DEVA Partili Zeynep Sudan: “Gençler sınavdan sınava değil, işten işe koşmalı: KPSS bir bekleme odasına dönüşmemelidir”

12-08-2026
DEVA Partili Zeynep Sudan: “Gençler sınavdan sınava değil, işten işe koşmalı: KPSS bir bekleme odasına dönüşmemelidir”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Sudan, 2026-KPSS başvuru ve sınav takviminin sürdüğü günlerde kamu personel alımlarındaki belirsizliğe dikkat çekerek, gençlerin sınav sonrasında ne zaman ve hangi kadroya atanacaklarını öngöremediğini söyledi. Gençlerin hayatlarını sınav takvimlerine göre kurmak zorunda bırakıldığını belirten Sudan; üç yıllık kamu personel istihdam planının açıklanmasını, merkezi yerleştirmelerin kapsamının genişletilmesini, mülakatın belirleyiciliğinin azaltılmasını ve kurumların personel ihtiyaçlarının kamuoyuna açık bir sistem üzerinden takip edilebilmesini istedi.

“Mesele, gençlerin hayatlarını sınav takvimlerine göre yaşamak zorunda bırakılmasıdır”

Açıklamasında gençlerin iş arayışının bir gelecek arayışına dönüştüğünü belirten Sudan, şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’nin gençleri bugün yalnızca iş aramıyor. Bir gelecek arıyor. Üniversiteyi bitiriyor, yıllarca eğitim görüyor, ardından KPSS’ye hazırlanıyor. Aylarca, hatta yıllarca sınava çalışıyor. Bir puan alıyor ve sonra yeni bir bekleyiş başlıyor: ‘Ne zaman atanacağım?’ 2026-KPSS Ön Lisans başvuruları 29 Temmuz–10 Ağustos tarihleri arasında alınıyor. Sınav 4 Ekim’de yapılacak. Lisans düzeyindeki KPSS Genel Yetenek–Genel Kültür oturumu ise 6 Eylül’de gerçekleştirilecek. Ancak mesele sınav takvimi değildir. Mesele, gençlerin hayatlarını sınav takvimlerine göre yaşamak zorunda bırakılmasıdır.”

“Genç kadınlarda işsizlik, genç erkeklerin neredeyse iki katına çıkıyor”

Gençlerin istihdam tablosuna ilişkin verileri paylaşan DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Sudan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Rakamlar gençlerin neden kaygılı olduğunu gösteriyor. TÜİK’in Mayıs 2026 verilerine göre Türkiye’de 15-24 yaş grubundaki genç işsizlik oranı yüzde 14,8. Genç kadınlarda ise bu oran yüzde 21,8. Yani genç kadınlarda işsizlik, genç erkeklerin neredeyse iki katına çıkıyor. Türkiye’de zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı yüzde 31 seviyesinde.”

“Türkiye gençlerini yeterince hızlı biçimde eğitime ve üretime kazandıramıyor”

Uluslararası karşılaştırmalara da atıfta bulunan Sudan, “OECD verileri de Türkiye’deki gençlerin önemli bir bölümünün eğitimden ve istihdamdan kopma riski taşıdığını gösteriyor. OECD’nin Government at a Glance 2025 Türkiye değerlendirmesine göre 15-29 yaş grubunda ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı 2023’te yüzde 28,4. OECD ortalaması ise yüzde 12,6. Bu tablo bize çok açık bir şey söylüyor: Türkiye gençlerini yeterince hızlı biçimde eğitime ve üretime kazandıramıyor” dedi.

“KPSS’yi kazanmak, tek başına kamu görevine girmeyi garanti etmiyor”

Kamu istihdamının gençler için neden bu kadar belirleyici hâle geldiğini değerlendiren Sudan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Çünkü Türkiye’de kamu istihdamı birçok genç için yalnızca bir iş değil, ekonomik ve sosyal güvence anlamına geliyor. Özellikle ekonomik belirsizliklerin arttığı dönemlerde gençler özel sektörde düşük ücret, uzun çalışma saatleri ve güvencesizlikle karşılaştığında kamuya yöneliyor. Bunun sonucunda KPSS, gençlerin gözünde bir sınavdan daha fazlasına dönüşüyor. Bir hayat planına dönüşüyor. Ancak burada büyük bir sorunla karşılaşıyoruz: KPSS’yi kazanmak, tek başına kamu görevine girmeyi garanti etmiyor. Çünkü sınavın ardından kadro sayısı, nitelik kodları, kurumların ihtiyaçları, tercih koşulları ve bazı pozisyonlarda uygulanan farklı seçme süreçleri devreye giriyor.”

