Serbest Kürsü

Görüşlerinize Değer Veriyoruz

Demokrasi ve Atılım Partisi olarak ülkemizi daha güzel günlere kavuşturmak için yola çıktık. Dilerseniz siz de “Serbest Kürsü”ye görüşlerinizi yazabilirsiniz..

Merhaba AKP ve MHP'nin getirmiş olduğu ucube sistem maalesef ülkeyi uçurumun kenarına getirdi bu sistem değişmeli. Tekrar parlamenter sisteme gidilmeli,siyasi tutsaklar serbest bırakılmalı. Düşünce özgürlüğünün önü açılmalı hiç kimse düşüncesinden dolayı yargılanmamalı ve kadın cinayetleri artık son bulmalı... Kadına şiddet cezası ağırlaştırılmalı, Türkiye'de hiç kimse kendini güvende hissetmiyor çünkü ülkeye her türlü insan girmiş dışarda gelenleri geri gönderilmeli özellikle Suriyelileri kendi ülkesine Hayri olmayan bize mi hayrı olur bir avuç asalak insanı beslemek hele ki vatandaşlık vermek akıl kârı değildir... Güçlü bir Türkiye için hep birlikte çalışmalıyız dertlere DEVA olmaliyiz...

30.05.2020 / 10:06

7
Zeydin3 Kar Van , Serbest Meslek

"İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" sözünün anlamı nedir? Edebali'nin Osman Bey'e tavsiyesi. Bu sözün nihai amacı, vurguladığı en üst değer, hümanizm mi yoksa devletin bekası (yaşaması) mı? Bu sözü söyleyen ne tavsiye ediyor? İnsana değer verilmesini. Hangi gerekçeyle, yani neden bunu tavsiye ediyor? Hümanist felsefi, yada dini kaygılarla mı? Hayır. Devletin bekası için. Nihai ve en üst amacı devletin bekası. Aynı zihni işleyiş şu cümleyi de kurabilir "insan haklarını kısıtla ki devlet yaşasın". İnsan merkezli değil, devlet merkezli düşünme biçimi. 2001'de de pek tutmamıştım bu sözü. Ama devletçi muktedirleri tavlamak için "insan hakları istiyoruz ama, bunu devletin bekası için istiyoruz, insanların çektiği eziyetler neyse de devletin bekası tehlikede" anlamında kullanıldığını düşünmüştüm. Devletin gelenek ve dindeki yeri çok bilinen yanlışa (Galat-ı Meşhur) dayanır. Kusal olan devlet, Platon-Hegel devlet anlayışıdır. Türk Töresi ile bu anlayış örtüşebilir mi bilmiyorum. Ama İslam düşünürleri devleti bu anlamda kabul etmezler. İslam düşünürleri daha ziyade modern pragmatik devlet anlayışına yakındır. Devlet, toplu halde yaşamanın ortaya çıkardığı bir zorunluluktur. Bir arada yaşamayı kolaylaştırmaya, hatta mani olan devlet varlık sebebini yitirir. Otomobiliyle duygusal ilişki kurulan bir toplumda, devletle duygusal ilişki kurulması garipsenmemeli aslında. Rahmetli Vali Recep Yazıcıoğlu'nun sözüyle bitireyim "Kim kutsal devlet diyorsa, kutsal değerlere küfür ediyordur. Devletin kutsalı olmaz. Kutsal olan insandır, millettir, duygudur. Üç-beş kişinin bir araya gelip kurduğu yönetim organizasyonunun adı olan devletin nesi kutsal"

07.06.2020 / 14:42

7
Özkan Basat Kayseri , Danışman

HUKUK DEVLETİ NEDIR; Istisnasiz herkesin ,(atanmış veya seçilmiş tüm devlet görevlileri,hakim,savcılar dahil)anayasa ve yasalara uymak zorunda olduğu,yasaların eşit uygulandığı,devletin en az maliyetle halka en iyi ve ayrımsız hizmet verdiği,her bir kamu görevlisinin yaptıklarının hesabını verdiği,yargının bağımsız tarafsız ve adaletli olduğu ,herkesin doğuştan ve anayasa ile garanti altına alınan temel hak ve hürriyetlerinin rahatca kullanabildiği,herkesin yasa önünde eşit olduğu,hiç kimse dini,etnik,siyasi veya felsefi sebeplerle ayrıcalıklıveya ayrımcılığa uğramadığı,yalan, yolsuzluk,ISRAF ile vatandaşın ve özellikle devletin zarara uğramadığı sonuç olarak halk devletle ,devletinde halkla barışık olduğu devlet düzenidir. Hukuk devletinde;yargı ayrımcılık ve adaletsizlik yapamaz,idareciler yandasa peşkeş çekilip devlet sayılamayacağı gibi,mülâkat adı altında eşitliğe aykırı kimse ise alınamaz veya işten atılamaz.Devlet sosyal adalet ilkesi gereği ancak kazanandan kazançla orantılı vergi alır.Dogrudan veya dolaylı vergiler adı altında vergi almaz. Devlet gerek kamu hizmetlerinden yararlandırılmada gerek kulfette ayrımcılık yapmaz.Yine sosyal hukuk devleti ilkesi gereği kamu imkanlarından gerçekten zorda olan kesim lere adaletli yardim yapılır. HUKUK DEVLETINE UYAN REJIMLERDE; Devlet ve kamu kurumlarının ;ISRAF yapmayacakları,farklı şekillerde kasayı soymayacaklari,planlı şekilde çalışacaklarından kimseye borcu olmaz.Yargi ve idare yasalara uyup adaletli olduklarında toplumsal baris olacagi,kimseyi suç işlemeye yöneltecek etmen kalmayacagindan;Mahkemelerinde fazla dava olmayacağı gibi ceza evlerindede kimse kalmaz.Bu rejimlerde iş ehline vereceği,ayrımcılık TORPİL olmayacağı için kimde haksız makam mevki geçiş pesindede koşmaz.Toplumun her dini,siyasi,tariki,felsefi kişi ve grupları toplumsal barış içinde olur.Dunyada Demokratik hukuk devletinin olduğu bir çok ulke;ceza evleri mahkum olmadığından kapandığı,eğitimin dünyada ilk sıralarda olduğunu görürüz.

