“Reel sektör batıyor”
“Ağır bir demokrasi krizi içindeyiz”
“Türkiye seçimde ciddi bir yol ayrımına girecek”
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Grubu’nda yaptığı haftalık konuşmada 1 Mayıs'ta hayatını kaybeden işçileri, iş sağlığı ve güvenliği sorununu, gazetecilere yönelik baskıları, KHK mağduriyetlerini, enflasyon bahanelerini, asgari ücret haksızlığını, Filistin'deki son tabloyu ve Anneler Günü'nü gündeme taşıdı, ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“Ülkemiz önümüzdeki seçimlerde çok ciddi bir yol ayrımına girecek” diyen Babacan, parmağını şaklatarak “Bazı işlerin düzelmesi bu kadar süre alır” ifadesini kullandı. Ali Babacan, “Ülkemiz önümüzdeki seçimlerde çok ciddi bir yol ayrımına girecek. Önümüzde iki tane seçenek olacak. Korku mu, umut mu? Baskı mı, özgürlük mü? Tek seslilik mi, gerçek demokrasi mi? Bizim bu konudaki duruşumuz çok net. Türkiye tek bir fikrin egemen olduğu bir ülke olamaz. Herkes konuşacak arkadaşlar, herkes. Türkiye konuşacak, Türkiye kazanacak. Ve bu baskı iklimi de inşallah ortadan kalkacak. Partimizi kurduğumuz günlerde demiştim ki, ‘Bazı işlerin çözülmesi o kadar kolay ki, mesela özgürlüklerle ilgili konular’. Ne kadar süre alır çözmek? Dedim ki ‘Bu kadar’. (Parmak şıklatarak) Bu kadar hızlı olur. Niye? Çünkü şu andaki baskının tamamı hukuksuz baskı. Hukukun dışına çıkarak yargıya verilen talimatlarla oluşan hukuksuzluklardan bahsediyoruz. İktidar değiştiği anda o zulüm, baskı ortadan kalktığı anda iklim birden değişir ya. Gazeteciler birden inanın nefes alır. Tüm Türkiye nefes alır. Ve hep beraber 'Ya bu kadar kolay mıymış, bu kadar hızlı mı düzelirmiş?' deriz hep beraber. İnşallah göreceğiz o günleri” şeklinde konuştu.
Ali Babacan, şunları söyledi:
“Bir bakkalın yanında iki ay çıraklık yapan bir genç kardeşimiz bunların yaptığı hataları yapmaz”
"Petrol fiyatları 20 dolardan 150 dolara çıktığı, 7,5 kat arttığı dönemde biz enflasyonu tek haneye indirdik. 10 yıl tek hanede tuttuk. Bunu bu ülke yaptı. Bunlar niye yapamıyor? Çünkü şu anda ülkeyi yönetenlerin inanın reel sektörden haberleri yok. Ülkenin gerçek çarşı pazarından haberleri yok bunların. Yok, bilmiyorlar. Bir bakkalın yanında iki ay çıraklık yapan bir genç kardeşimiz bunların yaptığı hataları yapmaz. Devletin görevi ekonomiyi yönetmektir. Zamları izlemek değildir. Bunlar sadece ve sadece izliyor arkadaşlar. ‘Ne yapalım, pandemi oldu, fiyatlar arttı’ diyorlar. Pandemiden bu yana dünyadaki toplam gıda enflasyonu yüzde 40’larda. Türkiye'de pandemiden bu yana kümülatif toplam enflasyon yüzde 800'ü geçmiş durumda. Ne pandemiyi bahane etsinler ne de İran'daki savaşı petrol fiyatlarını bahane etsinler. Hepsi bahane. Beceriksizliklerinin, iş bilmezliklerinin bahanesi. Başka hiçbir şey değil."
