Serbest Kürsü

Görüşlerinize Değer Veriyoruz

Demokrasi ve Atılım Partisi olarak ülkemizi daha güzel günlere kavuşturmak için yola çıktık. Dilerseniz siz de “Serbest Kürsü”ye görüşlerinizi yazabilirsiniz..

Selamlar, Öncelikle bir öneri yazmak istiyorum. Sebest kürsü yayınları içersinde en çok alkışlananlar filitresinin kaldırılması gerektiğini düşünüyorum. Sayfaya giren vatandaşlar ister istemez en çok alkışlanan filitresini kullanıyor ve dolayısı ile en son yayınlanan bir çok yazıyı hatta son gündemlere ait yorumları kaçırıyor olabilir. Serbest kürsüde bir çok aktif partilininde yayzdıkları olduğunu görmekteyim ve doğal olarak diğer partililerden ailkış alma olasılıklarının yüksek olduğunu düşünüyorum. Eğer düşüncem doğru ise şakşakcılık ile karışacağı için bu filitrenin kalkması daha çok objektif ve güncel konularla ilgili yayınların okunmasına sebep olabilir. Şahsi düşüncemdir ve lütfen yanlış anlaşılmasın aktif partililerin yazdıklarının yanlış olacağını düşünmüyorum. İnsanlrın tanıdıkları kişilere destek vermek üzere daha çok alkış katmak istemeleri çok doğal olduğu için bu şekilde düşünüyorum. Hayırlı güzel günler dilerim.

26.11.2020 / 12:24

26
Erhan Özkan İzmir , İş İnsanı

Ne yapıp edip ana akım medyada görünmenin bir yolu bulunmalı. Sosyal medya her ne kadar çok gelişmiş olsa da, ana akımda yer bulmanın sosyal medyada da geniş kitlelere ulaşmakta çok büyük etkisi var. Umarım bu konuda pasif kalınmaz ve gerekli girişimler yapılır, tam olarak ne yapılabileceğinden emin olmasam da :) Severek takip ediyoruz iyi çalışmalar...

07.12.2020 / 21:49

26
Deniz Dalgıç Edirne , Pilot

Yolunuz hep açık olsun sevgiler 💧🌱

17.12.2020 / 21:28

26
Çağla Duman Kırklareli , Asistan

7 yıldır çftçilik yapmaktayım. İşe başladığımdan beri her yıl ekonomik olarak geri gidiyoruz. Buna rağmen üretmeye çalışıyoruz. Ancak bu yıl artan girdi maliyetleri nedeniyle çok fazla zorlanmaktayız. İşimize yatırım yapma şansımız malesef kalmadı. İneklerimizin birçoğunu girdi maliyetlerinden dolayı satmak zorunda kaldık. Önümüzdeki sezonda ne yapacağımız konusunda hiçbir fikrim yok. Çünkü sulu tarımda kullandığımız bütün girdiler en az 2 kat oranında zamlandı. Artık bu durumun sona ermesini istiyorum. benim bu işe başladığımda üre gübresinin tonu 780 liraydı şimdi 850 TL oldu. Damlama hortumunun bir topu 150 liraydı şimdi ise 1650 TL oldu. Ne yapacağımızı bilmiyorum. İnşallah tez zamanda bu dertlerden kurtuluruz.

04.02.2022 / 21:58

26
Ali Demir İzmir , Çiftçi

bu mesajı okuyan sevgili kardeşim.Atatürk ün ölümünden beri yerli ve milli olmak bitmiştir .Ben sol görüşlü bir kişi olarak . tek isteğim var namuslu bir siyaset ve yüksek ahlak bunlar varsa peşinden gidelim .

