"Ey Erdoğan, meclisi ne hale getirdiniz ya? 86 milyonluk ülke böyle mi yönetilir?"
"Yüzde altmış-yetmiş faiz ödeyen bir işletmenin ayakta kalması mümkün olmaz"
"Ara zam vermemek hak gaspıdır"
"Başka ülkeden yatırımcıyı getirmek için meclisten uluslararası sözleşme geçirmek zorunda kaldıysanız bu ülkede güven bitmiş demektir"
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Grubu'nun haftalık toplantısında yüksek faizin reel sektörü nasıl çökerttiğini, 1 Temmuz ara zam meselesini, Suudi yatırımı için meclisten geçirilen uluslararası sözleşmeyi ve Meclis'teki pusula skandalını değerlendirdi; mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarını, Gazze'deki son tabloyu ve İran-ABD sürecini ele aldı.
TBMM Genel Kurulu'nda Suudi Arabistan ile imzalanan enerji anlaşmasının oylaması sırasında, salonda bulunmayan AKP'li milletvekilleri adına oy pusulası verilmesine de değinen Babacan, “Pusula var, vekil yok. İmza var, temsil yok. Bu ülke, bu lakayıtlığı, bu sorumsuzluğu, bu kurumsal çürümüşlüğü hak etmiyor. Meclis göstermelik bir yapı değildir. Millet iradesinin tecelli ettiği en yüksek mercidir ve o irade salonda 3 kişiyle temsil edilmez” ifadelerini kullandı.
"Ey Erdoğan, meclisi ne hale getirdiniz ya? 86 milyonluk ülke böyle mi yönetilir?"
Ali Babacan, TBMM Genel Kurulu'nda Suudi Arabistan ile imzalanan enerji anlaşmasının oylaması sırasında, salonda bulunmayan AKP'li milletvekilleri adına oy pusulası verilmesine de değindi. Genel Kurul'da bulunmayan milletvekilleri adına oy pusulası verilmesine dair Ali Babacan, "Pusula ne biliyor musunuz? Gerçekten küçük bir kağıt parçası. Milletvekilinin adı soyadı, bir de altta ıslak imzalı bir şey. Bunu veriyorsunuz. Verince ben meclisteyim diyorsunuz. Fakat 79 tane buradayım diyenin üçü genel kurulda. Diğeri yok. Buradan Cumhurbaşkanına seslenmek istiyorum. Ey Erdoğan! Meclisi ne hale getirdiniz ya? 86 milyonluk ülke böyle mi yönetilir Allah aşkına? Bu yüce meclisin çatısı altında böyle bir sahteciliğe nasıl izin verirsiniz? Bir tarafta bu aziz milletten alınan vekaletle kullanılan o kutsal yasama yetkisi, diğer tarafta boş koltuklar adına oy kullandıran bir yönetim kafası. Nerede vekilleriniz? Nerede? Karar var, sorumluluk yok. Pusula var, vekil yok. İmza var, temsil yok. Bu ülke, bu lakayıtlığı, bu sorumsuzluğu, bu kurumsal çürümüşlüğü hak etmiyor. Meclis göstermelik bir yapı değildir. Millet iradesinin tecelli ettiği en yüksek mercidir ve o irade salonda 3 kişiyle temsil edilmez” dedi.
"Türkiye'nin ihtiyacı kavga değil, çözüm. Türkiye'nin ihtiyacı koltuk hesabı değil, milletin geçim hesabı”
Konuşmasında “yeni alternatif” inşasına olan kararlılığını vurgulayan Babacan şunları söyledi: "Türkiye'nin ihtiyacı kavga değil, çözüm. Türkiye'nin ihtiyacı koltuk hesabı değil, milletin geçim hesabı. Biz bu yüzden farklı bir alternatif inşa ediyoruz. Kavganın değil, çalışmanın; hırsın değil, hizmetin; rövanşın değil, adaletin yolunu inşa ediyoruz. Bu ülke, birbirini yiyen bir siyasetten bıktı. Bu ülke artık gerçekten bir yeni alternatif istiyor. Bu ülkeyi bu iktidardan kurtaracağız. Bu ülkeyi kendi koltuk kavgalarını, milletin ekmek kavgasından üstün tutanlara da bırakmayacağız. Bu ülke, gerçek bir alternatifi hak ediyor. O alternatif de biziz. Az kaldı Sabırla, kararlılıkla, umutla yürümeye devam ediyoruz. Bu yol milletin yolu. Milletin yolundan geri dönmeyeceğiz. İnşallah bu ülke yeniden nefes alacak. İnşallah bu ülke yeniden huzuru, bereketi ve adaleti yaşayacak. Ve inşallah Türkiye, hak ettiği güzel günlere hep birlikte kavuşacak.”
