Serbest Kürsü

Görüşlerinize Değer Veriyoruz

Demokrasi ve Atılım Partisi olarak ülkemizi daha güzel günlere kavuşturmak için yola çıktık. Dilerseniz siz de “Serbest Kürsü”ye görüşlerinizi yazabilirsiniz..

Öncelikle partiniz için hayırlısı olsun. 25 yaşında Antalya da işletme bölümü öğrencisi Atatürk'ün izinden gitmeye çalışan bir Türk vatandaşıyım. Sorularımdan bir tanesi akp chp ip mhp gibi partilere de üye olabiliriz ancak ben düşünmüyorum ki bu partilerden hiçbirisi üyelerin görüşlerini önemsesin ya da onların görüşlerini en azından tartışmaya açsın siz bunu nasıl sağlayacaksınız partinizde herhangi bir geleceğe sahip üyeler olabilir mi. İkinci sorum önünüzde bu kadar oy oranları ve kitleleri belli güçlü partiler var siz bunların önüne nasıl geçeceksiniz. Üçüncüsü biz neden desek verelim çünkü vaat ettiğiniz bir çok konuyu sizden önceki bir çok parti de verdi ve sonuçlarını gördük. Dördüncüsü pozisyon isteğimin gerçek anlamda olmamasına rağmen ben sizin bir üyeniz olsam ve elimden geldiğince desteklesem partide herhangi bir konum alabilir miyim yoksa çok eleştirdiğiniz nepotizm gibi sizde akrabalarınız ya da arkadaşlarınızı mı doluşturacaksınız partiye ''bu tanıdıktır veyahut zengindir işini bilir'' gibi bu görüşe mi sahipsiniz yoksa ülkedeki gençlerin potansiyelini görmeye çabalayan onlara siyasette yer vermeye gayret eden bir parti misiniz. Kurucu üyelerinize baktım gençlere yer vermişsiniz ancak bu bir göz boyama da olabilir. Her insan gibi size endişelerimi ve hissettiklerimi söylemek istedim. Bana kendi yaptığınız ya da yapacağınız şeyleri anlatmayın da halkın sözünü dinleyecek misiniz, başa geldiğinizde yetki bizim mi yoksa sizin mi onu söyleyin zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.

02.06.2020 / 06:42

6
Cem Sönmez Antalya , Öğrenci

İlk gençlik dönemlerinde siyasete sosyal demokrat olarak atılmış ancak siyasi konjonktürün getirildiği nokta itibariyle apolitize edilmiş bir bireyim. İş sadece siyaset ile bitse iyi; aynı zamanda mesleğini bile yapacak liyakati görememiş, farklı kulvarları kendine yol edinmiş bir ekonomistim. İlk bakanlık döneminden bu yana Sayın Babacan'ı takip ediyorum. Bakanlıkları döneminde koca kabine içinde muhalif olamadığım tek siyasetçi olmasıyla güvenimi, takdirimi kazanmış tek isimdi. Geç bile kaldığı parti kurma sürecinde de dahil olmak üzere, bundan sonraki her adımda kendisiyle birlikte olup dava arkadaşı olmaktan onur duyacağım. Apolitize edilen, sindirilen, korkutulan bireyler o denli fazla ki bir ben değilim, inanın. Özgürlük, adalet, eğitim, siyaset kavramlarına o kadar hasret kaldık ki Ali bey ortaya çıkana kadar benim bir inancım kalmamıştı. Şükürler olsun, artık aidiyet hissedebileceğim, gönül rızasıyla ilerleyebileceğim bir insan ve parti ile karşılaştığıma inanıyorum. Sonuna kadar sizinleyim.

