“Milletimizin hukukunu korumak, demokrasimizi güçlendirmek, adaleti her alanda hâkim kılacak bir sistem kurmak için çalışıyoruz”
“Hayat pahalı, mutfakta yangın var, geçim zor”
“Dış müdahalelerle demokrasi inşa edilemez”
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Türkiye'de milyonlarca insan iftar sofrasını kurarken önce şöyle bir cebine, bütçesine bakmak zorunda kalıyor. Emekli hesap yapıyor, asgari ücretli hesap yapıyor. Gençler bu hesabı yapmak zorunda kalıyor. Çünkü hayat pahalı. Çünkü mutfakta yangın var. Çünkü geçim zor. Pek çok aile için çok çok zor. Bakın rakamlar da bunu gösteriyor. Şöyle bir uluslararası en güvenilir veri açıklayan kurumlardan birisi olan OECD'nin rakamlarına baktığınızda Türkiye hayat pahalılığının en yüksek olduğu ülke şu anda” ifadelerini kullandı.
DEVA Partisi’nin Ankara iftar programında konuşan Ali Babacan, sözlerine şöyle devam etti: “Pandemiden bu yana, yani 2020'den bu yana OECD ülkelerindeki ortalama gıda enflasyonu toplamda yüzde 40, yani 2020'den alıyorsunuz bugüne kadar topluyorsunuz, topluyorsunuz üst üste kümülatif yüzde 40 civarında bir ortalama enflasyon var. Yıllık değil, dikkatinizi çekiyorum. 5-6 yılın toplamından bahsediyorum. Türkiye'de ise bu rakam yüzde 700’ü geçmiş durumda. Yani diyorlar ya ‘Pandemi geldi vurdu, enflasyon arttı, biz ne yapalım, bizim suçumuz değil.’ Hiç inanmayın. Doğru değil. OECD ülkelerinde gıda fiyatları yüzken yaklaşık 140 olmuş beş-altı senenin toplamında; Türkiye'de fiyatlar 100’ken üzerine 700 zam gelmiş, 800 olmuş. Sekize katlamış. Aradaki fark tamamen kötü yönetimin farkı. Başka bir şey değil.” Ali Babacan, şunları söyledi:
“Milletimizin hukukunu korumak, demokrasimizi güçlendirmek, adaleti her alanda hâkim kılacak bir sistem kurmak için çalışıyoruz”
“Ankara'dayız. Ülkemizin başkentindeyiz. Burası millet iradesinin tecelli ettiği bir şehirdir. Burası devletimizin hafızasının, cumhuriyetimizin ruhunun yaşadığı bir şehirdir. Bu şehir zor zamanlarda milletin umudunun yeniden yeşerdiği, kararların millet adına alındığı, Türkiye'nin istikametinin çizildiği bir şehirdir. Ankara bize her zaman şunu hatırlatır: Bu ülkenin gerçek sahibi millettir ve demokrasinin kalbi ancak milletin sesi güçlü çıktığında atar. Biz de işte tam da bu inançla siyaset yapıyoruz. Milletimizin hukukunu korumak için, demokrasimizi güçlendirmek için, adaleti her alanda hâkim kılacak bir sistem kurmak için çalışıyoruz. Tam 6 yıl oldu. Büyük bir sorumluluk duygusuyla DEVA Partisi'ni kurduk. Kolay bir yol değildi ama doğru olduğuna tam inandığımız bir yoldu. Hamdolsun altı yıldır sabırla, kararlılıkla ve sağlam adımlarla yolumuza devam ediyoruz.”
“DEVA Partisi bu vatanın öz evlatlarının kendi ülkelerine duyduğu sorumluluğun bir eseridir”
“Şunu unutmayalım: DEVA Partisi bu vatanın öz evlatlarının kendi ülkelerine duyduğu sorumluluğun bir eseridir. DEVA Partisi vicdanın, umudun eseridir. DEVA Partisi iktidar karşısında eğilmeyenlerin, diz çökmeyenlerin eseridir. 6 yıl önce bugün kötü gidişata sessiz kalmayı kabul etmeyenlerin, inisiyatif alıp yola düşenlerin eseridir. Bugün eğer dünden daha kötüyse, sorunlar hâlâ devam ediyorsa, üstelik daha da büyüdüyse 6 yıl öncesine göre, demek ki partimize olan ihtiyaç her zamankinden daha fazla şu anda. Hep beraber çalışıyoruz. Türkiye'nin dört bir yanında vatandaşlarımızı dinliyoruz. Sorunları yerinde görüyoruz, tespit ediyoruz ve çözüm için her şeyi hazırlıyoruz. Ben iddialı söylüyorum, Türkiye'yi yönetmeye bizden daha hazır bir siyasi parti yok arkadaşlar.”
“Türkiye çaresiz değil”
“Türkiye çaresiz değil. Bu millet de yalnız değil. Gerçekten çok güçlü bir insan kaynağı yapımız var bizim. Bu ülkenin bir üretim gücü var. Çok ciddi bir sanayi altyapısı oluştu artık. Bu ülkenin aklı var, birikimi var. Yeter ki bütün bu kaynaklar doğru yönetilsin. Yeter ki adalet olsun. Yeter ki ehliyetli, liyakatli yönetim anlayışı olsun. Ama işte biz buradayız nihayetinde. Niye buradayız? Türkiye için buradayız. Gençlerimiz için buradayız. Emeklilerimiz için buradayız. Üreten, çalışan herkes için buradayız. Şurada, bu salonda Allah aşkına, siyaset yapıp da siyasetten en ufak, en ufak istifade eden, nemalanan tek bir kişi bulabilir misiniz? Yok.”
“Müzakere masası ortadayken savaş diline başvurmak, bölgesel istikrarı ve dünya istikrarını tehdit eden çok büyük bir yanlış”
Konuşmasında İsrail'in İran'a başlattığı ve Amerika Birleşik Devletleri'nin de katıldığı askeri operasyona da değinen Ali Babacan, “Önleyici savaş gerekçesiyle yapılan bu saldırganlığın uluslararası hukukta hiçbir karşılığı yok. Önleyici savaş dedikleri nedir? Bu ülkenin elinde silah var. Ya bir gün bana karşı kullanırsa? O daha kullanmadan ben o ülkeye savaş açayım. Böyle bir şey yok. O zaman aynı mantıkla şu anda dünyanın yarısı diğer yarısına savaş açması lazım. Aynı mantıkla. Ve müzakere süreçleri devam ederken, henüz müzakere masası ortadayken savaş diline başvurmak, bütün bölgesel istikrarı ve dünya istikrarını gerçekten tehdit eden çok büyük bir yanlış. Geçmişteki tecrübeler çok açık. Dış müdahalelerle demokrasi inşa edilemez. Savaş yalnızca kaosu derinleştirir. İran'a karşı başlatılan bu saldırıları ilk gün, ilk gün şiddetle kınadığımızı ifade ettik. Öte yandan İran'ın Körfez'deki ve bölgedeki pek çok ülkeyi hedef alan saldırılarını da doğru bulmuyoruz” ifadelerini kullandı.