Ali Babacan- 31 Ekim 2026
Konya Necmettin Erbakan Anma Etkinliği
Kıymetli Genel Başkanlarımız,
Erbakan ailesinin ve Yeniden Refah camiasının çok kıymetli mensupları,
Siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarımızın değerli temsilcileri,
Kıymetli misafirler,
Aziz kardeşlerim,
Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyor;
Doğumunun yüzüncü yılında merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızı rahmetle, minnetle yâd ediyorum.
Rabbim mekânını cennet, makamını âli eylesin.
Konya’dayız.
Erbakan Hocamızın siyasi mücadelesini başlattığı, Milli Görüş Hareketini şekillendirdiği şehirdeyiz.
Yola çıkarken ne demişti?
“Bir çiçekle bahar olmaz, ama her bahar bir çiçekle başlar”
İşte o ilk çiçek bu şehirde, Konya’da açtı.
Erbakan Hoca;
Altmışlı yıllarda, insanlarımızın sosyolojik açıdan ve siyasal açıdan son derece sıkışık yaşadığı bir dönemde;
Siyaseti ilimle, tevazuyla, nezaketle, münevverlikle ve gerçekten toplumun idrakine uygun bir şekilde sunmayı başarmış gerçek bir dava insanıydı.
Bir mühendis olarak üretimin, bir siyasetçi olarak bağımsızlığın, bir fikir insanı olarak ahlak ve maneviyatın çok güçlü savunucusuydu.
Erbakan Hoca'yı anlamak, bu üç meseleyi birbirinden ayırmadan değerlendirmektir.
Türkiye'nin kendi imkânlarıyla üretebileceğine, kendi teknolojisini geliştirebileceğine, dünyayla rekabet edebileceğine kesinlikle inanırdı.
Kalkınma idealiyle, ekonomik bağımsızlık hedefiyle pek çok projeyi hayata geçirmeyi başardı.
Ama belki de en önemlisi; her çalışmasında, her çabasında inandığı değerleri her zaman siyasetinin merkezine koydu.
Ardında da bir mücadele, bir fikir ve yetişmesine emek verdiği nice insan bıraktı.
Kendisinin yıllar önce yaptığı bir konuşmada söylediği şu sözleri özellikle hatırlatmak istiyorum:
“İlim bir şeyin doğrusunu gösterir. Beş dörtten büyüktür, bunu gösterir. Ama bu yetmez. Eğer o beş kazanç haramsa, dört kazanç helalse, din de ahlak da gelir, o dört helalin beş haramdan çok daha üstün olduğunu söyler. “
Ne kadar anlamlı, ne kadar önemli bir ölçü.
Birileri için servetler katlanmış olabilir. Ama o kazancın içinde kul hakkı varsa, başkasının alın teri varsa, haksızlık ve adaletsizlik varsa; o servetin hiçbir kıymeti yoktur.
Bizim de bugün savunmamız gereken anlayış işte tam da bu olmalı.
Kazancın büyüklüğünden önce helalliğine, gücün büyüklüğünden önce adaletine bakmak zorundayız.
Hayatı, siyaseti ve devlet yönetimini yalnızca hesaplarla ve elde edilen sonuçlarla ölçemeyiz.
Her kararın, her tercihin merkezinde insanı, hakkı, adaleti ve ahlakı gözetmek zorundayız.
Çünkü gerçek başarı, ne kadar kazandığımızla, ne kadar büyüdüğümüzle, ya da ne kadar güçlü olduğumuzla ölçülmez;
Bütün bunları, hangi değerleri koruyarak gerçekleştirdiğimize asıl bakmak gerekir.
Kuşkusuz siyasette, toplumsal hayatta hedefimizin meşru bir hedef olması çok kıymetlidir, çok önemlidir.
Ancak o hedefe doğru attığımız adımların da o hedefe doğru yürürken her bir adımımızın da helal, meşru adımlar olması gerekir.
