DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaşanan fiziki tartışmalara ve yemin töreni sırasında ortaya çıkan görüntülere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Bu tablo hepimizin ortak muhasebesini gerektirir
Genel Kurul’da söz alan Ekmen, Meclis’in yüz elli yıllık siyasi tarihinde nadir görülebilecek talihsiz bir gün yaşandığını belirterek, “Dün dünya kamuoyuna ve Türk seçmenine yansıyan görüntüler, başta Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin mehabeti ve saygınlığı olmak üzere siyasete olan güveni aşındırmıştır. Bugün kimin ne ölçüde kusurlu olduğu tartışmasına girmeden önce, ortaya çıkan bu tablonun hepimizin ortak sorumluluğu olduğunu kabul etmek zorundayız. Bu suç, müteselsil bir şekilde hepimizin ortak sorumluluğuyla birlikte işlenmiştir ve bulunduğumuz yerden bu görüntüleri izleyen bizler dahil herkesin ciddi bir muhasebe yapması gerekmektedir” dedi.
Yemin töreni Anayasa ve İç Tüzük’e uygun zeminde yapılmalıydı
Bakanların atanmasının siyasi sorumluluğunun Cumhurbaşkanına ait olduğunu ancak Meclis’te yapılan yemin işleminin tamamlayıcı ve anayasal bir süreç olduğunu vurgulayan Ekmen, “Mikrofonlar kapalıyken yemin töreninin yapıldığı, tutanakların sağlıklı bir şekilde tutulmadığı ve yine o fotoğrafın; her iki Bakan’ın ayrı ayrı 25-30 vekilin arasında bu yemini yapmak zorunda kalması yeminin sağlığı, sıhhati ve Türk siyasetinin görünümü açısından büyük bir hata, büyük bir yanlış ve affedilemez bi tablo olarak karşımza çıkmıştır. Her hal ve şartta merdivenlerin kanlandığı, kürsü güvenliğinin sağlanamadığı bir ortamda gerçekleştirilen bir yemin töreninin Anayasa’ya ve İç Tüzük’e uygun bir işlem olduğunu ileri sürmek mümkün değildir. Mikrofonların kapalı olduğu, tutanakların sağlıklı biçimde tutulamadığı bir ortamda yemin ısrarının sürdürülmesi ve sürecin bu şekilde tamamlanması, büyük bir hata olarak tarihe geçmiştir” ifadelerini kullandı.
İç Tüzük açık, sorumluluk Başkanlık Divanı’ndadır
Kürsüye yönelmenin de kürsüyü fiziki müdahaleyle koruma girişimlerinin de doğru olmadığını belirten Ekmen, Meclis İç Tüzüğü’nün 68’inci maddesine dikkat çekerek, “Başkanlık Divanının, Meclis Başkan Vekilinin ve İdare Amirlerinin bu tür durumları yönetme sorumluluğu açıkça düzenlenmiştir. Nasıl ki sokakta herhangi bir kanuna aykırı fiile doğrudan müdahale etme yetkimiz yoksa, İç Tüzük’e aykırı bir duruma da herhangi bir milletvekilinin fiziki müdahaleyle karşılık verme hakkı yoktur. Kürsüye yürümek ve süresiz bir işgal görüntüsü oluşturmak ne kadar yanlışsa, kürsüyü bu şekilde ‘koruma’ girişimi de o kadar yanlıştır. Üstelik bu tür olaylarda adeta kadrolu saldırganlar vardır. Partiler bu vekilleri cezalandırmak yerine teşvik etmektedir” dedi.
Akın Gürlek’e tepki olacağının bilindiğini buna rağmen sürecin yönetilemediğini ifade eden Ekmen, Meclis Başkan Vekilinin oturumu sağlıklı bir şekilde açarak süreci İç Tüzük çerçevesinde yürütmesi gerektiğini belirtti. Ekmen; “Tutanaklar incelendiğinde Başkan Vekilinin dahi yemin sözlerini duymadığı buna rağmen yemini tekrarlatmak yerine kabul etmesi yanlış olmuştur.” dedi.
Zarar gören Meclis’in itibarıdır
Genel Kurul’da yaşanan görüntülerin yalnızca tarafları değil, Meclis’i ve Türk siyasetini yıprattığını vurgulayan Ekmen, “Bugün zarar gören kürsüde karşı karşıya gelen partiler değil; topyekûn Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Türk siyasetidir. Bu Meclis, millet iradesinin tecelligahıdır. Hepimizin görevi, farklı siyasi görüşlere sahip olsak da bu çatının mehabetini ve saygınlığını korumaktır” dedi.
Başta Mahmut Tanal olmak üzere saldırıya uğrayan tüm vekillere geçmiş olsun diyen Ekmen, benzer tabloların tekrar yaşanmaması için İç Tüzük hükümlerinin titizlikle uygulanması ve Başkanlık Divanının sorumluluğunu tereddütsüz yerine getirmesi gerektiğini sözlerine ekledi.