“Polisiye tedbirle, kayyumla enflasyon düşmez”
“Açık söyleyeyim. Bunun sonu mal kıtlığı, bunun sonu daha da yüksek enflasyon”
“Sayıştay raporlarını karartmak demek suça imkân sağlamak, yanlışları saklamak demektir”
“1 Temmuz’da asgari ücrete zam yapmamak kul hakkıdır, hak gaspıdır”
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Grubu’nun haftalık toplantısında KHK mağduriyetlerini, ücretli öğretmenlerin sorununu, hazır giyim sektörümdeki çöküşü, Sayıştay’ın işlevsizleştirilmesini, esnaf borç yapılandırmasının yetersizliğini ve asgari ücrete ara zam talebini değerlendirdi; faiz politikası ve enflasyonun sorumluluğunu iktidara yükledi.
“KHK bir OHAL uygulamasıdır. Hukuk devletinde olmaz.”
KHK mağduriyetlerini değerlendiren Babacan şunları söyledi: “KHK, bir OHAL uygulamasıdır. KHK uygulaması hukuk devletinde olmaz. Hukukun, adaletin geçerli olduğu bir ülkede KHK garabeti denen bir uygulama yaşanamaz. Bugün beraat ediyor. Suçsuzluğu mahkeme tarafından kanıtlanıyor. 'E peki benim özlük hakkımı geri ver. Haklarımı iade et.' Yok. Böyle bir şey olmaz. Toplu cezalandırma ya da bir ailenin ferdinin herhangi bir sıkıntısıyla ilgili o ailenin tümünü cezalandırma, hukukun üstünlüğünün olduğu ülkelerde yaşanmaz. Bunların derhal normale dönmesi gerekiyor. Ancak şu andaki iktidar bütün bu süreci yönetirken sisteme iki tane talimat verdi. Dedi ki bir; kurunun yanında yaşı da yakın. İki; acımayın yoksa kendiniz acınacak hale düşersiniz. O gün bugündür tam 10 yıl oluyor. O gün bugündür maalesef durum bu.”
KHK meselesini hukuk devleti ilkesiyle ilişkilendiren Babacan şu ifadeleri kullandı: “Normale dönmeden, hukukun üstünlüğünün gereğine dönmeden, hukuk devletinin temellerine geri dönmeden bu ülkede adaletten bahsedemezsiniz. Bu ülkede insan haklarından bahsedemezsiniz.”
“Ücretli öğretmene emeklilik hakkı tanımamak zulümdür, hak gaspıdır”
Ücretli öğretmenlerin sorunlarını değerlendiren Babacan şunları söyledi: “Düşünün ki 3 yıl değil, 5 yıl değil, 10 yıl değil, 20 yıl ücretli öğretmenlik yapıyor ama bir emeklilik hakkı yok. Yarının ne olacağını bilmeden, yarın başına ne geleceğini bilmeden bu şartlarda öğretmenlik yapanlar gerçekten çok büyük fedakarlıkla yapıyorlar. Bu ancak meslek sevgisiyle olur. Bu ancak memleket sevgisiyle olur. Başka türlü bu şartlarda çalışılmaz. Onun için buradan çağırım şu: Ücretli öğretmenlerimizle ilgili hadi 3 ay, 6 ay, 1 yıl deneme süreci olur. Her iş ilişkisinde olur ama eğer bu iş ilişkisi kalıcı hale geldiyse bunun adını koymak gerekir. Hem maaşları makul, diğer öğretmenlerle uyumlu bir hale getirmek gerekir. Hem de emeklilik hakkından mutlaka ve mutlaka istifade ettirmek gerekir. Bunun yapılmaması açık söylüyorum zulümdür. Bunun yapılmaması hak gaspıdır.”
