (GRE- CO)’nun tavsiye kararlarıyla tam uyumlu hale getirilecek; idari, yargı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi denetimi etkinleştirilecektir.

Yolsuzluklara yönelik denetimin etkinliğini arttırmak için ulusal denetim standartları belirlenecektir.

Kamu İhale Kanunu yenilenecek, ihale mevzuatı tek kanunda düzenlenecektir. İhale ve satın alma süreçlerinin kamuoyuna açık bir şekilde yapılması sağlanacaktır. Kamu alım- ları ve ihalelerde rekabeti ortadan kaldıran, ihaleyi istisna, keyfiliği kural haline getiren, yolsuzluk kapısını açık tutan istisna ve muafiyet hükümleri kaldırılacaktır. Kamu ihale- lerinde, ihalenin her aşamasında ve ihale sonrasında eşitlik ilkesine uygun hareket edi- lecektir.

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) yeniden yapılandırılarak mali suçlarla mücadelede daha etkili kılınacaktır.

2.4. Yerel Yönetimler

Yerel ihtiyaçlar, nüfus artışı, çevresel sorunlar ve vatandaşların talep ve beklentilerindeki çeşitlilik, kamu hizmetlerindeki verimlilik ve etkililik dikkate alınarak yerel yönetimlerin yetki ve sorumlulukları arttırılacaktır.

Yerel yönetimlerde iyi yönetişimin gereği olarak demokratik katılım, şef- faflık ve hesap verebilirlik ilkeleri hâkim kılınacaktır. Merkezi yönetimin yerel yönetimler üzerindeki idari denetiminin sınırları açıkça belirlenecek ve yerindelik denetimi anlamına gelen vesayet uygulamalarına son verilerek yeni bir merkez-yerel dengesi kurulacaktır.

Yerel yönetimlerin gelirleri ile ilgili yeniden düzenleme yapılacak, borç- lanma ana gelir kaynağı olmaktan çıkarılacak, yerel yönetimlere genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan pay arttırılacak ve öz kaynaklarını art- tırma imkanı sağlanacaktır.

Seçimle gelenin seçimle gitmesi güvence altına alınacak, yerel yönetimlerde seçme ve seçilme hakkını yok sayan kayyum uygulamalarına son verilecektir.

Seçilmiş yöneticilerin görevlerine bir yargı kararı olmadıkça son verilemeyecektir. Görev suçları sebebiyle hakkında soruşturma başlatılan yerel yöneticilerin geçici olarak görevden  uzaklaştırılmaları da ancak yargı kararı ile mümkün olacaktır. Seçilme yeterliliğini kaybeden ya da geçici olarak görevden uzaklaştırılan belediye başkanı yerine yeni başkan, belediye meclisi tarafından seçilecektir.

Yerel yönetimlerin meclislerinin bütün toplantılarının kamuya açıklığı ilkesi kurumsallaştırılktır.

Kentin geleceğini ilgilendiren önemli karar alım süreçlerine muhtarların, meslek kuruluşlarının, sivil toplumun ve bilim insanlarının katılımı sağlanacaktır.

2.5. Akademik Özgürlük ve Üniversiteler

Yükseköğretimde bilimsel üretimin ve özgür düşüncenin engellenmesine son verilecek, özgür ve çoğulcu bir sistem oluşturulacaktır. Araştırma ve eğitim-öğretimde kalite arttı- rılacak, akademik özgürlüğün tesisi için gerekli güvenceler sağlanacaktır. Üniversitelerin bilimsel özerkliğinin yanında idari ve mali açıdan özerklikleri de anayasal güvence altına alınacaktır.

Yükseköğretim Kurulu kaldırılarak yerine koordinasyon görevi ile sınırlandırılmış ve üye- lerin seçim usulü demokratik meşruiyet esasına dayanan üniversiteler arası bir kurul tesis edilecektir.

Rektör ve dekan atamaları yeniden düzenlenecektir. Buna göre öğretim üyeleri kendi üniversitelerinin rektörünü aday olan öğretim üyeleri arasından seçecektir. Dekanların öğretim üyeleri tarafından yapılacak seçim sonrasında rektör tarafından atanması kuralı benimsenecektir. Dekan adaylarının uzmanlık alanlarının ilgili fakültenin niteliğine uy- gun olması esas alınacaktır.

2.6. Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar

Düzenleyici ve denetleyici kurumların oluşumunda ve çalışmasında iyi yönetişimi sağ- lamak adına liyakat, şeffaflık, tarafsızlık, çoğulculuk, hesap verebilirlik ve ulaşılabilirlik ilkeleri esas alınacaktır. Kurumlar idari ve mali özerkliğe kavuşturulacaktır. Kurumların bağımsızlıklarının tesisi ve yürütmenin müdahalelerine karşı korunmaları için yasal ve yapısal önlemler alınacaktır.

Ku atanacak üyelerin yetkinliklerini nesnel olarak ortaya koyacak kriterler belirlenecektir. Para politikası ve mali politikaların belir- lenmesi ve uygulanması işlevlerini ifa eden kurumların üye ve başkan seçimi, en fazla iki dönem olmak üzere uzmanlık esasına riayet edilerek Bakanlar Kurulu tarafından yapılacaktır.

Bu kişilerin istifa, hastalık vb. nedenler dışında görevden alınmamaları teminat altına alınacaktır. Bunun dışındaki kurumlara yapılacak atamalar ile kurumların denetiminde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin daha elirleyic e etkin olması sağlanacak, kurumların üye yapılarında çoğulculuk esas alınacaktır.

Düzenleyici ve denetleyici kurum personellerinin görevleri sırasında tâbii oldukları yasaklar ile görevden ayrıldıktan sonra kamu görevi ile bağlantılı sektörlerde hangi şartlarda çalışabileceklerine dair ayrıntılı yasal düzenleme yapılacaktır.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası başta olmak üzere, düzenleyici ve denetleyici kurumların bağımsızlığını zedeleyecek hiçbir uygulama ve düzenlemeye müsaade edilmeyecektir.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın tam bağımsızlığının sağlanması için yasal ve ya- pısal önlemler alınacak, bankanın araç ve operasyon bağımsızlığı siyasi müdahalelere karşı korunacaktır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, para politikasının uygulanma- sında tek karar merci olacaktır.

Kamu Denetçiliği Kurumu; tüm kamu kurum ve kuruluşlarını denetim ve resen soruştur- ma yetkileriyle donatılacak, kurumun bağımsızlığı tesis edilecektir. Baş denetçi Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından nitelikli çoğunlukla seçilecektir.

İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, “Paris İlkeleri” gereğince özerk ve uzman bir insan hak- ları koruma ve ilerletme kurumu olarak yeniden yapılandırılacaktır.

Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun çalışmalarını uluslararası alandaki gelişmeler ve Avrupa Birliği’nin Genel Veri Koruma Yönetmeliği (GDPR) kapsamında etkin ve verimli bir şekilde yerine getirmesini sağlayacak tedbirler alınacaktır.

3. SİYASİ ETİK KANUNU

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin, bakanların, kamu görevlilerinin ve siyasi makam sahiplerinin yolsuzluklarını önleyecek mevzuatın ye- tersiz olması ve var olan hükümlerin uygulanmaması nedeniyle siyaset- te şeffaflık sağlanamamış, rüşvet ve yolsuzluklar engellenememiştir. Bu doğrultuda Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin, bakanların, siyasi parti genel merkez yöneticilerinin ve belediye başkanlarının görevlerini yerine getirirken uymaları gereken siyasi etik ilkelerinin düzenlenmesi amacıyla Siyasi Etik Kanunu hazır- lanacaktır.

Bu Kanun’da söz konusu kişilerin etik davranış ilkeleri, görevleri ile bağ- daşmayan işler, mal bildiriminde bulunması, çeşitli çıkar çatışması du- rumlarında beyan yükümlülüğü, hediye alma yasağı ve etkili bir denetim ve yaptırım sistemi hususları Avrupa Birliği Müktesebatı ve ilkeleri ile Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu (GRECO)’nun Tavsiye Kararları’na uygun olacak şekilde ayrıntılı olarak düzenlenecektir.

Kanun kapsamındaki kişilerin görevlerini yerine getirirken; adalet, eşitlik, dürüstlük, ayrımcılık yapmama, objektiflik, açıklık, şeffaflık, hesap verebilirlik, genel yararı gözetme, konum, unvan ve yetkilerini kullanarak kişisel menfaat sağlamama, çıkar çatışması olacak hallerden kaçınma, yasama faaliyetlerini etkilemeye dönük girişimlere ilişkin açıklık ve şef- faflık ilkelerine göre hareket etmesi sağlanacaktır.

Kanun kapsamındaki kişilerin mal beyanlarını yenileme süresi kısaltılarak, 2 yılda bir mal beyanı vermeleri öngörülecektir. Beyan yükümlü- lüğünün kapsamı genişletilerek kişiler görevleri ile ilgili çıkar çatışması oluşturan ya da oluşturabilecek durumları, kendilerine sunulan imkânlar ile bu imkânların kullanım alanları ve görevle bağdaşan işleri de ilgili makama bildirmekle yükümlü kılınacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin ve bakanların davranışlarında kamu yararını gözetmesi, kişisel çıkarla kamu yararının çatışmasından kaçınması sağlanacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin görevleri ile bağdaşmayan işler açıkça düzenlenecek ve yaptıkları işlerden edindikleri gelirlere de beyan yükümlülüğü getirilecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin; yürütme organının teklif, inha, atama ya da onamasına bağlı resmi veya özel işlerde görevlendirilmeleri engellenecektir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri görev süreleri boyunca elde ettikleri gelirleri beyan etme şartıyla serbest meslek ve ferdi işletme faaliyetlerinde bulunabilecektir. Ancak bu görevler esnasında milletvekilliği unvanlarını kullanmalarına izin verilmeyecektir.

Bakanlar, görev süreleri boyunca serbest meslek ve ferdi işletme faaliyetinde bulunamayacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin ve bakanların konuşma ve katılımlarına karşılık ücret veya bağış aldıkları durumlarda belirli bir miktarı aşan meblağlarda beyan yüküm- lülüğü öngörülecektir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve bakanlar, asgari ücretin 1/10 değerinin üstünde değere sahip hediyeleri beyan etmekle yükümlü tutulacak, bu görevlerin kişinin kendisi ya da yakınlarına menfaat sağlama aracı olarak kullanılması önlenecektir. Hediye kabul etme yasağına ilişkin istisnalar yönetmelikte açıkça belirlenecektir.

Kanun kapsamındaki kişilerin beyanlarının doğruluğuna ilişkin etkili bir denetim sistemi oluşturulacaktır.

Siyasi etik ilkelerinin etkili olarak uygulanmasına ilişkin kurumsal yapılanma tesis edile- cektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde grubu bulunan siyasi partiler bünyesinde siyasi etik kurulları oluşturulacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde Siyasi Etik Komisyonu kurulacaktır. Komisyon, milletvekilleri ve bakanlar için siyasi etikle ilgili bilgilendirici çalışmaların yapılması ve siyasi etik kurullarının incelediği başvurulara karşı itirazların incelenmesi konularında görevli olacaktır.

Mecliste grubu bulunan siyasi partilerin oy oranlarına göre temsil edil- diği komisyon, resen ya da başvuru üzerine inceleme ve araştırma yapa- bilecektir. Komisyona olay ve kişiler hakkında somut bilgi ve bulgulara dayanarak herkes tarafından başvuru yapılabilecektir.

Komisyon, siyasi parti gruplarının yüzde oranlarına göre kendi üyeleri içinden bir başkan, iki başkanvekili, bir sözcü ve bir katip seçecektir. Bu seçim, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanan komisyonun, top- lantıya katılanlarının salt çoğunluğunun gizli oyuyla yapılacaktır.

Komis tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve bakanlar hakkında etik ilkelere aykırı davrandığının tespit edilmesi halinde uyarma, kınama, idari para cezası ya da Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni temsil edecek heyetlerde süreli olarak görev alamama kararları verilebilecektir. Mal beyanı yükümlülüğüne aykırı hareket eden Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri hakkında 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yol- suzluklarla Mücadele Kanunu’nun ilgili hükümleri uygulanacaktır. Üyelikle bağdaşma- yan herhangi bir hizmeti veya görevi sürdürmekte ısrar eden üyeler hakkında üyeliğin düşmesine komisyonun bu durumu tespit eden raporu üzerine Genel Kurulca karar verilecektir.

Kurumsal Reformlar Komisyonu Raporu

ALTILI MASA KURUMSAL REFORMLAR KOMİSYONU RAPORU

I. GİRİŞ

Demokratik toplumlar güçlerini; gelenekleri ve müktesebatı olgunlaşmış kurumlardan, esasları katılımcı bir anlayışla oluşturulmuş sağlam kurallardan, sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu politikalardan ve ehliyetli, liyakatli, dürüst kadrolardan alırlar.

Kamu kaynaklarının kullanımı ve dağıtımında şeffaflık ve hesap verilebilirlik asla taviz verilemeyecek bir alan olup, bunun teminatını ise güçler ayrılığı, hukukun üstünlüğü ve herkesin hukuk önünde eşitliği sağlar.

1800’lü yıllardan beri süregelen parlamenter sistem arayışları modern Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile taçlanmış ve darbe dönemleri hariç olmak üzere, ülkemizde yönetimler güçlerini ve meşruiyetlerini parlamentodan almışlardır. Ancak, 2018'den itibaren tecrübe etmeye başladığımız ucube Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, devletin yönetim modeli, kurumsal yapısı, hukuk, temel hak ve özgürlükler ve ekonomi başta olmak üzere tüm alanlarda büyük bir yıkıma yol açmıştır. Bu ucube sistemde Güçler Ayrılığı yerini Güçler Birliğine bırakmış, kurumsal yapılar ve kapasiteler tahrip edilmiş, ehliyet, liyakat ve dürüstlük yok edilerek, ülkemiz yetersiz yandaş kadroların elinde, tek kişinin emir-komutası altına girmiştir. Esasen mevcut tablo yönetmeden ziyade bir yönetememe manzarasıdır. Bunun sonucu da istikrarsızlık, pahalılık, işsizlik ve her geçen gün daha da fakirleşmektir.

Kurumsal yapıdaki bozulma özellikle Türkiye’nin dünya ekonomisindeki değişime uyumunu engellemekte, ekonominin dış etkilere dayanma gücünü zayıflatmakta, fırsatlardan yararlanma bir tarafa, ülkenin dünyadaki yeri ve etkinliğini her geçen gün geri götürmektedir.

Bütün bu sorunların çözümü; acilen Parlamenter Sisteme geçilerek güçler ayrılığı ve hukukun üstünlüğünün tesis edilmesinden, ekonomi başta olmak üzere tüm kurumsal yapının güçlendirilmesinden, stratejik hedefler çerçevesinde toplumun tüm kesimlerini içeren,

istişareye, ortak akla ve koordinasyona dayalı bir kamu yönetimi anlayışının geliştirilmesinden, kaynakların tüm toplum kesimlerinin ortak yararını gözetecek şekilde kullanılmasından, akla ve bilime dayalı politikalara dönülmesinden geçmektedir.