“Türkiye'nin yeni bir soluğa ihtiyacı var”
“Türkiye'nin gerçekten yeni bir soluğa ihtiyacı var. Yatırımcının, girişimcinin, emekçinin, gençlerin yarınlara güvenle baktığı bir Türkiye'ye şiddetle ihtiyacımız var. İnanıyoruz ki bu ülke yeni bir hikaye yazabilir. Yeter ki o hikayenin merkezinde keyfilik değil, adalet olsun, hukuk olsun. Yeter ki torpil değil, ehliyet olsun, liyakat olsun. Yeter ki kavga değil istişare olsun, ortak akıl olsun. İşte biz hep beraber buna talibiz. Biz bu büyük ve güzel ülkenin sorunlarını çözmeye talibiz. Çünkü görüyoruz. Yapmadılar, yapamıyorlar ve yapamayacaklar. Olmuyor. Kaç yıldır söylüyoruz? Dilimizde tüy bitti. Olmayacak dedik. Bu iş böyle gitmez dedik. Duymak istemediler. Biz ne yaptık? Kolları sıvadık, yürümeye başladık. Çünkü bu ülkenin vakit kaybetmeye tahammülü yok. Biz çocuklarımızın karnının tok, zihninin açık olduğu bir Türkiye'yi kurmaya talibiz. Biz bu ülkenin yarınlarını korkuyla değil, umutla, güvenle inşa etmeye talibiz. Ve bunun bir temenni olarak değil, bir hedef olduğunu söylüyoruz. Çünkü inanıyoruz. Bu mümkün. Doğru kadrolarla, doğru politikalarla çok kısa sürede mümkün. Türkiye hiç kimsenin hayal etmediği hızla toparlanır arkadaşlar. Çok hızlı bir şekilde ayağa kalkar bu ülke. Ve işte o zaman bu milletin önünde hiçbir engel durmaz, duramaz.”
"Siyasetle sporun bu kadar iç içe olması pek çok alanda olduğu gibi sporda da başarısızlığı beraberinde getiriyor"
Konuşmasına A Milli Futbol Takımının Dünya Kupası’ndan elenmesine değinerek başlayan Babacan, "Elbette hepimiz daha ileriye gitmeyi, daha büyük başarılar elde etmeyi isterdik. Ancak siyasetle sporun bu kadar iç içe olması ve mevcut iktidarın kendi koltuğundan korktuğu için her vesileyi, her bahaneyi kendi dar siyasi ideolojik bakışının içine hapsetmesi maalesef pek çok alanda olduğu gibi sporda da sıkıntıları, başarısızlığı beraberinde getiriyor. Biz ne olursa olsun bu ülkenin gençlerine, sporcularına ve onların azmine daima güveniyoruz. Yeter ki önleri açılsın. Yeter ki kendi arkalarında hem milletin hem de devletin objektif desteğini hissetsinler” diye konuştu.