“Hazır giyim sektöründe işten çıkarılanların sayısı 390 bine ulaştı”
Özel sektördeki işten çıkarmaları ve finansal daralmanın çalışanlara yansımasını aktaran Babacan "Çalışıp hakkını alamayanların sesini duyuyoruz. Ama bir de işten çıkarılanlar var, işten atılanlar var. Hazır giyim sektöründe işten çıkarılanların sayısı 390 bine ulaştı arkadaşlar. 390 bine bakın. Sadece İstanbul Kuyumcukent’te 19 bin kişi son bir yıl içerisinde işten çıkarıldı. İşten çıkarıldığında artık talep edeceği bir hak da kalmıyor. Bir anda maaş sıfır. Kendini kapının önünde buluyor. Sıkıntılar büyük, çok büyük ve maalesef iktidarın bizzat kendi eliyle ürettiği bu sıkıntılara, bu problemlere iktidardakiler hedef saptırıyor, sorumluları başkaları olarak gösteriyor" ifadelerini kullandı.
Ali Babacan'dan beyaz et sektörü operasyonuna dair: “Enflasyonu düşürmenin yolu bu olamaz”
Beyaz et sektörüne yapılan yargı operasyonunu ve kayyum uygulamasını eleştiren Babacan şunları söyledi: “Türkiye’de hiç yaşamadığımız bir olay yaşandı. Birdenbire bir sektörün bütün yöneticilerine, sahiplerine gözaltı uygulaması ve kayyum uygulaması. Enflasyonu düşürmenin yolu bu olamaz arkadaşlar. Türkiye’de Ticaret Bakanlığı denen bir bakanlık var, Rekabet Kurulu var, Rekabet Kurumu var. Bu işin görevi, sorumluluğu Ticaret Bakanlığı’ndadır ve Rekabet Kurumundadır. Eğer varsa iddialar, eğer varsa anlaşarak fiyatı yüksek tutmalar, bunun özel mevzuatı vardır. Siz tutup da bir piyasayla alakalı herhangi bir fiyat sorununu organize suç, örgütlü suç kapsamına alıp da o sektörde yıllarca yatırım yapan, risk alan insanları bir anda gözaltına alırsanız, bir anda tutuklarsanız işte o zaman güveni sarsarsınız. Bu şekilde Türkiye’ye artık insanlar yatırım yapmaz. Halbuki enflasyonu düşürmenin en önemli yolu yatırımların çoğalmasıdır. Üretimin bollaşmasıdır. Ne kadar bol yatırım varsa, ne kadar bol üretim varsa enflasyon ancak o zaman düşer. Böyle polisiye tedbirlerle, gözaltı uygulamalarıyla, kayyumlarla enflasyonu düşüremezsiniz. Yarın bunlar üretimden vazgeçer. Yarın bunlar teker teker yavaş yavaş tesis kapatır. Üretim azalır. İşte görürsünüz o zaman arkadan büyük bir enflasyon dalgası gelir, vurur.”
"Açık söyleyeyim. Bunun sonu mal kıtlığı, bunun sonu daha da yüksek enflasyon"
Ali Babacan, konuşmasına şu sözlerle devam etti: "Halbuki enflasyonu düşürmenin en önemli yolu yatırımların çoğalmasıdır. Üretimin bollaşmasıdır. Ne kadar bol yatırım varsa, ne kadar bol üretim varsa enflasyon ancak o zaman düşer. Böyle polisiye tedbirlerle, gözaltı uygulamalarıyla, kayyumlarla siz enflasyonu düşüremezsiniz. Yarın bunlar üretimden vazgeçer. Yarın bunlar teker teker yavaş yavaş tesis kapatır. Üretim azalır. İşte görürsünüz o zaman arkadan büyük bir enflasyon dalgası gelir, vurur."