Hedefimiz ekonomimizi içinde bulunduğu ağır bunalımdan çıkarmak, milletimizi huzura ve refaha kavuşturmak, ülkemizi dünyanın saygın ve gelişmiş ülkelerinden biri haline getirmektir.

Bu hedef doğrultusunda altı siyasi parti kapsamlı bir çalışma yürütmektedir. Bu çalışmaların bir parçası olarak liderler tarafından oluşturulması kararlaştırılan “Kurumsal Reformlar Komisyonu”, kamu maliyesindeki gerçek durumun ve geleceğe yönelik yükümlülüklerin tespiti, Ekonomik ve Sosyal Konseye işlevsellik kazandırılması, Merkez Bankası bağımsızlığının teminat altına alınması ve uzun vadeli strateji ve planlamadan sorumlu bir kurumsal yapının oluşturulması konularında çalışmak üzere görevlendirilmiştir.

Bu görevlendirme çerçevesinde komisyonumuzun tam bir mutabakatla hazırladığı bu çalışmayı kamuoyunun takdirlerine saygıyla arz ediyoruz.

II. KAMU MALİYESİNDEKİ GERÇEK DURUMUN VE GELECEĞE YÖNELİK YÜKÜMLÜLÜKLERİN TESPİTİ

Ucube Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçtikten sonra, her alanda kuralsız, keyfi, saydam olmayan uygulamalar artmıştır.

Devletin köklü kurumları tahrip olmuş, liyakat sahibi, tecrübeli bürokratlar tasfiye edilmiş, kritik makamlara, hükümete sadakati esas alan, ehliyetsiz atamalar yapılmıştır.

Devlet ile parti arasındaki çizgi silikleşmiş, yönetimde liyakat değil Saraya sadakat esas olmuştur.

Kurumsal kapasitede yaşanan büyük yıkım sonucunda ağır bir yönetim krizi baş göstermiştir. Delik deşik olan Kamu İhale Sistemi; keyfi, yandaşa teslim özelleştirmeler; şeffaf olmayan ihalelerle dağıtılan, hesapsız garantilerle geleceğimizi ipotek altına alan Kamu Özel İşbirliği modeli; Türkiye Varlık Fonu gibi paralel bütçe uygulamaları ve Merkez Bankası rezervlerinin kural dışı arka kapı yöntemiyle satılması, kamu maliyesini denetlenmeyen, açık ve gizli ağır yükler altına sokmuş, mali disiplin bozulmuştur. Kamunun hesaplarına duyulan güven hızla aşınmıştır.

Kurumsal kapasitesi ve güvenilirliği en ağır yara alan kurumlardan biri de TÜİK olmuştur. TÜİK verilerinin kalitesi, içsel tutarlılığı ve bağımsız hesaplamalarla paralelliği ciddi biçimde kötüleşmiştir. Başta enflasyon olmak üzere işsizlik, büyüme, yoksulluk ve gelir dağılımı gibi temel istatistiklere güven kalmamıştır.

Bu durum, çalışanlarımız, emeklilerimiz, dul ve yetimlerimiz başta olmak üzere tüm yurttaşlarımızda haklarının yendiği gerekçesiyle infiale neden olmaktadır.

Daha da vahimi verilerle oynanması ekonomideki sorunların doğru teşhisini ve tedavisini imkansız hale getirmektedir.

Kamu maliyesindeki tahribatın tam olarak bilinmemesi ve istatistiklerle oynanması ekonomide ciddi bir belirsizliğe neden olmaktadır. Bu ise ekonomide ağır bir güven bunalımına yol açmaktadır. Nitekim, ülkenin risk primi (CDS) 800 baz puanı aşmıştır. Bu, dünyada bizim de içinde olduğumuz ligde en yüksek risk primidir.

Ülkemiz küresel ekonominin sunduğu fırsatları kaçırmaktadır. Ekonominin içsel dayanıklılığı azalmakta, milletimiz hayat pahalılığı altında ezilmekte, hızla yoksullaşmaktadır.

Hükümetin akıl ve bilim dışı uygulamaları sonucu oluşan, faiz, kur, enflasyon kısır döngüsünden çıkmak için yapılan akıl bilim dışı müdahaleler, savrulmayı, belirsizliği ve güvensizliği daha da artırmaktadır.

1970’li yıllarda ekonomiyi çökerten Dövize Çevrilebilir Mevduatın (DÇM) kopyası olan Kur Korumalı Mevduat gibi daha önce denenmiş, başarısız olmuş, vazgeçilmiş uygulamalar milletin Hazinesine büyüklüğü belirsiz maliyetler yüklemekte, ülkenin geleceğini ipotek altına almaktadır.

Altılı Masa olarak, mevcut Hükümetin ekonomide neden olduğu yıkımın, bugün görünenden çok daha ağır olduğunu biliyoruz.

Bu değerlendirmelerden hareketle işe başladığımızda karşımıza çıkacak açık ve gizli tüm yükümlülük ve risklerin belirlenmesi ve ulusal istatistiklerde yaşanan veri kalitesi sorunlarının sağlıklı bir biçimde doğru ve eksiksiz olarak hızla tespiti en acil yapılması gereken işlerden biridir.

Bu çerçevede iktidara gelir gelmez, ilk işimiz Cumhurbaşkanına bağlı, seçkin, liyakatli ve deneyimli denetim personeli ve uzmanlardan, bir Durum ve Hasar Tespit Komitesi oluşturmak olacaktır. Komite kurumlardan veri ve bilgi temini noktasında tam yetkiyle donatılacaktır.

Durum ve Hasar Tespit Komitesi, veri kalitesiyle ilgili sorunları, kamu zararlarını, riskleri ve açık- gizli tüm yükümlülükleri hızla Cumhurbaşkanı’na raporlayacaktır. Strateji ve Planlama Teşkilatı başta olmak üzere ilgili kurumlar bu doğru ve sağlıklı veriler ve tespitler çerçevesinde gerekli

adımları atacaklardır. Komitenin araştırmaları sırasında belirlenen usulsüzlükler ve mevzuata aykırı durumlar yolsuzlukları araştırmak ve soruşturmakla görevlendirilecek Devlet Denetleme Kurulunun, TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu’nun ve Sayıştay’ın çalışmalarına önemli girdi sağlayacaktır.

Türkiye, kuralsızlık yerine kuralın, keyfilik yerine hesap verebilirliğin hakim olacağı yeni bir dönemin şafağındadır.

Bu başlangıç, önümüzdeki dönemde keyfiliğe, kuralsızlığa yolsuzluğa sıfır tolerans gösterileceğinin, kamuda israfın önleneceğinin, istatistiklerle kimsenin hakkının yenmeyeceğinin, ülke kaynaklarının, milletimizin refahı için en etkin ve en verimli şekilde kullanılacağının teminatı olacak, ülkemizde güveni yeniden sağlamaya büyük katkıda bulunacaktır. 

III. EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY’E İŞLEVSELLİK KAZANDIRILMASI

Ekonomik ve Sosyal Konsey, ülke sorunlarının diyalog ve uzlaşma yoluyla ele alınarak tüm kesimlerin ortak menfaatlerinin sağlanması, iş birliğinin kurumsallaştırılarak karar alma mekanizmasına dahil edilmesi amacıyla kurulmuştur.

Konseyin her üç ayda bir Başkanın (2018 yılına kadar Başbakan, daha sonra Cumhurbaşkanı) daveti ile toplanacağı düzenlenmiş olsa da ESK 2009 yılına kadar geçen 14 yılda sadece 19 kez toplanmış, 2009 yılından sonra ise hiç toplanmamıştır.

Kuruluşundan bu yana düzenli toplanamayan ve kayda değer bir karar alamayan ESK; 4641 sayılı Kanuna göre hazırladığı raporları hükümetin yanı sıra, TBMM, Cumhurbaşkanı ve kamuoyuna sunabiliyorken, 2010 tarihli Anayasa değişikliği ile sadece hükümete istişari nitelikte görüş sunan bir yapıya dönüşmüştür.

2018 yılına kadar olan dönemde sekretarya faaliyetini DPT (daha sonra Kalkınma Bakanlığı) yürütmüştür. 2 Temmuz 2018 tarihli ve 703 sayılı KHK ile Konsey üyeleri, yapısı, çalışma usul ve esasları, toplantı periyodu gibi hususlar ilga edildiği ve bugüne kadar Cumhurbaşkanı tarafından gerekli düzenleme yapılmadığı için ESK işlemez durumdadır. Halihazırda sekretarya görevi de zımnen Cumhurbaşkanlığındadır.

Konuyla ilgili yasal düzenleme yapılıncaya kadar ESK toplantılarının 4641 sayılı Kanunun 3. Maddesinin (f) fıkrasına dayanılarak gerçekleştirilmesi mümkündür. Sekretarya işlemlerinin; hem Devlet Planlama Teşkilatı ve Kalkınma Bakanlığı dönemlerindeki deneyim ve arşive sahip olması hem de halihazırda Cumhurbaşkanlığı’na bağlı olması nedeniyle Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından yürütülmesine mani bir durum bulunmamaktadır.

Bu çerçevede iktidara gelir gelmez Ekonomik ve Sosyal Konseyi hemen toplayacağız.

Konseyin İşlevselliğini Artırmaya Yönelik Olarak Yapılacak İşlemler ve Görev Alanları

4641 sayılı Kanun, ESK’nın amacını ekonomik ve sosyal politikaların oluşturulmasında toplumsal uzlaşma ve iş birliğini sağlamak gibi geniş bir çerçevede belirlemiş olmakla birlikte, daha önceki ESK’nın bileşenleri dikkate alındığında, ağırlıkla çalışma hayatına yönelik olarak tasarlandığı görülmektedir. Bu çerçevede, Kanundaki amacına paralel olarak ESK’nın geleneksel olarak öne çıkan çalışma hayatında uyum ve iş birliğinin tesisine ilişkin amacının ötesinde, Birleşmiş Milletlerin açıklamış olduğu Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ekseninde ekonomik ve sosyal kesimler arasında uzlaşma ve katılımcılığı artıran bir yapıya dönüşümü sağlanacaktır.

ESK’yı ekonomik istikrar, kaynak tahsisinde etkinlik, verimlilik, rekabet gücünün artırılması, yoksulluk ve gelir dağılımında eşitsizlik gibi ekonomik ve sosyal sektörleri çapraz kesen konularda farklı kesimlerin politika önerilerinin değerlendirildiği, uzlaşma ve diyaloğun sağlandığı bir platform olarak tanımlıyoruz.

Yeni yapıdaki ESK’nın; tarımsal üretimin artırılması, gıda güvenliği ve yeterliliğinin sağlanması, yeşil ve dijital dönüşümün sağlanması, sanayi ve teknolojik gelişmenin hızlandırılması, çevre, istihdam, toplumsal yaşam ve gençlik, bölgesel kalkınma gibi konularda uluslararası iyi örneklerin ülkemize uyarlanmasını sağlayacak çalışma ve önerilerde bulunması önem arz etmektedir.

Konsey Bileşenleri ve Çalışma Yapısı

  • Etkin sosyal diyaloğun sağlanması amacıyla ve uzlaştırıcı bir yaklaşımla ESK’da görev alan kesimler hükümete yakınlıklarına ve politik kaygılara göre değil temsil güçlerine göre seçilecek, üyeler arasında temsilde adalet sağlanacaktır.

  • Konsey Başkanı; geçiş döneminde Cumhurbaşkanı, Parlamenter sisteme geçildiğinde ise Başbakan olacak, Başkanların katılamadıkları toplantılara tayin ettikleri yardımcıları başkanlık edecektir.

  • Konseyin; 

    − Birisi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu tarafından, 

    − Birisi Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu, Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu ile Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu tarafından,

    − Birisi Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu ile Türkiye Ziraat Odaları Birliği tarafından, olmak üzere üç başkan yardımcısı olacaktır.

     

  • Başkan yardımcıları bir yıl süreyle ve dönüşümlü olarak görev yapacaklardır.

  • Konsey;

    −  İlgili Bakanlar, Müsteşarlar,Başkanlar,

    −  İşçi, İşveren ve Memur Sendikaları Konfederasyonlarının Başkanları,

    −  Kamu veya sivil nitelikteki mesleği temsile yetkili veya bu özelliğe haiz Oda, Borsa, Meclis, Birlik ve Derneklerin Başkanları,

    −  Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu Başkanı,

    −  Öğretim Üyeleri,

    −  Kadın, Gençlik ve Dezavantajlı Grupların temsilcileri,

    −  Cumhurbaşkanı/Başbakan tarafından belirlenecek diğer kamu görevlileri ile STK başkanlarından oluşacaktır.

  • Konsey, biri bütçe süreci başlamadan önce olmak üzere altı ayda bir toplanacaktır.

  • Konseyin sekretarya hizmetleri geçici olarak Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından yürütülecek, bilahare bu görev Strateji ve Planlama Teşkilatına devredilecektir. Teşkilat bünyesinde konuyla ilgili özel bir birim oluşturulacaktır.

  • Konsey bünyesinde çalışma hayatı, sanayi ve teknoloji, tarım, çevre, toplumsal yaşam, dezavantajlı gruplar, kadın ve gençlik gibi çeşitli konularda çalışma grupları oluşturularak, konuyla ilgili tüm kamu ve sivil tarafların katılımı temin edilecek, Konseye görüş ve önerilerini sunmaları sağlanacaktır. Ayrıca bu çalışmalardan bütçe, yıllık program ve planlara girdi sağlayacak şekilde yararlanılacaktır.

  • ESK’nın görev alanıyla ilgili konularda tüm katılımcıların görüş ve önerileri sekretarya tarafından raporlanarak varsa alınmış nihai kararları da içerecek şekilde tüm katılımcı birimler ile TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna iletilecektir.

 

IV. STRATEJİ VE PLANLAMA TEŞKİLATI KURULMASI

Dünya ekonomisi belirsizliklerin, risk ve fırsatların yoğun olduğu bir döneme girmiştir. Ülkemizde bu dönemin gerekleriyle uyumlu stratejileri oluşturacak kurumsal bir yapıya şiddetle ihtiyaç duyulmaktadır.

Öte yandan Ucube Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi sonrasında yaygınlaşan günübirlik, hesapsız, veri ve analize dayanmayan, kurumlar arası işbirliğinden uzak politika geliştirme ve karar alma yaklaşımının yerine, kısa, orta ve uzun vadeli plan ve programlara dayalı, kurumlar arası koordinasyonu esas alan bir yönetim anlayışına geçilmesi gerektiği çok açıktır.

Bu çerçevede, başlangıçta Cumhurbaşkanına, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçildiğinde ise Başbakan’a doğrudan bağlı Strateji ve Planlama Teşkilatı’nı ivedilikle kuracağız.

