18 Mart 2026
Ali Babacan 18 Mart 2026
Teşkilatla Bayramlaşma
Değerli Genel Merkez Kurul Üyelerimiz,
İl Başkanlarımız, İlçe Başkanlarımız,
Teşkilatımızın çok değerli mensupları,
Kıymetli yol arkadaşlarım;
Hepinizi Ankara’dan, genel merkezimizden saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Sözlerimin hemen başında 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümünü kutluyorum.
Çanakkale; gerçekten inançla, cesaretle ve büyük fedakârlıklarla yazılmış bir destan.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve tüm şehitlerimizi rahmetle, minnetle ve saygıyla yâd ediyorum.
Değerli arkadaşlarım,
Gönüllerin yumuşadığı, kalplerin birbirine yaklaştığı;
Merhametin ve paylaşmanın çoğaldığı;
Müstesna bir ayın sonuna geldik.
Bu akşam son teravih namazı kılındı. Yarın son oruçları inşallah tutacağız ve akşam saatinden itibaren de Ramazan ayını inşallah tamamlamış olacağız.
Ramazan ayı;
Aynı sofrada buluşmanın,
Aynı duaya “âmin” demenin,
Aynı umudu büyütmenin vesilesi oldu.
Bu Ramazan ayında da, milletimizin yanındaydık.
Pek çok ilimizde, teşkilatımızın düzenlediği iftar sofralarında; hemşehrilerimizle, dostlarımızla buluştuk.
Vatandaşlarımızın dertlerini dinledik;
Umutlarını diri tutmalarını istedik.
Benim yetişemediğim programlara; milletvekillerimiz, genel başkan yardımcılarımız iştirak etmeye çalıştılar.
Çok şükür, pek çok ilimizde ve ilçemizde; sağlıkla, afiyetle, iftarı karşıladık.
Gündüzü gece, geceyi gündüz ettik.
Ramazan ayı boyunca, kalabalık sofralarımıza halel gelmediği için;
Teşkilatımızla, ailelerimizle, sevdiklerimizle bir arada olduğumuz için Allah’a şükrettim.
Her bir güler yüze bakıp, her bir insan suretine bakıp, bir arada olduğumuz için özellikle şükrettim.
Biliyorum ki sadece şükretmek yetmez;
Bize düşen, huzurumuzu daimî kılmak için çalışmak olmalıdır.
Bize düşen, birlik beraberliğimiz için daha fazla çalışmak olmalıdır.
Bize düşen, sadece dua etmek değil; gereğini yapmak, işimizi sağlam tutmak olmalıdır…
Çünkü, bölgemizin, dünyamızın hali malum.
Ne acı ki; uluslararası hukukun hiçe sayıldığı;
Her türden insani değerin pervasızca ayaklar altına alındığı;
Hukukun gücünün değil, güçlünün keyfinin hüküm sürdüğü bir dünyayla karşı karşıyayız.
Görüyoruz, İran'da küçücük çocuklar katlediliyor.
Gazze'de binlerce cenaze hâlâ enkaz altında bekliyor.
Bu coğrafyada önce ülkemize, sonra birbirimize sahip çıkmak zorundayız.
Bu büyük ve güzel ülkemizi, menfaat şebekelerinin eline bırakamayız.
Böyle bir şansımız yok.
Böyle bir dünyada, böyle zor bir dönemde; kendi çıkarları için iktidar isteyenlere bırakacak bir ülkemiz yok bizim.
Çünkü biz ülkemizi çok seviyoruz.
Başka şansımız yok, başka bir Türkiye yok.
Kendi bölgemizi uzaktan gelip de buralara dahil olmak isteyenlere de bırakamayız.
Uzaktan gelen bugün var yarın yok.
Bugün çıkarları için bir şeyler yaparlar, yarın bakarsınız yok olup giderler.
Biz bu coğrafyada yüzlerce yıldır beraberce var olan toplumlar olarak, bundan sonra da inşallah yüzlerce binlerce yıl beraber var olmaya devam edecek toplumlar olarak, kendi kendimizin sorunların çözmek zorundayız.
Konuşacağız, diyalog içerisinde olacağız, dertleşeceğiz.
Ama elin adamına, okyanus ötesinden gelenlere ya da sapkın ideolojisinin peşinde koşan bazı ülkelere, devletlere pabuç bırakmayacağız.
Biz beraber güçlüyüz.
Hep söylüyorum bizim coğrafyada Türkiye, Mısır, İran ve Suudi Arabistan diğer ülkelerle beraber sapa sağlam omuz omuza durursak hiç kimsenin gücü buralara yetmez.
Ancak bu ülkelerin arasında çatlaklar olursa, boşluklar olursa, mesafeler olursa elin adamı gelir o boşlulardan, o çatlaklardan girer ve maalesef şu an yaşamakta olduğumuz büyük acılar, büyük felaketler hep beraber yaşanır bu coğrafyada.