“Bizim itirazımız, gençlerin yıllarca sınava hazırlanıp sonrasında belirsizliğe terk edilmesinedir”

İtirazlarının sınavın kendisine yönelik olmadığını vurgulayan Sudan, sistemin gençlere öngörülebilirlik sunmadığını belirtti: “ÖSYM’nin 2025/1 ve 2025/2 merkezi yerleştirmeleri, kamu kurumlarının belirli kadro ve pozisyonları için yapıldı. Ancak bu sistemin temel problemi, gençlerin kaç kişinin, hangi kurumlarda, hangi tarihlerde istihdam edileceğini önceden öngörememesidir. Bizim itirazımız sınava değildir. Bizim itirazımız, gençlerin yıllarca sınava hazırlanıp sonrasında belirsizliğe terk edilmesinedir. Gençler devlete güvenmek istiyor.”

“Bu gençten sürekli daha fazla sabır istemek mümkün değildir”

Bir gencin mezuniyetten atanmaya uzanan sürecini anlatan DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Sudan, şunları söyledi: “Bir genç düşünün: Dört yıl üniversite okuyor. Mezun oluyor. KPSS’ye hazırlanıyor. Kurs ücretleri ödüyor. Kitap alıyor. Sınav ücretini ödüyor. Aylarca çalışıyor. Sonra yüksek bir puan alıyor. Ama karşısında şu soruyu buluyor: ‘Bu puanla ne zaman atanabileceğim?’ Bu gençten sürekli daha fazla sabır istemek mümkün değildir. Gençlerden; ‘Biraz daha bekleyin.’, ‘Bir sonraki atamayı bekleyin.’, ‘Yeni sınava girin.’, ‘Yeni puan alın.’ demek yerine, öngörülebilir bir kamu personel planlaması oluşturmak zorundayız.”

“O halde yapılması gereken açıktır”

Sudan, kamu personel sisteminde beş başlıkta düzenleme yapılmasını istedi:

  1. Üç yıllık kamu personel istihdam planı açıklanmalıdır.
  2. Merkezi yerleştirmelerin kapsamı genişletilmelidir.
  3. Mülakatın belirleyiciliği azaltılmalıdır.
  4. “Kadro var mı, yok mu?” belirsizliği sona ermelidir.
  5. Gençlerin yalnızca kamuya mahkûm edilmediği bir ekonomi kurulmalıdır.

“Çünkü gençlerin devletten istediği ayrıcalık değildir. Eşitliktir”

Önerilerinin ayrıntılarını aktaran Sudan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Her yıl kaç öğretmen, mühendis, hemşire, psikolog, sosyal çalışmacı, tekniker, memur ve uzman yardımcısı alınacağı mümkün olduğunca önceden ilan edilmelidir. Gençler hayatlarını belirsizliğe göre değil, öngörülebilir bir istihdam planına göre kurabilmelidir. Objektif ölçülebilir kriterlerin mümkün olduğu kadrolarda KPSS puanı ve liyakat esaslı merkezi yerleştirme temel yöntem olmalıdır. Mülakat gerekiyorsa bile sınav sonucunu etkileyen subjektif alan mümkün olduğunca daraltılmalı; ölçütler, puanlama ve sonuçlar denetlenebilir ve şeffaf hale getirilmelidir. Çünkü gençlerin devletten istediği ayrıcalık değildir. Eşitliktir. Kurumların personel ihtiyaçları merkezi bir sistem üzerinden kamuoyuna açık biçimde takip edilebilmelidir.”

“Biz gençlere ‘Herkesi memur yapalım’ demiyoruz”

Taleplerinin kamu istihdamını genişletmek anlamına gelmediğini belirten Sudan, “Burada çok önemli bir noktayı da vurgulamak istiyoruz: Biz gençlere ‘Herkesi memur yapalım’ demiyoruz. Tam tersine. Türkiye’de gençlerin tek güvenli gelecek seçeneğinin devlet memurluğu olduğuna dair algıyı değiştirmek istiyoruz. Bunun yolu özel sektörde de iyi ücret, sosyal güvence, kariyer imkânı ve liyakat esaslı yükselme sistemi oluşturmaktır. Genç, ‘Devlete kapağı atarsam kurtulurum’ diye düşünmemeli. ‘Türkiye’de nerede çalışırsam çalışayım emeğimin karşılığını alırım’ diyebilmelidir” ifadelerini kullandı.