"Ara zam vermemek hak gaspıdır"
Ali Babacan, 1 Temmuz’da ara zam gerekliliğini tekrar vurgulayarak şunları söyledi: "Açlık sınırının 35 bin liraya çıktığı bir ortamda asgari ücret 28 bin lira. En düşük emekli maaşı 20 bin lira. 1 Temmuz'da ara zam vermeyi tamamen gündeminden çıkardı bunlar. Ne kadar da unutturmaya çalışsalar, ne kadar da gündemden düşürmeye çalışsalar... Söyledim, ısrarla da söylemeye devam edeceğim. Bunların başına başına vurmayınca anlamıyorlar çünkü. Unutmak ve unutturmak istiyorlar. İlk 5 ayda yüzde 16 enflasyon varken, ilk 6 ayın enflasyonu yüzde 20'ye yaklaşacakken, 1 Temmuz'u pas geçmek, asgari ücrete ara zam vermemek hak gaspıdır. Kul hakkına girmektir. Nokta."
"Kredi kartı artık bir ödeme aracı olmaktan çıktı, bir geçim aracı haline geldi"
Ali Babacan, vatandaşların geçim sıkıntısını aktararak şunları söyledi: "Ankara'da bir damacana suyun fiyatı olmuş en az 170 lira. Evlerde musluktan akan suyun faturası her ay biraz daha ağırlaşıyor. Mesele artık en temel ihtiyaçlara erişip erişememek. Mesele vatandaşlarımızın sabah aldığı ürünü akşama aynı fiyatla bulamaması, cebindeki paranın ay sonunu getirmeye yetmemesi. Peki ne yapıyor insanlar? Çareyi kredi kartında arıyorlar. Kredi kartı artık bir ödeme aracı olmaktan çıktı, bir geçim aracı haline geldi. Ve her ay, her ay vatandaşlarımızın kredi borcu artıyor."
"Yüzde altmış, yetmiş faiz ödeyen bir işletmenin ayakta kalması mümkün olmaz"
Ali Babacan, yüksek faizin reel sektörü nasıl yıktığını anlatarak şunları söyledi: "Esnafımızın, KOBİ'lerimizin, sanayicimizin gidip mecburen kullanmak zorunda kaldığı faizlere bakın. Aylık yüzde 4'ün altında bir şey yok. Yüzde 4,5 norm hale gelmiş. Aylık yüzde 4 faiz yıllık bileşik kaç ediyor biliyor musunuz? Tam yüzde 60 ediyor. Yüzde 4,5 aylık faiz yıllık bileşik ne ediyor biliyor musunuz? Tam yüzde 70 ediyor. Bugün KOBİ'lerimizin, esnafımızın, sanayicimizin kahir ekseriyeti yıllık yüzde 70'le ancak gidip bankalardan kredi bulabiliyor. Enflasyonun yüzde 30'a düştüğü ülkede faiz nasıl olur da yüzde 70 olur ya? Yüzde 60-70 faiz ödeyen bir işletmenin ayakta kalması mümkün olmaz. Hadi 3 ay, 6 ay, 1 yıl dişini sıkar, sermayeden yer. Ama 3 yıl oldu ya. 3 yıl. 3 yıl boyunca bu yüksek faizin altında işletmelerin, KOBİ'lerimizin, esnafımızın, sanayicimizin altından kalkması mümkün değil. Bu kadar uzun süre bu kadar yüksek faiz demek, ülkede üretimi, ticareti tamamen bitirmek demektir."
"İktidarın iş dünyasına verdiği mesaj şudur: Yatırımla, üretimle, ihracatla hiç uğraşmayın; paranız varsa faize yatırın"
"Şu andaki iktidarın iş dünyasına aslında verdiği mesaj şudur: Yatırımla, üretimle, ihracatla hiç uğraşmayın. Boşuna yormayın kendinizi. Paranız varsa faize yatırın, keyfinizi yaşayın. Üstelik vergi denetimi yok, tebligat yok, zabıta derdi yok. İş müfettişi korkusu yok. Faizle paran varsa hiçbir denetim yok. Alın teriyle çalışıyorsan KDV ödüyorsun, ÖTV ödüyorsun, yüksek gelir vergisi, yüksek kurumlar vergisi ödüyorsun. Paranı faize yatırıyorsan düşük bir stopajla geçiştiriyorsun. İyi de herkes bu ülkede parasını faize yatırırsa kim üretecek? Gıda, giyim en temel ihtiyaçlar. Bunları kim imal edecek? Bu kafayla devam ederse Türkiye'nin gideceği yer belli. Üretmeyen, sadece tüketen ve bunu yaparken de sürekli borçlanan bir ülke."