Tabii ki Ramazan ayı bitiyor, bayram geliyor
Çok dua edeceğiz, ama çok da çalışmak zorundayız.
Bu vesileyle; Ramazan ayı boyunca, teşkilatımız tarafından düzenlenen iftar programlarında emeği geçen tüm il ve ilçe başkanlarımıza, teşkilat mensuplarımıza özelliklere şükranlarımı sunmak istiyorum.
Gayet güzel programlarla, çok geniş katılımlarla çok şükür her bir ilde örnek iftarlar gerçekleştirildi.
Allah yaptığımız hayırları kabul eylesin inşallah.
Değerli arkadaşlarım,
Ramazan ayını bitirip Bayrama kavuştuğumuz şu mübarek günlerde;
Kalplerimizi birbirimize yeniden açmalı, kırgınlıkları geride bırakmalı, merhameti, vicdanı her şeyin üzerinde tutmalıyız.
Bu bayram, gönüllere dokunma bayramıdır.
Hatırlamanın ve aynı zamanda hatırlanmanın bayramıdır.
Bayram günleri; affetmenin büyüklüğünü, paylaşmanın bereketini, kardeşliğin kıymetini yeniden idrak ettiğimiz günlerdir.
Biz, DEVA ailesinin her bir ferdi olarak, zor zamanlarda omuz omuza yürümeyi bildik.
Hakkı ve adaleti savunmaktan hiçbir zaman geri durmadık.
Türkiye’nin dört bir yanında, gece gündüz demeden milletimizin sesi olduk.
Demokrasinin nefesi olduk.
Umudu büyüttük, vicdanı paylaştık.
Dert dinledik, çözüm aradık, her kapıyı samimiyetle çaldık.
Partimiz kurduğumuz ilk günden beri biliyoruz ki;
Bu yol kolay bir yol değil. Ama bu yol arkadaşlarım, doğru bir yol.
Biz, bu yola makam için değil, millet için çıktık.
Hiçbir zaman kişisel hesapların peşinde olmadık.
Nefsimize değil, ancak ve ancak hakkaniyete kulak verdik.
Ortak aklın, istişarenin değerini bildik.
Her işimizi danışarak, konuşarak yaptık.
Çünkü;
Bereket istişarededir.
Güç birlikteliktedir.
Başarı samimiyettedir.
Bugün dönüp baktığımızda görüyoruz ki;
Attığımız her adımda, söylediğimiz her sözde, bu ülkenin yarınlarına dair güçlü izler bırakıyoruz elhamdülillah.
Evet değerli arkadaşlarım,
Bugün ülkemiz; ekonomik zorluklarla, adaletsizlikle, toplumsal kutuplaşmayla büyük sınamadan geçiyor.
Emeklilerimiz, çalışanlarımız, esnafımız, çiftçimiz, işçimiz; her geçen gün artan geçim sıkıntısının altında daha fazla eziliyor.
Gençler bir umut ışığı arıyor.
Ancak, biz bu karamsarlığa teslim olamayız.
Bu büyük ve güzel ülkenin potansiyeli, yaşadığımız sorunlardan çok daha büyüktür.
Ben hep söylüyorum; Türkiye Cumhuriyeti kendi topraklarından ve kendi vatandaşlarından çok daha büyük bir ülkedir.
Bu aziz milletin feraseti, yüzyıllar boyunca bütün bu bölgede istikrar kaynağı olmuştur.
Bizim görevimiz;
Şikâyet etmek değildir, çözüm üretmektir;
Ayrıştırmak değildir, birleştirmektir.
Ve biz, bu ülkenin yarınlarını adaletle, liyakatle, istişareyle inşa etmeye kararlıyız.
Hep söylüyorum; devlet yönetiminde bu üç ilkeye uyun. Korkmayın.
Çözülemeyecek hiçbir sorun yok.
En zor sorunları hemen çözeriz, imkânsız dediklerimiz ya da imkânsız gibi görünenler biraz vakit alır. O kadar.
Her bir Ramazan’ın, bir öncekinden daha iyi geçtiği bir Türkiye’ye ulaşmak için çalışıyoruz.
Ramazan sofralarının, bir önceki yıldan bereketli olduğu; çocuklarımızın huzurla büyüdüğü bir Türkiye için hep beraber çalışıyoruz.
Yaşlılarımızın güven içinde yaşadığı; çalışanımızın ay sonunu rahat rahat getirdiği bir Türkiye için çalışıyoruz.
Hiç kimseyi dışlamadan, hiç kimseyi ötekileştirmeden, herkesi aynı ortak yarınların bir parçası yaparak yolumuza devam edeceğiz.
Bana bazen soruyorlar, diyorlar ki; “Ya sizin ötekiniz kim? Sizin düşmanınız kim?”