Bu teşkilat, küresel gelişmelerle bütünleşik olarak, tüm kesimleri kapsayacak bütüncül bir yaklaşımla, sürdürülebilir kalkınma hedefleri ekseninde; ulusal, bölgesel ve sektörel bazda strateji, reform, plan ve programları hazırlayacaktır.

Ülkemizin gelişmişlik düzeyini, milletimizin refahı ve huzurunu artırmaya yönelik bu çalışmalar; verimliliği, yenilikçiliği ve teknolojik gelişmeyi esas alan bir anlayışla gerçekleştirilecektir.

Teşkilat, çalışmalarında akademi, STK ve özel kesimle yakın iş birliği içinde olacak, bunların birikim ve deneyiminden daha fazla yararlanmak amacıyla geçici ve daimi ihtisas komisyonları kuracaktır.

Görevleri:

  • Makroekonomik, sektörel ve bölgesel bağlamda ekonomik ve sosyal hedefleri belirleme ve uygulamada Hükümete danışmanlık yapmak,
  • Uzun vadeli strateji, plan ve programları hazırlamak, izlemek ve sonuçlarını değerlendirmek,
  • Karar alma süreçlerinde tutarlılığı sağlayacak bir model altyapısını oluşturmak suretiyle karar alıcılar için sürdürülebilir hedefleri içeren seçenekleri geliştirmek,

  • Orta ve uzun vadeli perspektifle kamu, özel kesim, sivil toplum kuruluşları ve akademi ile yakın iş birliği ve koordinasyon içinde kurumsal ve yapısal dönüşümü

    sağlayacak reform önerilerini geliştirmek,

  • Kamu kurumlarının stratejik planlarının usul ve esaslarını belirleyerek plan ve programlarda belirlenen hedeflere uygunluğunu kontrol edecek merkezi uyumlaştırma fonksiyonunu yerine getirmek.

    Kurumsal Yapı

    Kurumun organları ve yapısı tüm paydaşlarla daimi ve yaşayan bir ilişkiyi tesis edecek şekilde tasarlanacaktır.

    Strateji ve Planlama Teşkilatı aşağıdaki organlardan oluşacaktır:
  • Merkez Teşkilatı

  • Yüksek Planlama ve Koordinasyon Kurulu (YPK)

  • Ekonomik ve Sosyal Konsey Sekretaryası

  • Dış Temsilcilikler (AB, OECD, DTÖ vb.)

  • Özel İhtisas Komisyonları

    Amacımız gereksiz bürokrasinden uzak duracak ve meselelere stratejik düzeyde yaklaşan dinamik bir teşkilat kurmaktır. Bu anlayışla Kurumun Merkez Teşkilatı dinamik gelişmelere hızla adapte olacak bir şekilde esnek bir çerçevede oluşturulacaktır.

    Kurumsal İşleyiş

    Strateji ve Planlama Teşkilatı faaliyetlerini; katılımcılığı esas alarak, ortak akıl ve istişareyle, sorunların kök sebeplerine odaklanarak, paydaşlarla etkili iş birliği içinde, yerel, ulusal ve uluslararası gelişme ve dinamikleri yakından takip ederek yürütecektir.

    Bu kapsamda;

  • Planda belirlenen stratejik sektörlerde dinamik bir yapıda, daimi ve geçici özel ihtisas komisyonları kurularak iş dünyası, akademi ve sivil toplum kuruluşlarıyla iç içe bir çalışma ortamı sağlanacaktır.
  • Planlama sektör uzmanları, çalışmalarına girdi olmak üzere düzenli aralıklarla ve gündemli olarak saha ziyaretleri yapacak, sektörlerindeki kuruluşlarla fikir- alışverişinde bulunacaktır.

  • Yerel kalkınma anlayışının uygulanması ve geliştirilmesinde motor görevi üstlenecek şekilde yapılandırılacak olan Kalkınma Ajansları; ulusal, bölgesel, kentsel ve kırsal kalkınma arasında tamamlayıcılık ve sinerji oluşturmak üzere yerel sorunlara yönelik geliştirilen politika demetlerinin sonuçlarını, girdi olarak kullanılmak üzere yıllık bazda Teşkilata raporlayacaktır.

  • Proje ömrüyle sınırlı olmak üzere yerli ve yabancı uzmanlar sözleşmeli olarak istihdam edilebilecek, politika üretimi, araştırma ve karar süreçlerinde deneyimlerinden yararlanılacaktır.

  • Uluslararası kurumların ülkemizin uluslararası rekabet gücünü etkileyecek politika ve düzenlemeleri sınırlı sayıda dış temsilciler yardımıyla yerinde ve yakından izlenecek, yeni düzenlemeler ve gelişmeler politika tasarımına girdi oluşturacak şekilde raporlanacaktır.

  • Teşkilat tüm kamu ve özel kuruluşlarla yakın iş birliği içinde çalışacak ve ihtiyaç duyduğu tüm bilgileri ilgili kurumlardan doğrudan toplama yetkisine sahip olacak, tüm kurumlar istenen bilgileri en kısa sürede vermekle mükellef olacaklardır.

    Yüksek Planlama ve Koordinasyon Kurulu (YPK)

    Kamu kuruluşları arasındaki koordinasyon ve ilgili paydaşların kurumsal bir yapıda karar süreçlerine katılımı YPK vasıtasıyla sağlanacaktır.

  • YPK Cumhurbaşkanı/Başbakanın başkanlığında, Hazine ve Maliye, Ticaret, Tarım ve Orman, Sanayi ve Teknoloji, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Ulaştırma ve Altyapı, Çevre- Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanları ile Strateji ve Planlama Teşkilatı Müsteşarından oluşur. Gündeme göre diğer Bakan, Müsteşar ve Başkanlar da toplantılara davet edilebilir.

  • Makroekonomik, finansal, sektörel ve teşvik politikalarının ana esasları YPK’da görüşülür. Bu alanlardaki düzenlemeler YPK’ya ilgili birimlerce hazırlanmış etki analizleri ile birlikte gönderilir. YPK’da onaylanmamış taslaklar TBMM’ye sevk edilemez veya uygulamaya konulamaz.

  • Kamu yatırımlarının sektörel dağılımının belirlenmesi, belirli bir tutarın üzerindeki kamu yatırımları YPK tarafından karara bağlanır.

  • Büyük ölçekli, ekonominin rekabet gücünü artıracak, dışa bağımlılığı azaltacak, yüksek sermaye gerektiren imalat sektörü yatırımları başta olmak üzere devletin katkısıyla gerçekleştirilecek projelere yönelik iş ve iş birliği modelleri ile kamu-özel iş birliği yatırımları ancak YPK kararı/onayı ile uygulamaya konulabilir.

 

V. TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI’NIN KURUMSAL YAPISININ GÜÇLENDİRİLMESİ VE BAĞIMSIZLIĞININ TEMİNAT ALTINA ALINMASI

Fiyat istikrarı ve finansal istikrarı sağlamak sağlıklı ve sürdürülebilir bir büyüme ve kalkınmanın temel yapı taşları arasındadır.

Enflasyonun kalıcı olarak düşük tek haneli değerlere indirilebilmesi için Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) hükümetle birlikte belirlediği enflasyon hedefi ve kur rejimi çerçevesinde elindeki araçları bağımsız şekilde kullanan ve karar alan itibarlı ve etkili bir kurum olması büyük önem taşımaktadır.

Bu doğrultuda;

  • TCMB, temel görevi olan fiyat istikrarına odaklanacak, finansal istikrara da katkı yapacak şekilde faaliyetlerini yürütecektir. Merkez Bankası’na fiyat ve finansal istikrar dışında sorumluluklar yüklenmeyecektir.

  • Merkez Bankası’nın temel görevlerini, araç bağımsızlığını ve üst düzey atamalarını ilgilendiren yasal değişiklikler TBMM’de nitelikli çoğunlukla gerçekleştirilecektir.

  • Başkan ve üst düzey yönetimin atanma süreçleri şeffaflık, ehliyet, liyakat ve ortak aklı esas alan bir zeminde yeniden tasarlanacak, Başkan, Başkan Yardımcıları ve Para Politikası Kurulu (PPK) üyeleri beş yıllık süre için atanacaktır.

  • Başkan, Bakanlar Kurulu Kararıyla, Başkan Yardımları ise Başkanın teklifi üzerine üçlü kararname ile atanacaklardır.

  • Başkan atanmadan önce Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kamuoyuna açık bir değerlendirmeye tabi tutulacaktır.

  • Başkan ve PPK üyeleri en fazla iki defa atanabileceklerdir.

  • Merkez Bankası Kanunu’nda süre tamamlanmadan görevden almaya izin veren haller açıkça belirlenerek, Başkan, Başkan Yardımcısı ve Kurul üyelerinin TCMB Kanunu dışındaki bir düzenlemeye dayalı olarak görevden alınamaması temin edilecektir.

  • Başkan, Başkan Yardımcıları ve PPK üyelerinin atamalarında; dört yıllık eğitim veren fakültelerin ekonomi, maliye, işletme, bankacılık ve finans bölümlerini bitirmiş olma veya bu bölümlerde en az lisans üstü seviyede eğitim görme ve asgari on yıllık mesleki tecrübeye sahip olma şartı aranacaktır.

  • Banka Meclisi belirlenirken üyelerin; finans, sanayi, ticaret ve tarım sektörlerinin dinamiklerine hakimiyetleri arasında denge gözetilecektir.

  • Banka Meclisi ve PPK üyeleri, üniversitelerin talep etmesi durumunda herhangi bir ücret ve ödeme almadan ders verme haricinde bankadaki görevleri dışında hiçbir işle iştigal etmeyeceklerdir.

  • TCMB’nin araç bağımsızlığının beraberinde getirdiği hesap verme yükümlülüğü toplumun tüm katmanlarını kapsayacak şekilde uygulanacak, karar alma süreçlerinin şeffaflığı artırılacaktır. Bu çerçevede;

    -  TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu oturumlarına düzenli olarak yılda iki defa katılım sağlanacak, basına da açık olacak olan sunumlar naklen yayınlanacaktır.

    -  Enflasyon hedefinin tutturulamaması durumunda Bankanın TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna özel gündemle bilgi vermesi sağlanacaktır.
  • Uluslararası döviz rezervleri güçlendirilecek ve rezervlerin kullanımında keyfilik giderilecek, rezerv yönetiminin şeffaf ve hesap verebilir bir çerçevede yürütülmesi sağlanacaktır. Uluslararası rezervlerin şeffaf olmayan bir biçimde satılmasına benzer uygulamaların önüne geçecek düzenlemeler yapılacaktır. Her ne şekilde olursa olsun, rezerv satışları en geç on beş günlük periyotlarla kamuoyuna açıklanacaktır.

  • Kamuoyunda 128 Milyar Dolar olarak bilinen ve halen sürdürülen Merkez Bankası rezervlerinin şeffaf olmayan bir biçimde ve dolambaçlı yollarla satışına ilişkin işlemler idari ve hukuki denetime tabi tutulacak, tespit edilen hata, usulsüzlük, yolsuzluk ve kamu zararının sonuna kadar takibi sağlanacaktır.

  • Hazineye doğrudan kaynak aktarımı suretiyle parasal genişlemeye yol açılmasına, özel sektöre kredi temini yoluyla kaynak tahsisine doğrudan müdahale edilmesine, bankaların bilançolarının kompozisyonuna mikro düzeyde müdahale edilmesine ve serbest kambiyo rejimi ile dalgalı kur sistemine aykırı uygulamalara izin veren yetkilere, işlemlere ve uygulamalara son verilecektir.

  • Merkez Bankası bağımsızlığına müdahaleye ve yetki-sorumluluk çatışmasına yol açan, hiçbir işlevselliği bulunmayan Fiyat İstikrarı Komitesi kaldırılacaktır.

 
  • Finansal istikrarın makro düzeyde daha etkin bir şekilde gözetilebilmesi amacıyla Finansal İstikrar Komitesinin kurumsal yapısı güçlendirilecek, Komite’nin düzenli toplanması temin edilerek, kararlar detaylı biçimde kamuoyuna açıklanacaktır.

  • TCMB ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) arasındaki koordinasyonu daha da güçlendirecek, para ve kredi politikalarının daha uyumlu bir biçimde yürütülmesini sağlayacak uygulamalar hayata geçirilecektir.

  • Makro ihtiyati politikaların asli işlevi doğrultusunda mevcut riskleri azaltmaya ve risk birikimini önlemeye odaklanması sağlanacaktır. Ayrıca, enflasyonla mücadeleyi desteklemek için maliye politikasının bileşimi, yönetilen fiyatlar, üretim yapısı, rekabet ve verimlilik gibi alanlarda gerekli yapısal düzenlemeler hayata geçirilecektir.

  • Son dönemde ayrılmak zorunda bırakılan liyakatli personelin Bankaya yeniden kazandırılması için gerekli çalışmalar yapılacaktır. İşe alım kriterleri ve eğitim süreçlerinde yeniden yüksek standartlar getirilecektir.

  • TCMB’nin merkezi başkent Ankara’dadır. Bankanın Ankara’ya taşınma süreci mümkün olan en kısa sürede sağlanacaktır. Banka Kanununa aykırı biçimde Ankara dışına taşınma işlemleri ve bu işlemler sonrasında uğranılan kamu zararı idari ve hukuki denetime tabi tutulacak ve zararlar ilgililerine rücu edilecektir.

KURUMSAL REFORMLAR KOMİSYONU

Altı Siyasi Parti Genel Başkanının Ortak Açıklaması (Ankara, 12-13 Şubat 2022)
ALTI SİYASİ PARTİ GENEL BAŞKANININ ORTAK AÇIKLAMASI (Ankara, 12 - 13 Şubat 2022)

Bugün, Türkiye için tarihi bir gündür. Birbirinden farklı altı siyasi parti olarak, bizler, Türkiye’nin yıllardır görmeyi umut ettiği tarihi bir çalışma için bir araya geldik.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni’ni hazırlayan partiler olarak bizler, etkin ve katılımcı bir yasama, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim, tarafsız ve bağımsız bir yargı ile kuvvetler ayrılığının tesis edildiği güçlü, özgürlükçü, demokratik, adil bir sistem inşa etme kararlığı içindeyiz.

Ülkemiz, Cumhuriyet tarihinin en derin siyasi ve ekonomik krizlerinden birini yaşamaktadır. Toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunlar her geçen gün artarak etkisini ağır bir biçimde göstermektedir. Bu krizin en önemli sebebi kuşkusuz, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” adı altında uygulanan keyfi ve kural tanımaz yönetimdir.

Altı siyasi parti olarak hepimizin ortak sorumluluğu, uzlaşarak ve birlik içinde bu krizi aşmak, derin sorunlarımızı demokratik siyasetin alanını genişleterek, çoğulculuk temelinde çözebilmektir.

Tam da bu inanç ve kararlılıkla, yasama, yürütme ve yargı organlarının güçlendirilmesinin yanında, demokratik hukuk devletini güçlendirmek amacıyla Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni üzerinde yoğun bir çalışma gerçekleştirdik. Kutuplaşmayı değil, istişare ve uzlaşmayı esas aldık.

