“Bu ülkenin meseleleri korkularla, hamasetle, düşmanlık üreterek değil cesaretle yüzleşerek çözülür”
“Demokratik haklarla ilgili çalışmalar gecikmeksizin başlamalıdır”
“Tahir Elçiler, Ceylan Önkollar yaşasın diye çalışıyoruz”
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Diyarbakır’da iftar programında konuştu. Konuşmasına Halepçe Katliamını hatırlatarak ve yaşamını kaybedenleri anarak başlayan Babacan, “Allah tüm insanlığa böylesine büyük bir zulmü, böylesine büyük bir vahşeti bir daha göstermesin inşallah. Bu acıları hep hafızamızda tutacağız ki insanlık suçu işlemeye cüret edenler hem toplum vicdanında hem de ebedi mahşerde mahkum edileceklerinin idrakinde olsunlar” ifadelerini kullandı. Konuşmasına Çanakkale Zaferini ve Nevruz bayramını kutlayarak devam eden Babacan, şu ifadeleri kullandı:
“Sürecin ilk gününden itibaren söyledik: ‘Başarı ihtimali yüzde 5 bile olsa biz bu yüzde 5 ihtimali bile destekleyeceğiz’ dedik”
“Ülkemizin türlü türlü sorunları var. Adaletle ilgili, hukukla ilgili, insan haklarıyla ilgili büyük meselelerimiz var. Bizim söylediğimizse açık ve net: Bu ülkenin meseleleri korkularla, hamasetle, düşmanlık üreterek çözülemez. Bu ülkenin meseleleri cesaretle yüzleşerek çözülür. Yeni söyler söyleyerek çözülür. Devlet yönetmek korkakların değil, cesurların işidir. Yeni sözler söylemeye cüret edebilenlerin işidir. Partimizin kurulduğu ilk günden bu yana ilkelerle ilerledik, ilkelerle ilerlemeye de devam ediyoruz. 1 Ekim 2024 tarihinde başlayan sürecin ilk gününden itibaren söyledik: ‘Başarı ihtimali yüzde 5 bile olsa biz bu yüzde 5 ihtimali bile destekleyeceğiz’ dedik. ‘Değil elimizi, bedenimizi dahi bu taşın altına koymaya hazırız. Yeter ki barış olsun, yeter ki bu ülke huzura kavuşsun’ dedik.”
“Demokratik haklarla ilgili çalışmalar gecikmeksizin başlamalıdır”
“Biz Diyarbakır'da ayrı, Ankara'da ayrı konuşanlardan değiliz. Ortama göre, zamana göre fikrini, duruşunu değiştirenlerden hiç değiliz. Diyarbakırlı kardeşlerim bizi iyi tanır. Altı yıl önce burada neler söylediysem, partimizi ilk kurduğumuz yıl, daha dün ziyaret ettiğimiz İzmir'de de aynı şekilde konuştuğumu çok iyi bilirler. Bu son süreç başlamadan yıllar önce kayyum uygulamasının karşısında nasıl dik durduğumuzu, Kürt demeye korkanlara inat insanlarımızın hakkını nasıl savunduğumuzu, ‘Ana dili ana sütü gibi helaldir’ dediğimizi çok iyi bilirler. Biz yıllardır söylenmesi gerekeni söylüyor, söylediklerimizi de gittiğimiz her yerde, her ortamda savunuyoruz. Şunu da özellikle vurgulamak isterim ki barış süreci hedefine ulaştıktan hemen sonra sıra çözüm sürecine gelmelidir. Demokratik haklarla ilgili çalışmalar gecikmeksizin başlamalıdır.”