"Başka ülkeden yatırımcıyı getirmek için meclisten uluslararası sözleşme geçirmek zorunda kaldıysanız bu ülkede güven bitmiş demektir"
Ali Babacan, meclisten geçirilen Suudi yatırım sözleşmesini değerlendirerek şunları söyledi: "Daha önce hiçbir zaman bir özel şirket-şirket yatırımı meclisten uluslararası anlaşma yoluyla bir teşvik uygulaması görmemiştir. Ben yıllarca teşvik uygulama işinin başında oldum. Böyle bir teşvik yöntemi yoktur. Eğer siz bir başka ülkeden yatırımcıyı getirmek için gelip bu yüce meclisten bir uluslararası sözleşme geçirmek zorunda kaldıysanız bu ülkede güven bitmiş demektir. Biz yıllarca Hazine Müsteşarlığından yayınlanan tebliğlerle teşvik verdik. Bırakın meclisi, bırakın Cumhurbaşkanını, bırakın Başbakanı, bırakın bakanı. Hazine Müsteşarlığının tebliği güven oluşturmaya yetti. Milyarlarca dolar bu ülkeye sermaye aktı, yatırım geldi. Bunlar güveni yok ettiği için ne diyorlar? Uluslararası sözleşme geçirmezseniz meclisten gelmeyiz diyorlar. E siz her bir yabancı yatırım için, her bir uluslararası sermaye girişi için bundan sonra ne diyecekler? Meclisten bir anlaşma geçirin. Yoksa ben gelmem, korkuyorum. Burada çok ince bir konu var. Uluslararası sözleşmeler bizim norm hiyerarşimizde anayasa denetimine, Anayasa Mahkemesi denetimine dahi tabi değildir. Anayasaya götüremezsiniz. Kanun çıkarırsınız, kanun Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Ama uluslararası sözleşmeyse Anayasa Mahkemesi bile ben yapamam, elimden bir şey gelmez der. Bakın Suudi Arabistan bizim için dost bir ülkedir, kardeş bir ülkedir. Suudi Arabistan'dan gelen her bir yatırım, Suudi Arabistanlı yatırımcıların Türkiye için koydukları her bir taş üstüne taş bizim başımız üstünde yeri vardır. Amenna. Ama yöntem yanlıştır. Eğer siz dost kardeş dediğiniz, sarılıp kucakladığınız bir ülkeden yatırımı getirmek için meclisten uluslararası sözleşme çıkartmak zorunda kaldıysanız, o dostluk, kardeşlik bir yana; karşınızdaki ne diyor, ‘ben sana güvenmiyorum’ diyor.”
"Mevsimlik tarım işçilerinin ulaşım, çalışma ve barınma sorunlarını acilen çözün"
Ali Babacan, mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarını aktararak şunları söyledi: "Her yıl on binlerce aile geçimlerini sağlayabilmek için memleketlerinden ayrılarak ülkenin farklı bölgelerine gitmek, oralarda çalışmak zorunda kalıyorlar. Kendi memleketinde iş olmayınca, üretim olmayınca ne yapıyorlar? Ekmeğini başka şehirlerde aramak zorunda kalıyorlar. Aylarca evlerinden uzak kalan bu insanlar zorlu şartlar altında çalışırken bir yandan da barınma, sağlık ve eğitim gibi en temel ihtiyaçlara erişimde ciddi sıkıntı yaşıyorlar. Çadırlarda geçen yaşam, yetersiz altyapı, temiz su ve elektriğin olmayışı birçok ailenin günlük gerçeği haline gelmiş durumda. Çoğu sigortasız çalışan mevsimlik tarım işçilerinin karşı karşıya kaldığı en büyük tehlikelerden birisi de trafik kazaları. Kamyon sırtlarında, kamyonet sırtlarında bir noktadan diğer noktaya naklediyorlar. Her yıl meydana gelen kazalarda yüzlerce işçimiz hayatını kaybediyor, binlercesi yaralanıyor. Buradan iktidara çağrımdır. Mevsimsel tarım işçilerinin ulaşım, çalışma ve barınma sorunlarını acilen çözün. Bu işçiler bizim işçilerimizdir. Bu çalışanlar bizim vatandaşlarımızdır. Her şeyden önemlisi her bir mevsimlik tarım işçimiz insandır insan. Devletin görevi her bir vatandaşını insan onuruna yakışan şartlarda yaşamasını sağlamaktır."
