İstanbul Milletvekilimiz Hasan Karal: “Bir yanda açlık sınırının altında yaşayan milyonlar, diğer yanda bir çırpıda, torununun torununun torununa yetecek kadar servet kazananlar var!”

30-10-2026
İstanbul Milletvekilimiz Hasan Karal: “Bir yanda açlık sınırının altında yaşayan milyonlar, diğer yanda bir çırpıda, torununun torununun torununa yetecek kadar servet kazananlar var!”

“Bu ülkede yokluk da var, bolluk da… Önemli olan, uygulanan ekonomi politikaları sonucunda bu zenginlikten kimin nasibine ne kadar düştüğü”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, açıklanan açlık ve yoksulluk sınırı verileri üzerinden Türkiye'deki gelir dağılımı adaletsizliğine dikkat çekti. Dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 38 bin 24 liraya, yoksulluk sınırının ise 123 bin 856 liraya ulaştığını belirten Karal, asgari ücretin 28 bin 75 lira, en düşük emekli aylığının ise 23 bin 552 lira olduğunu hatırlattı. Milyonlarca çalışanın ve emeklinin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı bir dönemde, çok kısa sürelerde milyarlarca liralık servetlerin oluşmasının toplumdaki gelir uçurumunu daha görünür hâle getirdiğini ifade eden Karal, “Aziz milletimiz, bu tablonun ardındaki gerçeklere iyi bakın. Bir tarafta aldığı maaş dört kişilik bir ailenin açlık sınırına dahi ulaşmayan milyonlar var. Diğer tarafta ise birkaç ayda milyarlarca lirayı kasasına koyabilenler var. Birileri ay sonunu getirebilmek için kuruş kuruş hesap yaparken, birileri nesiller boyu tüketilemeyecek servetlere ulaşıyor. Bu tabloyu yalnızca ekonomik güçlüklerle açıklayamayız. Gelirin nasıl dağıldığına, uygulanan politikaların kimin hayatını kolaylaştırdığına da bakmak zorundayız.” dedi.

“Asgari ücretli açlık sınırının 10 bin lira, emekli ise 14 bin 472 lira altında”

DEVA Partili Hasan Karal, TÜRK-İŞ'in Ekim 2026 araştırmasının, çalışanların ve emeklilerin karşı karşıya olduğu geçim sıkıntısını açık biçimde ortaya koyduğunu söyledi. Tek gelirle geçinmeye çalışan dört kişilik ailelerin temel gıda ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlandığını kaydeden Karal, “Bugün asgari ücret 28 bin 75 lira, açlık sınırı 38 bin 24 lira. Arada yaklaşık 10 bin liralık fark var. En düşük emekli aylığı 23 bin 552 lira. Emeklimizin geliri açlık sınırının 14 bin 472 lira altında. Yoksulluk sınırı ise 123 bin 856 liraya ulaşmış. Üstelik bunlar lüks harcamaların değil, dört kişilik bir ailenin temel ihtiyaçlarının karşılığı olan rakamlar. Bir ömür çalışmış emeklimizin, alın teriyle geçinen işçimizin, ailesini ayakta tutmaya çalışan dar gelirli vatandaşımızın yaşadığı sıkıntıyı görmezden gelemeyiz. Ekonomi politikalarının başarısı yalnızca açıklanan büyüme rakamlarıyla değil, vatandaşın sofrasına, mutfağına ve hayatına yansıyan refahla ölçülmelidir.”

“Bir yanda çocuğunun beslenme çantasını dolduramayanlar, diğer yanda servetinin hesabını tutamayanlar var”

Gelir dağılımındaki eşitsizliğin toplumda adalet duygusunu zedelediğini ifade eden Karal, kısa sürelerde elde edildiği öne sürülen milyarlarca liralık kazançların kaynağının ve ekonomik düzenin kimlere hangi imkanları sağladığının sorgulanması gerektiğinin altını çizdi. Kısa yoldan zengin olma anlayışının toplumun geniş kesimlerine yayıldığına dikkat çeken Karal, “Asgari ücrete, emekli maaşına bakınca ülke ne kadar zor durumda diyebilirsiniz. Ama bu ülkede 3-4 ayda milyarlarca lirayı kasasına koyanlar da var! Bir çırpıda, torununun torununun torununa yetecek kadar servet kazananlar da var! Bir yanda sabah açlıktan karnı guruldayarak uyananlar, diğer yanda ömrünün sonuna kadar harcasa bitiremeyeceği servetlere sahip olanlar var. Bir yanda çocuğunun beslenme çantasını dolduramayan anne babalar, diğer yanda kazandığı paranın hesabını bile tutamayanlar var. Elbette çalışarak, üreterek, yatırım yaparak zenginleşmek yanlış değildir. Bizim itirazımız zenginliğe değil, adaletsizliğedir. Bir ülkede bazı kesimler servetlerini büyütürken geniş toplum kesimlerinin alım gücü sürekli geriliyorsa, orada ekonomik tercihlerin ve gelir dağılımının yeniden değerlendirilmesi gerekir. Bu ülkede yokluk da var, bolluk da. Uygulanan ekonomi politikaları sonucunda bu zenginlikten kimin nasibine ne kadar düştüğüne bakmak gerekiyor.” şeklinde konuştu.

“Kalıcı refah ancak üretim, verimlilik, hukuki güvence ve adil paylaşım ile mümkün”

Türkiye'nin ihtiyacının yalnızca ücret artışları değil, satın alma gücünü koruyan, üretimi ve istihdamı destekleyen, gelir dağılımında adaleti gözeten bütüncül bir ekonomi politikası olduğunu vurgulayan Karal, kalıcı refahın ancak üretim, verimlilik, hukuki güvence ve adil paylaşım temelinde sağlanabileceğini vurguladı. DEVA Partisi'nin çözüm yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karal, şöyle devam etti: “Biz, herkesin aynı miktarda kazanmasını değil, herkesin emeğinin karşılığını alabildiği, fırsatlara adil biçimde erişebildiği bir Türkiye istiyoruz. Emeklimizin insanca yaşayabildiği, çalışanımızın ay sonunu düşünmeden ailesinin ihtiyaçlarını karşılayabildiği, çocuklarımızın yoksulluk nedeniyle hayattan geri kalmadığı bir ekonomik düzen kurulmalıdır. Türkiye'nin kaynakları, üretim gücü ve insan potansiyeli buna imkan sağlayacak büyüklüktedir. Yapılması gereken, bu imkanları doğru politikalarla toplumun refahına dönüştürmektir. Ekonomik büyümenin gerçek karşılığını milletimizin sofrasında, mutfağında ve yaşam standartlarında görebilmeliyiz.”

SONRAKİ HABER

Ankara Milletvekilimiz İdris Şahin’den çiğ sütte üretim maliyetinin altında kalan tavsiye satış fiyatına uyarı: “Çiftçiyi zararına üretime mahkûm eden bu anlayış, yarın memleketi süte muhtaç bırakır!”

Sık Sorulan Sorulara Cevaplar


                        

BASIN BÜLTENİNİ
İNDİRİN

Haber ekinde bir basın açıklaması mevcut ise aşağıdaki indirme ikonu ile indirebilirsiniz.

30-10-2026