"Türbülanslı havada ekonomi yönetimini otomatiğe bağlayamazsınız"
Petrol fiyatlarının enflasyona yansıtılmasını eleştiren Babacan şunları söyledi: "Nisan ayının enflasyon rakamları açıklandı. Tek bir ayın enflasyonu yüzde 4,18. Bahane hazır. Diyorlar ki efendim işte enerji fiyatları arttı, İran'da savaş çıktı falan. Bizde de enflasyon arttı, ne yapalım? Petrol fiyatları sadece Türkiye'de mi arttı? Benzin fiyatı, motorin fiyatı sadece Türkiye'de mi arttı? Bütün dünyada arttı. Galonu 2 dolar olan benzin çıktı 4 dolara, 5 dolara. Ama pek çok ülkede göreceksiniz, yıl sonu geldiğinde bir yıllık enflasyon yüzde dördün altına çıkacak. Peki bize ne oluyor da tek bir ayda petrole zam, enflasyon yüzde 4? Bize ne oluyor? Niye bu kadar hızlı enflasyon artıyor? Yıllık enflasyon yüzde 32,37. O da tabii TÜİK rakamlarına inanıyorsak. Barınmadaki enflasyon, konut en temel ihtiyaç, yüzde 46 son on iki ayda. Eğitim enflasyonu yüzde 50. Bunlar TÜİK rakamları. İran Savaşı'nın çıktığı ilk gün söyledik. Petrol fiyatlarının artmaya başladığı ilk gün söyledik. ‘Aman ha, bu fiyatları öyle hemen acilen akaryakıt fiyatlarına yansıtmayın, devletin kontrol ettiği hiçbir fiyat, petrol fiyatına gelen zam kadar artırılmaz, olmaz’ dedik. Yaptıkları ilk iş ne oldu? Eşel mobil. Eşel mobil şöyle ya da böyle bunu otomatiğe bağlamaktır. Türbülanslı havada ekonomi yönetimini otomatiğe bağlayamazsınız. Çalışacaksınız arkadaş. Terleyeceksiniz, kolları sıvayacaksınız, sabahlayacaksınız. Nasıl bir zamanlar hazinenin, maliyenin ışıkları sabaha kadar yanardı, Eskişehir yolundan geçen herkes 'Ya gene sizin ışıklar sabaha kadar yanık.' derdi. Evet, çalışıyoruz derdik. Memlekette sorun büyük, çalışıyoruz. Sen eşel mobile bağla. Şöyle ya da böyle zammı otomatiğe bağla. Ondan sonra ne yapalım enflasyon arttı de. Yok böyle bir şey."
"1 Temmuz'da ara zamdan bahseden yok, bu çalışanın hakkını elinden almaktır”
"Alım gücü eriyor arkadaşlar. Yaşam şartları her gün daha zorlaşıyor. Milletimiz her geçen gün daha fakirleşiyor. Asgari ücret bu kadar yüksek enflasyona kadar sabit devam ediyor. Bakın bir Temmuz gelecek yine asgari ücreti artırmayacaklar. Yıllarca bu ülkede enflasyonun yüzde 5’e-6’ya düştüğü yıllarda bile asgari ücrete 1 Temmuz'da ara zam verilmiştir. Kaybolan hakkın, enflasyonun erittiği mağduriyetin mutlaka gereği yerine getirilmiştir. Hak teslim edilmiştir. Yıllarca bu ülke böyle gelmiştir. İlk defa geçen sene ‘1 Temmuz'da ara zam vermiyoruz’ dediler. Şimdi bu yıl yine 1 Temmuz'da ara zamdan bahseden yok. Bu çalışanın hakkını elinden almaktır. Bu kul hakkıdır. Bu hak gaspıdır, başka bir şey değildir. Enflasyonun patlaması bizim asgari ücretlimizin, emeklimizin suçu değildir. Enflasyonun patlaması ülkeyi kötü yönetenlerin suçudur. Suç kendilerinde, cezayı millete çektiriyoruz."
"1 Mayıs tarihinde tam da o gün iki işçimizi daha kaybettik"
1 Mayıs'ta yaşanan iş kazalarını aktaran Babacan şunları söyledi: "1 Mayıs'ı şöyle ya da böyle geçirdik. Emek ve Dayanışma Günü dedik. Fakat 1 Mayıs tarihinde tam da o gün iki işçimizi daha kaybettik. Biri 56 yaşındaki Hatice Başata. Çalıştığı işyerinde kesilen ağacın üzerine devrilmesi sonucunda Hatice Hanım hayatını kaybetti. Diğer vatandaşımız ise henüz 16 yaşında. Mahir Buğra Karagön. Kendisi MESEM öğrencisi. Stajyer olarak bulunduğu işyerinde elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti."
"Tedbir alınmadığında, denetim yapılmadığında maalesef canlarımızı kaybediyoruz”
"Gerçekten iş sağlığı ve iş güvenliği meselesi ülkemizin çok önemli bir konusu. Ve mesele tamamen tedbir ve denetim meselesi. Niye bazı ülkelerde iş kazaları daha az da Türkiye'nin de içinde bulunduğu pek çok ülkede daha fazla? Tedbir alındığında kazalar azalıyor. Tedbir alındığında hayatlar kurtarılıyor. Ama tedbir alınmadığında, denetim yapılmadığında maalesef canlarımızı kaybediyoruz. Çözümü inanın zor değil. Sağlam kurallar koyacaksınız, denetleyeceksiniz. Denetimde yanlış bulduğunuzda da caydırıcı cezayı gözünü kırpmadan keseceksiniz. Sistemi sağlam kuracaksınız ki hayatlar kurtulsun."