"Gazze Gazzelilerindir"
Ali Babacan, Birleşmiş Milletler’in 2025 yılına ilişkin ihlal raporuna değindi. Gazze Gazzelilerindir ifadesini yineleyen Babacan, "Birleşmiş Milletler'in 2025 yılına ilişkin raporuna baktığımızda gerçekten çok vahim bir tablo görüyoruz. Çocuklara yönelik ağır ihlal vakalarında yüzde 34'lük bir artış var. Aynı raporda işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail güçlerine atfedilen 9 bin 465 ağır ihlalin kayda geçtiğini görüyoruz. Her bir sayı soykırımın ispatı demek. Her bir sayı yarım kalmış bir çocukluk demek. Gazze'de on binlerce çocuğun, annenin, sivilin katliamından sorumlu olan Netanyahu ve arkadaşlarının yaptıklarını unutmayacağız. Affetmeyeceğiz. Peşinde olacağız. Hiç kimsenin yaptığı yanında kalmayacak. Bu hususta Türkiye temkini asla elden bırakmamalıdır. Bir kez daha altını çizelim. Gazze Gazzelilerindir. Gazze Gazzelilerindir. Gazze bağımsız bir Filistin devleti için mücadele edenlerindir” ifadesini kullandı.
"Arabulucu zamanında oldunuz, bugün olamıyorsanız Türkiye güven kaybetmiş demektir"
Ali Babacan, İran-ABD süreci ve Türkiye'nin bölgedeki konumunu değerlendirerek şunları söyledi: "Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında bir anlaşma var. Ama bu bir ateşkes anlaşması, bir ön barış anlaşması. İş bitmiş değil. Ve bu anlaşmanın en büyük eksiği, noksanı İsrail'in bu anlaşmaya taraf olmaması. İran'a saldıran sadece Amerika değildi ki. Lübnan'a İsrail saldırdı. Ateşkes diyoruz, barış diyoruz. İsrail ne ateşkes resminin içinde ne barış resminin içinde. Her an saldırıları bıraktığı yerden tekrar başlatabilir. Bir zamanlar altı ülkeyle, P5+1 ile İran arasında tek arabulucu olan, her iki tarafın da tam güvendiği bir ülke olan Türkiye, bugün ateşkesin, barışın, arabuluculuğun içinde yok. Çünkü güvenilir bir muhatap olma özelliğini kaybetti Türkiye. Arabuluculuk demek, her iki tarafın da tam güveni demek. Arabulucu zamanında oldunuz, bugün olamıyorsanız Türkiye güven kaybetmiş demektir. 2 kere 2 nasıl 4 ederse gerçek bu kadar açık."
"Öğrencilik hayatında başarı bir karneye sığmaz"
Konuşmasını karne günü vesilesiyle öğrencilere seslenerek noktalayan Babacan şunları söyledi: "Cuma günü karnelerini alacak evlatlarımızı özellikle tebrik etmek istiyorum. Aylarca emek verdiler. Sabah erken kalktılar, ders çalıştılar, sınavlara girdiler. Kimi çok sevindi, kimi karneyi görünce belki beklediği sonucu alamayacak. Ama şunu hiçbir zaman unutmayacağız: Öğrencilik hayatında ve sonrasında başarı bir karneye sığmaz. Gayret, sabır, ahlak ve çalışkanlık en az notlar kadar kıymetlidir. Tüm öğrencilerimize güzel bir yaz tatili diliyorum. Dinlenecekleri, aileleriyle vakit geçirecekleri, kendilerini geliştirecekleri bereketli bir dönem olsun diyorum."