Sakarya
1. Olağan il kongresi
Deva Partisi’nin değerli genel merkez kurul üyeleri,
Sakarya il teşkilatımızın çok değerli başkanı,
Değerli ilçe başkanlarımız, teşkilat mensuplarımız,
Siyasi partilerin kıymetli temsilcileri,
Sevgili Sakaryalı gönüldaşlarımız,
Türkiye’nin farklı illerinden gelip bugün bizlerle beraber olan saygıdeğer konuklarımız,
Ulusal ve yerel basınımızın değerli mensupları,
Ekranları başında bizleri izleyen tüm vatandaşlarımız;
Hepinizi en içten duygularımla selamlıyor, sakarya teşkilatımızın birinci olağan il kongresine hoş geldiniz diyorum.
Bugün sizlere;
Hititlerden romaya, selçukludan osmanlıya tarih dolu,
Gölleleriyle, yaylalarıyla, ormanlarıyla, şifalı sularıyla doğa mucizesi şehrimizden,
Sanayisiyle, tarımıyla son derece dinamik bir ilimizden,
Sakarya’dan sesleniyorum.
…
Kıymetli dostlarım,
Bildiğiniz gibi deva partisi olarak biz 9 mart’ta yola çıktık.
Daha ilk günden bu partili cumhurbaşkanlığı sistemine karşı olduğumuzu açık açık beyan ettik.
Bu yüzden biz, tüm türkiye’ye “güçlendirilmiş parlamenter sistem” vaat ettik.
Çünkü şu ankş sistem, kötü yönetimin kurumsallaşması demek.
Çünkü bu sistem, tüm ülkenin tek bir kişi tarafından yönetilecek olmasının tescili demek.
Biz tüm bunların ülkemizi yönetilemez hale getireceğini söyledik.
Aradan geçen şu kısacık zaman bile bizi haklı çıkarmaya yetti.
Bildiğiniz gibi, geçtiğimiz hafta cumhurbaşkanının en yakınındaki kişi görevinden istifa etti.
Bu basit bir istifa değil, sistemin iflas açıklamasıydı.
Ülkenin durumunu yere göğe sığdıramayanlar, aylardır millete masal anlatanlar iflas açıkladı.
Üstelik görevi bırakan bakan ortadan kayboldu. İki senedir hazinenin başında olup sonra bir küçük mesajla ortadan kaybolmak diye bir şey olur mu arkadaşlar?
Bu nasıl bir sorumsuzluktur?
Bir de resmi gazetede “istifa” diye değil de “görevden af” diye yayınlandı. Af ne demek? Cumhurbaşkanı neyi neden affediyor?
Biz bütün bunların açıklamasını bilmek istiyoruz.
Ortadan kaybolmakla kurtulamazsınız.
Sadece o da değil. Birilerinin ortadan kaybolmasıyla bu milletin ödediği bedel ortadan kalkmıyor.
Bu millet size, ülkeyi yönetme yetkisini sınırlı bir süre için emanet etti. Ülkenin tapusunu size vermedi. Yaptığınız her işlemin, imzaladığınız her evrakın bu millete karşı sorumluluğunu taşıyorsunuz.
Birilerini gözden kaçırarak bize bunları unutturamazsınız.
(hazine borç stoku 2018’de 970 milyar tl idi. Bugün 1.863 milyar tl)
***
Değerli arkadaşlar,
Bundan daha iki ay önce, 12 eylül 2020’de sayın cumhurbaşkanı’nın bazı ifadelerine dönüp bir bakalım. Demiş ki: “şu anda türkiye ekonomide pik yapıyor. Dibe değil, tavana.”
Aylarca ekonominin şahlandığını anlatıp durdular.
Bu muydu şahlanan ekonomi?
Madem çok başarılıydınız, madem her şey çok güzeldi de, hem merkez bankası başkanı’nı hem de ilgili bakanı niçin değiştirdiniz?
Ya bu memleketin gerçek durumundan haberdar değilsiniz, ya da bu millete karşı artık samimi değilsiniz.
Nereden baksanız çok çok vahim bir tabloyla karşı karşıyayız.
Aylardır anlatıyoruz, ama anlatmaktan bıkmayacağız değerli dostlarım.
Türkiye kötü yönetiliyor.
Türkiye varlık içinde yokluk çekiyor.
Türkiye, bir kişiden büyüktür. Türkiye dar bir çevrenin çıkarlarından da büyüktür.