07.06.2020 / 18:47

7
Kadir Talyurt Balıkesir , Avukat

Geçmediğin köprünün, girmediğin tünelin, uçmadığın havalimanının, yatmadığın hastanenin parasını senden almalarını yadırgamadın da… Henüz almadığın kıdem tazminatını senden almalarına mı hayret ediyorsun canım kardeşim? Tee Cibuti'ye cami yaptırdılar diye, Etiyopya'ya türbe yaptırdılar diye gurur duyuyordun, Mursi'ye tiko para iki milyar dolar verdiler, Arakan müslümanlarına para gönderdiler diye övünüyordun, Tanzanya'ya su kuyusu açtılar, Kongo'ya ambulans hibe ettiler, Somali'de gıda kolisi dağıttılar, ramazanda iftar çadırlarında senin paranla sana çorba ısmarladılar diye alkışlıyordun… Bundan böyle bizzat senin kıdem tazminatıyla da hayırlara vesile olacaklar, sevap kazanacaksın, ne mutlu sana değil mi canım kardeşim?

21.06.2020 / 13:33

7
Mustafa Koç Van , Yönetici

Merhaba. Öncelikle DEVA Partisinin, Türkiye'nin hiçbir zaman içinden çıkamadığı karanlık atmosferden çıkışı için bir anahtar olmasını diliyorum. Ben de bir genç olarak bu karanlık atmosferden dolayı geleceğe, Türkiye'de pek umutla bakamıyorum. Sadece mevcut iktidar partisinden değil diğer tüm siyasi partilerden de artık illallah ettiğimizi düşünüyorum. İnsanların artık ne yöneticilere ne de diğer siyasilere hiçbir güveni kalmamıştır. Bunun nedeni siyasi partilerin kirli, karanlık, dürüstlükten uzak, tutarsız, ayrıştırıcı ve hatta daha ağır olan politikaları ve söylemleridir. Sayın Ali Babacan'ın geçmişteki ekonomi görevi süresince ülkemizi krizlerden kurtardığı açıkça bilinmektedir. Ben DEVA Partisinin iktidarda olduğu bir Türkiye'yi açıkçası çok merak ediyor ve istiyorum. Din, dil, ırk meselelerinden artık herkes çok yoruldu ve hatta şunu söyleyebilirim; gençlerin ve gelecek olan nesillerin de bu konuları pek umursamadığı, yani dine, dile, ırka bakmadan insanlara yaklaştığı açıkça görülmektedir. Ülkemiz, kurulduğu günden bu yana, siyasilerin yanlış politika ve kararlarından dolayı hep yerinde saymıştır. Hatta bazı konularda gittikçe geriye gittiği de her kesimden vatandaşın bildiği bir gerçektir. Benim isteğim ve beklentim şunlardır artık DEVA Partisiyle yönetilen gerçek anlamda "yeni" Türkiye'den: 1-) Artık bazı belli yerler haricinde, ülkenin hiçbir yeri ağaçsız beton yığını, okulsuz ıssız köy olarak kalmasın. Çarpık kentleşmenin önüne kentsel dönüşümle geçebilirsiniz fakat vatandaşın nefes alabileceği doğayı yeniden var etmeden bu iş olmaz. 2-) Yine üretimde hep yabancılara değil, biraz da kendimize çalışmalıyız. Yani neredeyse 100 yıldır üretemediğimiz şu yerli arabaları, iş makinelerini, telefon, pc vb. teknolojileri artık üretelim. Ben kendim şaşkınlıkla ülkemizin hala nasıl ekonomik olarak batmadığını anlayamıyorum. 3-) Eğitimi sadece bilim, teknoloji, sanat, spor, ekonomi ve felsefe üzerine inşa edemez miyiz? Belki biraz da tarih?

