Merhaba,
Son zamanlarda Ali Babacan'ın yaptığı konuşmalar gerçekten bir umut oluşturdu bende. Ancak çelişkili bulduğum bir durum var:
Ali Babacan, bir çok konuşmasından devlet her dinden vatandaşa devletin eşit mesafede durması gerektiğini belirtti. Dini siyasete alet etmeyeceklerini belirtti.
Ancak ben burada sık sorulan sorular kısmında bile bir çok dini referans görüyorum. Mesela laiklik konusunda "Peygamberimiz henüz Peygamberlik görevi kendisine verilmeden Muhammed-ül Emin olarak biliniyordu." gibi bir ifade var. Bu ifadenin devamında laik olmamanın dine nasıl zarar verdiği açıklanmış. Dine zarar gelmesin diye mi laikliği benimsiyorsunuz yani? Kıstasınız din midir?
Bir diğer örnek de buradaki sık sorulan sorular kısmındaki "itibardan tasarruf olmaz." sözü ile ilgili açıklamanızda. Bu açıklamada "İsraf haramdır değil mi?" diye bir ibare var. yani siz israfa haram olduğu için mi karşısınız?
Kısaca, buraya yazdığınız toplumsal konular ile ilgili bir çok açıklamada bile karar verirken dini baz aldığınızı ve bunu belirtmekten de çekinmediğinizi görüyorum. Bu da beni endişelendiriyor.
Hal böyle iken diğer dinden mensup vatandaşlara nasıl eşit mesafeli duracaksınız? Başka bizzat beni ilgilendiren diğer bir çok toplumsal konularda da dini değil de evrensel hukuki değerleri esas alacağınızdan nasıl emin olabilirim?
Şimdiden cevabınız için teşekkürler.
19.12.2020 / 20:52
Tuğçe Hilal Çil
İstanbul
, Mühendis
Merhaba. Genel başkanımız illere gidiyor şehir merkezini geziyor salonda konuşma yapıyor. Bunların hepsi güzel. Ama dahada güzel olması için bir şey daha yapması gerektigini düşünüyorum. Her ilde rast gele veya o ilin il başkaninin seçtgi bir köye ziyarete gidebilir. Orda bizzat köylünün ahirini samanligini tarımsal faaliyetleri bizzat görebilir. Ve bu inanın halk tarafından büyük ilgi görecektir. Son olarak köy ziyareti diyorum başka bir şey demiyorum. Lütfen ısrarcı olun en fazla bir saatinizi alır. Gitceksiniz ne kadar faydalı olacagini
27.12.2020 / 16:43
Osman Pamuk
Kastamonu
, Serbest Meslek
Bir istişare partisi olduğumuz için haddim olmadan bazı önerilerimi yazacağım. İnsanlara anlattığımızda genel başkanı tanımadıklarını ifade ediyorlar, lakin tanıyan kimseden de kötü yorum almadık bugüne kadar. Yani insanlara ulaşabilirsek, kalplerine girebiliriz, şu an herkes yeni kana ihtiyaç duymakta. Fakat teşkilatlanma görüşmeleri yavaş ilerliyor, en azından 1 kere iletişime geçilmesi gerektiğini düşünüyorum. Erken seçim ihtimali varken bizim gibi hemen çalışma yapmak isteyen kişiler için her geçen dakika, vakit kaybı oluyor. Benim bilhassa genel olarak dikkatimi çeken konulardan şu anda doğu bölgesinde geride olduğumuzu ve "Ana Dilde Özgürlük" dememize rağmen en zor ilerleyeceğimiz bölge olduğunu düşünüyorum. Kürt vatandaşlar ile ilgili fikirler sunup, kişilerle özellikle çalışma yapılması gerektiğini düşünüyorum. Mesela Mücahit Bilici gibi kişiler olabilir. Diğer taraftan Ali Babacan gayet isabetli olarak Popülizm yapmadan ilerliyor. Lakin Türkiye'de slogan atmadan çok büyük kitlelere ulaşmak çok mümkün görünmüyor. Bu noktada özellikle Cemil Meriç'in "Bu ülkede Sağcı-Solcu yoktur, Namuslu-Namussuz vardır." tarzı sözler ile genel ahlaki değerlerde birleşme vurgusu yapılması gerekli olduğunu düşünüyorum. Bir diğer konu PR çalışmalarında "Menderes Üslubu" ve "Özal Vizyonu" gibi kelimelerin kitlelerde büyük heyecan oluşturacağını düşünüyorum. Zaten Özal benzetmeleri sürekli gelmekte. Bütün ülkeyi kucaklamaya devam edersek geriye sadece erken seçim için dua etmek kalıyor. Beklenildiği üzere 2021 yılında seçime gidilirse partimizin ilk seçimde %30'ları göreceğini düşünüyorum. Allah doğruluktan ayrılmamayı nasip etsin. Bu arada sizlerden haber beklemekteyiz.