Ekonominin düzelmesi öyle üç beş kişinin yerinin değiştirilmesiyle olmaz arkadaşlar.
İyi ekonomi için önce, bir ülkede hukuk olmalı. Adalet olmalı. Özgürlük olmalı. Demokrasi olmalı. Kurumlar güçlü olmalı. Kurumlara güven olmalı. Şeffaflık olmalı. Hesap verebilirlik olmalı.
Sizin demokrasiniz zayıfsa ekonomi güçlenemez.
Sizin kurumlarınız zayıfsa, yatırımcı ülkenizdeki adalete güvenmiyorsa ekonomi güçlenmez.
Ülkedeki her şeye tek bir kişi karar veriyorsa, yönetimde keyfilik varsa, ekonomi güçlenmez.
Nitekim bu yönetim olduğu müddetçe de ekonomide kalıcı bir iyileşme sağlanamayacak.
Dün sayın erdoğan, partisinin genel başkanı şapkası başındayken, “hukuk devleti ilkesi”ni hatırlattı.
Dünkü konuşmaya bir bakın arkadaşlar. Adeta bizim açıklamalarımızdan kopya çekmişler.
Sanki devleti yönetenler kendileri değilmiş gibi.
Sanki hukuku çiğneyen, yok sayan kendileri değilmiş gibi.
Yalnız kopyayı da eksik çekmişler ha. Bizim kağıtta hukuksuzluğu kimin yaptığı açıkça yazıyor.
Bir de yatırım için hukuk gerekir diyorlar.
Evet hukuk gerekir, ancak hukuku siz katletiyosunuz.
Reformlardan bahsediyorlar ya şimdi. Hadi başlayın. Önce bi’ açıklamaya başlayın.
Hukuk dediniz ya hani, hadi hukuka uymaya, şeffaflığa şimdiden başlayın.
İhale mevzuatını, ihalelelerin şartnamelerini defalarca neden değiştirdiniz?
Kimlerin vergi borçlarını neye göre sildiniz?
Varlık fonunu neden kurdunuz, oraya hangi şirketleri kattınız? Neden denetimsiz bıraktınız? Niçin bu fonu 63 milyar tl borca soktunuz?
Sanki daha iktidara yeni gelmiş gibi, birkaç göstermelik değişiklikle işlerin düzeleceğini mi sanıyorsunuz?
Bakın bir de bizim dönemimizin icraatlarını örnek gösteriyorlar. Yahu onları biz yaptık, hatta çoğu zaman size rağmen yaptık.
Bu millet bizden sonra, beş senede neler yaptığınızı görmüyor mu? Nasıl milleti fakirleştirdiğinizi görmüyor mu?
Hukuku yok ettiniz, hukuk güvenliğini yok ettiniz ülkenin ekonomisini batırdınız.
Bu kadar basit. Bu kadar net!
Bakın değerli konuklar,
Adalet yerini bulsun diyen arkadaşlara buradan sesleniyorum:
Madem adaleti sağlamayı bu kadar istiyorsunuz, gelin khk zulmünü ortadan kaldırarak bu işe başlayın.
Yargı kararı olmadan onbinlerce insanı mağdur ettiniz. İşlerine son verdiğiniz yetmediği gibi, evlerine aş götürmelerine de engel oldunuz. Mahkeme kararıyla beraat edenlere bile haklarını iade etmediniz.
Bir kişiye yapılan zulmü insanlığa yapılmış bir zulüm olarak gören bir medeniyetin temsilcileri olarak size sakarya’dan sesleniyorum:
Madem yeni bir sayfa açacağınızı iddia ediyorsunuz, gelin bu haksız uygulamaları kaldırarak işe başlayın.
***
Değerli arkadaşlar,
Dünya hukukun üstünlüğü endeksi’nde türkiye, 126 ülke arasında 109. Sırada.
Listede ülkemizi aramaya çıktığınızda sondan başlayınca daha kolay buluyorsunuz.
Türkiye bir düşünce suçluları ülkesi olmuş durumda.
Fikrini söyleyenler cezaevine giriyor.
Uydurma iddianamelerle gazeteciler, yazarlar, siyasetçiler cezaevlerine konuyor.
Gençlerimiz twit atmaktan bile korkuyor.
Kanun hükmünde kararnamelerle on binlerce insan mağdur oldu. İnsanların itibarıyla oynadınız, şerefiyle oynadınız, ekmeğiyle oynadınız.