“Kalıcı barış yalnızca silahların susmasıyla sağlanmaz. Kalıcı barış adaletle mümkündür. Hukuk devletiyle mümkündür”
“Kalıcı barış yalnızca silahların susmasıyla sağlanmaz. Kalıcı barış adaletle mümkündür. Hukuk devletiyle mümkündür. Temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasıyla mümkündür. En önemlisi ise kalıcı barış lafla değil fiiliyatla, sözle değil eylemle mümkündür. Biliyoruz. İktidar cephesinde verilen sözlerin, edilen lafların çok kez uygulanmadığına tanık olduk. Temkinli davranmak zorundayız. Yapılması gerekenler ise belli. Hiç kimse dilinden, kimliğinden, inancından, kılık kıyafetinden ötürü yargılanamaz diyoruz. Bu bir. Kimse düşünceleri sebebiyle haksız yere tutuklanamaz diyoruz. Bu iki. Haklar, özgürlükler pazarlık konusu yapılamaz, oynamaya tabi tutulamaz diyoruz. Bu da üç. Kısacası arkadaşlar, insanın doğuştan sahip olduğu haklar hiçbir şartın, hiçbir siyasi hesabın konusu olamaz.”
“Toplumsal mutabakatımız için laf söyleme zamanı geçmiş, artık eyleme geçme zamanı gelmiştir”
“Bu millet asırlardır aynı ezanı dinleyerek, aynı kıbleye yönelerek, aynı duaya amin diyerek bugünlere gelmiştir. Milletimizi ayıran, ayrıştıran, kutuplaştıran bir dönemin parantezini kapatmanın vakti gelmiştir. Biz tam demokrasi hedefimizde samimiyiz, kararlıyız. İşte bu sebeple diyoruz ki kayyum uygulamaları sona erdirilmelidir. İktidarın yargı üzerindeki baskısı sona ermelidir. Yüksek yargı kararlarının uygulanmaması gibi hukuka olan inancı zedeleyen işler devam ederse, toplum devlete olan güvenini kaybeder. Pek çok konuda Anayasa Mahkemesi kararlar vermiş, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlar vermiş ama ortada uygulama yok. Bu böyle devam edemez. Demokrasimiz güçlendirilmeli, hukukun üstünlüğü ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalınmalı, temel hak ve özgürlükler mutlaka güvence altına alınmalıdır. Toplumsal mutabakatımız için laf söyleme zamanı geçmiş, artık eyleme geçme zamanı gelmiştir. Biz tarihi sorumluluğumuzun farkındayız. Bu süreçlerde üzerimize düşeni yapacağımızdan hiç kimsenin endişesi olmasın.”
“İktidar eşit vatandaşlık konusunda yapılması gerekenleri yapmadı ancak vatandaşlarımızı yoksullukta eşitlemeyi gayet iyi başardı”
“İktidar eşit vatandaşlık konusunda yapılması gerekenleri henüz yapmadı. Ancak vatandaşlarımızı yoksullukta eşitlemeyi gayet iyi başardı. İzmir'deki Özge Hanım da geçim sıkıntısı çekiyor, Diyarbakır'daki Zelal Hanım da. Şırnak'taki Şivan Bey de geçim sıkıntısı çekiyor, Ankara'daki Erol Bey de. Trabzon'daki vatandaşımız da, Adana'daki esnafımız da, Van'daki çiftçimiz de her biri geçim sıkıntısı içinde. Diyarbakır'daki gençler iş bulmakta, hatta bunu dile getirmekte bile zorluk çekiyorlar. Diyarbakır'da kiralar yüksek. Barınma sorunu her geçen gün büyüyor. Bunları dile getirmek zorundayız. Diyarbakır'da aileleri kaygılandıran bağımlılık sorunu büyüyor. Bugün nereye gitsem herkes uyuşturucu, bağımlılık diyor, feryat ediyor. Bunu dile getirmek zorundayız.”
“Tahir Elçiler, Ceylan Önkollar yaşasın diye çalışıyoruz”
“Bu ülkenin doğusunu da batısını da çok seviyoruz. Tek bir insanımızı dahi sıkıntıda görsek içimiz titriyor. Memleketimizin her köşesinde vatandaşlarımızın sofraya huzurla oturabilmesi için çalışıyoruz. İnsanların Ramazan sofralarında geçim dertlerinin konuşmadığı bir Türkiye için çalışıyoruz. Çatışmaların sona erdiği, baharın müjdelerle geldiği bir coğrafya için çalışıyoruz. Tahir Elçiler, Ceylan Önkollar yaşasın diye çalışıyoruz. Ve inanıyoruz ki bu ülke bir olacak, beraber olacak. Her türden sorunun üstesinden gelecek, hak ettiği huzura, refaha ve barışa kavuşacak inşallah.”