19.02.2022 / 23:46

26
Avni Öngen Karabük , Çiftçi

Bu önerim yüksek öğretimle ilgilidir. Öncelikle Tıp fakültelerini ve yüksekokullarını üniversite bünyesinden ayırın. Tıp fakültelerini; eczacılık, hemşirelik gibi sağlık bölümleri ile bir araya getirip üniversite seviyesinde Tıp akademileri olarak kurumsallaştırın. Ve bu akademiler 15 tane olsun. Örneğin İstanbul tıp akademisi. Bu akademinin altında da Cerrahpaşa, çapa ve Marmara tıpı birer fakülte olarak toplayın. Çünkü ülkemizde en çok yayın yapan bölüm tıp fakülteleri. Tıpları üniversite bünyesinden çıkarınca üniversitelerin gerçek durumu ortaya çıkıyor ve ihtisaslaşma oluyor. Sonrasında üniversite sayısını tıp akademileri hariç 50’ye düşürün. Teknik üniversitelerden İİBF, edebiyat, dil gibi bölümleri kaldırın. Genel üniversitelerde saçma sapan bölümleri kapatın. Ve mevcut kontenjanlarını en az %50 azaltın. YÖK denilen laneti kaldırın. Tüm üniversiteler kendi rektörünü, tüm fakülteler kendi dekanlarını tüm bölümler kendi başkanını 3 yıllığına seçsin. Ve bir kişi en çok 2 kez seçilebilsin. Üniversiteler kendi aralarında istişare kurulu kursun başkanlarını da kendisi seçsin. Bu kurul sadece doktora yeterlik ve doktora tezleri ile ilgilensin. Yüksekokullar MEB’e bağlı olarak ve ihtisas üzerine kurulsun. Piyasanın ve sanayinin ihtiyaçlarına göre, Tarım MYO, Ticaret MYO, Turizm MYO gibi. Bu MYO’lara sanayi ve piyasadan ustalar, deneyimli insanlar getirilerek uygulamalı eğitim verilsin. Üniversite kurulması için en az 3 fakülte, fakülte kurulması için en az 4 bölüm, bölüm kurulması için en az 5’er prof, doç ve dr. olmak üzere 15 kadro olması şartını koşun. Kafasına esen üniversite, fakülte bölüm açamasın. Buraya yazılanları gören, duyan inceleyen var mı bilmiyorum. Ama bir umut olarak yazıyorum kaç seferdir. Ve yazdıklarımı uydurmuyorum. Kelime kıstı olmasa detaylı şekilde açarım burada. Fakat maksat hasıl oldu sanırım.

21.02.2022 / 12:48

25
Mustafa Adıgüzel Ankara , Ekonomist

Merhaba, Öncelikle DEVA partisinin Ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum. Harekatınızın Türkiye için yeni bir çizgi olması gerektiği kanaatindeyim. Çünkü şuan "kime dokunsanız bin ah işitirsiniz." Durumudur yaşadıklarımız. Doğal olarak her kesimin ortak yada kendine özgü sorunları girdaplaşmıştır. Çözüm mü? İşte durum burda değişiyor. Mesela katılımcı demokrasi ile başlayıp vaatlerde bulunmak bazı söylemler ile hayran kitlesi oluşturmak, oluşturulan kitleye sonra hiçbir sorunu yokmuş gibi davranmak ve bu durumu politikalar ile sürekli beslemek yada bu olguyu tersine çevirmek özetle "iNSAN"odaklı politika üretmek aslında ikisi de mümkündür. Ancak bilinmelidir ki; Türk Siyasi Tarihinde ilk olgunun benzer versiyonları çokça olup ve daimi olarak seçmen tarafından yenileme gereği duyulmuştur. Dileğimiz ikinci olgunun Ülkemizde hayat bulması her anlamda ve anlayışta ilerleme sağlamasıdır. Bu olgunun izlerine parti programınızda geniş yer vermiş olduğunuz yadsınamaz. Ancak diğer parti program ve misyonlarında benzer söylemler mevcuttur. BU bağlamda DEVA'nın Farkındalık yaratması ve fark yaratması , Ülkem için "Neler yapılmalı ."sorusundan ziyade "Nasıl yapılmalıdır" sorusunu cevaplaması önemlidir.