Bunca insan bu ülkede kendisini “yaşayan bir ölü” olarak hissediyor. Adaleti sarstınız, insanların ülkesiyle duygusal bağını kopartıyorsunuz.
On binlerce insanı “terörist” diye damgalamak bu kadar kolay mı zannediyorsunuz?
Bunun neresinde hukuk var, neresinde adalet var?
Almışlar ellerine bir çekiç, her aykırı fikre çivi muamelesi yapıyorlar. Beğenmedikleri her fikri yok etmeye çalışıyorlar.
Anayasaya uymuyorlar. Anayasayı çiğniyorlar.
Alt mahkemeler anayasa mahkemesi kararlarını uygulamıyor. Bunu yaparken de bizzat cumhurbaşkanı’nın desteğini alıyorlar.
Her şey tek bir kişinin iki dudağı arasına sıkışmış.
Onların kalplerindeki adalet endeksi sadece kendileri için. Sadece kendi fikirleri için.
Emin olun, bunlar bitecek arkadaşlar.
Biz hukukun üstünlüğünü tesis etmek için geleceğiz.
***
Değerli arkadaşlarım,
Bu ülkeyi korkuyla yönetmeyi alışkanlık haline getirdiler.
Bakın daha dün, cumhurbaşkanı kendi partisinin kaderi ile ülkenin kaderinin aynı olduğunu söyledi.
Sorarım size: bu nasıl bir anlayıştır
Bu ülke sizden de partinizden de büyüktür sayın erdoğan.
Bu milletin nice çalışkan, fedakar evlatları var. Bu milletin ehliyet sahibi, liyakat sahibi nice gençleri var. Dürüst ve işini bilen nice insanımız var.
Sizden de partinizden de çok daha iyi yönetirler bu ülkeyi. Hiç merak etmeyin. Gözünüz arkada kalmasın.
Adeta, “biz batarsak ülke de batsın” diyerek, bu milleti tehdit ederek, bir yere varamazsınız.
Artık yeter. Bu milleti korkutmaktan vazgeçin.
Değerli arkadaşlar,
Biz bu ülkeyi korkutarak yönetenlere karşı istiklal marşımızın girişinde söylendiği gibi, “korkma” diyoruz. “korkma türkiye” diyoruz.
Deva partisi bu ülkenin üzerinden işte bu korku iklimini kaldıracak.
Deva partisi bu ülkede yaşayan herkesin hakkının ve hukukunun teminatı olacak.
Deva partisiyle birlikte, hiçbir vatandaşımız düşünmekten, konuşmaktan korkmayacak.
Kimseyi geçmişin karanlık günleriyle, karanlık güçleriyle korkutmaya çalışmasınlar.
Deva partisi, her bir vatandaşımızın kendisini eşit ve saygın hissetmesi için çalışacak.
Deva partisi ifade özgürlüğünün de inanç özgürlüğünün de teminatıdır.
Deva partisi hakların pazarlığını kimseyle yapmaz!
Vatandaşlarımızın kazanılmış hakkına kimse göz dikemez!
Biz geçmişin karanlık günlerini tarihin çöp sepetine attık arkadaşlar. Geçmişin zulmünü geçmişe gömdük.
Mazlumken zalim olmadık.
Adaletten, haktan, hukuktan şaşmadık.
Kimsenin kendisini öz vatanında garip, öz yurdunda parya hissetmesine de müsaade etmeyeceğiz.
Saygıdeğer konuklar,
Şu andaki iktidar sabahtan akşama kadar yerlilikten millilikten bahsediyor. Milliyetçilik anlatıyor.
Milliyetçilik ne demektir arkadaşlar?
Milliyetçilik, bu ülkenin her bir vatandaşını aynı samimiyetle kucaklayabilmektir.
Hiçbir ayrım yapmadan her bir vatandaşımızın kendi hak ve özgürlüklerini doyasıya yaşaması için çalışmaktır.
Milliyetçilik ülkenin topyekûn refah seviyesini arttırmaktır.
Bu ülkeyi ve bu ülkenin her bir insanını sevmektir milliyetçilik.
Bu ülkenin çıkarlarını hem bölgede hem de uluslararası sistemde korumaktır.
Ama bugünkü iktidar ne yapıyor dostlarım?
Hem milliyetçiliği hem dini duyguları siyasi amaçları uğruna kullanıyor.
Halkımızın milli duygularını istismar ediyor.
Biz buna müsaade etmeyeceğiz.
Halkımız sırf daha kötüsünden korktuğu için bugünkü yönetime katlanmak zorunda değil.
