DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı anmak amacıyla bir açıklama yaptı.
6 Şubat, hafızalarımızdan asla silinmeyecek bir kırılma noktasıdır
Hayatını kaybedenleri rahmetle andığını söyleyen Ekmen, “Bugün acılarımızın üçüncü yıl dönümü. Bu ülkede depremden etkilenmeyen, depremle bir yarası olmayan tek bir insanımız olduğunu zannetmiyorum. Kiminin ailesi, kiminin akrabası, kiminin arkadaşı bu büyük felaketin altında kaldı. Türkiye’nin acılarla dolu tarihinde 6 Şubat, hafızalarımızdan asla silinmeyecek bir kırılma noktasıdır. Hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızı bir kez daha rahmetle anıyorum. Deprem sadece canları değil, şehirlerin hafızasını da yok ediyor. Çocukluğun geçtiği sokaklar, gidilen sinema salonları, oturulan pastaneler, anıların biriktiği mekânlar yerle bir oluyor. Bütün bunlar yıkılırken, bir insanın geçmişini, belleğini kaybetmesi tarifsiz bir acıya dönüşüyor. Geride kalanlar için ise yas, öfke ve cevapsız sorular büyüyor” dedi.
Mesele deprem değil, ihmaldir; mesele kader değil, yönetim zaafıdır
Ekmen, depremle mücadele için kamu kurum ve kuruluşlarının acil olarak eylem planı oluşturmaları gerektiğini belirterek, “Biz defalarca söyledik: Afetle eylem planlarını hayata geçirelim, depreme dirençli kentler kuralım, bilimsel bir anlayışla riskleri azaltalım. Depremin ardından geçen ilk kırk sekiz saatte hatta bazı illerde yetmiş iki saate varan sürede, depremzedelerin yanında organize ve etkili bir kamu gücü bulunmuyordu. Genel Başkanımız Sayın Ali Babacan ve milletvekili arkadaşlarımız bölgeye kırk sekizinci saatte ulaştığında enkazların başında yalnızca kendi imkânlarıyla bir şeyler yapmaya çalışan vatandaşlarımız vardı. Yetkililerin asıl sorumluluğu, on beşinci günde inşaatlara başlamak değil; felaketin hemen ardından geçen günlerde tüm canlılara, en azından hayatını kaybedenlerin bedenlerine, enkaz altından sağlıklı ve onurlu bir biçimde ulaşabilmekti. Bu ülke bir deprem kuşağında yer alıyor, 6 Şubat ne ilkti ne de son olacak. Mesele deprem değil, ihmaldir; mesele kader değil, yönetim zaafıdır. Ancak aradan geçen üç yıla rağmen yetkililerin depreme karşı ne yaptığı, hangi somut adımları attığı hâlâ meçhuldür. Acılarımız tazeyken, sorumluların hesap vermesi gerekirken, aynı ihmaller zinciri sürdürülmektedir. Bu ülkenin insanı enkaz altında kalmayı değil, güvenli konutlarda yaşamayı hak ediyor” açıklamasında bulundu.
Tek Yürek kampanyasında toplanan paralar nasıl harcandı?
Kampanyaya dair eleştirilerini yineleyen Ekmen, bu süreçte kamuoyunun ciddi soru işaretleriyle baş başa bırakıldığını ifade ederek, “‘Tek Yürek’ adı altında yürütülen kampanyada, dünyada örneğine rastlanmayacak şekilde kamu bankaları ve Merkez Bankası devreye sokularak kaynak oluşturuldu. Ancak bu kampanyanın hangi gerekçeyle hayata geçirildiği, iş insanları tarafından verilen sözlerin yerine getirilip getirilmediği ve toplanan paraların hangi kanallarla, hangi alanlara harcandığına dair ortada şeffaf bir tablo yoktur. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bütçe görüşmelerinde konuyu gündeme getirmeme rağmen cevap alamadım. Bugün gelinen noktada ‘Tek Yürek’ kampanyasının deprem bölgesinde neyi değiştirdi, hangi yaraya merhem oldu? Toplanan bu paralar ne için kullanıldı? Davetiyeli ihalelere mi gitti? Kamu kaynaklarının kullanıldığı bir süreçte bu soruların cevapsız bırakılması kabul edilemez. Kampanyanın somut çıktıları nelerdir? Neden kamuoyu bilgilendirilmemektedir?” diye sordu.
Deprem bütçesi başarı hikayesi diye sunulamaz
Ekmen, “Deprem sonrası hızlı ilerleyen projelerden bahsediliyor. Ancak Ankara’da doğrudan davet yöntemiyle 4,5 milyon liraya verilen işler, Maraş ve Hatay’da 1,7–1,8 milyon lira gibi bedellerle taşeronlara yaptırıldı. Deprem gerekçesiyle son derece kapsamlı vergi paketleri hayata geçirildi; yaklaşık 100 milyar dolarlık bir kaynaktan söz ediyoruz. Bu büyüklükte bir bütçeyle mevcut işlerin iki, hatta üç katının yapılması mümkündü. Üstelik bu rakamlar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın kendi açıkladığı verilere dayanıyor. Bakanlığın bizzat belirlediği birim maliyetlerin yaklaşık dört katı bedellerle doğrudan ihalelere çıkıldığı görülüyor. Buna rağmen tüm bu somut veriler görmezden gelinerek, bugün yürütülen bazı inşaat faaliyetlerinin olağanüstü bir başarı hikayesi gibi sunulması anlaşılır değildir” ifadelerini kullanarak deprem bütçesine de dikkat çekti.