Bugün de parti genel başkanları olarak bir araya gelerek, üzerinde uzlaşıya vardığımız yeni sistemle ilgili mutabakat metninin kamuoyuna takdimi üzerine görüştük ve 28 Şubat 2022 tarihinde milletimizle paylaşılmasında mutabık kaldık.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçmek ortak ve öncelikli hedefimizdir. Bu hedefe ulaşabilmemiz için sürecin nasıl işleyeceğinin ve bu süreçte ülkemizin nasıl yönetileceğinin yapıcı bir şekilde planlanması gerekmektedir. Bu nedenle geçiş sürecinin yol haritasının çalışılarak üzerinde mutabık kalınması ve vatandaşlarımızla paylaşılması konularında da uzlaşıya vardık.

Ayrıca bu toplantıda güncel ekonomik ve sosyal gelişmeleri değerlendirdik ve seçimlerden sonra uygulanmaya başlanacak politikalar konusunda ortak çalışma yapılabilecek alanlara ilişkin görüş alışverişinde bulunduk. Hedefimiz milletimizin rahat bir nefes almasını sağlamak ve refah düzeyini, kapsayıcı bir anlayışla ivedilikle yükseltmektir.

Türkiye’nin istişare ve uzlaşı ile çözülemeyecek hiçbir sorunu yoktur. Önemli olan, tüm farklılıklarımızla beraber “biz” düşüncesini, Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği normları çerçevesinde temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, herkesin kendini eşit ve özgür vatandaş olarak gördüğü, düşüncelerini özgürce ifade edebildiği, inandığı gibi yaşayabildiği demokratik bir Türkiye’yi inşa etmektir.

Öte yandan hedefimiz; kamu yönetiminde şeffaflık, eşitlik, tarafsızlık ve liyakatin sağlanması, yolsuzlukla etkin mücadele edilmesi, Siyasi Etik Kanunu ile siyasi makamların millete hizmetten başka bir amacının olmamasının garanti altına alınmasıdır.

Bugün burada milletimiz adına “Yarının Türkiyesi”ni inşa etmek için önemli bir adım attık. Bundan sonra da işbirliği alanlarını genişleterek sürdürmekte kararlıyız. Hep birlikte inşa edeceğimiz Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’i milletimize ve gelecek nesillere adalet, barış, refah ve huzur getirmesi inancıyla hayata geçirmeyi taahhüt ettiğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.

Altı Siyasi Parti Genel Başkanının Ortak Açıklaması (Ankara, 27-28 Mart 2022)

Toplumu en geniş yelpazede temsil eden altı siyasi parti olarak bizler, Türkiye siyasi tarihinde benzeri olmayan bir iş birliği bilinciyle, kutuplaşma yerine istişare ve uzlaşmayı esas alarak “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş” konusunda tam bir mutabakata varmış ve ortak mutabakat metnimizi 28 Şubat’ta milletimizle paylaşmıştık.

“Yarının Türkiyesi”ni inşa etmek üzere 12 Şubat tarihindeki toplantımızda kararlaştırdığımız iş birliği alanlarını değerlendirmek ve ilerletmek amacıyla bugün tekrar bir araya geldik.

Öncelikle Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin yol haritası kapsamında bir çalışma grubu oluşturduk.

Geçtiğimiz ay içinde yaşanan siyasi gelişmeleri değerlendirdik ve bu bağlamda birlikteliğimizi bozmayı amaçlayan seçim kanunu teklifi üzerinde görüş alışverişinde bulunduk.

Milletimizin bilmesini isteriz ki, demokratik ilkelere dayanan birlikteliğimiz bu gibi siyasi mühendislik çabalarından etkilenmeyecektir. İş birliğimizi uyum içinde sürdürmeye kararlıyız.

Öte yandan hangi şartlarda olursa olsun, milli iradeyi parlamentoya tam olarak yansıtmak üzere seçim güvenliğini sağlamak amacıyla bir çalışma daha grubu oluşturduk.

Bugün ülkemizin içinde bulunduğu derin ekonomik krizi de değerlendirdik.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle beraber uygulamaya konulan akıldan, bilimden, gerçeklikten ve istişare kültüründen kopuk keyfi politikalar ağır bir hayat pahalılığına, işsizliğe ve yoksulluğa yol açmış, ekonomik kırılganlıklar ciddi biçimde artmıştır.

Bu konularla birlikte derin bir uluslararası krize yol açan Rusya-Ukrayna savaşını da ele aldık. Rusya Federasyonu’nun uluslararası hukuku ihlal ederek Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne saldırması ile bölgemizde istikrar ve barış tehdit altına girmiştir. Bu kriz bize akılcı, tutarlı ve ülkemizin orta ve uzun vadeli stratejik menfaatlerini dikkate alan bir dış politikanın önemini bir kere daha göstermiştir.

Buradan tüm vatandaşlarımıza seslenmek istiyoruz; bizler Türkiye’yi karanlık günlerden çıkartma kararlılığı içerisindeyiz. Umutlarımız ve geleceğe olan inancımız, Türkiye’nin sorunlarından çok daha büyüktür.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem mutabakat metnimiz ve sürdürdüğümüz iş birliği, milletimizin geleceğe dair umudunu ve inancını artırmıştır.

Hedefimiz istişare ile derin sorunlarımıza son vermek ve her bir vatandaşımızı insan onuruna yaraşır bir yaşam ve refah standardına kavuşturmaktır.

İktidarın ayrıştırma ve kutuplaştırma politikalarının tam tersine, birlik ve uzlaşı ile çalışmalarımıza devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.

Altı Siyasi Parti Genel Başkanının Ortak Açıklaması (Ankara, 24-25 Nisan 2022)

Milli Egemenliğimizin kaynağı Gazi Meclisimizin, Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 23 Nisan 1920’de açılışının 102. yıldönümünden bir gün sonra bir araya gelen altı siyasi partinin liderleri olarak, TBMM’ye yeniden itibar kazandıracak “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” konusundaki kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz.

Bu bağlamda, iktidarın yeni seçim yasası ile yapmak istediği siyaset mühendisliğine karşı iş birliğimizi derinleştirerek sürdürme yönündeki çalışmalarımızı gözden geçirdik. Yoksullaşmayı derinleştiren hayat pahalılığı ve yaşanan ekonomik yıkım sürecinden çıkış yolları konusunda da görüş alışverişinde bulunduk.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin anayasal ve yasal çerçevesi, seçim güvenliği ve işbirliğimizin temel ilke ve hedefleri konularında oluşturmaya karar verdiğimiz çalışma gruplarının görev alanları ve çalışma yöntemlerini ele aldık.

Bu çerçevede anayasal ve yasal mevzuatla ilgili çalışma grubu;

  1. Siyasi ahlak yasası,
  2. Ekonomik ve Sosyal Konseye işlerlik kazandırılması ile ilgili düzenlemeler,
  3.  Merkez Bankası bağımsızlığının teminat altına alınması,
  4.  Uzun vadeli strateji ve planlamadan sorumlu bir kurumsal yapının oluşturulması,
    konularında yasal hazırlık yapılması için görevlendirilmiştir.

    Cumhurbaşkanı adaylığı konusunda liderler olarak birçok kez vurguladığımız gibi uzlaşmacı, özgürlükçü, demokratik değerleri içselleştirmiş, milletimizin tamamını kucaklayan, siyasi ahlak ilkelerini benimseyen, liyakat sahibi bir aday belirleyeceğiz.

    Ayrıca, bugün ABD Başkanı Joe Biden’ın tarihi gerçekleri siyasi istismar aracı yapan açıklamasını kınıyor, geçen sene “soykırım” ifadesinin ABD Başkanı tarafından ilk kez kullanılmasına güncel kaygılarla sessiz kalan iktidarın bu ağır vebalin ortak sorumluluğunu taşıdığını vurguluyoruz.
Altı Siyasi Parti Genel Başkanının Ortak Açıklaması (Ankara, 29-30 Mayıs 2022)

ALTI SİYASİ PARTİ GENEL BAŞKANININ ORTAK AÇIKLAMASI (ANKARA, 29-30 MAYIS 2022)

Ülkemizde insan haklarına dayalı özgürlükçü, demokratik bir düzenin düzenin tesis edilmesi için altı siyasi parti olarak başlattığımız işbirliği sürecinin dördüncü zirvesi 29 Mayıs 2022’de gerçekleştirilmiştir.

İstanbul’un fethinin 569. yıldönümünde gerçekleştirdiğimiz bu toplantı vesilesi ile Fatih Sultan Mehmet Han’ı minnetle anıyor, bu topraklar için canlarını feda eden bütün şehitlerimize rahmet diliyoruz.

Bu toplantımızda işbirliğimizin ve “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem”e geçiş hedefimizin hayata geçirilmesi amacıyla oluşturulmasına karar verdiğimiz dört komisyonun çalışmaları gözden geçirilmiş, bu çalışmaların kararlılıkla sürdürülmesi konusunda mutabık kalınmıştır.

Bugün açıkladığımız “Temel İlkeler ve Hedefler” metniyle geçiş süreci ve ülke yönetimi konusunda bundan sonraki ortak çalışmalarımıza referans kaynağı olacak bir tutum belgesi ortaya koymuş bulunuyoruz. Bu referans metin aynı zamanda milletimize ve partilerimizin tabanlarına ortak bir taahhüt niteliği taşımaktadır.

“Seçim Güvenliği Komisyonu” seçim öncesi, seçim dönemi, seçim günü ve seçim sonrası olmak üzere dört aşamada yapılacak ortak çalışmaları ele almış ve atılacak adımları planlama aşamasına geçmiştir. Bu çerçevede, şu temel hususu kamuoyumuza duyurmak isteriz: Altı siyasi parti olarak yol haritamızda belirlediğimiz şekilde, seçim sonuçları YSK tarafından ilan edilip kesinleşene kadar ortak çalışmaya ve işbirliğine devam edeceğiz. Vatandaşlarımız müsterih olsunlar, bir tek oylarının dahi zayi olmaması için gece gündüz çalışacak, seçimlerin adil, serbest, şeffaf ve güvenlik içinde gerçekleşmesi için her türlü tedbiri alacağız. Komisyonumuzun bu konuda yaptığı çalışmaların geldiği aşama, 6 Haziran 2022 Pazartesi günü kamuoyumuzla paylaşılacaktır.

“Kurumsal Reformlar Komisyonu” Kamu Maliyesindeki gerçek durumun ve geleceğe yönelik yükümlülüklerin tespitinin yanı sıra Stratejik Planlama Teşkilatı’nın kurulması, TCMB’nin kurumsal yapısının güçlendirilmesi ve bağımsızlığının teminat altına alınması ve Ekonomik ve Sosyal Konsey’in yeniden yapılandırılarak işlevsel hale getirilmesine yönelik ilkesel ve yapısal reformların çerçevesini oluşturmuş bulunmaktadır. Komisyonumuz bu kurumlardaki tahribatı tespit ve bu tahribatın giderilmesi için atılacak kurumsal reform adımları için geliştirdiği somut önerileri 13 Haziran 2022 Pazartesi günü kamuoyumuzla paylaşacaktır.

“Anayasal ve Yasal Reformlar Komisyonu”nun Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçiş sürecinde gerekli görülen anayasal ve yasal reformlarla ilgili çalışmaları çerçevesinde Anayasa’nın yasamaya ilişkin 75. ile 91. maddeleri arasında yapılacak değişiklikler değerlendirilmiştir. Komisyonumuz çalışmalarını aynı kararlılıkla sürdürecek, anayasal düzenleme konusundaki hazırlıklarını önümüzdeki toplantıya kadar tamamlayacaktır.

Toplantımızda komisyon çalışmalarını değerlendirmenin yanısıra gündemdeki siyasi ve ekonomik konular ele alınmıştır.

Ekonominin en önemli unsurlarından olan fiyat istikrarı; iktidarın akıldan, bilimden ve rasyonaliteden uzak tezleri nedeniyle maalesef ağır bir tahribat almıştır. Ülkemiz dünya enflasyon sıralamasında 6. sıraya yükselmiş, oluşan hayat pahalılığı sosyal istikrarı bozacak düzeye ulaşmıştır. Kur Korumalı Mevduat (KKM) Sistemi ile 85 milyon vatandaşın kamuya emaneti olan kaynaklar, ülkemizin az sayıdaki varlıklı insanına adaletsiz bir servet transferi şeklinde aktarılmaya başlanmıştır. İktidar acilen KKM uygulamasına son vermeli, para politikasını normalleştirmelidir.

Son dönemde bir taraftan provokatif açıklamalarla diğer taraftan yanlış uygulamalarla tırmanan göçmenler sorunu da kapsamlı şekilde ele alınmıştır. Kapsamlı bir “Göç Politikası” geliştirilmesi için partilerimiz arasındaki istişarelerin derinleştirilmesi amacıyla bir komisyon kurulması hususunda mutabakata varılmıştır.

Ukrayna-Rusya savaşının getirdiği gerilimli konjonktürde gündeme gelen NATO’nun genişlemesi konusu da ülkemizin stratejik çıkarlarının gerektirdiği çok boyutlu dış politika perspektifinden ele alınmıştır. Türkiye’nin terörle mücadele bağlamında ortak tavır ve işbirliği konusundaki haklı talepleri sadece NATO üyeliğine baş vuran İsveç ve Finlandiya için değil halihazırda üye olan bütün NATO üyeleri ve esasen bütün BM üyeleri için de geçerlidir. Bir taraftan bu konuda haklı taleplerimiz dile getirilirken diğer taraftan Doğu Akdeniz ve Ege’deki güç dengelerinin aleyhimize değişmesine sebep olacak ve Türkiye’nin çok boyutlu dış politika gerekliliklerine zarar verecek gerilimlerden ve maceracı söylem ve politikalardan uzak kalınmalıdır.

Son MGK toplantısı sonrasında gündeme gelen muhtemel sınır ötesi operasyon konusu da toplantımızda değerlendirilmiştir. Terörle mücadele ve sınır güvenliği konusunda gerekli tedbirlerin alınması ülkemizin hakkı, iktidarın ise sorumluluğudur. Ancak milli güvenliği ilgilendiren konular olağanüstü bir sürece girildiği intibaı verilerek önümüzdeki seçim sürecini de etkileyecek şekilde iç siyasette malzeme olarak kullanılmasına karşı ortak bir tavır geliştirme konusunda da kararlıyız. İlgili devlet kurumlarının, muhalefet partilerini olası operasyonun gerekçeleri, süresi, kapsamı ve hedefleri konusunda bilgilendirmeleri şarttır.

Son olarak, çok zor şartlar altında hayat mücadelesi veren milletimize ortak mesajımız şudur: Her gün derinleşen sorunlara son verme hedef ve iradesiyle bir araya gelen liderler olarak, iktidarın gündem mühendisliklerini boşa çıkararak ülkemizi bu darboğazdan kurtaracak, milletimizi hak ettiği demokratik ve müreffeh Türkiye hedefine ulaştıracağız.