14.10.2020 / 19:46

25
Murat Muçir Van , Yönetici

İnsanlık adına ve bu temelden hareketle, bu ülkeye hizmet amacıyla yola koyulan tüm oluşumları Allah muaffak etsin. Bu ülkede kaynak eksiği yok, yönetim ve yönetememe eksiği var. Adalet olmayan yerde huzur, huzur olmayan yerde bereket olmaz. Ayrıştırıcı dil değil, birleştirici dil kullanın, kurt kuzu ile dolaşmaya başlar. Toplum mutlu olur. İnsanlarda yaşama bağlanma ve geleceğe umutla bakma düşüncesi gelişir. Ne demişti Napolyon:'Obur iktidar Hazımsızlıktan ölür." kim bu dünyayı ahirete taşımış ki, gittiğinde ismin kalsın. Bu ülkede diğer bir eksik, kim ki iktidara gelirse, karşıdakini düşman görür, buda ülkede gelişmenin önündeki en büyük engeldir. Bugün DEVA partisi genel başkanı olabilirsiniz. Ama iktidara geldiğinizde; sağın, solun, muhafazakarın, Kurdün, Çerkez'in, Alevinin Ezdinin....vs herkesin Başbakanı/Cumhurbaşkan/Başkanısınız. Bütün ülkeye ve ülkede yaşayanlara iktidarlık yapmazsanız, orada kalamazsınız. Kalsanız da sallanarak kalırsınız. Buna ne gerek var ki, görevini gereği gibi yap, yiğitçe gel, MERTçe git. Diğer bir husus, siz doğru düşünüp, güzel işler yapınca düşmanın bile size destek verir. Bu ülkede ÇÖZÜM diye bir süreçte destek %74,5'ti. Bu destekçiler her kesimden vardı. Cumhuriyetin kuruluşundan sonraki, en büyük sorunun ortadan kaldırılış hamlesiydi. Ve destek ondan dolayı büyüktü. Bir diğer konu, bu ülkede yatırımı bireylere değil, HALKa yapacaksınız. Çünkü bireyler ölür, bireyler ihanet eder, bireyler şaşar, ama Halk ölmez, halk ihanet etmez. Yakın tarihte hepimiz bunu gördük, yarın tekrar etmeyeceği ne malum. Hizmeti toplumun geneline yayınki, mutlu bir zümre yerine, mutlu bir toplum oluşturun. Huzurlu ülkeler, sihir sahibi değildirler, mutlu toplum sahibi olduklarındadır. Eğitimsiz toplumlar, elin eline bakarlar. Eğitim politikaları siyaset üstü olsun, ülkenin yararına, bilim ve akla yatkın olan politikalar üretin. "Bu teknolojik çağda, bir ülkede huzur yoksa, işsizlik artıyorsa, insanlar mutsuzsa" yönetemiyorsun. Saygılarımla