“Gençlere diploma verip sonra ‘iş yok’ demek devlet planlaması değildir”

Üniversite kontenjanları ile kamu personel planlaması arasında bağ kurulması gerektiğini vurgulayan Sudan, şunları kaydetti: “Bugün üniversiteler binlerce genç yetiştiriyor. Devlet ise hangi alanlarda insan kaynağına ihtiyaç duyduğunu ayrıca planlıyor. Bu iki sistem birbirinden kopuk olmamalıdır. Hangi mesleklerde arz fazlası var? Hangi alanlarda personel açığı oluşacak? Hangi bölümlerde yeni mezunların istihdam imkânı daha yüksek? Bu veriler üniversite kontenjanlarının belirlenmesinde de dikkate alınmalıdır. Gençlere diploma verip sonra ‘iş yok’ demek devlet planlaması değildir.”

“Genç bir kadının işsiz kalması yalnızca bir kişinin gelir kaybı değildir”

Meselenin aynı zamanda bir kadın politikası meselesi olduğunu belirten DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Sudan, şu ifadeleri kullandı: “Mayıs 2026’da genç kadınlarda işsizlik oranının yüzde 21,8 olması, meselenin aynı zamanda bir kadın politikası meselesi olduğunu gösteriyor. Genç kadınların eğitimden istihdama geçişinde karşılaştıkları engeller ayrıca ele alınmalıdır. Kadınların; istihdamdan kopmasını önleyecek, çocuk bakım yükünü azaltacak, iş hayatında kalmasını sağlayacak, kamu ve özel sektörde eşit fırsatlara erişimini güçlendirecek politikalar geliştirilmelidir. Çünkü genç bir kadının işsiz kalması yalnızca bir kişinin gelir kaybı değildir. Bir hanenin geleceğinin ertelenmesidir.”

“Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla sınav bekleyen gençler değil”

Sudan, kamu personel sisteminde beklediği dönüşümü şöyle özetledi: “Bizim önerimiz basit: Sınav olacaksa adil olacak. Atama olacaksa şeffaf olacak. Mülakat olacaksa denetlenebilir olacak. Kadro olacaksa önceden planlanacak. Kamu personel sistemi liyakat üzerine kurulacak. Ve en önemlisi: Gençler devlete güvenebilecek. Türkiye’nin gençleri yıllarını KPSS kitapları arasında geçirmek zorunda değil. Gençlerimizin enerjisini sınav salonlarında tüketmek yerine; laboratuvarlarda, fabrikalarda, okullarda, hastanelerde, teknoloji şirketlerinde, kamu kurumlarında, üretimin ve hayatın içinde görmek istiyoruz. Çünkü Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla sınav bekleyen gençler değil; üreten, çalışan, değer yaratan ve geleceğine güvenen gençlerdir.”

“Gençlerin geleceği bir sonraki KPSS takvimine bırakılamaz”

Açıklamasını liyakat ve fırsat eşitliği vurgusuyla tamamlayan Sudan, şunları söyledi: “DEVA Partisi olarak biz gençlere bir ‘memurluk vaadi’ değil, liyakatli, şeffaf, öngörülebilir ve fırsat eşitliğine dayalı bir çalışma hayatı vaat ediyoruz. Çünkü gençlerin geleceği bir sonraki KPSS takvimine bırakılamaz. Gençlerin geleceği ertelenemez. Liyakat varsa güven vardır. Fırsat eşitliği varsa gelecek vardır. Gençler üretirse Türkiye kazanır.”

SONRAKİ HABER

Ankara Milletvekilimiz İdris Şahin’den Dünya Gençlik Günü’nde gençlerin gelecek kaygısına dikkat çeken açıklama: “Gençlerin hayalleri küçülmedi, hayatın en temel ihtiyaçları erişilmesi güç birer hedefe dönüştü”

Sık Sorulan Sorulara Cevaplar


                        

BASIN BÜLTENİNİ
İNDİRİN

Haber ekinde bir basın açıklaması mevcut ise aşağıdaki indirme ikonu ile indirebilirsiniz.

12-08-2026