TEMEL İLKELER VE HEDEFLER

(29-30 MAYIS 2022)

Yüzyıl önce mazlum milletlere örnek olmuş bir zaferle kurulan Cumhuriyetimizi demokrasiyle taçlandırmak hedefiyle önkoşulsuz olarak bir araya geldik. Ülkemizi insan hakları temelinde ve gerçek manada demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti kılmayı kaçınılmaz bir sorumluluk olarak görüyoruz.

Kendi parti programlarımızdan ve söylem ve hedeflerimizden vazgeçmeksizin, karşılıklı güven ve saygıya dayalı fedakarlıklarda bulunarak Cumhuriyetimizi ikinci yüzyılına taşıyacağız.

Bu amaçla 6 parti arasında başlamış olan İŞBİRLİĞİ SÜRECİ’nde yer alan bütün partilerin genel başkanları olarak önümüzdeki kritik tarihi süreçte aşağıdaki ilkelere sadık kalacağımızı taahhüt ve ilan ediyoruz:

1. Kuvvetler Ayrılığı İlkesine Dayalı Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem: Hukuk devletinin yeniden tesisi, siyasetin normalleşmesi ve ekonomimizin tekrar refah üretmesi için gerçek anlamda güçlendirilmiş parlamenter sisteme bir an önce geçilmesi gerektiğine inanıyoruz. Yasama, yürütme ve yargı erklerinin kuvvetler ayrılığı ilkesi çerçevesinde, denge ve denetim mekanizmaları ile yapılandırıldığı “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi” bütün kurumlarıyla hayata geçireceğiz.

2. Özgürlükçü Kamu Düzeni: Vatanseverliğimizin gereği olarak farklılıklarımıza saygı çerçevesinde geçmişte yaşanmış kırgınlıkların geleceğimizi esir almasına izin vermeyecek, demokratikleşme anlayışıyla ve empati bilinciyle ülkemizin huzurlu geleceğini hep birlikte kuracağız. Toplumsal barışı ve kamu düzenini tehdit eden terör örgütleri dâhil her tür yapılanmaya karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

3. Her Tür Ayrımcılığa Son Verecek Çoğulcu, Katılımcı ve Özgürlükçü Demokrasi: Demokratik hak ve özgürlüklerin evrensel ilkelerini savunan bizler, insan haklarına dayalı bir siyasal düzenin kurulması gerektiğine inanıyoruz. Vatandaşlarımız arasında ayrımcılığa yol açan her türlü engeli ortadan kaldırarak, milletimizin hiçbir ferdinin etnik, mezhebi ve dini kimliği, felsefi ve siyasi görüşü dolayısıyla dışlanmadığı çoğulcu ve katılımcı bir demokrasiyi hep birlikte inşa edeceğiz.

4. Düşünce, İfade ve Basın Özgürlüğü: Temel hak ve özgürlüklere ilişkin anayasal ve yasal güvenceleri temin edeceğiz. Düşünce, ifade ve basın özgürlüklerinin kullanımını engelleyen mevzuatı yeniden düzenleyecek, demokratik toplumun gereklerine uygun olarak bu özgürlüklerin üzerindeki her türlü baskıya son vereceğiz. Basının ve sosyal medyanın demokrasi açısından taşıdığı önemi dikkate alarak, özgür bir şekilde görev yapacağı güvenli, çoğulcu ve elverişli bir ortam sağlayacağız.

5. Din ve Vicdan Özgürlüğü: Ortak hedefimiz, bugüne kadar vatandaşlarımızın elde ettiği insan hakları kazanımlarını daha da ileri götürerek evrensel standartlara tam anlamıyla ulaştırmaktır. Kimseyi, yaşamın hiçbir alanında ayırımcılığa maruz bırakmayacak, kimseye de özel bir ayrıcalık tanımayacağız. Kamusal ve özel yaşamda herkesin inanç pratiğine saygılı olmayı özgürlükçü laiklik anlayışının zorunlu bir gereği olarak görüyoruz. Bu bağlamda din ve vicdan özgürlüğü çerçevesindeki kazanımların koruyucusu ve güvencesi olacağız.

6. Toplumsal Barış ve Tarafsız/Bağımsız Yargı Önünde Hesap Verilirlik: Hiç kimse siyasi tercihleri nedeniyle suçlanmayacak, toplumsal barışımızın rövanşist bir tavır ve kollektif suç anlayışı üzerinden zarar görmesine müsaade edilmeyecektir. Demokratik hukuk devleti anlayışı temelinde her kişi ve işlem hukuki denetime tabi tutulacaktır. Ülkenin zenginliklerini, kamu kaynaklarını hukuk ve ahlak dışı yol ve yöntemlerle elde edenler ise bağımsız ve tarafsız yargının karşısına çıkartılacaktır.

7. Sosyal Devlet ve Gelir Adaleti: Türkiye’yi Anayasa’mızda yer aldığı şekliyle gerçek bir sosyal devlet haline getireceğiz. Sosyal yardım ve güvenlik mekanizmalarıyla bütün dezavantajlı kesimlerin insana yaraşır bir hayat sürmelerini sağlayacağız. Tek bir çocuğun dahi yatağa aç girmeyeceği bir Türkiye inşa edeceğiz. Kadınlarımızı toplumsal eşitsizlikten ve şiddetten, çocuklarımızı her türlü istismardan, gençlerimizi ise gelecek kaygısından kurtaracağız.

8. Üretim ve İstihdam Odaklı Ekonomi: Ülkemizi yaşanan ekonomik krizden çıkaracak şekilde makroekonomik dengeleri rasyonel bir yaklaşımla gözeten, sosyal devlet ilkesiyle adil bir gelir dağılımını önceleyen, AR-GE ve üretim-odaklı bir ekonomi politikası benimseyeceğiz. Ekonomi ile ilgili tüm kurumların etkin biçimde çalışmasını ve kuralların tüm taraflara adil biçimde uygulanmasını sağlayacağız. Hayat pahalılığı ile mücadele eden, üretim ve istihdam odaklı, insan onuruna yaraşır sosyal politikalarla desteklenmiş bir anlayışı hayata geçireceğiz.

9. Siyasi Etik Reformu: Mevcut iktidar koalisyonunun sorumsuzca zaafa uğrattığı devlet yapısını kurumsal kültür, ehliyet ve liyakat temelinde yeniden inşa edeceğiz. Bu geçiş sürecinde devlet sürekliliği ve kamu düzeni zaafa uğratılmayacak, kaos senaryosu çizenlere asla fırsat verilmeyecektir. Demokratik meşruiyete sahip olmayan hiçbir yapının devlet kurumlarını organize bir şekilde kontrol etmesine izin vermeyeceğiz. Vatandaşlarımızın kamu istihdamında görünen ve görünmeyen bir dezavantaj veya avantajla karşılaşmasına engel olacağız. İsrafı ve yolsuzluğu önleyecek, kamuda denetimi, şeffaflığı ve hesap verebilirliği temel alacak siyasi etik reformunu hayata geçireceğiz.

10. Etkin ve İtibarlı Dış Politika: Ülkemizin çıkarlarını ve itibarını korumak, uluslararası alandaki etkinliğini ve saygınlığını en üst seviyeye çıkarmak ana önceliğimizdir. Türkiye’nin AB perspektifine odaklanarak; çok boyutlu dış politikayla ülkemizin demokratik dünyanın ve uluslararası kurumların saygın bir üyesi olması sağlanacaktır. Tarihi ve kültürel bağlara sahip olduğumuz ülkelerle ilişkilerimizin geliştirilmesine önem verilecektir. Dış politikamızın ve dış ilişkilerimizin iç siyasetin malzemesi yapılmasına müsaade edilmeyecektir. Güvenliğimizi ve sınırlarımızı korumak üzere savunma sanayimiz daha da güçlendirilecek, TSK’nın caydırıcılığı azami seviyeye çıkarılacaktır.

Birbirinden farklı siyasi geleneklere sahip partiler olarak bizler, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına adım atarken ülkemizin daha huzurlu, daha mutlu, daha müreffeh, daha özgür ve daha demokratik olmasını sağlamak üzere iş birliği ve güç birliği yaptık. Bu birlikteliğimizi, milletimizin desteği ile hedeflerimizi gerçekleştirinceye kadar sürdüreceğiz.

Altı Siyasi Parti Genel Başkanının Ortak Açıklaması (Ankara, 3 Temmuz 2022)

ALTI SİYASİ PARTİ GENEL BAŞKANININ ORTAK AÇIKLAMASI (ANKARA, 3 TEMMUZ 2022)

Ülkemize ve milletimize ağır ekonomik, sosyal ve psikolojik bedeller ödeten Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin açtığı yaraları sarabilmek, hukukun üstünlüğünü ve siyasi ahlakı yeniden tesis edebilmek için büyük bir kararlılıkla başlattığımız işbirliği sürecinin beşinci toplantısını bugün İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener’in ev sahipliğinde gerçekleştirdik.

İktidarın milletimizi kutuplaştırarak birbirine hasım ilan eden bu kutuplaşma üzerinden çıkar düzenini sürdürmeyi amaçlayan kirli siyasetinin karşısında huzurun hâkim olduğu “Yarının Türkiyesi’ni” inşa etmeye kararlıyız.

Bu vesileyle, bundan tam 29 yıl önce Madımak ve Başbağlar’da yitirdiğimiz vatandaşlarımızı bir kez daha saygı ve rahmetle anıyor, yaşananlardan ders çıkararak, nice acı tecrübeleri yaşamamıza sebep olmuş bu siyaset anlayışını ve bu nefret dilini reddettiğimizi ve memleketimizde toplumsal barışı mutlaka tesis edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.

Bugünkü toplantımızda, işbirliğimizin geldiği aşamayı, milletimizin gündemindeki sıkıntıları ve o sıkıntıları çözmek üzere atılacak yeni adımları ele aldık.

Altı siyasi partinin Genel Başkanları olarak, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakatımız” ile “Temel İlkeler ve Hedefler” metnimizi daha önce milletimizle paylaşmıştık. Ayrıca, görevlendirdiğimiz Seçim Güvenliği ve Kurumsal Reformlar Komisyonlarının çalışmaları da kamuoyunun takdirine sunulmuştur.

Anayasal ve Yasal Reformlar Komisyonu çalışmalarını düzenli bir şekilde sürdürmektedir.

İktidarın son dönemde devreye sokmaya çalıştığı politikaların dünyaya kapalı ve otoriter bir yapının kalıcı nitelik kazanması hedefine dönük olduğu açıktır. Bu çerçevede, BDDK’nın geçtiğimiz hafta içinde aldığı kararlar da açık bir şekilde serbest kambiyo sisteminden sermaye kontrol sistemine geçişin adımları olarak görülmektedir.

Siyasi iktidar tarafından Haziran ayında TBMM’ye sunulan ek bütçe ise ekonomi politikalarının iflasının itirafıdır. İktidar, tercihini bir kez daha enflasyonla ve işsizlikle mücadeleden, çiftçinin, memurun ve emeklilerin dertlerinden değil yandaş müteahhitlerinden ve faiz lobilerinden yana yaptığını açıkça göstermiştir.

Genel Başkanlar olarak bizler, iktidarın ülkemizi geçen yüzyılda kalan, kapalı bir ekonomi-politik sisteme yöneltme çabalarına karşı mücadele etme kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz.

Kurallı, verimli, rekabetçi, istihdamı önceleyen bir ekonominin güvencesi olarak, yüksek enflasyon ve işsizliği bitirmeye, çiftçimizi, emekçimizi, sanayicimizi, esnafımızı, memurumuzu ve emeklimizi refaha kavuşturmaya; milletimizin hiçbir ferdini açlık sınırının altında bir asgari ücrete mahkûm etmemeye kararlıyız.

Öte yandan, TBMM gündemindeki, özünde sansür niteliği taşıyan dezenformasyon yasa teklifi, siyasal ve toplumsal muhalefeti suçlu ilan ederek cezalandırmaya ve demokratik seçim ortamını zedelemeye odaklanmıştır. Dezenformasyon yasasının ertelenmesi bizi asla rehavete sürüklemeyecektir. Basın ve ifade özgürlüğünü savunma konusundaki kararlı tutumumuzu sürdüreceğiz.

Türk dış politikasında ise son yıllarda kişisel ve tepkisel tercihlere bağlı olarak yaşanan; savrulma, hedefsizlik ve vizyonsuzluğun son örneği, NATO’nun Madrid Zirvesi sürecinde görülmüştür. Türkiye’nin haklı taleplerini somut güvencelere bağlamayan üçlü mutabakat metni, bir iç siyaset malzemesi olarak kullanılması dışında herhangi bir değer taşımamaktadır.

Bu çerçevede dış politikayı şahsi menfaatlere göre değil, millî menfaatlere göre yöneteceğiz. Türkiye’yi itibarı sarsılan değil; sözü dinlenen, saygın ve bölgesinin en güçlü ülkesi yapacağız.

Bir kez daha altını çizmek isteriz ki;

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne geçtiğimiz 2018 yılından bu yana sadece siyasi iktidarın ve bir avuç azınlığın memnun olduğu, vatandaşlarımızın ise feryat ve isyan ettiği, adaletsiz, haksız ve keyfi uygulamalarla, çarpık ve gayri ahlaki kriterlerle karşı karşıyayız.

Ülkemizin yaşadığı, özellikle son dört yıldır katlanarak artan ve milletimize ağır bir yük hâline gelen tüm sorunların kaynağında, tek bir kişinin ve onun belirlediği dar bir zümrenin tahakkümünü esas alan Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi vardır.

Bu sorunları aşabilmenin yolu, siyasi iktidar ve ortaklarının tüm gündem değiştirme çabalarıyla yıpratmaya çalıştıkları Cumhuriyet değerlerimize ve demokratik hukuk devleti ilkelerine sımsıkı sarılarak millî egemenliğimizi esas alan “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi” yine milletimizin teveccühü ile hayata geçirmek üzere, seçim sandığının bir an evvel milletimizin önüne getirilmesidir.

İşte bu nedenle, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile hedefimiz:

Mahkûm edildikleri işsizlik ve baskı altına alınmaya çalışılan özgürlükler de dahil olmak üzere, gençlerimizin önündeki tüm engelleri kaldırıp, hayallerine kavuşabilmelerini sağlamaktır.

İşletmelerimizin yurt dışı ile rekabet edebilmeleri ve hem ulusal hem de uluslararası piyasalarda marka değeri oluşturmalarına destek olmaktır.

Esnafımızın, üreticimizin, sanayicimizin ve çiftçimizin, tüketiciye, uygun fiyata kaliteli ürün sunabilmesi, ürettiğinden kazanabilmesidir.

Memurumuzun, işçimizin, emeklilerimizin hak ettiği yaşam kalitesine kavuşmasıdır.

Kapsayıcı politikalarla yoksulluğun, özellikle de kadın ve çocuk yoksulluğunun sonlandırılması, milletimizin her bir ferdinin refahtan adil pay almasını sağlamaktır.