17.06.2020 / 03:44

6
Harun Altay Balıkesir , Yazar

Memleketimden insan manzaraları anlatsam, DEVA arkadaşlarım ne kadar ağır bir sorumluluğun altına girdiğini görür ve uyuyamaz. İnsanların yürekleri yaralı, umut arıyorlar solgun gözlerle karanlıkta. Bu insanların umuduna cevap verebilecek miyiz? Çok kederliyim. Bir umut mücadelesinde yitmek, harcanmak, yok olmak istiyorum. Bir şey yapamamanın utancını yaşıyorum. Gözyaşlarının, dramların, haksızlıkların sebebi benmişim gibi hissediyorum. "Bir parti kurduk, millet yetki verirse hizmet edeceğiz" soğukkanlılığı ile bakamıyorum bazen. Birçok eski dostumu yitmiş, savrulmuş gördüm, mesele siyasi tercihleri değil, kötü insana dönüştüklerini gördüm. Eğer iyiler kazanamazsa insana olan inancımı kaybedeceğim. Eğer iyiler kazanırsa, önceden iyi olan sonra rotasını kaybeden kötülüğün sıradanlığına teslim olan arkadaşlarımın yanına gidip ağlayacağım. "Yüreklerin kulakları sağır / Bağır bağır bağır bağırıyorum /Koşun kurşun eritmeye çağırıyorum"

21.06.2020 / 22:27

6
Özkan Basat Kayseri , Danışman

Öncelikle gülen yüzü ve umut veren mücadelesi ile sayın Genel Başkanım Ali Babacan'ı saygıyla selamlıyor, onun şahsında bu yola gönül vermiş tüm yol arkadaşlarımıza başarılar diliyorum. Ülkemizin mutlu insanlar ülkesi olması için azami gayretin gösterilmesi, çocuklarımıza ve bizden sonra gelecek ülke evlatlarına olan borcumuzdur. Önceliğimiz herkesin iş, aş sahibi olmasıdır. Bu ülkede yaşayan tüm yurttaşlarımız gelir dağılımından eşit istifade etmeli, aidiyet duygusu içerisinde ülkesi ve milletine faydalı işler yapmalıdır. Yaratılan suni gündemler yüzünden ülkemizin zamanı ve kaynakları maalesef ziyan edilmektedir. Yoksulluk sınırının altında kalan Asgari Ücret, Üniversite kazanıp barınacak yer bulamayan üniversite öğrencileri, enflasyonun altında kalan çalışan kesimin maaşları, ürettiğinden kazanamayan bu ülkenin efendisi olması gereken köylü kardeşlerimiz, terör belası, asgari ücretin bile altında ücretler karşılığında çalışmak zorunda kalan emekçi insanlarımız, ülkemizde bulunan ve yapımıza da zarar vermeye başlayan göçmenler, işsizlik belası, toplumu kutuplaştıran ayrıştıran ve ötekileştiren siyasi söylemler ile siyaset yapma yöntemi ve buna benzer birçok sorun maalesef ülkemizin önünü tıkamakta ve lider ülke olma yolunda engeller çıkarmaktadır. Biran önce sorunlar kaynağında tespit edilmeli, doğru çözümler ivedilikle hayata geçirilmelidir. Ulaşılabilen her haneye, her bireye kendimizi doğru anlatabilmeliyiz. İnsanların hayatlarına dokunmalı, halktan kopuk bir görüntü ve siyaset anlayışından uzak durulmalıdır. Birilerinin belirlediği gündem içerisinde sıkışıp kalmadan, kendimiz doğru tespitler ile gündemi belirleyebilmeliyiz. Yolumuz uzun ve meşakatli bir yoldur ancak bu yolun sonu daha demokratik, üreten emekçi insanların daha mutlu olduğu, herkesin milli gelirden pay aldığı, refah ve huzurun olduğu bir TÜRKİYE'dir. Bu uzun yolculukta bu yola gönül veren başta Genel Başkanımız Ali Babacan olmak üzere tüm yol arkadaşlarımıza selam ve saygılarımla.