“Sayıştay raporlarını karartmak demek suça imkan sağlamak, yanlışları saklamak demektir”
Sayıştay’ın işlevsizleştirilmesini ve denetim raporlarının törpülenmesini eleştiren Babacan, "Denetçiler, Sayıştay raporlarını hazırlıyorlar. Fakat okuma kurulları diye bir şey uydurdular. Sayıştay içerisinde denetçilerin hazırladığı asıl raporlar bu okuma kurullarına giriyor. Okuma kurullarında süzgeçten geçiriliyor ve raporlar daraltılıyor, törpüleniyor. Ancak o törpülenmiş, daraltılmış raporlar kamuoyuna ve meclise geliyor. Mali şeffaflık ilkesi tamamen yerle bir edilmiş durumda. Sayıştay raporlarında yer alması gereken kritik yolsuzluk tespitleri makaslanıyor. Kuşa çevrilmiş, içi boşaltılmış metinler şu anda meclise geliyor. Kamuoyuna karşı denetim yapıldı algısı oluşturuluyor. Ama işin özüne baktığımızda denetim, gerçek denetim yapılmıyor. 2023 yılında bu raporlarda 324 tane usulsüzlük bulgusu tespit ediliyor. Bunun sadece 197’si ancak meclise törpülenmiş, makyajlanmış şekilde iletiliyor. Bu açık bir karartmadır. Çünkü suç karanlıkta daha çok işlenir. Aydınlıkta, gündüz ortamında, kalabalıklarda kolay kolay suç işlenmez. Suç tenhada işlenir, karanlıkta işlenir. Sayıştay raporlarını karartmak demek suça imkan sağlamak, yanlışları saklamak demektir” dedi.
“Doğru hesaptan kaçmaz. Eğer işi doğru yapıyorsanız her zaman hesap vermeye hazır olursunuz.”
Sayıştay’ın yeniden bağımsız bir denetim kurumu haline getirileceğini vurgulayan Babacan şunları söyledi: “Ben hep söylüyorum. Doğru hesaptan kaçmaz. Eğer işi doğru yapıyorsanız, dürüst yapıyorsanız her zaman hesap vermeye hazır olursunuz. Biz Sayıştay’ı hiçbir siyasi baskı altında kalmayan, bağımsız, tarafsız ve korkusuz bir denetim yapan kuruluş haline inşallah getireceğiz. Ki o zaman devletin her bir kuruşu dikkatle harcanacak... 'Sayıştay gelir benden hesap sorar, Sayıştay denetler, ben nasıl bunun hesabını veririm' ikliminde devlet kuruluşları iş yapmaya başlayacak. İşte o zaman inşallah hep beraber göreceğiz. Dürüst ve şeffaf bir devlet düzenini hep beraber kuracağız inşallah.”
“1 Temmuz’da asgari ücrete zam yapmamak kul hakkıdır, hak gaspıdır”
Asgari ücrete ara zam verilmemesini sert bir dille eleştiren Babacan şunları söyledi: “İlk beş ayın enflasyonu yüzde 16’yı buldu mu? İlk 6 ayda yüzde 20’ye yaklaşacak mı? Siz 1 Temmuz’da asgari ücrete zam vermeden nasıl bunu pas geçeceksiniz? İlk 6 ayın enflasyonu asgari ücretlinin suçu değil. Ben hep söylüyorum, söylemeye devam edeceğim, başlarına da vurmaya devam edeceğim. 1 Temmuz’da asgari ücrete zam yapmamak kul hakkıdır, hak gaspıdır, başka bir şey değildir. Bu ülkede enflasyonun yüzde 5’e, 6’ya düştüğü yıllarda bile aman o yüzde 2, 3 hak doğmasın, hak geçmesin diye asgari ücrete 1 Temmuz’da ara zam verilmiştir. Enflasyonun yüzde 30, 40 seyrettiği yıllarda 1 Temmuz’da pas geçiyorlar. Böyle bir şey kabul edilemez. Ne derlerse desinler başlarına vurmaya devam edeceğiz.”
