Ali Babacan Trabzon Beşikdüzü İftar Konuşması
DEVA Partisi’nin değerli genel merkez kurul üyeleri;
Değerli il başkanımız, ilçe başkanlarımız, teşkilat mensuplarımız;
Sivil toplum kuruluşlarımızın, iş dünyamızın kıymetli temsilcileri;
Soframızı büyüten, bizlere eşlik eden tüm misafirlerimiz;
Beşikdüzü ilçe teşkilatımızın düzenlemiş olduğu bu iftar programına hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
Ramazan, büyük sofralarla, kalabalık masalarla güzel.
Ramazan, soframızı büyüttükçe, yemeğimizi paylaştıkça bereketli.
Rabbim sadece bizlere değil, tüm milletimize, hep böyle güzel, kalabalık sofralar nasip eylesin.
Allah yaptığımız ibadetleri, ettiğimiz duaları, tuttuğumuz oruçları kabul eylesin.
Ramazan ayı ülkemizin tamamı için berekete vesile olsun inşallah.
Kıymetli misafirlerimiz,
Ülkemizde sıkıntılar büyük.
Ülkemizde dertler çok ama şu anda Gazze'de yaşananlar herhalde İslam dünyasının en büyük zulmünün yaşandığı, İslam dünyasına karşı yapılan en büyük saldırının en büyük soykırım teşebbüsünün olduğu bir dönem gerçekten.
Tam 30 bin insan hayatını kaybetti 30 bin.
Bunların üçte ikisi kadın ya da çocuk.
Yemek kuyruğunda bekleyen insanlara saldırdılar.
Yüzlerce kişi öldü.
En temel ihtiyaçlarını karşılayamayan, şu anda 2 milyon insanın adeta açık hava hapishanesinde yaşadığı bir yer şu anda Gazze.
Peki, Gazze’deki bu durum karşısında iktidar ne yaptı?
Hamasetten başka, bağırıp çağırmaktan başka ne yaptı?
Geçen seçimleri hatırlayın. Sayın Erdoğan ne demişti? "Eğer biz düşersek Gazze düşer" dememiş miydi?
"Eğer ben bu seçimi kaybedersem Gazze düşer" dememiş miydi?
Seçimi kazandı ama Gazze düştü düşüyor.
Hiçbir şey de yapmadı yapamıyor.
İsrail ile ticaret tam gaz devam ediyor.
Artarak devam ediyor.
Güney Afrika Cumhuriyeti ta dünyanın öbür tarafından ne yaptı?
Netenyahu hükûmet hakkında uluslararası ceza mahkemesine suç duyurusunda bulundu.
Lahey adalet divanına dava açtı. "Burada soykırım var" dedi.
Elin Şililisi, Meksikalısı katıldı.
Türkiye ne yaptı?
Bizim hükûmet ne yaptı?
Pek çok ülke İsrail'e karşı ticaret ambargosu koydu.
Elin Hollandalısı uçak parçası satmayı yasakladı mahkeme kararıyla. "Çünkü bu uçaklar soykırımda kullanılıyor, sivil halkı bombalıyor" diye.
Dünyanın öbür ucundaki Malezya sadece ticareti kestiği ile kalmadı kendi limanlarının İsrail ile ticarette kullanılmasını yasakladı.
"Bırakın mal satmayı İsrail'e mal götüren gemiler benim limanlarıma uğrayamaz" dedi.
Türkiye tam gaz ticarete devam ediyor.
En ufak bir yaptırım yok bakın en ufak bir yaptırım yok.
Şu yandaş medyayı hiç takip ediyor musunuz bilmiyorum.
Hükûmete yakın gazeteleri son günlerde hiç okuyor musunuz?
Tek kelime Gazze geçmiyor.
Eğer sadece hükûmet sopayla ya da havuçla idare ettiği basını takip ederseniz o gazetelere bakarsanız 1 sayfaların manşetlerinde Gazze diye bir şey yok.
Çünkü biliyorlar etkisiz kaldıklarının farkındalar.
Hadi gücün yetmiyor hiç olmazsa ticaretten vazgeç.
Çok değiştiler çok.
Paranın ucunu görünce akılları karışıyor.
Paranın ucunu görünce zihinleri dağılıyor.
İlke değer hiçbir şey kalmıyor.
Gerçekten yazık oldu.
Koskoca Türkiye Cumhuriyeti bu büyük ülke Gazze'de yaşanan katliama karşı hiçbir yapmadı, yapamadı.
Kürsüye çıkıp nara atmaktan kolay bir şey yok.
