İstanbul Milletvekilimiz Hasan Karal: “Aden Körfezi tezkeresi ‘evet deyip geçilecek’ bir kâğıt değildir”

21-01-2026
İstanbul Milletvekilimiz Hasan Karal: “Aden Körfezi tezkeresi ‘evet deyip geçilecek’ bir kâğıt değildir”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının Aden Körfezi, Somali açıkları ve mücavir bölgelerdeki görev süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresinin, rutin ve otomatik bir onay sürecinin parçası olarak ele alınamayacağını belirterek, bu tür tezkerelerin her seferinde değişen uluslararası konjonktür, artan jeopolitik riskler ve Türkiye’nin uzun vadeli stratejik çıkarları çerçevesinde yeniden ve titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

“Tehditler değişti, risk alanı genişledi”

TBMM Genel Kurulu’nda Yeni Yol Grubu adına bir konuşma yapan DEVA Partili Hasan Karal, Aden Körfezi ve Kızıldeniz hattının 2026 itibarıyla yalnızca deniz haydutluğu tehdidiyle değil küresel güç rekabeti, asimetrik riskler ve yeni çatışma alanlarıyla karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. Bu nedenle misyon tanımının ve angajman kurallarının güncel tehdit ortamına uygun şekilde belirlenmesinin hayati önem taşıdığını belirten Karal, askeri varlığın caydırıcılık ekseninde, gereksiz risklerden kaçınılarak sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

“Türkiye bu alanda rüştünü ispat etmiştir”

Türkiye’nin deniz haydutluğuyla mücadelede uzun yıllara dayanan ciddi bir tecrübeye sahip olduğunu hatırlatan Karal, “Türk Deniz Kuvvetlerimiz, NATO Okyanus Kalkanı Harekâtı ve Birleşik Görev Kuvveti CTF-151 başta olmak üzere birçok uluslararası görevde aktif rol üstlenmiştir. Türkiye’nin 2009–2025 yılları arasında tam yedi kez bu birleşik görev kuvvetinin komutanlığını üstlenmiş olması, bu alandaki tecrübenin ve güvenilirliğin açık göstergesidir. Ancak mesele yalnızca askerî kabiliyet meselesi değildir. Aden Körfezi ve Babülmendep hattı, Türkiye’nin ticareti ve ekonomik güvenliği açısından hayati öneme sahiptir. Bu hatta yaşanacak her istikrarsızlık, doğrudan ihracatımızı ve ekonomimizi etkilemektedir. Dolayısıyla bölgede bulunmak bir tercih değil, stratejik bir zorunluluktur” diye konuştu.

“Kabul oyu, sınırsız yetki anlamına gelmez”

Karal, tezkereye “kabul” oyu verdiklerini ancak bunun sınırsız ve denetimsiz bir yetkilendirme anlamına gelmediğinin altını çizdi. Stratejik kazanımların Meclis tarafından şeffaf biçimde izlenmesi gerektiğini vurgulayan Karal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yetkinin hangi amaçla, nasıl ve ne ölçüde kullanıldığını sorgulamak siyasi bir tercih değil milletimizin bize tevdi ettiği denetim görevinin doğal ve vazgeçilmez bir gereğidir. Tezkereye verdiğimiz kabul oyu, denetimsiz ya da sınırsız bir yetkilendirme anlamına gelmemektedir. Gemilerimizin angajman kuralları güncel tehdit ortamına uygun mudur, personelimizin güvenliği için gerekli tüm tedbirler eksiksiz şekilde alınmış mıdır, askerî varlığımız ile Türkiye’nin Somali ve bölge genelindeki diplomatik arabuluculuk rolü arasındaki hassas denge korunmakta mıdır; harcanan kamu kaynaklarıyla elde edilen stratejik kazanımlar arasında sağlıklı ve rasyonel bir ilişki kurulabilmekte midir? Tüm bu başlıklar, Meclis tarafından şeffaf biçimde izlenmelidir. Hükümetten beklentimiz, askerimizin sahadaki başarısını diplomatik masada da kalıcı kazanımlara dönüştüren, rasyonel, planlı ve öngörülebilir bir dış politika ortaya koymasıdır.”

SONRAKİ HABER

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan: “Bayrağa el uzatanlar en ağır cezaya çarptırılsın”

Sık Sorulan Sorulara Cevaplar


                        

BASIN BÜLTENİNİ
İNDİRİN

Haber ekinde bir basın açıklaması mevcut ise aşağıdaki indirme ikonu ile indirebilirsiniz.

21-01-2026