DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Elif Esen, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin nüfus krizinin yalnızca doğum oranlarıyla açıklanamayacağını belirterek, sorunun temelinde tarımın zayıflaması, kırsalın boşalması ve aile kurmayı zorlaştıran ekonomik koşulların bulunduğunu söyledi.
Doğurganlık hızındaki düşüşün tek başına değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Esen, “Asıl zor olan, insanların neden evlenemediğini, neden kurdukları aileyi sürdüremediğini ve neden istedikleri sayıda çocuk sahibi olamadığını görmektir” dedi.
“Nüfus krizi doğum yardımıyla çözülmez!”
Türkiye'de evlilik sayısının son 25 yılda neredeyse aynı kaldığını, buna karşılık boşanma sayısının iki katından fazla arttığını belirten Esen, "2001'de aynı yıl kayda geçen her bir boşanmaya karşılık yaklaşık altı evlilik varken bugün bu sayı üçün altına düştü. Bu tablo, gençlerin yalnızca çocuk sahibi olmayı değil, evlenmeyi de ertelediğini gösteriyor” dedi.
6360 sayılı Kanun'la köylerin mahalleye dönüştürülmesi, köy okullarının kapatılması ve kamu hizmetlerinin kırsaldan çekilmesinin göçü hızlandırdığını söyleyen Esen, “Her şeyden önce devlet kırsaldaki varlığını zayıflattı. Tarla ve cüzdan boşalırken beşik dolmaz, nüfus artmaz” ifadelerini kullandı.
“Türkiye'nin yeni belgelerin sonuçlarını bekleyecek zamanı yok”
2025 IV. Tarım Orman Şûrası'nın da kırsaldaki genç nüfus azaldıkça doğurganlığın düştüğünü ortaya koyduğunu hatırlatan Esen, "Tarım nüfusu yıllardır yaşlanırken, gençler köylerinden ayrılırken neden üretimi destekleyen bütüncül politikalar geliştirilmedi?" dedi.
2026-2035 Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi'nde kırsal kalkınmanın stratejik öncelik olarak yer aldığını ancak somut bir yol haritası bulunmadığını belirten Esen, “Türkiye'nin yeni belgelerin sonuçlarını bekleyecek zamanı yok. Çok gecikiyoruz” dedi.
Meclis Araştırma Komisyonu kurulması çağrısında bulunan Esen, kırsal çözülme, tarımsal kuşak yenilenmesi ve 6360 sayılı Kanun'un etkilerinin birlikte incelenmesini isteyerek, “Nüfus politikası kadınlara kaç çocuk doğuracaklarını söylemek değil; insanların güven içinde hayat ve aile kurabilecekleri koşulları oluşturmaktır” dedi.