Alıştılar ya düşmanlık üzerinden siyaset yapanlara…
Alıştılar ya korku siyaseti yapanlara…
Alıştılar ya umut üretemeden, başarı üretemeden sadece daha kötüsüyle korkutarak insanlardan destek isteyenlere.
İşte bizim siyasetimiz onlara anlaması güç geliyor.
Bizim ötekimiz yok.
Biz, bu milletin her bir ferdini, her bir insanını çok seviyoruz ve bağrımıza samimiyetle basıyoruz.
Ve şunu da ifade etmek istiyorum ki özellikle; sizlerin teşkilatımızın her birinizin emeği, gayreti ve samimiyeti; bu hareketin en kıymetli hazinesidir arkadaşlar.
Biliyorum…
Zaman zaman yoruluyoruz, zorlanıyoruz.
Bazen belki “takatim düşüyor mu?” diye düşünenlerimiz de aramızda olabiliyor.
Ama bu yolu inançla yürüdüğümüz için, aşkla yürüdüğümüz için, doğru bildiğimiz bu yoldan asla vazgeçmiyoruz.
Özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum; tarihteki pek çok zafer, tarihteki büyük değişimler;
İşte bizim gibi böyle samimi, inançlı ve kararlı kadroların omuzlarında yükselmiştir.
Sayıca çok olmasa da, iyice kenetlenmiş, inanmış insanlar tarihin her döneminde büyük değişimlere imza atmışlardır.
Yeter ki biz birbirimize güvenelim,
Yeter ki yürüdüğümüz yoldan emin olalım.
Yeter ki bu büyük ve güzel ülkenin özgürlüğü için, zenginliği için ve adalet içinde yaşaması için hep beraber gayretimize devam edelim.
Tam 6 yıl önce, tam da bu inançla, DEVA Partisini kurduk.
6 yıldır sabırla, 6 yıldır kararlılıkla, 6 yıldır sağlam adımlarla ilerliyoruz çok şükür.
Bizde geri adım yok…
“U” dönüşü yok.
Bayram’dan hemen sonra, çalışmalarımızı hızlandırmamız gereken bir döneme gireceğiz.
Özellikle, teşkilatlanma çalışmalarımıza yeni bir ivme kazandırmamız şart.
İlçe teşkilatımızın olmadığı yerlerde; ilçe başkanlarını artık hızlı bir şekilde görevlendirmemiz gerekecek.
Biraz önce teşkilat işleri başkanımız söyledi Seyit Bey; Artık seçim ufukta görülüyor arkadaşlar.
Şöyle baktığımızda ufukta seçimi görüyoruz.
Demek ki bekleyecek, oyalanacak vaktimiz yok artık.
İlçe başkanlarımızı görevlendirdik mi? İlçe yönetimlerinde eksiklikler varsa onları tamamlayacağız.
Yeni kurulan ilçelerimizde hemen yönetimleri oluşturacağız ve bunun için de yoğun bir gayret göstereceğiz.
Teşkilatımızdaki eksiklikleri tamamlayacağız ki “hadi hep beraber yollara düştük” dediğimizde tüm Türkiye coğrafyasını kaplayalım.
Böylece olmadığımız ilçe, olmadığımız mahalle kalmasın inşallah.
Önümüzde daha yapacak çok işimiz var.
Çalacak çok gönül kapımız var, büyütecek çok umut fidanımız var, anlatacak çok sözümüz var.
Bu bayram vesilesiyle; birliğimizi daha da güçlendirelim, kardeşliğimizi daha da pekiştirelim;
Gönüllerimizi herkese açalım ve Türkiye’ye hep beraber umut olalım inşallah.
Evet değerli yol arkadaşlarım,
Biz buradayız.
Türkiye için buradayız.
Gençlerimiz için buradayız.
Emeklilerimiz için buradayız.
Üreten, çalışan, emek veren, alnın teriyle, bileğinin gücüyle, helalinden kazanmak isteyen herkes için buradayız.
Allah’ın izniyle, hep birlikte;
Bu büyük ve güzel ülkeyi, yeniden umutla, yeniden bereketle, yeniden bollukla buluşturacağız.
Milletle yürüyoruz;
Sağlam adımlarla geliyoruz inşallah.
Bu duygu ve düşüncelerle;
Sizlerin ve sevdiklerinizin Ramazan Bayramı’nı yürekten tebrik ediyorum.
Bu bayram boyunca ziyaret edeceğiniz aile büyüklerinize, ziyaretinize gelecek küçüklerinize, görüşeceğiniz komşularınıza, akrabalarınıza; özellikle selamlarımı, sevgilerimi iletmenizi sizlerden rica ediyorum.
Kalplerimiz bir.
Dualarımız bir.
Birlikte nice bayramlara diyorum.
Kalın sağlıcakla.