01.07.2020 / 15:47
Mustafa Sevinç
İstanbul
, Öğrenci
Devletlerin başarız oldugu yeni modern çağda devletin start-up bakış açısına yaklaşması gerektiğini düşünüyorum.
Nicelik artık endüstri çağında kaldı, biz dijital çağın taşıyıcıları olarak niteliğe, esnekliğe, uyuma, işbirliğine odaklanmalıyız.
Olabildiğince çok büyük olmayan mini mini yaygın organizasyonlar ile start-up ortamı kurarak ürün olarak "sorun tespitleri", "vatandaş ihtiyaçları", "fikirler", "çözümler" geliştirilmeli.
Tek merkezci yönetim bitti, kabul edenler geri çağın zihniyetinde kaldı ve etkileri yakıda iyice azalacak.
Bırakın bağımsız ekipler kendi yolunu bulsun ve üretsin.
Siz öncü olun kıvılcımı ateşleyin. Gruplar kendi yolunu bulacaktır.
02.07.2020 / 09:54
Ahmed İnce
İstanbul
, Mühendis
Merhabalar size belki diğer meselelerden önemli olmayan bir konuyu paylaşıma sunmak istiyorum. Kanser ve obezite dünyada ve ülkemizde çok ciddi bir sorun. Bunu önlemek için yeterli çalışmalar sergilenmediğini düşünüyorum. Özellikle büyük şehirlerde sağlıklı gıda bulabilmek çok büyük bir sorun. Ürünlerin içindeki pancar şekerleri azaltılırken nişasta bazlı şeker oranı sırf maliyeti düşsün diye arttırılıyor. Özellikle son yıllarda çevremde beslenmeye bağlı sağlık sorunları (diyabet vb.) çok görülmeye başladı. Bunu önlemek için düşündüğüm proje ise; Ürünlerin içindeki kanserojen , sağlıksız şeker vb. maddelerin sayılarını azaltacak olan bir kota koymak. Ve beslenmeden dolayı oluşan sağlık sorunu olan kimselere özel kart verilip gıda alışverişlerini denetlemek. Bu gibi hastalıklar erken ölüm sağladığı için bir salgın olarak görülmesi gerek diye düşünüyorum. Düşüncelerimi dinlediğiniz için teşekkürler. Yolunuz açık olsun Deva partisi.
03.07.2020 / 11:59
Ali Emir Aydın
İzmir
, Öğrenci
Sn Ali Babacan,üstlendiği görevlerdeki güven verici çalışma politikaları ve kişiliğiyle her zaman taktir ettiğim bir insandır.Önceliklerimden birincisi bu olsada,Fizikçi olduğum için sıfırıncı* önceliğim.Artık kendi ülkemde bunaldım.Mevcut yönetimin anti demokratik anlayışı,kuvvetler ayrılığını hiçe sayması,başarısız eğitim,tarım ve en önemlisi aldatıcı mali politikaları.Dış politikadaki bilinçsiz ve öngörüsüz hamleleri.İç politikada baskıcı,yandaşı kayırma,mühalif görüşlere karşı linç anlayışı.Kutuplaşmayı her geçen gün dahada körükleme ve sanki sürekli kaostan beslenme şeklinde ilkel bir yönetim güdüsüne sahip olma.Tüm bu durumları değiştirmek için artık bende (sizinle) olmalıyım.
