DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddetin araştırılması amacıyla DEM Parti tarafından verilen Meclis araştırma önergesi üzerine konuştu. Ekmen, kadına yönelik şiddetin ulaştığı boyutun artık münferit olaylarla açıklanamayacağını belirterek, devletin kadınlara güvenli bir yaşam sunmakta yetersiz kaldığını ifade etti.
Kadına yönelik şiddet Meclis tarafından derinlemesine araştırılmalıdır
Kadına yönelik şiddetin ulaştığı vahim tabloya dikkat çeken Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Ekmen, “2025 verilerine göre 294 kadın öldürülmüş, 297 kadının ölümü ise şüpheli bulunmuştur. 2026’nın ilk altı ayında ise 150 kadın öldürülmüş, 151 kadının ölümü şüpheli olarak kayıtlara geçmiştir. Böyle bir tablo karşısında Meclis’in bu meseleyi derinlemesine araştırmasından daha gerekli ne olabilir? Bugün Türkiye’de 10 milyon kadın, şiddete maruz kalabileceği endişesiyle KADES uygulamasını telefonuna indirmiş durumda. Bu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın resmî verisidir. Kadınların bu denli yaygın bir güvensizlik hissiyle yaşadığı bir ülkede, kadına yönelik şiddetin nedenlerini, boyutlarını ve çözüm yollarını Meclis eliyle kapsamlı biçimde araştırmaktan daha önemli bir görev olamaz” şeklinde konuştu.
Kadına güvenliği mafya değil, devlet sağlamalıdır
Kadınların devlete değil, farklı güç odaklarına sığınmak zorunda bırakılmasının kabul edilemez olduğunu ifade eden Ekmen, “Sosyal medyada maruz kaldığı tehditler nedeniyle ancak Sedat Peker’in avukat tahsis etmesinden sonra kendisini güvende hisseden Yasemin Minguzzi örneği hepimizin hafızasındadır. Yine geçtiğimiz hafta eşinden şiddet gören bir kadın, Sedat Peker’e çağrıda bulunduktan sonra ertesi gün ‘Kocamla anlaştım, teşekkür ediyorum.’ diyerek bir video yayımladı. Soruyorum: Adliye koridorlarında kadınlar öldürülürken; başka bir kadın, hakkında mafya lideri olmaktan soruşturma yürütülen ve yurt dışında bulunan bir kişinin korumasıyla kendisini güvende hissediyorsa, bu tablo karşısında utanmıyor musunuz? Devlet neden bütün kadınlar için hayatın her alanında güvenliği sağlayamıyor? Kadına güvenliği mafya değil, devlet sağlamalıdır” ifadelerini kullandı.
Her kadın cinayeti bir ailenin yıkılış hikâyesidir
Kadına yönelik şiddetin yalnızca bireysel değil, toplumsal bir yıkım anlamına geldiğini belirten Ekmen, “Bugün Aile On Yılı’nı konuşuyoruz. Ancak her kadın cinayeti; bir ailenin parçalanmasının, dağılmasının ya da kurulmadan yok olmasının hikâyesidir. Her kadın cinayeti, önce manen sonra madden yıkılan bir ailenin resmidir. Şiddetin her türünü uygulayan saldırganlara karşı aileyi koruyamıyoruz. Aile On Yılı ilan edilmişken, o ailenin direği olan kadını koruyamayan bir iktidarın aileyi güçlendirme iddiası inandırıcı olamaz” dedi.
Şiddeti özendiren yayınlara kamu kaynakları aktarılmamalıdır
Kadına yönelik şiddetle mücadelede medya politikalarının da gözden geçirilmesi gerektiğini söyleyen Ekmen, “Çok uzağa gitmeye gerek yok. Kamu bankalarının finanse ettiği televizyon kanallarındaki dizilere bakın. Bu yapımların önemli bir bölümünde kadına yönelik şiddetin ve mafyatik düzenin en özendirici örnekleri sergileniyor. Kamu bankaları bu dizilere reklam vermeyi bıraktığında, şiddeti yücelten senaryoların da hızla değiştiğini göreceğiz. Aynı şekilde gündüz kuşağı programlarının kamu kaynaklarıyla dolaylı biçimde desteklenmesi de yeniden değerlendirilmelidir. Kadına yönelik şiddetle mücadele yalnızca cezalarla değil; eğitimden medyaya, kamu politikalarından sosyal destek mekanizmalarına kadar bütüncül bir anlayışla yürütülmelidir” diyerek sözlerini tamamladı.