09.10.2021 / 02:32

6
Murat Kemal Bilgin Diyarbakır , Yazar

Tarımsal ürünlerin fiyatlarının artmasının sebebi olarak gübre, yakıt vb gibi maliyetlerdir. Peki bu tarımsal ürünlerimiz maliyetinden fazlaya dış ülkelere satılıyormu? Yani bu kadar emekten sonra çiftçiler emeğinin karşılığını alıyormu? Nasıl opec ülkeleri varsa, yani petrol pahalıya satılıyorsa bence tarım ülkeleri birliğide oluşturulmalı. Çünkü tarımda o kadar emek var ki zorlukları herkesçe bilinir? Neden petrolu pahalıya alırken, insanın hayatinı devam ettirebilmesi için gerekli olan tarımsal ürünler bu kadar ucuza gidiyor? Dolayısıyla Hakedilen ücretlerin alınabilmesi için ülkemizde tarımsal alanlara yatırımlar yapılacağına, tarım ülkelerinin birleşerek tarıma bağımlı, ancak petrol gelirleri olan ülkelere gönüllü köleliktense tarım ürünlerinin hayati öneminden dolayı daha değerli olması için tarım ülkeleri birliği kurularak hakedilen fiyatlar belirlenerek dünyada herkesin eşit olarak pay elde edilmesi sağlanabilir. Çünkü gitgide petrol zengini ülkelere gönüllü kölelik sistemi kurulmaktadır. Dikkat edilirse birçok arap ülkesi Türkiye'ye yatırımlar yapmaktadır. Nedeni ise tarımsal ürünlerin tedariği çok ucuza ve devamlı olarak elde edebilmeleri, ancak bu tarz yatırımlardan dolayı iç piyasadaki fiyatlarında artmasına sebep olmaktadır. İhracatı olan tarım ürünlerinin fiyatları gitgide artmakta, hatta ve hatta fiyatlar uygun iken toplanan ve ihraç edilen gıda ürünlerinin tüketiminden dolayı, dışardan daha pahalıya gıda ithal etmek zorunda kalıyoruz. Çünkü Türkiye'de ucuz iken toplanıp tüketilen gıda ürünleri petrol zengini ülkeler tarafından ucuza alınmıştır. Bizlerde daha pahalıya dışardan ithal etmek zorunda kalmışızdır. Bundan dolayı iç piyasadaki yıllık tüketim karşılanmadan, hiçbir gıda maddesi ihraç edilmemeli. Bizler petrolsüz yaşayabiliriz ama katıksız yaşayamayız. İleride ülkemiz daha kötü durumlara girmeden, tarım arazileri satılmadan, üretime yönelik her türlü yakıt, gübre, traktör desteğiyle çiftçi desteklenmelidir.