“Enflasyonun yüzde 9, yüzde 8 diye düşeceğinin ilan edildiği bir ülkede 6 yıl boyunca yüzde 29 faizle vergi tahsil edemezsiniz”
Resmî Gazete’de yayınlanan vergi borcu tebliğini eleştiren Babacan şunları söyledi: “Dünkü Resmî Gazete’de bu vergi borçlarıyla ilgili bir tebliğ yayınlandı. Bu tebliğ aslında bir yeniden yapılandırma tebliği falan değil, bu bir tecil ve taksitlendirme uygulaması o kadar. 6 yıl boyunca diyorlar ki esnafa yüzde 29 senden faiz alacağım. 6 yıl. Yeniden yapılandırma adı ama aslında tecil ve faizli bir taksitlendirme, başka bir şey değil. Halbuki Cumhurbaşkanı’nın imzasıyla geçen sene yayınlanan orta vadeli programda 2027 için hedeflenen enflasyon yüzde 9, 2028 için de yüzde 8. Bu orta vadeli program geçerli ha. Enflasyonun yüzde 9, yüzde 8 diye düşeceğinin ilan edildiği bir ülkede siz 6 yıl boyunca nasıl yüzde 29 faizle insanlardan vergi tahsil edersiniz ya? Bu insaf mı? Bunlar enflasyonun yüzde 9’a, yüzde 8’e falan düşeceğine zaten inanmıyor ya da 'tefeci faiziyle biz esnafı ezmeye devam edeceğiz' diyor. İkisinden birisi. Yüzde 9’a 8’e indirecek misin indirmeyecek misin? Eğer yüzde 9’a-8’e indireceğim deyip de esnaftan yüzde 29 faiz almaya 6 yıl boyunca devam edeceğim diye sen tebliğ yayınlıyorsan o zaman bu tefeci faizidir, başka bir şey değildir.”
"Faizi sil, ana parayı enflasyona endeksle 1 yıl ödemesiz 3 yılda öde"
Ali Babacan esnafın yüzünü güldürecek yapılandırma formülünü ise şu şekilde açıkladı: "Yapılandırmanın formülü basittir, uygulanmıştır, tescil edilmiştir, herkes de memnun olmuştur ve tahsilat da yapılmıştır. Ne yapacaksınız? Borcun üzerindeki faizi sileceksiniz. Ana parayı enflasyona endekslenip bugüne getireceksiniz. Dondurup bir yıl ödemesiz üç yıla yayacaksınız. Artık üzerine faiz maiz de eklemeyeceksiniz. Birikmiş borç ancak böyle ödenir. Ödeme kolaylığı sağlanmadan birikmiş borç ödenmez, kapanmaz."
“İşte varız, buradayız, bir aradayız”
Konuşmasını Babalar Günü mesajıyla noktalayan Babacan şu ifadeleri kullandı: “Bu önümüzdeki pazar günü Babalar Günü vesilesiyle hayatımızın her döneminde varlıklarıyla bize güç veren, çoğu zaman sessizce ama derinden yolumuzu açan tüm babaların Babalar Gününü kutlamak istiyorum şimdiden. Aramızdan ayrılmış olan babalarımızı ise rahmet, minnet ve özlemle anıyorum. Her gün evlatları için çalışan, alın teriyle ailesinin rızkını kazanan, çoğu zaman kendi derdini içine atan tüm babalarımızın yanında olmaya devam edeceğimizi onlara buradan ifade etmek istiyorum. Sizin derdiniz bizim derdimizdir. Bu ülkenin babaları evladına umut taşıyan insanlarıdır. Ve biz biliyoruz ki o umut bu ülkenin yarınlarının en sağlam temelidir. Bizler daha adaletli bir düzen, daha güçlü bir ekonomi ve daha huzurlu bir Türkiye için çalışıyoruz, çalışacağız. Ve en önemlisi arkadaşlar, temiz siyaset için çalışıyoruz, çalışacağız. İşte varız, buradayız, bir aradayız.”