24.07.2020 / 00:12
Ersin Hüsrev
Rize
, Öğretmen
Ali Babacan Jahrein,PurpleBixi gibi twitch yayıncılarına çıkmalı orta ve büyük izleyicisi olan bütün yayıncılara çıkmalıdır
23.05.2021 / 15:09
Kadir Atala
İstanbul
, Öğrenci
Merhaba,ben lise son sınıfı öğrencisi olarak bu seçimde ilk defa oy kullanacağım.Fark ettimki gençlere önem veren bir partisiniz.Ama bu gençlerin arasında yönetiminizde lise kategorisi sanırsam yok.Sebebi tecrübe isteyen politika işinde gençlerin kulakdan dolma bilgilere yatkın olması veya sadece genç olması olabilir.Saygı duyarım ama niye lise kategorisinde bir genç yönetimde söz sahibi olmasın?Biz arkadaşlarımızla siyaset yapmayı bilen iyiye iyi kötüye kötü diyen kişileriz ve bence bu ülkede politikacıların gençleri anlaması için gençlerin hak sahibi olması lazım.Lise kategorisinde yönetimi düşünmenizi rica ederim.Bu sizi diğerlerinden daha farklı bir parti yapacakdır.Saygılarımla(genç anlamı lise kategorisi için söylenmiştir.)
26.05.2021 / 01:24
Ömer Can Aygün
Muğla
, Öğrenci
Reklam çalışmalarınızın iyi ve yeterli olduğunu düşünmüyorum. İYİ Partinin bu yönden daha başarılı olduğunu düşünüyorum (özellikle şarkı yönünden) . Partinizdeki kişilerin daha fazla tanıtılmasını Ali Babacan gibi onlara da güven duyulmasını sağlamalısınız. Youtube kanalınızda programları arttırmalı oradan çözüm önerilerinizi somut bir şekilde yayınlamalısınız. Partinize yapılan ithamları çok zaman geçmeden cevap verilmesi daha iyi olacaktır çünkü insanlar hızlı unutur ve cevabınız duyulmamış olur. Ben 18 yaşındayım bunlar sadece kendi görüş ve önerilerim.
29.05.2021 / 22:22
Celal Emre Arslan
Denizli
, Öğrenci
Sayın parti yetkilileri iyi çalışmalar. Bir kaç düşüncemi platformda paylaşmak isterim.
1. Siyasetin birinci ilkesi çokluğu ve varlığı görmek olmalıdır.Siyaset bu çoğunluğu en adil şekilde yönetmelidir. Toplumu yaşam içinde yönlendirecek ilkeleri oluşturup buna herkesi katmayı başarabilen bir yapıya sahip olması çok önemlidir. Dolaysıyla şucu bucu demeden en aykırı düşünceleri absorbe etmeli yani bizim bildiğimiz evrensel demokrat tavır içinde olmalıdır.
2. Siyaset asla gücü el aldığında şu ilkelere göre hareket etmemeli. Yani benim gibi olsun, benim olsun, benim dediğim olsun dememeli. Zaten kalıcı siyasetin devamı zıt fikirlere ayrıcalık tanıması bunların ortak yaşamın bir değeri olduğunu anlaması ve yönetmesiyle olur.
3. Siyaset insani egoya kurban edilmemeli. Şunu unutmamak gerekir. Siyasette en önemli unsurlardan birisi güç ilişkisidir. Doğada eşitlik yoktur. Eşitlik sosyal bir kavramdır. Bu nedenle siyasetin eşitsiz olan doğal ortamda, ortak eşitler de herkesi buluşturmalı.
4.Bazen olanlar hoşumuza gitmese de hoşgörüyü göstermeliyiz. Şunu hatırlıyorum Sayın Cumhurbaşkanımız ilk belediye başkanı olduğunda televizyonlardaki yorumları hatırlıyorum asla kazanacak gözüyle bakılmadı ama Türkiye 1946 dan bu yana devam eden bir çok partili siyasi hayata sahip.Meclisin açılışının 100.yılı kutlandı. Köklü bir siyaset geleneğimiz var . Ama bu kadar zorlu yıllardan ve çekilen çilelerden sonra yerelde halen güçsüz durumdayız. Kesinlikle yerelin güçlendirilmesi belediyelerin hangi parti tarafından kazanılmış olsa da siyasi taraftarlık düşünülmeden desteklenmesi çok önemlidir. Yerelin halka ulaşması daha çabuk, çözüm bulması,merkezi idareye göre daha çabuk aksiyon alabilmesi gerçekten önemsenmelidir. Yani ilk belediyeler kazanıldığında Refahlı belediyecilikle buluşulduğunda müthiş olumlu gelişmeler yaşandı. Ancak bu gün geldiğimiz noktada belediyelere bakış açımıza bakıldığında hele bu zor günlerde anlayışın sadece birazcık yer değiştirdiğini görüyoruz.seçim halkın.
06.05.2020 / 15:07
Turgay Aytaş
İstanbul
, Üst Düzey Yönetici