DEVA Partisi Ankara Milletvekili Av. İdris Şahin, Hazine’nin açıkladığı borç ödeme takvimini değerlendirerek iktidarın bütçe ve faiz politikalarına sert eleştirilerde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kaynakların faize değil, kamu hizmetlerine yönlendirildiği yönündeki sözlerini hatırlatan Şahin, üç aylık faiz yükünün 650 milyar liraya yaklaşmasının vatandaşın sırtındaki ağır yükü bir kez daha gözler önüne serdiğini vurguladı.
“Bütçe faiz hariç fazla verirken, faiz yükü tabloyu yeniden açığa çeviriyor”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bütçe açıklamalarıyla Hazine verileri arasındaki derin çelişkiye dikkat çeken Şahin, “Sayın Erdoğan geçtiğimiz aylarda 2026 bütçesini anlatırken, ‘Son 23 yılda kaynaklarımızı faize değil, kamu hizmetlerine yönlendirdik.’ demişti. Bugün Hazine’nin kendi borç ödeme takvimi önümüzde duruyor. Haziran, temmuz ve ağustos aylarında toplam iç ve dış borç ödemesi 2 trilyon lirayı aşıyor. Bu dönemde yalnızca iç ve dış borç faiz ödemesi 650 milyar liraya yaklaşıyor. Haziran ayında 181,4 milyar lira, temmuz ayında 246,8 milyar lira, ağustos ayında 127,9 milyar lira iç borç faizi ödenecek. Dış borç faizleri de eklendiğinde üç aylık faiz yükü 649,8 milyar liraya ulaşıyor. Daha vahimi ise Ocak-nisan döneminde bütçe 758,8 milyar lira açık veriyor. Aynı dönemde faiz dışı denge 374,9 milyar lira fazla veriyor. Yani bütçe faiz hariç fazla verirken, faiz yükü tabloyu yeniden açığa çeviriyor. Kaynaklar gerçekten faize değil, kamu hizmetlerine yönlendiriliyorsa üç ayda 650 milyar liraya yaklaşan faiz ödemesi neyin göstergesidir?” dedi.
“Emekliye sıra gelince kaynak yok, faize sıra gelince takvim tıkır tıkır işliyor”
İktidarın tasarruf anlayışının sadece dar gelirliyi vurduğunu belirterek sözlerine devam eden Şahin, “Bu ülkenin emeklisine sıra gelince kaynak yok. Memura sıra gelince sabır tavsiye ediliyor. Asgari ücretliye sıra gelince enflasyonla mücadele gerekçe gösteriliyor. Çiftçiye, esnafa, gence sıra gelince bütçe disiplini hatırlatılıyor. Ama faize sıra gelince takvim işliyor, ödeme aksatılmıyor, yüz milyarlarca liralık kaynak bulunuyor. İşte mesele tam olarak budur. İktidarın tasarruf dediği şey vatandaşın sofrasında küçülme, emeklinin cebinde erime, memurun maaşında kayıp, gencin geleceğinde belirsizlik olarak yaşanıyor. Buna karşılık bütçenin en ağır kalemlerinden biri faiz olmaya devam ediyor. Kamu kaynakları kimin için kullanılıyor? Bu sorunun cevabı artık bütçe kalemlerinde açıkça görülüyor. Vatandaşın ödediği vergiler artarken, bütçenin önemli bir bölümü hizmete, üretime ve refaha değil, borç ve faiz yükünü çevirmeye gidiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“Milletin alın teri faiz yükünün altında ezdirilemez”
Adil bir bütçe dağılımının şart olduğunu savunan Şahin, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Türkiye’nin ihtiyacı vatandaştan fedakârlık isteyip faize kaynak aktaran bir bütçe anlayışı değildir. Türkiye’nin ihtiyacı emekliye, çalışana, üreticiye, öğrenciye ve dar gelirliye nefes aldıran adil bir bütçedir. Bütçe milletin alın terinden oluşur. Milletin alın teri de faiz yükünün altında ezdirilemez.”