31.03.2020 / 15:42

7
Enes Çakas İstanbul , Öğrenci

Merhaba, 19 yaşında bir genç olarak Ali Babacan'ı seviyorum ve destekliyorum. Bunun en büyük sebepleri de ; liyakata, demokrasiye, hukuka ve özgürlüklere değer veriyor olmasıdır. Sakin üslubuyla akılcı ve bilimsel konuşması, diğer siyasilere hakaret etmemesi, popülizm ve hamasetten tamamen uzak olup muazzam bir istişare kültürüne sahip olması, siyaset yaparken dini siyasete alet etmemesidir. Selamlar sevgiler..

10.05.2020 / 02:29

7
Yusuf Şimşek İstanbul , Öğrenci

Hâlihazırda ülkemiz pek çok sorunla boğuşmaktadır. Fakat bunların içinde en büyüğü adalet sorunudur. Ve Türkiye bu sorunu çözemediği sürece hiçbir sorununu çözmeye muvaffak olamayacaktır. Bu sorun çözüme kavuşturulduğunda ise diğer bütün sorunlar bir şekilde çözülecektir. Son dönemde adalet mekanizmasının yanlış işlemesinden dolayı hak kaybına uğrayan on binlerce insana haklarının iade edilmesinin sağlanması, her şeyden önce üzerine yaşadığımız ülkenin selameti açısından, elzemdir.

14.05.2020 / 06:17

7
Erkan Kandemir Kütahya , Serbest Meslek

Merhaba, Okulların bazıları açıldığı için bazı öğrenciler seçim günü kendi şehrinde maddiyat yol uzunluğu gibi nedenlerle olamayacak. Bunun için bir şey yapabilir misiniz? Bir oyun bile çok önemli olduğunu düşünüyorum ama herkes bu bilince sahip değil. Bunun için bir şey yapabilir misiniz?

08.04.2023 / 11:18

7
Zeynep Mediha Özdemir Ankara , Öğrenci

Merhaba, Çok uzun zamandır Ali Babacanı takip ediyorum ben 2002 seçiminde değişim adına mevcut iktidar partisine oy vermiş bir vatandaşım ondan sonrada izlemeye başlamış ve iktidar partisinin gün den güne değişen söylem ve eylemlerinden dolayı bir daha iktidar partisine oy vermemiş bir vatandaşım . Deva partisi genel başkanı Sayın Ali Babacanı o günden bugüne değişmeyen çizgisi dürüstlüğe verdiği önem ve istişare kurumuna atfettiği önemden dolayı taktir ediyorum ilk seçiminde oyum kendilerine chp seçmeni olmam dolayısı ile gitti fakat gelecekte kendisinin türkiye siyasetinin vazgeçilmezlerinden olacağını bu tutarllı tavrı devam ettirdiği sürece takipçi ve destekçi sayısının artarak artacağını düşünüyorum .Her zaman doğrudan yana hakça bir tavır sergilediğini ve analitik bir yönetim modelini benimsediğini umutlanarak izliyor ve destekliyorum .Sizin gibi dürüst projeci çözümcül ve naif bir liderin türkiyeyi yönetmesi dileğiyle ...

29.05.2023 / 13:54

7
Mustafa Kemal Şahiner İstanbul , Özel Sektör Çalışanı

Öncelikle DEVA Partisi tüm yöneticilerini ve görev alan herkesi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Hükümetin yeni yönetimi ekonomide politika değişikliğine gitti ve faizlerin artırılması zorunlu hale geldi. Daha önce faiz sebep enflasyon sonuçtur dediler ve faizleri indirdiler. Faizler inince dolar aldı başını gitti. Dolara bağlı olarak enflasyonu tutamadılar. baktılar iş daha da kötüye gidiyor, gidişat anlaşılınca, kur korumalı bir politika geliştirdiler. Şimdi buraya kadar tamam! ben asıl vurgulamak istediğim husus, madem faiz inince enflasyon inecekti peki şimdi neden faiz artırdılar. Bakın şimdi '' ZOR OYUNU BOZAR DİYE BİR TABİR VARDIR '' Zor oyunu bozmuştur. Peki şimdi gelelim faizlerin artmasıyla kur korumalı mevduat çözülerek TL mevduata geçilecek mi? Asıl soru bu ben diyorum zor geçilir nedeni şu: Yakın geçmişte uygulanan düşük faiz politikası TL mevduatı tercih edenleri cezalandırdı. Çünkü TL getirisi enflasyonun altında kaldı. Aynı politika TL yerine doları tercih edenleri mükafatlandırdı. Enflasyonun epey üstünde getiri sağladı. Toplumun ekonomik hafızası güçlüdür. geçmişte TL mevduatını tercih edenler bunun bedelini ödediği için, şartlar değişse de döviz tutma tercihi değişmez diyorum ve noktalıyorum. Sitemizde ekonomi ile düşüncelerimi paylaşmak istedim. Yazılarımı okuyan ilgi duyan herkese selam olsun. Sevgiler saygılar...

06.08.2023 / 20:23

7
Zeki Çelik İstanbul , Ekonomist