Özetle, sadece yönetim sisteminin değil, topyekûn hayatlarımızın değişmesidir. Milletçe hak ettiğimiz, 21’inci yüzyıla yakışır, mutlu ve refah içinde bir Türkiye’ye kavuşmaktır.

Bilinmesini isteriz ki;

Altı siyasi partinin ortak akıl ve makulde buluşmak üzere oluşturduğu istişare mekanizmasını, adaylık tartışmasına indirgemeye çalışanlar, milletimizin ve ülkemizin geleceğine dair büyük bir kazanım olarak gördüğümüz çalışmalarımızı asla sekteye uğratamayacaktır.

Bir kez daha ilan ediyoruz ki;

Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı, Güçlendirilmiş Parlamenter sistemden yana olan, demokrasi âşıklarının adayı olacaktır.

Bu vesileyle, 9 Temmuz 2022’de idrak edeceğimiz Kurban Bayramının aziz milletimize ve tüm İslam alemine hayırlar getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyoruz.

Altılı Masa Seçim Güvenliği Komisyonu Raporu (6 Haziran 2022)

ALTILI MASA
SEÇİM GÜVENLİĞİ KOMİSYONU RAPORU 6 HAZİRAN 2022

Ülkemizde gerçekleşen seçimlerde yaşanan mühürsüz oyların geçerli sayılması, seçmen listelerindeki usulsüzlükler, geçerli-geçersiz oylar üzerinden yapılan itirazlar, seçim günlerinde yaşanan olaylar ve tekrarlanan seçimler seçmende seçim güvenliğinin temini konusunda ciddi endişeler yaratmıştır. Sandığa atılacak oyun sonuca doğru yansımayacağı endişesi seçmeni sandıktan uzaklaştırmış ve bu konuda seçime katılan siyasi partilere duyduğu güveni de zedelemiştir.

Bu endişelerin farkındalığı ile Altılı Masayı oluşturan siyasi partilerin ilgili yöneticileri ve ekipleri bir araya gelerek 6 toplantı düzenlemiştir. Bu toplantılarda, seçim güvenliğinin temini için gerekli unsurlar ve bu konularda yapılacak iş birliğinin esasları belirlenmiştir. Bu iş birliği, seçmen kütüklerinin analizi, sandık kurulu üyelerinin belirlenmesi ve ortak avukat havuzunun oluşturulmasını içeren seçim öncesi sürecini, oy kullanma ve sayım işlemlerinin usullere uygun yapılmasını içeren seçim günü işlemlerini ve seçim sonuçlarının alınması, ıslak imzalı tutanaklar ile Yüksek Seçim Kurulunun ilan ettiği sonuçların karşılaştırılması, itirazların süresinde ve usullere uygun şekilde yapılmasını içeren seçim sonrası sürecini kapsayacaktır.

Seçim takviminin ilanıyla birlikte resmen başlayacak olan seçim sürecinde, millet iradesinin tecelli edeceği yerin sandık olduğunun bilinciyle, hangi siyasi partiye verilmiş olursa olsun, oyların sonuçlara doğru yansıması hususunda, Altılı Masayı oluşturan siyasi partiler olarak bu iş ve güç birliğinin eksiksiz gerçekleşmesi için üzerimize düşeni yapmak milletimize sözümüzdür.

SEÇİM GÜVENLİĞİ KOMİSYONU ORTAK ÇALIŞMA BAŞLIKLARI

A. SEÇİM ÖNCESİ YAPILACAK ÇALIŞMALAR
1. Seçmen kütüklerinin oluşumu ve paylaşımı

Her siyasi parti, seçmen kütüklerini düzenli olarak YSK’dan temin ederek üzerinde çalışacaktır. Bu çalışmalar aşağıdaki incelemeleri kapsayacaktır.

  • Türkiye geneli ve il/ilçe/mahalle bazında seçmen sayısı değişimi,

  • Konut satışı üzerinden, bankaya döviz yatırılması/tahvil alma gibi yöntemlerle veya geçici koruma statüsündeyken Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemine geçilmesiyle birlikte Cumhurbaşkanının tek imzasıyla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kazananların seçmen kütüklerinde il/ilçe/mahalle bazındaki dağılımı

  • Anormal sayıda seçmen kaydı görünen haneler,

  • Vefat ettiği halde seçmen listelerinden düşürülmemiş vatandaşlar,

  • Konut vasfını kaybetmiş/taşımayan adreslerde bulunan seçmenler. 

    İncelemeler sonucu elde edilen veriler Altılı Masayı oluşturan siyasi partiler arasında paylaşılacak, seçim güvenliğini tehdit eden unsurlar önceden tespit edilecek, gerekli hukuki işlemler yapılacak ve kamuoyu ile paylaşılacaktır.

    Seçmen kütüklerinin oluşumuna/paylaşımına dair söz konusu endişeler göz önünde bulundurulduğunda, Altılı Masayı oluşturan siyasi partiler olarak bizler, bir an önce aşağıda belirttiğimiz tedbirlerin alınması gerektiğine inanıyoruz.

  • Halen adres kayıt sistemine kayıtlı olmayan çok sayıda vatandaşımızın olduğu ifade edilmektedir. Bu kişilerin belirsiz halleri bir sorun olarak ortada durmaktadır. Bilindiği üzere “Milletvekili Seçimi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” kapsamında Nisan ayında yapılan yasal değişiklik çerçevesinde adresi kapanmış olması sebebiyle adres kayıt sisteminde görünmeyenler, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün adres kayıt sisteminde bulunan en son geçerli adres kayıt bilgileri kapsamında seçmen kütüğüne kaydedilmektedir. Bu kapsamda, adres kaydı olmadığı halde seçmen olan kişiler, eski adreslerinde seçmen olarak gösterildikleri takdirde seçmen ve askı listelerinde bir işaretle belirtilmeli, böylelikle ortaya çıkacak çelişki ve soru işaretlerinin önüne geçilmelidir.
  • Seçmen kütüklerinin oluşumu veya güncelleştirilmesi sırasında şikâyet ve itirazları inceleme ve kesin olarak karara bağlama yetkisi sadece İlçe Seçim Kurulu Başkanındadır. Bu yetkiyi her ne kadar resmi olarak İlçe Seçim Kurulu Başkanı kullanıyor gibi gözükse de bütün işlemler Seçim Müdürü üzerinden yürümektedir. Bu yetkinin Seçim Kurulu başkanı yerine Seçim Kurulları tarafından yürütülmesi ve seçmen kütüklerinin güncelleştirme sürecinde kesin olarak karar verme yetkisinin İlçe Seçim Kurulunda olması konusunda yasal düzenleme yapılmalıdır.

  • Taksirli suçtan hükümlüler hariç, diğer hükümlülerin oy kullanması mümkün değildir. Bu kapsam içerisine Açık Cezaevlerinde bulunan kişiler de dahildir. Ancak, pandemi süreci ile açık cezaevinde bulunan çok sayıda hükümlü izinli sayılmış ve serbest bırakılmıştır. Yaklaşık olarak bu sayı 100 Bin civarındadır. Bu kişilerin oy kullanma süreçleri takip edilmelidir.

  • Bir diğer önemli konu ise, kısıtlı ve silah altında bulunan kişilerin yerine oy kullanılmasıdır. Her iki grupta bulunan kişilerin yerine oy kullanma işlemleri yapıldığı daha önce defaten tespit edilmiş olup bu konuda da özen gösterilmesi gerekmektedir. Bu kategoride bulunanların, seçmen kütüklerinin kesinleşmesi öncesi kütükten silinmesi ya da oy kullanamayacağının belirtilmesi takip edilmesi gereken bir konudur.

    Altılı Masayı oluşturan siyasi partiler, bu konulardaki itirazları ve önerileri usullere uygun şekilde ilgili mercilere sunacak, süreç ve sonuçları da kamuoyu ile paylaşacaktır.

2. Sandık başı işlemlerini takip edecek kadroların tespiti

Gerçekleşecek ilk seçimde yurtiçinde ve yurtdışında 200 Bin civarı sandık kurulması beklenmektedir. Her siyasi parti, seçim günü görev yapacak sandık alanı (okul/bina/kat) sorumluları, sandık kurulu üyeleri ve müşahitlerini önceden belirleyecektir. Söz konusu görevlilerin seçim mevzuatı, görev ve yetkileri konusunda eğitim almasını sağlayacaktır.

Altılı Masayı oluşturan siyasi partiler arasında görevli sayısı ve görev yeri bilgileri paylaşılarak görevli sayısı az olan sandıklar önceden belirlenecek, bu şekilde her sandıkta yeterli sayıda görevlendirmenin yapılması sağlanacaktır.

3. İl ve İlçe Seçim Kurulları

Her siyasi parti, İl Seçim Kurullarında temsilci bulunduracaktır. Yurtiçi ve Yurtdışı İlçe Seçim Kurullarına üye verebilen siyasi partilerin üyeleri halihazırda yeminlerini etmiş ve görevlerine başlamışlardır. Üye verilmeyen İlçe Seçim Kurullarında ise her siyasi parti birer temsilci bulunduracaktır. Söz konusu üye ve temsilcilere seçim mevzuatı ile görev ve yetkileri konusunda eğitimleri verilecektir.

Altılı Masayı oluşturan siyasi partiler arasında İl ve İlçe Seçim Kurullarında görev yapacak üye ve temsilci sayısı ile görev yeri bilgileri paylaşılarak kurul toplantılarında, itiraz süreçlerinde ve birleştirme tutanaklarının kontrolü gibi işlemlerde iş birliği yapılması sağlanacaktır.

İl Seçim Kurullarının yeniden oluşumu, İlçe Seçim Kurulu Başkanlarının yeniden belirlenmesi konuları, Altılı Masayı oluşturan siyasi partilerin yetkilileri tarafından takip edilecektir.

4. Partilerin seçim altyapısı, ortak çalışma ve bilgi paylaşımı

Her siyasi parti, kendi sandık görevlileri, müşahitleri, sandık alanı (okul/bina/kat) sorumluları ve teşkilatları aracılığıyla sandıklardan ıslak imzalı sandık sonuç tutanaklarını temin etmek üzere hazırlığını yapmaktadır. Bu görevliler ile sandık sonuçlarının, tutanakların ve diğer bilgilerin saklanacağı, işleneceği teknik altyapı ve sistem konusunda Altılı Masayı oluşturan siyasi partiler arasında iş birliği yapılacaktır.

Seçmen kütüklerine ilişkin partiler arası bilgi paylaşımının sağlanması, müşahit, sandık kurulu üyesi, okul ve bina sorumlusu gibi sandık sorumlularına ilişkin listelerin birleştirilmesi, eksik görevlisi olan sandıklara yönelik gerekli önlem ve tedbirlerin alınması, İl/İlçe Seçim Kurullarına verilen temsilci ve üyelerin bilgilerinin paylaşılması ve tek bir ekranda görüntülenmesi, riskli sandık ve seçim bölgelerinin belirlenerek, gerekli tedbirlerin alınması, yurtdışı seçmen listeleri ve seçim sonuçlarının takibine yönelik ayrı bir planlama yapılması hususlarında bu teknik altyapı ve sistemlerin birbirleriyle iletişimi sağlanacaktır.

5. Bütün kurul üyeleri, temsilci ve müşahitlerin eğitimi

Her siyasi parti, sandık alanı (okul/bina/kat) sorumluları, bilişim ve hukuk sorumluları sandık kurulu üyeleri ve müşahitler ile İl/İlçe Seçim Kurulu üye ve temsilcilerinin seçim mevzuatı, görev ve yetkileri, itiraz süreçleri ve gerekli bütün konularda eğitimlerini verecektir.

Altılı Masayı oluşturan siyasi partiler, eğitim sunumları içerikleri, itiraz/şikâyet dilekçesi örnekleri gibi materyaller konusunda birbirleriyle paylaşımda bulunacaktır.

6. YSK Temsilcileri

YSK’da temsilcisi bulunan siyasi partilerin YSK temsilcileri, YSK’nın bütün toplantılarında hazır bulunacak, bilgilerini ve notlarını diğer siyasi partiler ile düzenli olarak paylaşacaktır. İtiraz süreçlerinde iş birliği yapılacaktır.

7. Avukat/Hukukçuların belirlenmesi

Her siyasi parti, kendi avukat/hukukçu havuzunu oluşturacaktır. Altılı Masayı oluşturan siyasi partiler ellerindeki avukat/hukukçu havuzunu sayı ve görev yeri bakımından karşılaştırarak, Türkiye’nin her yerinde gerekli hukuki desteği sağlamak üzere avukat/hukukçu görevlendirmesinin yapılmasını sağlayacaktır. Seçimlerde itiraza yetkili kişilerin mümkün olduğunca avukat/hukukçular arasından belirlenmesi sağlanacaktır. Bu avukat/hukukçular itiraz süreçleri ve gerekli bütün hallerde iş birliği yapacaktır.

8. Yurtdışı seçmenlerine yönelik çalışmalar

Her siyasi parti, yurtdışı seçmen kütüklerini YSK’dan temin ederek üzerinde çalışacaktır. Bu çalışmalar aşağıdaki incelemeleri kapsayacaktır.

  • Yurtdışı seçmen kütüğünde kayıtlı seçmen sayısı değişimi,

  • Ülke/şehir bazında seçmen sayısı değişimi,

  • Vefat ettiği halde seçmen listelerinden düşürülmemiş vatandaşlar

İncelemeler sonucu elde edilen veriler Altılı Masayı oluşturan siyasi partiler arasında paylaşılacak, seçim güvenliğini tehdit eden unsurlar önceden tespit edilecek, gerekli hukuki işlemler yapılacak ve kamuoyu ile paylaşılacaktır.

9. Sivil toplum ve gönüllülerle iş birliği

Sivil toplum ve gönüllülerle iş birliği konusunda her siyasi parti kendi görüşmelerini yapacak, Altılı Masayı oluşturan siyasi partiler seçim güvenliğine dair tedbirlerin alınması, mevcut insan kaynağının kuvvetlendirilmesi, kamuoyundaki endişelerin giderilmesi amaçlı bilgi paylaşımı konusunda gerekli hassasiyeti gösterecektir.

10. Seçim Mevzuatı

Her siyasi parti, seçim mevzuatı üzerinde kendi hukukçu ve uzman ekipleriyle incelemelerde bulunacak, Altılı Masayı oluşturan siyasi partiler arasında bilgi ve tecrübe paylaşımı yapılarak adil, şeffaf ve güvenli bir seçim ortamının temini sağlanacaktır.

B. SEÇİM TAKVİMİ BOYUNCA YAPILACAK ÇALIŞMALAR

11. Sandık kurulu başkanı ve memur üye belirleme sürecinin takibi

Her siyasi parti kanun gereği İlçe Seçim Kurullarınca tarafsız kamu görevlileri arasından seçilecek sandık kurulu başkanı ve üyesinin belirlenme sürecini takip edecektir. Söz konusu kamu görevlilerinin iktidar yanlısı kesimlerden seçilmesi gibi ihlaller ile itiraza konu olacak iş ve işlemlerin takibi konusunda Altılı Masayı oluşturan siyasi partiler gerekli iş birliğini sağlayacaktır.