"Biz düşersek Gazze düşer" diye milletten oy alıp ondan sonra Gazze düşerken kayıtsız kalanlar gerçekten değerli arkadaşlar bu millete bir hesap vermek zorundalar.
Bir anlatmak zorundalar ne oldu?
Çünkü bir ülkenin itibari bir ülkenin gücü güvenilirlikten geçer.
Verdiği sözü yerine getirmekten geçer.
Seçim öncesi "Faiz indi daha da inecek" deyip siz faizi 9 kere artırırsanız seçimden sonra, güveni artıramazsınız güveni oluşturamazsınız.
Seçimden önce mazotu çiftimize 18 lira gösterip seçimden sonra 40 liraya artırırsanız güven oluşturamazsınız.
Güven olmayınca uluslararası ilişkilerde diplomaside etki kalmaz güç kalmaz.
Daha dün zalim dediğiniz Sisi'nin peşinde koşarsanız, daha dün katil dediğiniz veliaht prense sarılıp "Bana para ver" derseniz, 15 Temmuz’daki hain darbe teşebbüsünün finansörüdür dediğiniz ülkenin emirine gidip kucaklayıp "Bana para ver" deyip kucak açarsanız itibarlı olamazsınız.
En kritik konularda bağırırsınız sonuç alamazsınız.
İşte değerli arkadaşlar gerçekten çok üzülüyoruz. Ama aynı zamanda da kızıyoruz.
Son 10 yıldır hukukta, adalette geriye geriye gitti ülke.
Eğitimde geriye gittik, sağlıkta geriye gittik.
Cumhuriyetin yüzüncü yılını kutladık, on yıl öncesinden daha geriye düşmüş durumda kutladık.
İlk defa bir nesil Türkiye’de, kendinden sonraki neslin yarınlarıyla ilgili endişeli.
Türkiye’deki her nesil bir öncekinden daha yüksek refah seviyesine ulaşa ulaşa geldi bugüne kadar.
Evde çamaşır makinesi yokken bir merdaneli çamaşır makinası oldu.
O gitti, bir otomatik çamaşır makinası geldi.
Daha sonra bulaşık makinası girdi evlere.
Ama her nesil bir önceki nesle göre daha iyi şartlarda yaşadı.
Şu anda ilk defa bizler, bizim neslimiz, çocuklarımızın, torunlarımızın yarınlarından endişeliyiz.
“Biz zamanında ev aldık araba aldık. Galiba bizim çocuklar ömürleri boyunca çalışsalar bir araba sahibi, bir sahibi olamazlar.” Diyoruz.
Bunu ilk defa yaşıyoruz bakın, yüz yıllık Cumhuriyet tarihinde ilk defa yaşıyoruz bu durumu.
Bu tek kişilik kadro, bizi 90’lı yılların karanlığına götürüyor.
Ama arkadaşlar, daha evvel de sıkça söyledim;
Türkiye’den asla umudumuzu kesmeyeceğiz.
Biz bu yanlışların düzeltilmesi için çok çalışacağız, ama dosdoğru çalışacağız.
Trabzon’dan, bu güzel şehrimizden bizleri izleyen gençlere, kadınlara, asgari ücretlilere, beyaz yakalılara, mavi yakalılara, emeklilere…
Hakka inanan, adalet isteyen, zenginlik talep eden herkese seslenmek istiyorum.
Yeriniz burası. Yeriniz DEVA diyorum.
Esnaf kardeşim:
Komşun siftah yapmadığında canın sıkılıyorsa;
Senin yerin burası.
Öğrenci kardeşim:
Korkmadan tweet atmak istiyorsan; insanca koşullarda, iyi yurtlarda öğrencilik yapmak istiyorsan;
Senin yerin burası.
Çalışan kardeşim:
Ay başında maaşın eriyip gitmesin, kafanı yastığa borç harç düşünmeden rahat koymak istiyorsan;
Senin yerin burası.
Motokurye kardeşim;
Hasta olduğunda işe nasıl gideceğini düşünüyorsan, hastaneden randevu alamıyorsan;
Senin yerin burası.
Türkiye’ye sesleniyorum:
Emeğe önem veren, çalışanın yanında olan;
Hakkı adaleti savunan, demokrasinin, özgürlüklerin yanında olan;
Herkesin yeri burası.
***
Değerli misafirlerimiz,
Bakın yerel seçimlere gidiyoruz.
Partiler apar topar seçim beyannameleri açıklıyor.
Biz kendi yerel seçimlerle ilgili olan eylem planımızı bundan tam 2 sene önce açıkladık.