Aziz dostlarım,
Bugün Hocamızın 100. Yaş günü vesilesiyle, bir muhasebe yapma sorumluluğumuz da var.
Milletin emanetine kim, ne kadar sahip çıkıyor?
Adaletin terazisini kim, ne kadar gözetiyor?
O terazinin dengesini bozanlara karşı kim, nerede duruyor?
Toplumda ahlaki ve manevi değerler sürekli aşınırken, kim, hangi çabayı gösteriyor?
Çünkü siyaset, insanın omzuna bir vebal yükler.
O vebalin içinde;
Evine ekmek götürmeye çalışan babanın alın teri vardır;
Çocuğunun ihtiyacını karşılayamayan annenin mahcubiyeti vardır;
Sanal kumar ve sanal bahis bataklığında çırpınan gençlerin geleceği vardır;
Yıllarca çalışıp biriktirdiğini kaybeden insanların ahı vardır.
İşte temiz siyaset, bütün bunların hesabını önce kendi vicdanında verebilmektir.
Temiz siyaset, milletin hakkına el uzatmamak, hak uzatana göz yummamaktır;
Makamı emanet bilmek; o emaneti hakkıyla taşıyabilmektir.
Değerli dostlarım,
Biz “Haksız bir davada zirve olmaktansa, hak davada zerre olmayı tercih ederiz.”
Evet, bu sözler de Necmettin Erbakan Hocamıza ait.
Aslında diyor ki:
İnsanın bulunduğu makamdan önce, durduğu yer önemlidir.
Kimin yanında durduğu, kimin hakkını savunduğu önemlidir.
Zirvede de olsanız; hakka sırtınızı dönmüşseniz, o makamın ne kıymeti olur ki?
Ama hakkın yanında zerre kadar bir katkınız varsa, hakkın yanına küçücük bir katkı bile sunuyorsanız, işte bu emek çok kıymetlidir.
Bizim de derdimiz, milletimize hizmet etmek.
Bir hayır duasında yer bulabilmek.
Üstlendiğimiz emanetin hakkını gereğince yerine getirebilmek.
Çünkü makamlar geçer, unvanlar unutulur.
Ama insanların hayatına dokunan hizmet kalır.
Gözettiğiniz hak, koruduğunuz emanet kalır.
Aynı rahmetli Erbakan Hocamızın bugün arka arkaya, arka arkaya hatırlayarak gördüğümüz, duyduğumuz sözleri ve yaptığımız, yaptığı işler gibi.
Merhum Erbakan Hocamız, siyaseti millete hizmet ve aynı zamanda bir hak mücadelesi olarak gören bu anlayışın en güçlü temsilcisiydi.
Biz de inşallah onun bu mirasına sahip çıkarak; hakkı gözetmeye, emaneti korumaya ve milletimize hizmet etmeye devam edeceğiz.
Çünkü bizim inancımızda yetkinin de, hesabını vermek vardır.
İnsanların görmediğini Rabbimiz görür.
İnsanların sormadığını, gün gelir kendi vicdanımız sorar.
Sözlerime son verirken bir kez daha vurgulamak isterim ki:
Erbakan Hocamızın da işaret ettiği hak ve adalet yolunda; samimiyetle, muhabbetle ve kararlılıkla yürüyeceğiz inşallah.
Demokrasi için, adalet için, kardeşlik için, barış ve huzur için, her vatandaşımızın kendini güvende hissettiği bir Türkiye için çalışacağız.
Bu ülkenin yaralarını da Allah’ın izniyle hep birlikte saracağız.
Rabbim milletimize hizmet yolunda bizleri mahcup etmesin.
Merhum Erbakan Hocamızı bir kez daha rahmetle, minnetle ve hürmetle anıyorum.
Bizleri bu programa davet eden, bu anlamlı buluşmaya vesile olan Sayın Fatih Erbakan’a ve bu programda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Hepinizi sevgiyle, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum.
Allah’a emanet olun.