“Hasar tespit memuru değil, üretimin muhafızı olun”
DEVA Partisi Ankara Milletvekili Av. İdris Şahin, Ankara Valiliği’nin il genelinde ilan ettiği zirai don riski üzerine bir açıklama yaparak iktidarın tarım politikalarını eleştirdi. Geçen yıl 65 ilde büyük yıkıma yol açan don felaketinden ders çıkarılmadığını vurgulayan Şahin; devletin görevinin sadece yara sarmak değil, o yaranın açılmasını engelleyecek önleyici sistemleri kurmak olduğunu belirtti.
“2025’in acı faturası hala hafızalarımızda”
Geçtiğimiz yıl yaşanan zirai donun etkilerinin 2026 yılı bütçesine bile sarktığını hatırlatan Şahin, “İktidar, üreticinin emeği toprağa gömüldükten sonra ‘destek’ paketleri açıklamayı bir başarı sanıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın resmî verileri, 2025’teki yıkımın 65 ile ve 16 stratejik ürüne yayıldığını açıkça gösterdi. Öyle bir öngörüsüzlük ki, o günün zararı 2026 bütçesine sarktı; Ocak ve Şubat aylarında hala geçen yılın yaraları sarılmaya çalışılıyordu. Geçen yılın zararı sadece tarlada kalmadı, devletin hazinesine de ağır bir yük bindirdi. Şunu unutmayın: Tarlanın donduğu yerde, mutfağın yangını sönmez!” tepkisini dile getirdi.
“Risk kapıda, peki somut önlem nerede?”
Ankara Valiliği’nin gece yarısı itibarıyla geçerli kıldığı zirai don uyarısına dikkat çeken Ankara Milletvekili Şahin, “Bugün yine aynı kapkara tabloyla karşı karşıyayız. Risk kapıya dayanmış, kronometre işlemeye başlamıştır. Ankara gibi Türkiye’nin gıda zincirinin kalbi olan bir şehirde, üreticiye sadece ‘tedbirli olun’ demek kamu yönetimi değil, sorumluluktan kaçmaktır. Çiftçimize ‘hava soğuyacak, başınızın çaresine bakın’ demek devlet ciddiyetiyle bağdaşmaz. Milyarlarca liralık milli servet her yıl yok olup giderken, bu yıl aynı felaket yaşanmasın diye hangi somut koruma mekanizması sahaya indirildi?” sorusunu sordu.
“Çiftçiyi öngörüsüzlüğün bedeline mahkûm edemezsiniz”
İktidarı kriz idaresinden vazgeçip gerçek bir tarım stratejisi uygulamaya davet eden Şahin, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Biz hasar olduktan sonra övünülen paketleri değil; zarar doğmadan önce işleyen, planlı bir tarım politikasını savunuyoruz. Çiftçiye kaderin diyemezsiniz; devlet sadece yara sarmaz, o yaranın açılmasına engel olur. Üretimimiz hava şartlarına, kamu kaynaklarımız ise öngörüsüzlüğün bedeline mahkûm edilemez. Bugün ihtiyaç duyulan şey, yangın söndükten sonra su taşımak değil; o yangının çıkmasını engelleyecek iradeyi sahaya sürmektir. İktidarı, hasar tespit memuru olmayı bırakıp üretimin muhafızı olmaya davet ediyoruz!”