10.12.2021 / 23:50

6
Mesut Gök Siirt , Akademisyen

Bence ülkedeki en büyük problem eğitim. Çünkü niteliksiz ve içinin boşaltıldığı eğitim sistemine sahip toplumlarda diğer sorunlar da baş gösterecektir. Ülkemizdeki hukukun, daha doğrusu hukuksuzluğun temel sebebi de eğitim. Çünkü bilinçsiz toplumlar, eğitimsiz nesiller, bağımsız yargının önemini kavrayamamakta ve buna göre bilinçli bir şekilde siyasi seçimlerde bulunamamaktadırlar. Bu ve bunun gibi birçok sorun da eğitimsizlikten kaynaklı. O yüzden sizden isteğim, eğer iktidar olursanız eğitim sisteminde köklü ve nitelikli bir değişime gitmenizdir. Akademik kurumları özerkleştirmeniz, eğitimin gelecek siyasi iktidarlar tarafından kendi menfaatleri doğrultusunda şekillenmemesi için eğitimi özgür ve özerk bir kurum haline getirmeniz. Diğer en büyük sorunlardan birisi olan ekonomiye de değinmek isterim. Bugünkü dolar kuru 16.4. Büyük bir ekonomik problemin içindeyiz. Bu ekonomik problem, beraberinde de birçok sorun getirmektedir. Enflasyon durdurulamıyor ve işsizlik en büyük sorunlardan biri olmuş durumda. Sayın Babacan'ın yapmış olduğu birçok demeci izlemiş bulunmaktayım. Daha önce de bahsetmiş olduğu yapısal reformlar burada devreye giriyor. Ekonomi bakanlığı yaptığı dönemde de bundan bahsetmiş ama maalesef sayın Erdoğan ile ters düşmüştür. Reformların yapılmamış olmasının olumsuz sonuçlarını şimdi görüyoruz. Diğer siyasi partiler ile de DEVA Partisini karşılaştırdığımda; sizde daha somut, daha gerçekçi ve daha olumlu sonuç alabilme ihtimali yüksek çözüm önerileri görüyorum. Zaten 2002-2007 yıllarında da bunu deneyimlemiş olduk. ( Her ne kadar ben görmemiş olsam da istatistiklerden faydalanabiliyorum.) Ülkenin diğer sorunlarından birisi de siyasi kutuplaşma. Zaten daha önce bundan bahsetmişti Sayın Babacan. Ayrıştırıcı değil, birleştirici politikalar uygulayacağından. Şu an hem iktidar partisinde hem de birçok muhalefet partisinde nefret dili hakim. Sizin dilinize ihtiyacımız var. Umarım bu yolda başarılı olursunuz ve bizler de daha parlak bir Türkiye görebiliriz.

19.12.2021 / 21:54

6
Fatih Özkök Bartın , Öğrenci

Ne bekliyordunuz ki ! Şapkadan tavşan mı? Çıkacak, sandınız. İktidar diyor ya hep! Birileri, düğmeye bastı. Evet, işte o düğmeye birileri basacaksın dedi. Baş iktidarda, bastı. Çünkü, çaresi yok. Vizyonda gırtlağına kadar karanlık işlere bulaşmış, bir iktidar var. Elini vermiş, kolunu alamıyor. İşin içinden çıkamıyor. Şahsıma münhasır, çevremdekilere 2021 Nisan ayında, Döviz kurları olması gereken yerde değil. Bundan, çok daha yüksek rakamlarda demiştim. Hatta, yıl sonu tahmini olarak da, doların 15 TL. olacağını ifade etmiştim. Bu tahmini, ne çok iyi bir ekonomist, ne de bir kahin olarak söyledim. Piyasa şartları, enflasyon ve Sayıştay raporlarına göre, bu tahminde bulundum. Görünen Köy Kılavuz istemez sözü, tamda bunun içindir. Maalesef, dediğimde çıktı. İnanmazsınız belki, ama tahminlerim, veriler doğrultusunda nokta atışlıdır. Şimdi bu örnekleri, vermek istemiyorum. Dövizin sert inişi ne? Anlama geliyor. Döviz yüksek seviyelerde iken, o birileri önceden dövizlerini bozdurdu. Çok büyük paraları ceplerine koydu. Bu yönüyle kazanan! Yine, o birileri oldu. Peki, piyasa bundan nasıl etkilendi? Bir kere, döviz düştü diye, her şey ucuzlayacak algısı yanlış bir beklentidir. Küçük ve orta ölçekli işletmeler, sınırlı sermayeleri ile yüksek fiyattan aldıkları ürünleri, düşük fiyatlara çekemezler. Yani fiyatlar yüksek kalacak. Ancak büyük işletmeler indirime gidebilir. İthalat üzerine üretim yapıp, ihracat yapan firmalar da, fiyatlarını kur farkından ötürü indiremeyecektir. Yani, sizin anlayacağınız, tüketici yönünden değişen hiçbir şey olmayacaktır. Piyasalarda ucuzlama, beklenenin çok altında kalacak. Güçlü devlet ! Ekonomi modelleri uygulanarak olunmaz. Her alanda üretim yaparak olunur. Ekonominin varlığı, üretime bağlı değil midir? Üretim varsa ekonomi var. Ekonomi modelleri ekonomi varsa uygulanır. Yoksa hava civa…

22.12.2021 / 15:31

6
Ahmet Hafızoğulları İstanbul , Bankacı

MARKET FİYATLARINI TÜİK İN AÇIKLADIĞI ENFLASYON ORANLARINA GÖRE DENETLEYİN. VE FİYATLARI TÜİK E GÖRE BELİRLEYİN. GÖSTERMELİK DENETİMLER YAPMAYIN.