"Gazetecilerin bu kadar baskı altında olduğu bir ülkede demokrasiden bahsedilemez”
"Ağır bir demokrasi krizi içindeyiz. Sadece nisan ayında gazeteciler tam 75 defa hakimin karşısına çıktı bu ülkede. Tek ayda 75 gazeteci. Bu insanlar yolsuzluk mu yaptı? Hayır. Birilerinin canına mı kıydı? Hayır. Yaptıkları sadece düşündüklerini söylemek, düşündüklerini yazmak, doğru gördükleri haberi de yayınlamak. Yaptıkları sadece bu. İşte gazetecilerin bu kadar baskı altında olduğu bir ülkede arkadaşlar, ifade özgürlüğünden bahsedilemez. Gazetecilerin bu kadar baskı altında olduğu bir ülkede demokrasiden bahsedilemez. Çünkü demokrasi ancak ve ancak hukukla kıymetlidir. Demokrasi ancak ve ancak ifade özgürlüğüyle kıymetlidir. Demokrasi sadece sandıktan ibaret değildir."
Ali Babacan KHK’lı vatandaşlarla ilgili konuştu: “Adaletin yerine gelmesiyle ilgili imkan, ortam oluşturulmadı; mağduriyetler büyük”
Konuşmasında grup toplantısına katılan KHK’lılara da seslenen Babacan şu mesajları verdi: "Bugün KHK'lı vatandaşlarımızı temsil eden ziyaretçilerimiz bizimle, grup toplantımızda. Gerçekten büyük bir mağduriyet var. Bu sürecin ilk başında düğme yanlış iliklendi. Sisteme 2 tane talimat verdiler. Bir, dediler ki kurunun yanında yaşı da yakın. İki, dediler ki acımayın yoksa kendiniz acınacak hale düşersiniz. Çoğu davada hakimler ne yaptı? Ya ben bunu hapse atacağım ya da kendim hapse gireceğim dedi. Adaletin yerine gelmesiyle ilgili imkan, ortam oluşturulmadı. Mağduriyetler büyük. Mesele sadece KHK meselesi de değil. Bir ülkede 2 milyondan fazla insan örgüt üyeliği sebebiyle, terör örgütü üyeliği sebebiyle şöyle ya da böyle savcılık süreci yaşamış. Hangi ülkede milyonlarca üyesi olan bir terör örgütü olabilir? Evet, terör örgütleri vardır, tehlikelidir. Terörle kim olursa olsun sonuna kadar mücadele edilmelidir ama eğer siz bazı konuları bahane edip bir kesimin üzerine topyekûn gidiyorsanız, toplu cezalandırma yapıyorsanız bu hukuk da değildir, adalet de değildir."
"Vatandaş 'Koronadan ölmedik ama açlıktan öleceğiz galiba' diyor”
İzlediği sokak röportajından bahseden Ali Babacan, "Bakın bir haber okudum. Sokak röportajından alınmış bir haber. Karabük'te bir vatandaş, bir emeklimiz diyor ki 'İki dizim ameliyatlı ama geçinmek için inek bakıyorum.' diyor. 'Koronadan ölmedik ama açlıktan öleceğiz galiba.' diyor. 'Torunuma bir simit, bir çikolata alamıyorum.' diyor. Bir başkası Artvin. 'Durum iyi değil. Kemik erimem var.' diyor. 'Kemiklerim kırıldı.' diyor. 'Tedavi gördüm, görüyorum.' diyor. 'Ama çalışmak zorundayım.' diyor. Ne yapıyor Neriman Hanım? Pazarda çalışıyor. Çünkü mecbur. Çünkü tüm yaşlılarımız gibi o da geçim derdinde” ifadelerini kullandı.
“Reel sektör batıyor”
Reel sektörün yaşadığı sıkıntıları dile getiren DEVA Partisi lideri Ali Babacan, bu hafta da beyaz eşya sektörünü gündeme getirdi. Babacan, şunları söyledi: "Reel sektör batıyor arkadaşlar, batıyor. Bakın beyaz eşyayla ilgili rakamlar söyleyeyim size. Her yıl kan kaybediyor. Daha önce hazır giyimden bahsettim. 2021’de beyaz eşya ihracatımız 26 milyon adet. 2021’den bu yana sürekli her yıl düşüyor. 2025’te düşmüş 20 milyona. 5 sene önce 26 milyon. Geçen sene 20 milyon. Bu yılın ilk üç ayının rakamları açıklandı. Geçen yıla göre yüzde 23 daha düşüş var. Hazır giyim, beyaz eşya, elektronik. Bunlar Türkiye’nin lokomotif ihracat sektörleri. Sektörler tek tek çöküyor ya. Gerçekten çok yazık. Ve dertliyiz diyene hemen hapis cezası çıkarıyorlar. İş insanları diyor ki ‘Ya sıkıntımız var, olmuyor arkadaş, önümüzü göremiyoruz.’ Vay sen bizi mi eleştiriyorsun? Vay sen bir örgütlenme mi içindesin? Ya tabii ki örgütlenmenin içerisindesin. Hangi örgütlenme? Sanayicinin derdini dillendirmenin örgütlenmesi bu. Terör örgütü değil ki. Derdini dillendirme örgütünün yöneticisi. Derdim var diyor. Hapis cezasına tahrik tutanağı. Böyle bir şey olmaz."