Biz bunun için buradayız.
***
Değerli sakaryalı dostlarım,
Biz sakarya’nın sorunlarını biliyoruz, dinliyoruz, görüyoruz.
Sakarya’nın gücünün ve potansiyelinin farkındayız.
Hem tarım ve hayvancılıkta, hem sanayide, hem de ticaret ve turizmde ne kadar önemli bir şehir olduğunun bilincindeyiz.
Sakarya; gıdadan otomotive, tekstilden mobilyaya, çelikten makineye kadar çok sayıda sektörde büyük bir potansiyele sahip.
Sakarya sanayisi, binden fazla firma ile, yüz binlerce insan için ekmek kapısı.
Sakarya otomotiv sektöründe büyük öneme sahip bir ilimiz. 20 binden fazla insanımız otomotiv ve kara taşıtları sanayiinde çalışıyor.
Dünyanın onlarca ülkesine türkiye’de, sakarya’da üretilen araçlar ihraç ediliyor.
Fakat özellikle mikro ölçekli, küçük ölçekli ve orta ölçekli sanayi açısından üretim alanları yeterli değil.
Yüksek teknolojili sanayi üretimine geçişte zorluklar var.
Girişimcilerimizin sermaye yetersizliği olduğunun farkındayız.
Yerel markalar desteklenmiyor. Oysa sakarya’daki kobi’lerimizin kurumsal birer marka haline gelmesi gerekiyor.
Değerli arkadaşlar,
Sakarya’nın milli gelirden aldığı payı yeterli bulmuyoruz. Burada bir adaletsizlik var.
Güzel sakaryamızın neredeyse yarısı tarım alanından oluşuyor. Biz, bu verimli toprakların daha iyisine layık olduğunu biliyoruz.
Sakaryamız, ayva üretiminde türkiye’nin lideri ve fındık üretiminde ikinci sırada. Et tavukçuluğunda ve dış mekan süs bitkisinde yine lider şehrimiz sakarya.
Sakaryalı çiftçilerimizin tarım konusundaki bilinci de gerçekten örnek seviyede.
Fakat tarımsal işletmeler küçük ve çok parçalı arkadaşlar. Tarımsal ürünlerin işlenmesinde yetersizlikler göze çarpıyor. Girdi maliyetleri hızla artıyor.
Çiftçilerimizin tarımsal üretimden elde ettiği geliri yeterli görmüyoruz.
Çiftçilerimiz para kazanamıyor. Çalışıyor, ter döküyor, emek harcıyor ama karşılığını alamıyor.
Çiftçilerimiz, tarım dışı sektörlerde çalışmak zorunda kalıyor.
Biz; tüm bu sorunların farkındayız.
Deva partisi olarak;
Doğru ekonomi politikalarıyla çiftçimizin maliyetlerini azaltmak için çalışacağız.
Sakarya’nın mahallelerinde ve köylerinde kullanılmayan arazilerin tarımda kullanılması için ilgili taraflarla işbirliği yapılması için çalışacağız.
Bu arazilerin köy ortak işletmesi veya köy kooperatifleri modeli ile tarımsal üretime kazandırılabileceğini biliyoruz.
Kooperatifçiliğin desteklenmesi gerekiyor. Bu konuda eğitim çalışmalarının yapılması gerekiyor. Kadınların işgücüne aktif katılımı açısından da bu konu çok önemli.
Ayrıca tarımsal üretimde çevreye zarar vermemek bizim önceliklerimiz arasında yer alıyor. Çünkü biz çevreyi korumanın bir zorunluluk olduğunu biliyoruz.
Sakarya’da tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgeleri kurulması ve yüksek katma değerli ürünler üretilmesi için çalışacağız.
Bu verimli topraklarda yetişen ürünler ile tarımsal ihracat artırılmalıdır. Çiftçimiz hak ettiği zenginliği, refahı kazanmalıdır.
Değerli arkadaşlar,
Sakarya’da ciddi bir ulaşım sorunu da var.
Sakarya için büyük öneme sahip arifiye-karasu demiryolunun bir an önce tamamlanması gerekiyor. Bunun için alt yapı ve üst yapı çalışmaları yapılmalı ve yatırım programı kapsamında gerekli ödeneklerin çıkartılmalıdır.
Ayrıca organize sanayi bölgelerinin demiryoluyla bağlantısının da kurulması gerekiyor.
Sakarya’nın bir acil durum hastanesine ihtiyacı var arkadaşlar. İçinde olduğumuz koronavirüs salgını bunu bize yeniden gösterdi.