27.12.2021 / 17:08

6
Ahmet Hafızoğulları İstanbul , Bankacı

Bugün Recep Tayip Erdoğan'ın kendi ana seçmen kitlesi olan "Hayatı boyu tek kitap okumamış" kitleye neden internetin en çok kullanılan sitelerini yasakladıklarını açıklamasına kahkaha ile gülmekten başka yapılacak bir şey bulamadım. Buna karşı olduğumu söylemek bile gülünç olurdu uygar bir devlette. Bu yüzden uygar bir devlet haline gelebilelim diye bir proje açıklamak istiyorum. Bu proje üniversitelerimizdeki kitap sayısının uygar devletlerdeki üniversitelerin On da birinden daha olması sorununu çözmek içindir. Bu kitapların azlığını üniversitelerde insanların kendisini bireysel olarak geliştirememesine, evrensel düşünememesine, yabancı dilleri de ki büyük başarısızlığına sebebiyet vermektedir. Bunları gençlerimizin aşabilmesi için kütüphaneler en önemli yerlerdir. Çevresi sosyal tesislerle güçlendirildiğinde, kütüphaneler o bölgedeki uyuşturucu, sigara vb. kötü bağımlılıkları da büyük oranda azaltmaktadır. Fakat bunun için önce kütüphanelerimizin kitap sayılarını çağdaş seviyeye çıkarmamız şarttır. Öncelikli olarak kendi üniversitem de uygulama koyacağım bu projeyi, Deva Partisi teşkilatlanması ile diğer illerdeki üniversitelere de taşıma planım var. Bu projenin planı: Üniversite içinde Çağdaş Kütüphaneler Kulübü kurulacak. Bu kulüp bağış kampanyası başlatacak. Bağış kampanyasına şirketlerde bağış yaptığında vergi indiriminden de yaralanabileceği bir bağış kampanyası olacak. Bu kampanya da toplanan para ile de en uygun, en çok sayıda ve kaliteli birbirinden farklı kitapları hangi basım evi yada evleri basacaksa onlarla anlaşma sağlanarak kütüphanelerimize yeni kitaplar kazandırılacak. Bu kitaplar çağdaş ve akademik olacak. Kitapları sadece Türkçe çevirisi yapılmış kitaplar olmayacak, böylelikle kendini geliştirmiş biri çok daha geliştirebilme fırsatı bulabilecek üniversitelerimizde. Bu nesiler de ülkemizin en büyük umudu olacak. Projemi okuduğunuz için teşekkür ederim.

01.07.2020 / 15:41

6
Eyup Can Ünal Tekirdağ , Öğrenci

Merhabalar. Bir yüksek öğretim kurumundan mezun, mesleğini yapamayan bir birey olarak şunu haykırmak istiyorum; Hangi birime(ekonimi,eğitim,doğa,kültür sanat ve gençlik bunların başında) daha çok ulaşmak istiyorum diye düşünüp, bir karara varamamanın, ülkenin ne vahim bir durumda olduğunun, ki genellikle yanlış olduğunu düşündüğümüz durum ve işlevler hakkında fikrini beyân eden bir toplum olduğumuzu varsayarsak,Hangi birime yazmalayım? sorusunu bana sorduruyor olmanız bile iyi bir analiz, çalışma,emek ve çözümleme gerektirir.Bu içimi umutla kaplıyor. Birbirimizie "DEVA" olmanın vaktidir Umutla kalın.(Eski bir Marksist)

25.07.2020 / 20:19

6
Özcan Aksu Antalya , Diğer