Seçim geliyor diye değil.
Yerel yönetimler nedir, şehircilik nedir ortaya koyduk.
Bu da yetmedi.
Belediyelerimiz için ilk defa bir etik kurallar bildirgesi açıkladık.
Bizim belediye başkanlarımızın hangi ahlaki kurallar çerçevesinde belediyecilik yapacağını ortaya koyduk.
Ve bunlar Türkiye'de ilk bakın ilk. Daha önce hiç yapılmamış işler.
Ve değerli arkadaşlar evet belediye başkanlarımızı seçeceğiz, belediye meclis üyelerimizi seçeceğiz ama aynı zamanda bu seçim iktidara bir uyarı niteliği de taşıyacak.
Eğer iktidar yanlış yapıyorsa, hatası varsa, faul yapıyorsa, hukuk tanımıyorsa, kural çiğniyorsa, bu milleti yoksulluğa mahkûm ettiyse bu seçim aynı zamanda hükûmet bir “sarı kart” gösterme seçimi arkadaşlar.
Bu sarı kartı hep beraber göstermeliyiz ki akıllarını başlarına alsınlar.
Ben böyle gösterince diyorlar “Başkanım niye kırmızı kart değil"
Diyorum ki kırmızı kart öbür cepte duruyor.
Kırmızı kartı İnşallah bir sonraki Genel seçimlerde hep beraber kırmızı kartı göstereceğiz ve Türkiye'nin ehil ve dürüst kadrolar tarafından yönetilmesinin inşallah önünü açacağız.
Kıymetli misafirlerimiz,
31 Mart günü inşallah oy pusulasını ele aldığımızda, DEVA Partisi’nin logosunun yeri sağdan saydığınızda 1,2,3’üncü sırada.
Onun için sağdan say 1-2- DEVA kampanyamızı da bugün öğleden sonra başlatmış durumdayız.
Pusulalar uzun. Arayıp bulmak zor oluyor.
Dolayısıyla bizi kolay bulsunlar diye ne diyoruz?
Sağdan say 1-2-DEVA diyoruz.
Bu bizim ilk seçimimiz.
Başkanlarımızın yanı sıra Belediye Meclisi seçimlerinde de DEVA Partisi’nin alacağı destek çok önemli.
Sandık günü pusulalarda DEVA’nın alacağı her oy iktidara “ben özgür bir ülke istiyorum” demek.
Sandık günü DEVA’nın alacağı her oy iktidara “ben güçlü ekonomi istiyorum, zengin bir ülke istiyorum” demek.
Sandık günü DEVA’nın alacağı her oy iktidara “adil bir ülke istiyorum” demek.
Bu sebeple sizden, hem başkan adaylarımız için, hem de Belediye Meclis üyesi adaylarımız için destek bekliyoruz.
Açık söylüyorum:
Ne kadar DEVA, o kadar demokrasi.
Ne kadar DEVA, o kadar özgürlük.
Ne kadar DEVA, o kadar zenginlik.
Az kaldı; inşallah, çok çalışacağız; çocuklarımız için, torunlarımız için zengin ve özgür bir Türkiye’yi hep beraber hazırlayacağız.
Allah tüm milletimize ekmeğimizi paylaşacak Ramazan sofraları nasip etsin; Allah tuttuğumuz oruçları kabul etsin.
Bir kez daha soframızı büyüttüğünüz için teşekkür ediyorum.
Şimdi huzurlarınıza adaylarımızı davet etmek istiyorum.
Evet böyle pırıl pırıl adaylarla Trabzon’un huzurundayız.
Beşikdüzü’nün huzurundayız.
Bizim şöyle bir iddiamız var, diyoruz ki: Bizim belediye başkan adaylarımız mevcut başkanlardan çok daha iyi ve çok daha temiz belediyecilik yapar diyoruz.
Arkadaşlarımıza güveniyoruz.
Ve özellikle bugünkü bu buluşmanın ev sahipliğini yapan Ali Bey’e de ben huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum, Beşikdüzü Belediye Başkan adayımıza.
Yine Büyükşehir adayımız Selçuk Bey başta olmak üzere tüm adaylarımıza başarılar diliyorum.
Allah yar ve yardımcınız olsun diyorum.
Tekrar tüm misafirlerimize hoş geldiniz diyorum, sefalar getirdiniz diyorum.
Allah kabul etsin.
Eşlerinize, dostlarınıza, akrabalarınıza gönül dolusu sevgilerimizi selamlarımızı, hürmetlerimi iletmenizi özellikle rica ediyorum.
Sağ olun var olun diyorum.