03.11.2020 / 16:44

25
Cevat Çakar Diyarbakır , Öğretmen

Yaklaşık 40 yıla yakın Van bahçesaray ilçesini farklı partilerden aday olup aynı aile tarafından yönetilmektedir son 20 yılda ilçeye gelen hizmetlerin çalındığı ve ilçe için hiç bir harcamanın yapılmadığını görüyoruz sadece seçim zamanlarında ilçeye gelip oy isteme halka olmayacak vaatler verme insanları kandırma ve yapmacık ucuz siyaset yapma gibi karakterlere bürünen o kişilerin görevi sürelerini dolduğunu düşünüyorum DEVA PARTİSİ olarak bu ilçemizde yeni hizmetleri insanlarımıza tanitmak ve onlar kanıtlamak istiyorum ilçenin köyden bir farkı olmadığını hizmetin yapılmadığını bütün türkiye biliyor en son bu ilçemizde karabet geçidi dediğimiz mevkide çığ felaketi sonucu 48 vatandaşımız hayatını kaybetmişti tünelin yapıldığı yerin düz olması akılara bu tünelin burda ne işi var diye insan düşünüyor yıllardır bu ilçenin çektiği bu sıkıntılara son vermek istiyoruz ilçede yolsuzluk hırsızlık kara para atlama ve ihale usulsüzlükleri almış başını gidiyor her seçim öncesi halki tehdit ederek seçimi kazaniyorlar torpile işe aldıkları işçileri ailerlerini işlerinizden ederiz sizi diyerek tehdit ediyorlar yakın akraba torpiligi yapiyorlar okul yüzü görmemiş insanları mevki makam sahibi yapmışlar son olarak van da aynı senaryo devam etmektedir van bölge eğitim ve araştırma hastanesinde personel alımı torpile göre alınmaktadır 1.5 milyon a yakın nüfusa sahip van ilimizde 2 ligte mücadele eden vanspor takımımıza stad yapılmıyor farklı bahaneler üretip halkı kandırıyorlar coğrafya bu bölgenin kaderi değildir artık insanları kandırma dönemini unutsunlar çünkü insanlar uyanacak bunu DEVA PARTISI yapacak bu partiye hizmet etmek boynumun borcudur hersey demokratik bir şekilde işleyecek biz buna inanıyoruz

11.06.2020 / 16:47

25
Caner Orhan Van , Danışman

Merhabalar, Güçlendirilmiş parlamenter sisteme yönelik bir sistem önerisi vermek istiyorum. Parlamenter sistemdeki en önemli sorun aslında koalisyonların kurulma süreçlerinin ülke açısından belirsizlikler doğurması. Başkanlık sisteminde de seçim sistemi sonucu hükümet açısından belirsizlik olmasa da güçler tek merkezde toplanıyor. Burda benim önerim başkanlık sisteminin seçilme usulünü alıp parlementer yönetilmek. Yani doğrudan başbakanı ve bakanlar kurulunu sandıkta partiler bize getirmeli. Eğer 50+1 sağlanamazsa ikinci tura geçilerek hükümet netleşmiş olur. Yasama için de ayrı bir seçim olmalı ama başbakan ve bakanlar kurulu liste halinde seçmene sunulmalı. Bunun en önemli avantajlarından biri tüm partiler seçilmek için en kaliteli kişileri bakan adayı olarak insanların karşısına çıkarmak isteyecek ki seçimi kazanabilsin. Böylece başbakanın bakanları kendi isteğine göre atadığı bir sistem oluşmamış olacak. Ayrıca önerdiğim sistemde eğer ki partiler koalisyon olarak hükümet kurmak isterlerse seçimden sonra değil seçimden önce ortak bir başbakan ve kabine kurup bu listeyle seçime girmiş olacak ki seçim sonrası belirsizliği oluşmasın. Koalisyonlardaki kime kaç bakan düşecek, kim başbakan olacak vb. kavgalar seçim sonrası değil seçimden önce halledilmiş olacak. 50+1 halktan alındığı için de mecliste güvenoyu tıkaması olmamış olacak, meclis yasama ile uğraşmış, bakanlar kurulu da yürütme ile ilgilenmiş olacak. Cumhurbaşkanı erkler ve partiler arasında uzlaşı görevi üstlenen ve meclis tarafından seçilen sembolik konumda yer alacak ve hükümeti kurma görevini vekile vermek gibi yetkileri de olmamış olacak çünkü zaten güvenoyu halk tarafından verilmiş olacak. Ayrıca bakanlar kurulundaki bakanların ayrılması vefat vb. sebebi ile yedek bakanları da belli olarak seçime girilmiş olacak. Bu çizmeye çalıştığım sistem başkanlık sisteminin yalnızca seçim sistemini alıyor ve iki sistemin en iyi özelliklerini birleştiriyor diye düşünüyorum, paylaşmak istedim. Saygılarımla

04.12.2021 / 00:10

25
Aydın Yılmaz Kocaeli , Müfettiş