250 yatak sayılı bir hastaneye ihtiyacı var şehrimizin.
Çok açık söylüyoruz: sağlıktan tasarruf olmaz.
Bu işin şakası yok, ihmale gelmez.
Sakarya, doğasıyla iklimiyle aynı zamanda ülkemizdeki eşsiz turizm şehirlerimizden.
Kıyıları, sapanca gölü, acarlar longozu, şifalı kaplıcaları, yaylaları, tarihi ipek yolu ile bir doğa cenneti.
Her mevsim turizme açık olmasına rağmen yeterli sayıda tesis bulunmuyor. Büyük bir potansiyele rahip olmasına rağmen fuar ve kongre merkezi bulunmuyor.
Şehrimizde bir şehir müzesi bulunmuyor. Şehir tiyatrosu bulunmuyor.
Hem kültür hem turizm anlamında sakarya’nın desteklenmesi gerekiyor.
Biz sakarya’ya desteklerin verilmesiyle turizmde hızla bir atak yapacağını, ülkemize büyük bir katma değer yaratacağını biliyoruz.
Taraklı evleri,
Harmantepe kalesi,
I. Justinianus’tan kalma yüzlerce yıllık köprü gibi tarih mirasına sahip;
Kuzuluk gibi sağlık turizmi için elverişli bölgeleri bulunan sakarya’nın,
Turizm açısından kalkınmaması için hiçbir neden yok.
Sapanca gölü de şehrin mavi bir boncuğu adeta. Ancak etrafındaki yol ve binalaşma sayısının artması gölün kirlenmesine sebep oluyor. Bir yandan suyunun çekildiği de gözlemleniyor.
Biz deva partisi olarak, sapanca gölünü önemsiyoruz, onu korumak için, doğallığını, güzelliğini sonraki nesillere de aktarabilmek için her türlü çalışmayı yapmaya hazırız.
Biz sakarya’nın doğa, tarih, kültür, sağlık, deniz turizmi açısından desteklendiğinde büyüyeceğini biliyoruz ve bunun için çalışıyoruz.
Değerli arkadaşlar,
Sakaryalı esnafımız da bu kötü yönetim yüzünden senelerdir mağdur. Çok sayıda esnafımız kredilerle geçinmeye çalışıyor. Vadesi geldiğinde ödeyemediği çekler, senetler yüzünden mağdur oluyor.
Biz tüm bu kötü ekonomi yönetiminden sakaryamızı da ülkemizi de kurtaracağız.
Sakarya hem 17 ağustos 1999, hem 12 kasım 1999 depremlerinde ağır yara almıştı. Ama bakıyoruz üzerinden geçen 21 seneye rağmen halen deprem açısından riskli binalar var.
Düzensiz yapılaşma, imar planlarının sürekli değişmesi, kentsel dönüşümlerin afetlere uygun planlanmaması gibi sorunlar nedeniyle şehrimiz olası bir afete karşı zayıf konumda.
Bunların hepsi doğru şehirleşme, alt yapı politikaları ve imar kuralları ile hızla iyileştirilmeli. Biliyorsunuz, geçen hafta izmir’de yüreğimiz yandı. İnsanımızın afetler karşısında aciz kalacağı, acılar yaşayacağı günleri görmek istemiyoruz.
Değerli dostlarım,
Sakarya’nın derdi çok biliyoruz.
Sakarya’nın sorunlarını dinliyoruz.
Sakarya’nın demokrasiye ihtiyacı var. Sakarya’nın atılıma ihtiyacı var. Sakarya’nın deva’ya ihtiyacı var.
Biz sakarya’nın sorunlarını çözmek için hazırız. Deva partisi hazır.
Soruyorum şimdi; sakarya hazır mı?
***
Saygıdeğer konuklar;
Deva partisi, kadınlarla gençlerle, çiftçilerle, emeklilerle, öğretmenlerle işçilerle, esnafla eşitlik için, adalet için yola çıktı.
Çözüm haritamız belli.
Çözümün sözcüsü bizler olacağız.
Ayrışmayacağız, ayrıştırmayacağız.
Toplumu kutuplara ayırmayacağız.
Hep beraber türkiye’nin yaralarını saracağız.
Biz türkiye’nin haysiyetli insanları için buradayız.
Artık türkiye’nin deva’sı var,
Sakarya’nın deva’sı var ve biz hazırız.
Hepinize çok teşekkür ediyorum.