12. Partiler arası program koordinasyonu

Her siyasi parti seçim sürecinde düzenleyeceği miting, toplantı vb. faaliyetleri programlayarak diğer siyasi partilerle paylaşacaktır. Bu şekilde, propaganda alanlarının Altılı Masayı oluşturan siyasi partiler tarafından etkili bir biçimde kullanılması ve partiler arası program koordinasyonu sağlanacaktır.

13. Propaganda

Bugüne kadar gerçekleşen seçimlerde yürütülen propaganda faaliyetlerinin adil ve eşit koşullarda gerçekleşmediği, siyasi partilerin medya, miting alanı, reklam panoları kullanımı konularında iktidarın adil olmayan tutumlarıyla karşılaştığı bir gerçektir. Diğer yandan, seçim mevzuatı propaganda konusunda siyasi partilere eşit haklar tanımıştır. Altılı Masayı oluşturan siyasi partiler, propaganda faaliyetlerinin sağlıklı, eşit ve adil şekilde yürütülmesi konusunda iş birliği yaparak her türlü ihlalin karşısında durulacaktır.

Bu bağlamda,
- Seçim yasakları ihlallerinin engellenmesi/yasak propaganda
- Kamu gücünün ve bürokrasinin kullanılmasının engellenmesi
- TRT, Anadolu Ajansı, Basın İlan Kurumu, RTÜK gibi kuruluşların hukuka aykırı yayınları ve müdahaleleri
konularında siyasi partilerin yöneticileri, İl/İlçe Seçim Kurulu üye ve temsilcileri ve YSK temsilcileri paylaşım ve iş birliği içinde hareket edecektir.

14. İl/İlçe Seçim Güvenliği Toplantıları

Mülki İdare Amirliklerince düzenlenecek Seçim Güvenliği Toplantılarına katılım sağlanacaktır. Altılı Masayı oluşturan siyasi partilerin il ve ilçe teşkilatları da seçim takvimi sürecinde bir araya gelerek seçim güvenliği konusunda genel merkezler düzeyinde sağlanan iş birliğinin tabana yayılmasını temin edecektir.

C. SEÇİM GÜNÜ YAPILACAK ÇALIŞMALAR

15. Sandık oluşumlarının takibi

Seçim günü, bütün sandık kurullarının mevzuata uygun şekilde oluşumu takip edilecektir.

Her siyasi parti, seçim günü sandıklarda görev yapacak sandık alanı (okul/bina/kat) sorumluları, bilişim ve hukuk sorumluları, sandık kurulu üyeleri ve müşahitler ile İl/İlçe Seçim Kurulu üye ve temsilcilerinin zamanında görev yerinde olmasını sağlayacak ve görev yerinden ayrılmamasını temin edecektir. Altılı Masayı oluşturan siyasi partiler arasında yapılacak bilgi alışverişi yoluyla, zorunlu hallerde görev yerinden ayrılması gereken görevliler için derhal yeni görevlendirme yapılması sağlanacaktır.

16. Sandık başı işlemlerinin takibi

Her siyasi parti, kendi sandık alanı (okul/bina/kat) sorumluları, sandık kurulu üyeleri ve müşahitleri ile İl/İlçe Seçim Kurulu üye ve temsilcileri aracılığıyla sandık başında gerçekleşen,

- Usulsüz işlemler,
- Mükerrer oy kullanımı,
- Kamu gücü kullanılarak yapılan manipülasyonlar,
- Yerel ve yöresel müdahaleler gibi seçmenin iradesini etkileyecek ihlallerde, taviz vermeden şikayet ve itiraz yollarını kullanarak gerekli iş ve işlemleri gerçekleştirecektir.

Altılı Masayı oluşturan siyasi partiler seçim günü iletişim halinde olacak, İl/İlçe Seçim Kurulu üye ve temsilcileri, YSK temsilcileri, avukat/hukukçuları, yöneticileri bu hususlarda paylaşım ve iş birliği içinde hareket edecektir.

17. Seçmenin oy kullanmasının teşviki ve kolaylaştırılması

Altılı Masayı oluşturan siyasi partiler arasındaki bu iş birliği, seçim öncesinde ve seçim gününde seçmenin oy kullanmasını teşvik etmek ve kolaylaştırmak amacına da hizmet edecektir.

Son yıllarda vatandaşlarımız her alanda büyük sıkıntılar yaşamaktadır. Sorunların çözümünün sandıkta olduğu inancı güçlendirilecek ve demokrasiye olan güven pekiştirilecektir.

Siyasi partiler, oy kullanmaya gelen ve yardıma ihtiyacı olan seçmenlere, imkansızlıkları dolayısıyla oy kullanacağı yere ulaşamayan seçmenlere, hangi siyasi partiye oy verecek olursa olsun gerekli yardım ve desteği sağlayacaktır.

D. SEÇİM SONRASI (OYLAMA SONRASI) YAPILACAK ÇALIŞMALAR

18. İtirazların takibi

Altılı Masayı oluşturan siyasi partiler, sandık kurullarının, İlçe Seçim Kurullarının, İl Seçim Kurullarının usule uygun olmayan işlem ve kararlarına karşı yapılacak itirazların takibi konusunda iş birliği içinde hareket edecektir. İl/İlçe Seçim Kurulu üye ve temsilcileri, YSK temsilcileri ve avukatlar/hukukçuları bu konuları takip edecek, siyasi partilerin yöneticileri de kamuoyunu bilgilendirmenin yanı sıra gerekli duruşu birlikte sergileyecektir.

19. Islak imzalı sandık sonuç tutanağının alınması ve yetkili birime iletilmesi

Her siyasi parti, seçim günü sandıklarda görev yapacak sandık alanı (okul/bina/kat) sorumluları, bilişim ve hukuk sorumluları, sandık kurulu üyeleri ve müşahitler aracılığı ile ıslak imzalı sandık sonuç tutanaklarını temin edecektir. Bu tutanaklar, Altılı Masayı oluşturan siyasi partilerin görebileceği şekilde her siyasi partinin kendi sisteminde dijital olarak da paylaşılacaktır. Altılı Masayı oluşturan siyasi partilerin il ve ilçe teşkilatları da eksik kalan ıslak imzalı sandık sonuç tutanaklarının teşkilatlarda toplanması konusunda iş birliği içinde hareket edecektir.

20. Oy torbasının İlçe Seçim Kuruluna intikali

Her siyasi parti, seçim günü sandıklarda görev yapacak sandık alanı (okul/bina/kat) sorumluları, sandık kurulu üyeleri ve müşahitleri ile İl/İlçe Seçim Kurulu üye ve temsilcileri aracılığıyla oy torbasının İlçe Seçim Kuruluna intikalini takip ederek, intikal sırasında oluşabilecek ihlallere itiraz edecek, diğer siyasi partilerle paylaşacaktır. Bu şikâyet ve itiraz süreçlerinde de Altılı Masayı oluşturan siyasi partiler iş birliği içerisinde hareket edecektir.

21. İlçe Seçim Kurullarındaki birleştirme işlemlerinin takibi

Her siyasi parti İlçe Seçim Kurulu üye ve temsilcileri ile itiraza yetkili kişiler aracılığıyla İlçe Seçim Kurullarındaki birleştirme işlemlerini takip edecektir. İlçe Seçim Kurullarında sandık sonuçlarının YSK’nın resmi sistemine girişi sırasında yapılabilecek usulsüzlük ve ihlallere itiraz edilerek Altılı Masayı oluşturan siyasi partilerle paylaşılacaktır. Bu itiraz süreçlerinde de Altılı Masayı oluşturan siyasi partiler iş birliği içerisinde hareket edecektir.

22. İl Seçim Kurullarındaki birleştirme işlemlerinin takibi

Her siyasi parti İl Seçim Kurulu temsilcileri ile itiraza yetkili kişiler aracılığıyla İl Seçim Kurullarındaki birleştirme işlemlerini takip edecektir. İl Seçim Kurullarında yapılabilecek usulsüzlük ve ihlallere itiraz ederek Altılı Masayı oluşturan siyasi partilerle paylaşılacaktır. Bu itiraz süreçlerinde de Altılı Masayı oluşturan siyasi partiler iş birliği içerisinde hareket edecektir.

23. Sandık sonuçlarının merkeze iletilmesi

Her siyasi parti, sonuçların kendi sistemine girişini sağlayacaktır. Bu sonuçlar Altılı Masayı oluşturan siyasi partiler tarafından görülecektir. Aynı zamanda, YSK’nın siyasi partilere ilettiği sonuçlarla karşılaştırmalar yapılıp itirazlar süresi içerisinde usullere uygun şekilde gerçekleştirilecektir. İl/İlçe Seçim Kurulu üye ve temsilcileri, YSK temsilcileri ve itiraza yetkili kişileri bu konularda süreçleri takip edecek, siyasi partilerin yöneticileri de kamuoyunu gerek usulsüzlükler gerekse itiraz ve şikâyet süreçleri hakkında bilgilendirecektir.

24. YSK tarafından resmi seçim sonuçlarının ilanı

Her siyasi parti, YSK tarafından resmi seçim sonuçlarının ilanına kadar itirazların kademeli olarak yapılması, karara bağlanması, kesinleştirilmesi süreçlerini takip edecektir. Altılı Masayı oluşturan siyasi partilerin yöneticileri kamuoyunu usulsüzlükler itiraz süreçleri hakkında bilgilendirecektir.

Altılı masayı oluşturan siyasi partiler olarak yol haritamızda belirlediğimiz şekilde, seçim sonuçları YSK tarafından ilan edilip kesinleşene kadar ortak çalışmamız ve iş birliğimiz devam edecektir.

Vatandaşlarımız müsterih olsunlar; bir tek oylarının dahi zayi olmaması için gece gündüz çalışılacak, seçimlerin adil, serbest, eşit, şeffaf, düzen ve dürüstlük ilkeleri içinde gerçekleşmesi için tüm imkanlar seferber edilecek, her türlü tedbir alınacaktır.

 

Altı Siyasi Parti Genel Başkanının Ortak Açıklaması (Ankara, 21 Ağustos 2022)

ALTI SİYASİ PARTİ GENEL BAŞKANININ ORTAK AÇIKLAMASI (ANKARA, 21 AĞUSTOS 2022) 

Toplumun her bir kesimini ve 85 milyon insanımızı en geniş yelpazede temsil eden altı siyasi parti olarak Cumhuriyetimizin 2. yüzyılına yaraşır bir Türkiye'yi inşa etmek ve vatandaşlarımızın tüm problemlerine çözüm oluşturmak amacıyla başlattığımız “Liderler Buluşmaları”nın birinci turunu, bugün Saadet Partisi'nin ev sahipliğinde gerçekleştirdiğimiz 6. toplantımızla tamamlıyoruz.

Siyasette istişareyi, nezaketi, centilmenliği ve iş birliğini ilke olarak benimsemiş partilerin Genel Başkanları olarak;

Ülkemizi hızla felakete sürükleyen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin doğal sonuçlarına, yani; ekonomide iflasa, iç ve dış politikada itibarsızlaşmaya, kamu kurum ve kadrolarındaki çürümeye, yaşanan sosyolojik ve psikolojik çöküntüye dur demek için ilk kez 12 Şubat 2022 tarihinde bir araya gelerek ortaya koyduğumuz kararlılığımızla milletimize umut olduk.

O tarihten sonra Türkiye’de artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı anlaşılmış ve milletimiz tarafından  "6'lı Masa"olarak adlandırılan iş birliğimiz, kararlılıkla bugünkü aşamasına gelmiştir.

Bilinmelidir ki bugün, 12 Şubat'tan çok daha kararlı ve umutluyuz!

Siyasi iktidarın, ortaklarının, varlıklarını iktidarın varlığına adamış medyanın tüm siyasi mühendisliklerine, çabalarına, hakaretlerine, isnatlarına ve iftiralarına rağmen milletimize umut olmanın verdiği güçle 28 Şubat 2022 tarihinde “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metnimizi” geniş katılımlı bir organizasyonla kamuoyu ile paylaştık.

Kurduğumuz komisyonlarla, ortaya koyduğumuz ilkeleri tek tek hayata geçirme hazırlıklarımızın hukuki ve toplumsal alt yapılarını güçlendirecek adımlar attık.

Bu çerçevede; geçtiğimiz süreç içinde “Temel İlkeler ve Hedefler”, “Seçim Güvenliği” ve “Bazı Ekonomik Kurumların Reformu” komisyonlarının metinlerini kamuoyu ile paylaştık. Diğer komisyon çalışma ve raporlarını da gözden geçirdik.

Ayrıca son toplantımızdan bu yana kamuoyunun gündeminde olan güncel ekonomik, iç ve dış siyasi gelişmeleri de değerlendirdik.

Ortak sorunlarımız karşısında ortak sorumluluklarımızın ağırlığını hepimiz omuzlarımızda hissediyor ve iş birliği kararlılığımızı da bu sorumluluk bilinciyle sürdürüyoruz.

Bugünden itibaren seçim öncesi, seçim dönemi, seçim günü ve seçim sonrası olmak üzere önümüzdeki tüm süreçlerde istişareye önem veren anlayışımızla birlikte yol yürümeye devam etme kararlılığında olduğumuzun altını tekraren çizmek isteriz.

Ülkemizi, hemen her alanda içine sürüklendiği bu krizlerden düzlüğe çıkarana ve her bir insanımızın rahat bir nefes alacağı günleri birlikte kurana dek; mücadelemiz ve iş birliğimiz, hedef ve ilkelerimiz doğrultusunda devam edecektir.

Şu hususu da özellikle kamuoyuna beyan etmek isteriz ki, son dönemlerde yoğunlaşan partilerimize yönelik baskı ve şiddet uygulamaları mücadele kararlığımızı asla sarsamayacaktır.

Milletimizin bunca senedir uğradığı hayal kırıklıklarının farkındayız. Bu hayal kırıklıklarını gidermek üzere insanımızın beklenti ve taleplerini karşılayacak liyakatli kadrolarla ve etkin politikalarla milletimizin karşısına çıkacağız.

Milletimiz emin olsun; ortak Cumhurbaşkanı adayımız hem "Türkiye Cumhuriyeti'nin 13. Cumhurbaşkanı" hem de sadece bu masa etrafında bir araya gelen siyasi partilere oy verenlerin değil, “Herkesin Cumhurbaşkanı” olacaktır.

Milletimiz müsterih olsun; bu karanlık günlerin bitmesine çok az kaldı.