"Batı Şeria'yı, Gazze'yi unutturmayacağız"
Konuşmasında Filistin'deki son tabloyu aktaran Babacan şunları söyledi: "Filistin'i unutturmayacağız. Batı Şeria'yı, Gazze'yi unutturmayacağız. Birleşmiş Milletler'in resmi rakamlarından bahsediyorum şimdi size. 7 Ekim'den bu yana sadece Gazze'de öldürülenlerin sayısı 72 bin 612 şu anda. Ateşkes başladı dediği tarih 11 Ekim'den, 11 Ekim 2025'ten bu yana sadece Gazze'de öldürülenlerin sayısı 832. 2 bin 354 yaralı var. Sözüm ona ateşkes. 850 bin kişi acil barınma desteğine ihtiyaç duyuyor. Gazze'de yaşayanların şu anda tam yüzde 60'ı temiz su kaynağına ulaşamıyor. Hayat için temel ihtiyaç su. 683 sağlık hizmeti noktasının sadece 296'sı kısmi hizmet verebiliyor."
"Batı Şeria'da yıl başından bu yana ölenlerin sayısı 42'yi geçti. Bunların 10'u çocuk, ikisi kadın."
"Batı Şeria. Bakın dikkat edilmiyor Batı Şeria'ya. Ev yıkımları, yerleşimci saldırıları, askeri baskınlar, hareket kısıtlılığı, okul ve sağlık erişimine baskı Batı Şeria'da aynen devam ediyor. 2026 yılından başından bu yana, yani bu yıl başından bu yana sadece Batı Şeria'da ölenlerin sayısı arkadaşlar 42'yi geçti. Bunların 10'u çocuk, ikisi kadın. 200'den fazla yerleşim biriminde 700'den fazla yerleşimci saldırısı oldu. Yerleşimci dediğimiz kim biliyor musunuz? Batı Şeria'da Filistinlilerin öz ve öz topraklarında aşırı azılı, o ideolojisi gerçekten çok sapkın bir noktada olan insanlardan gruplar oluşturuyorlar. Etrafını tel örgüyle çeviriyorlar. 2 bin konut, 3 bin konut yapıyorlar. Bunlara yerleşke deniyor. Bunların hepsi silahlı. Sadece yıl başından bu yana oradaki yerleşimciler 700 kere saldırmış Filistinlilere. Günde ortalama 6 tane saldırı demek bu. Batı Şeria'da, Doğu Kudüs'te bir noktadan bir noktaya geçiş için şu anda tam 925 tane engel var. Hareket serbestiyesi yok."
"Başta şehit annelerimiz olmak üzere yüreğinde evlat acısı taşıyan tüm anneleri saygıyla selamlıyorum”
Konuşmasını Anneler Gününü kutlayarak noktalayan Babacan, şu ifadeleri kullandı: "Pazar günü Anneler Günü. Bu ülkenin bugününe ve yarına en büyük katkıyı sunan annelerimize buradan Anneler Günü'nü kutlama mesajımı iletiyorum. Hayatın ağır yükünü sessizce omuzlayan, sevgisiyle evi, emeğiyle hayatı ayakta tutan tüm annelere şükranlarımı sunuyorum. Başta şehit annelerimiz olmak üzere yüreğinde evlat acısı taşıyan tüm anneleri saygıyla selamlıyorum. Ebediyete irtihal etmiş annelerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Annelerin duası bu ülkenin en büyük gücüdür. Onların sevgisi bu toprakların en sağlam harcıdır. Biz çocuklarımızın daha adil, daha özgür ve daha müreffeh bir Türkiye'de yaşaması için var gücümüzle çalıştık, çalışıyoruz. Umudu büyüteceğiz, adaleti güçlendireceğiz ve yarınları inşallah hep birlikte beraberce inşa edeceğiz. Annelerin duasını arkamıza alarak yürümeye devam edeceğiz."