DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, Cumhuriyet’in ilanının 103. yıl dönümü dolayısıyla kaleme aldığı yazıda, Cumhuriyet’in kuruluşunda verilen bağımsızlık mücadelesinden hareketle demokratik hukuk devletinin önemine dikkat çekti. Cumhuriyet’in yalnızca geçmişten devralınan büyük bir miras olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Şahin, yargı bağımsızlığı, basın özgürlüğü ve temel haklar konusunda Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu sorunları ele aldı. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında gelecek nesillere karşı taşınan sorumluluğa işaret eden Şahin, adaletin ve hürriyetin güvence altında olduğu bir Türkiye’nin önemini şu sözlerle dile getirdi:
“Cumhuriyet’in demokratik niteliği, bu ahlaki sorumluluğun anayasal güvencesidir”
“Bazı mirasların kıymeti, zaman geçtikçe daha derinden hissedilir. Cumhuriyetimizin 103. yılını karşılarken, bir asır önce Anadolu’nun yorgun topraklarında filizlenen büyük iradenin anlamını bugün daha iyi kavrıyoruz. Savaşlardan çıkmış, evlatlarını cephelerde yitirmiş, yokluğun bütün ağırlığını omuzlarında taşımış bir milletin bağımsızlık mücadelesi, 29 Ekim 1923’te geleceğe uzanan büyük bir esere dönüştü. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Cumhuriyet fazilettir.’ sözü, bu eserin ruhuna dair derin bir anlam taşır. Faziletin mayasında adalet, vicdan ve insan haysiyetine saygı vardır. Millet iradesinin üstünlüğü de bu değerlerin devlet hayatında kök salmasıyla gerçek anlamını bulur. Cumhuriyet’in demokratik niteliği, bu ahlaki sorumluluğun anayasal güvencesidir.”
“Hukukun ve insan haklarının güvencesinden yoksun kalmanın ağır bedelleri”
“Yakın coğrafyamızın acılarına baktığımızda sahip olduğumuz mirasın kıymetini daha iyi anlıyoruz. Suriye’de savaşın dağıttığı aileler, Irak’ta yıllarca süren istikrarsızlık, Afganistan’da eğitim hakkı elinden alınan kız çocukları, İran’da özgürlük talepleri baskıyla karşılanan insanlar… Her biri farklı tarihi şartların içerisinde yaşanan bu acılar, hukukun ve insan haklarının güvencesinden yoksun kalmanın toplumlara ödettiği ağır bedelleri hatırlatıyor.”
“Düşüncenin korkuyla kuşatıldığı bir ortamda demokrasimizin geleceğinden kaygı duymamak mümkün mü?”
“Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında kendi ülkemizin meselelerine de aynı vicdanla bakmak zorundayız. Anayasamızın demokratik hukuk devleti olarak tanımladığı Türkiye’de, yargı bağımsızlığının tartışıldığı, gazetecilerin haberleri nedeniyle soruşturmalara maruz kaldığı, eleştirel seslerin baskıyla karşılaştığı bir dönemden geçiyoruz. Milletin haber alma hakkının daraltıldığı, düşüncenin korkuyla kuşatıldığı bir ortamda demokrasimizin geleceğinden kaygı duymamak mümkün mü? Cumhuriyet’in faziletini, en fazla da gücü elinde bulunduranların hukuka ve hürriyete gösterdiği saygıda aramalıyız. Sandıktan çıkan iradenin meşruiyeti, kendisine oy vermeyenlerin haklarını koruma sorumluluğunu da beraberinde getirir. Basının özgürce görevini yapabildiği, mahkemelerin bağımsızlığına güven duyulduğu, vatandaşın düşüncesini korkmadan açıklayabildiği bir Türkiye, hepimizin ortak arzusudur.”
“Bizim neslimizin Cumhuriyet’e karşı sorumluluğu, gelecek kuşakların bizi hangi hatıralarla anacağını da belirleyecek”
“Bugün gençlerimizin gözlerinde geleceğe ilişkin kaygıları gördükçe, Cumhuriyetimizin kurucu neslinin hangi umutlarla mücadele ettiğini yeniden düşünmek gerekiyor. O neslin yokluklar içerisinde kurduğu memleketin çocukları, kendi vatanlarında umutla yaşayabilmeyi, emeklerinin karşılığını alabilmeyi, adaletin güvencesini hissedebilmeyi hak ediyor. Bir asır önce bu topraklarda verilen mücadelenin büyüklüğünü, bugün sahip olduklarımız kadar yarınlara bırakacaklarımız da gösterecek. Cumhuriyetimizin kurucularına duyduğumuz minneti, onların bize emanet ettiği memleketin geleceğine sahip çıkarak ifade edeceğiz. Zira tarih, bir milleti yalnızca kazandığı zaferlerle değil, o zaferlerin ardından kurduğu hayatla da hatırlar. Bizim neslimizin Cumhuriyet’e karşı sorumluluğu, gelecek kuşakların bizi hangi hatıralarla anacağını da belirleyecek. Cumhuriyetimiz ilelebet payidar, milletimiz daima hür ve bahtiyar olsun!”