Bu topraklarda;

  • Toplumsal kutuplaşma son bulacak; toplumsal barış hakim olacak.
  • Öfke ve nefret dili kaybedecek; nezaket ve karşılıklı saygı kazanacak.
  • Demokrasi ve hukukun üstünlüğü tesis edilecek.
  • Ahlaki yozlaşma ve manevi tahribatın önüne set çekecek etkin politikalar geliştirilecek.
  • Rüşvet, torpil, iltimas gidecek; adalet, dürüstlük ve liyakat gelecek.
  • Hak eden hak ettiğini eksiksiz alacak.
  • İsraf ve hayat pahalılığı son bulacak; üretim esas alınacak.
  • Geniş halk kitlelerinin yoksullaşmasına yol açan bir avuç rantiyeciye kaynak aktarımına son verilecek.

Şimdi, karamsarlığa kapılma zamanı değildir! Zaman, her geçen gün umudu büyütme zamanıdır.

Çünkü biz kazanacağız, Türkiye kazanacak! Biz kazanacağız, 85 milyon insanımız kazanacak!

Bu vesileyle milletimizin özgürlüğü, birliği ve beraberliği önünde hiçbir engelin duramayacağını simgeleyen 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehit ve gazilerimizi minnet ve tazimle anıyoruz.

Bu inanç ve kararlılıkla iş birliğimizin çok daha güçlü bir şekilde devam edeceğini ve bir sonraki toplantımızı 2 Ekim 2022 Pazar günü saat 14.00’da CHP Genel Merkezinde gerçekleştireceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız...

 

Altı Siyasi Parti Genel Başkanının Ortak Açıklaması (Ankara, 2 Ekim 2022)

ALTI SİYASİ PARTİ GENEL BAŞKANININ ORTAK AÇIKLAMASI

 (Ankara, 2 Ekim 2022)

12 Şubat 2022 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin ev sahipliğinde başlayan toplantılarımız, kamuoyu ile paylaştığımız temel ilkeler ve hedefler doğrultusunda kararlılıkla devam etmektedir. Gerçekleştirdiğimiz ilk altı toplantıda siyasi tarihimizde ender görülen bir işbirliği anlayışı içinde önemli mesafeler aldık.

Bizler, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni’ni hazırlayan altı siyasi parti olarak, Cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandırmak, adaleti tesis etmek, farklılıklarımızı zenginlik kabul ederek bir arada özgürce yaşamak, toplumsal huzuru ve barışı sağlamak, tüm vatandaşların insan onuruna yaraşır bir hayat sürmesini güvence altına almak, çoğulcu, demokratik bir Türkiye inşa etmek ve gelecek nesillere bu değerleri emanet etmek için bir aradayız.

Altılı Masa olarak kurduğumuz Geçiş Süreci Yol Haritası Komisyonu, Anayasal ve Yasal Reform Komisyonu, Kurumsal Reform Komisyonu, Seçim Güvenliği Komisyonu ve İletişim Komisyonu yarının Türkiye’sini inşa için çalışmalarını hız kesmeden sürdürmektedir.

Liderler Buluşmaları’nın ikinci turunun bu ilk toplantısında yaklaşan seçim takviminin ve artan toplumsal beklentinin bilincinde olarak iki temel konuyu ele aldık:

Birincisi, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş Süreci Yol Haritası konusunda yapılan çalışmaları değerlendirdik ve bu konudaki çalışmaları en kısa sürede tamamlayarak kamuoyunun bilgisine sunma kararı aldık.

İkincisi, ülkemizin önemli temel politika alanları için ortak bir çalışma grubu kurulmasına, halkımızın menfaatleri doğrultusunda ortak politikalar belirlenmesine ve bu politikaların ortak taahhütlerimiz olarak kamuoyuna ilan edilmesine karar verdik.

Bu temel politika alanlarını da;

  • Hukuk, adalet ve yargı,
  • Kamu yönetimi,
  • Şeffaflık, denetim ve yolsuzlukla mücadele,
  • Ekonomi, finans ve istihdam,
  • Sektörel ve bölgesel konular,
  • Bilim ve teknoloji,
  • Eğitim ve öğretim,
  • Sosyal politikalar,
  • Dış politika, güvenlik, savunma olarak belirledik.

Önemle bir kez daha vurgularız ki, halkın gerçeklerinden tamamen kopmuş siyasi iktidar, çarpıtma ve algıyla gerçeklerin üzerini örtebileceğini sanan beyhude bir çaba içerisindedir. İktidarın yarattığı yozlaşma öyle bir boyuta ulaşmıştır ki, borsa manipülasyonlarıyla bir avuç yandaşın zengin edilerek küçük yatırımcının yok edilmesi dahi bu dönemde yaşanmıştır. Tüyü bitmemiş yetimin hakkıyla hem de kamu bankaları üzerinden borsa manipülatörleri kurtarılmaya çalışılmıştır. Gençlerimiz daha iyi yaşam koşulları ve özgürlük için başka ülkelere giderken, kamuda dört beş maaş alanlar lüks ve şatafat içinde yaşamlarını sürdürmekte; ülkeyi yönetenler zenginleşirken geniş halk kitleleri fakirleşmektedir. Bu adaletsiz düzene birlikte son vereceğiz.

Güçlü bir demokrasi olmadan güçlü bir ekonomi olamayacağı, güçlü bir ekonomi olmadan da güçlü bir dış politika olamayacağı gün ışığı gibi ortadadır. Dış politika ve milli güvenlik konularını iç politika malzemesi olarak kullanan iktidar Ege’deki Türk-Yunan dengesinin Yunanistan lehine bozulmakta olduğu gerçeğini hamasi nutuklarla örtmeye çalışmaktadır. Kurumsal akıldan yoksun dış politikanın ürünü olan bu güvenlik zaafı hiçbir hamasi dille kapatılamaz. Öte yandan, Rusya’nın Ukrayna’nın bazı bölgelerini ilhak kararını da Kırım’ın ilhakı kararı gibi geçersiz görüyoruz.

Milletimiz müsterih olsun! Toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunları her geçen gün ağırlaştıran Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin, keyfilikle ve kural tanımazlıkla, Türkiye Cumhuriyeti’ni bir şahıs devletine dönüştürmesine ve 85 milyonu uçuruma sürüklemesine asla izin vermeyeceğiz.

Kamuoyunun bilgisine bir kez daha sunarız ki;

  • Altılı Masa hedefine emin adımlarla ilerlemektedir ve göstereceğimiz ortak Cumhurbaşkanı adayı, Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı olacaktır.
  • Altılı Masa aynı zamanda, demokratik hukuk devleti için Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi tesis edecek Meclis çoğunluğunu da kazanacaktır.
  • Yeni bir yönetim anlayışı ve siyaset kültürüyle ülkemiz hızla kutuplaşma girdabından çıkartılacak, inancı, kimliği, dünya görüşü ve yaşam tarzı sebebiyle hiç kimse ötekileştirilmeyecek, temel hak ve özgürlükler güvenceye kavuşacak, gençlerin önündeki tüm engeller kaldırılacak, kamuda israfa son verilecek, siyasi ahlak kanunu yürürlüğe girecek, yolsuzlukla ve yozlaşmayla etkin mücadele edilecek, güçlü kurumlar tesis edilecek, tüm terör örgütlerinin, yeraltı suç örgütlerinin ve uyuşturucu baronlarının üzerine kararlılıkla gidilecek, güzel ülkemizin hiçbir çocuğu yoksulluğa mahkûm edilmeyecek ve Türkiye rahat bir nefes alacaktır.

Altılı Masa olarak her zaman vurguladığımız gibi, bu yeni bir başlangıç ve yeni bir inşadır.

 

Altı Siyasi Parti Genel Başkanının Ortak Açıklaması (Ankara, 14 Kasım 2022)

ALTI SİYASİ PARTİ GENEL BAŞKANININ ORTAK AÇIKLAMASI

(Ankara, 14 Kasım 2022)

Altılı Masa olarak, liderler buluşmaları’nın ikinci turunun ikinci toplantısında DEVA Partisi ev sahipliğinde bir araya geldik. Toplantımızın başında yaptığımız özel açıklamada vurguladığımız gibi dün İstanbul Taksim’de gerçekleşen terör saldırısını lanetliyoruz ve hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Türkiye’yi terör saldırılarıyla dizayn etmek isteyenlere asla izin vermeyeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz.

Bizler, iktidarın tüm ayrıştırma ve kutuplaştırma politikalarına karşı, ortak idealimiz olan yarının özgür ve demokratik Türkiye’si için birlik ve uzlaşı içerisinde çalışmalarımıza kararlılıkla devam etmekteyiz.

Önümüzdeki seçimle birlikte, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, hukuk devletinin tüm kurum ve kurallarıyla hayata geçirildiği, özgürlükçü ve demokratik Türkiye’yi vatandaşlarımızın desteği ile inşa edeceğiz.

Bugünkü toplantımızda, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş Süreci Yol Haritası ile ortak komisyonlarımızın çalışmalarını değerlendirdik.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş Süreci Yol Haritası konusunda çalışmalarımızı en kısa sürede tamamlayarak kamuoyuyla paylaşacağız.

Altılı Masa olarak kurduğumuz Ortak Çalışma Grubu, Anayasal ve Yasal Reformlar Komisyonu, Seçim Güvenliği Komisyonu ve İletişim Komisyonu çalışmalarını hız kesmeden sürdürmektedir.

Bir önceki toplantımızda kurulmasına karar verdiğimiz Ortak Çalışma Grubu, temel politika alanlarında (9 ana, 60 alt başlık altında) yürüttüğü çalışmada önemli bir ilerleme kaydetmiştir. Bu çalışma ile ülkemizin içinde bulunduğu sorunların hızlı ve kalıcı biçimde çözülmesi için atılması gereken somut adımları ortaya koyacak, belirlenecek ortak hedefleri, politikaları ve projeleri ortak taahhütlerimiz olarak büyük bir kararlılıkla gerçekleştireceğiz.

Anayasal ve Yasal Reformlar Komisyonu, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni doğrultusunda yapılması gereken Anayasa değişikliklerinin kodifikasyonunu tamamlamıştır. Altılı Masa olarak, bu çalışmayı 28 Kasım tarihinde kamuoyuyla paylaşma kararı aldık.

Seçim Güvenliği Komisyonu, seçim öncesi, seçim dönemi, seçim günü ve seçim sonrası olmak üzere tüm süreçte atılacak adımları planlamakta, seçim güvenliği için güç ve iş birliğimizi eksiksiz şekilde yürütmek için çalışmalarını sürdürmektedir.

İletişim Komisyonu, ortak komisyonlarımızın rapor ve çalışmalarını kamuoyuna daha güçlü biçimde duyuracak hazırlıkları yürütmektedir. Altılı Masanın Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ve Anayasa çalışmasının milletimize daha etkili bir biçimde sunulması için ülke genelinde ortak programlar tertiplenmesi kararını aldık.Türkiye’nin yarınlarının inşası için yapılan çalışmalar kamuoyu tarafından www.altilimasa.biz isimli web sitesinden takip edilebilir.

Bugün Altılı Masanın genişlemesiyle ilgili önerileri de görüştük. Bizler toplumu en geniş yelpazede temsil eden ve 85 milyon vatandaşımızın tamamını kucaklayan bir anlayışla 12 Şubat 2022’de tarihi bir ilke imza attık. Belirlediğimiz ortak ilke ve değerler zemininde beraber çalışma kültürü oluşturduk. Çalışmalarımızı planlı ve programlı bir biçimde sürdürüyoruz. Altı siyasi parti olarak bu çalışmalarda büyük bir mesafe kaydettik ve bundan sonraki süreçte de Altılı Masa zemininde en kısa zamanda bu çalışmaları tamamlamaya odaklandık.

Bugünkü toplantımızda güncel ekonomik ve siyasi gelişmeleri de değerlendirdik.

Gerçekçi ve güven duyulan adımlarla sorunları kalıcı biçimde çözmek yerine gerçekleri gizleme peşinde olan iktidar, ülkemizi tarihin en yüksek enflasyon oranlarıyla karşı karşıya bırakmıştır. Gıda, enerji, barınma, öğrenci, çocuk, emekli ve çalışan yoksulluğu görülmemiş derecede derinleşmiş ve yaygınlaşmıştır. Kur Korumalı Mevduat, arka kapı döviz satışları, döviz cinsi borçlanma ve garantiler gibi uygulamalar haksız gelir ve servet transferini körüklemekte, gelir dağılımı her geçen gün daha da bozulmakta ve orta direk yok olmaktadır.

Altılı Masa olarak bu adaletsiz ve çarpık düzene son verecek; enflasyonun tek haneye indirildiği, alım gücünün yükseltildiği, insan onuruna yaraşır gelir sağlayan istihdam artışlarının gerçekleştirildiği, yoksulluğun ortadan kaldırıldığı, sosyal adaletin sağlanarak toplumun tüm kesimlerinin refahtan adil bir şekilde pay aldığı kapsayıcı bir ekonomi inşa edeceğiz. Bu hedeflere ulaşmak için gerçekleştireceğimiz tüm reformları kamuoyuna açıklayacağımız Ortak Politikalar Metni ile ortaya koyacağız.

Kamuoyunun açıkça bilmesini isteriz ki temel hak ve özgürlüklerin siyasi bir kavga konusu olmasına izin vermeyeceğiz. Anayasayı ve hukuk devletini yok sayan ve herkesin temel hak ve özgürlüklerini kendi tasarrufunda gören bir iktidarın vaatlerinin kimseye güven veremeyeceğinin bilincindeyiz.

Bizler Anayasayı, temel hak ve özgürlükleri parçalanamaz bir bütün olarak görüyoruz. Yarının Türkiye’sinde hiç kimse düşüncesinden ve inancından, özellikle hiçbir kadın kıyafetinden ve giyim tarzından dolayı ayrımcılığa maruz kalmayacaktır. Bizler, toplumun bir kesimini siyasi rehine gibi kendi saflarında tutmaya ve özgürlüklerinin ellerinden alınmasıyla tehdit etmeye kalkışan bu çarpık siyasi anlayışa son vereceğiz.

Sansür yasasıyla gerçeği dahi kendi tekeline almaya çalışan, basını susturan, sivil toplumu ve sosyal medyayı tehdit olarak gören, demokrasinin nefes borusu olan düşünce ve ifade özgürlüğünü ayaklar altına alan bu otoriter yönetim anlayışına hep birlikte son vereceğiz.

Bu inanç ve azimle Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında konuşan, tartışan, kendini özgürce ifade eden, güçlü, demokratik ve müreffeh bir Türkiye’yi; adalet, liyakat ve istişare ile inşa edeceğiz.

Bir kez daha vurgulamak isteriz ki, Altılı Masanın ortak adayı 13. Cumhurbaşkanı olacak ve parlamentoda ulaşacağımız büyük bir çoğunlukla en kısa zamanda Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçerek Anayasa’dan ve milletten kopmuş bu otoriter yönetime son vererek milletimizi özgür ve müreffeh yarınlara kavuşturacağız.

Tüm vatandaşlarımız müsterih olsun.

Not: Altılı Masanın bir sonraki liderler buluşması 28 Kasım 2022 tarihinde Demokrat Parti’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecektir.