DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, Türkiye’de derinleşen hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısına dikkat çekerek, “Savaş bugün sadece İran-İsrail hattında değil. Bu ülkede de milyonlarca insan her gün kendi hayat mücadelesini veriyor. Yoksullukla savaşıyor, işsizlikle savaşıyor, enflasyonla savaşıyor, geçim derdiyle savaşıyor. Evine ekmek götüremeyen her ailenin ocağına, çocuğuna istediğini alamayan bir babanın yüreğine, torununa harçlık veremeyen bir emeklinin vicdanına her gün adeta bir bomba düşüyor. Bu bomba can almıyor belki ama insanın onurunu, umudunu ve yarınlara dair inancını derinden yaralıyor” dedi.
DEVA Partili Hasan Karal, Türkiye’de giderek ağırlaşan hayat pahalılığı ve ekonomik tabloya ilişkin dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu. Karal, küresel ölçekte yaşanan çatışmaların insan hayatını tehdit ettiğini ancak Türkiye’de de milyonlarca vatandaşın her gün yoksulluk, işsizlik ve enflasyonla mücadele ettiğini söyledi. Vatandaşın yaşadığı ekonomik zorlukların artık günlük hayatın en acı gerçeklerinden biri haline geldiğini belirten Karal, uygulanan ekonomi politikalarının toplumun geniş kesimleri üzerinde ağır bir yük oluşturduğunu ifade etti. Ekonomik gelişmelerin vatandaşın hayatına doğrudan yansıdığını vurgulayan Karal, mevcut politikaların “hayatın acı gerçeklerini her gün yeniden hatırlatan bir tablo ortaya koyduğunu” kaydetti.
“Daha önce başardık, Türkiye’yi yeniden ayağa kaldırdık, yine başaracağız”
Karal, ekonomik sıkıntıların toplumun farklı kesimlerinde derin bir psikolojik ve sosyal baskı oluşturduğunu belirterek, ekonomik sorunların sadece rakamlardan ibaret olmadığını, her gün milyonlarca hanenin yaşamını doğrudan etkilediğinin altını çizdi.
Yaşanan ekonomik sorunların kaçınılmaz olmadığını, yanlış politikaların sonucu olduğunu kaydeden Karal, Türkiye’nin güçlü bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ekonomide güvenin yeniden tesis edilmesi şarttır. Vatandaşın borçlanarak ayakta kalmaya çalıştığı bir düzen sürdürülebilir değildir. Ekonomiye duyulan güven zedelendiğinde bunun bedelini yatırım da üretim de, refah da öder. Bu nedenle ülkemizin güven veren, öngörülebilir ve liyakat esaslı bir yönetim anlayışına ihtiyacı vardır. Türkiye, sorunlarını çözebilecek birikime, tecrübeye ve insan kaynağına sahip güçlü bir ülkedir. Ümitsizlik yok. Yaralara merhem, sorunlara çare var. Bu ülkenin yarınları için akıl var, irade var, DEVA var. Daha önce başardık, Türkiye’yi yeniden ayağa kaldırdık. Yine başaracağız. Şeffaf, öngörülebilir ve liyakat temelli ekonomi politikalarıyla Türkiye yeniden istikrara kavuşacak; vatandaşın refahını önceleyen bir yönetim anlayışı mutlaka hayata geçecektir.”