“Bu piyasa dolandırıcılığıdır, başka bir şey değildir”
“Bu dolandırıcıların iktidar içerisinde destekçileri var, ortakları var”
“Tam 10 yıl oldu, ülkede enflasyon tek haneye düşmedi, düşmüyor”
SPK’nın IBAN açıklamasına tepki:
“Hırsızlığı teşviktir bu, başka bir şey değildir”
“Daha dünkü yetmeler milyarlarca doları vurup geçiyorlar, yılların sanayicileri inim inim inliyor”
“Siz bu yolsuzlukla mücadele konusunda samimi misiniz, değil misiniz?”
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Sözcü TV’de yayınlanan Günaydın Türkiyem programında gazeteci İsmail Küçükkaya’nın sorularını yanıtladı. Fonlarda yaşananların bir kriz değil, piyasa dolandırıcılığı olduğunu belirten Babacan, “Kötü niyetli insanlar var, dolandırıcılar var. Bu dolandırıcıların iktidar içerisinde destekçileri var, ortakları var” dedi.
Sermaye Piyasası Kurulu ve Borsa İstanbul yöneticilerinin görevden alınması gerektiğini, GRECO’nun tavsiye ettiği 54 adımdan yalnızca 10’unun atıldığını ifade eden Babacan, yayın sırasında açıklanan enflasyon verisini de değerlendirdi; “Tek imza, tek yetki. Niye düşmüyor?” diye sordu.
“Kötü niyetli insanlar iyi niyetli insanları dolandırdı”
“Fon krizi tamamen doğal nedenlerle ortaya çıktı” değerlendirmesi hatırlatılan Babacan şunları vurguladı: “Ama doğal neden olunca sanki durup dururken ortaya çıkmış gibi anlaşılıyor. Öyle değil ki. Kötü niyetli insanlar iyi niyetli insanları dolandırdı. Dış güçmüş iç güçmüş hikâye, zaten kimse inanmıyor ona da. Kötü niyetli insanlar yeterince denetim ve gözetim olmadığı için iyi niyetli insanları dolandırdılar. Zaten Sermaye Piyasası Kanunu’ndaki ifade piyasa dolandırıcılığı ifadesi.”
“Bu piyasa dolandırıcılığıdır, başka bir şey değildir”
Yaşananların Sermaye Piyasası Kanunu’ndaki karşılığını ve sorumlu kurumları anlatan Babacan şunları kaydetti: “Bu piyasa dolandırıcılığıdır, başka bir şey değildir. Ama bunu yakalaması gereken, bunu zamanında erken aşamada tespit etmesi gereken kurumlar da hangileridir? Başta Sermaye Piyasası Kurulu’dur. Borsa İstanbul; bütün onların sisteminde alınıyor satılıyor bunlar. Oradaki fiyatlardaki anormal hareketleri izlemesi gereken, şüphelendiğini SPK’ya bildirmesi gereken kurum Borsa İstanbul’dur. Sermaye Piyasası Kurulu bakar. Gerçekten kanuna aykırı işler yapılıyorsa bunu savcılığa suç duyurusu olarak bildirir. Bakın şimdi sistem tersten çalışıyor. Savcılık re’sen harekete geçmiş durumda. Halbuki Sermaye Piyasası Kurulu’nun bunları yakalayıp savcılığa suç duyurusunda bulunması lazım. Kanun öyle diyor. Sermaye Piyasası Kanunu öyle diyor.”
“Bu dolandırıcıların iktidar içerisinde destekçileri var, ortakları var”
“Dünyanın en gelişmiş bilgi işlem sistemini biz Borsa İstanbul’a kurduk. Her şey orada. Ama niye olmuyor? Çünkü kötü niyetli insanlar var, dolandırıcılar var. Bu dolandırıcıların iktidar içerisinde destekçileri var, ortakları var. Onun için bugüne kadar, o bana gelen bilgi, bakana giden bilgi, genel başkan yardımcısına giden bilgi ortada. Hiçbir şey yapılmıyor. Ben buradan soruyorum, ya sizin elinizi kolunuzu kim bağladı arkadaş? Kim elinizi kolunuzu bağladı? Kim ‘Aman ha oraya dokunma’, kim ‘Çek elini’ dedi size? Bu içeride böyle bir şeyler oldu. Bana gelenlere ve bunu anlatanlara diyorum ki ‘Arkadaş siz Bakan’a anlattınız mı?’ ‘Anlattık tabii’ diyorlar. ‘SPK Başkanı’na anlattınız mı?’ ‘Anlattık tabii’ diyorlar. Onlar biliyorsa zaten bu bilgi ulaşması gereken yerlere ulaşmış. Onların gereğini yapması lazım. Niye yapamadılar bugüne kadar gereğini, çıkıp söylemeleri lazım. ‘Biz farkındaydık. 10 ay önce ben bunu söyledim ama bir şey yapamadım çünkü kolumu kanadımı bağladılar. Beni hareket ettirmediler’ demeleri lazım.”
“Patladığı günün akşamı bütün bu kurulların, kurumların üst düzey yöneticilerinin görevden alınması gerekiyordu”
Konuşmasına devam eden Babacan, kurum yöneticilerinin hâlâ görevde olmasını eleştirdi: “Ben onun için dedim. Burada bakın baştan, bu iş olur olmaz, patladı ya, patladığı günün akşamı bütün bu kurulların, kurumların üst düzey yöneticilerinin görevden alınması gerekiyordu. Aslında onların kendiliğinden ayrılması gerekiyordu. Sermaye Piyasası Kurulu ve Borsa İstanbul başta olmak üzere bu işte sorumluluğu olduğunu hisseden, ‘Ya bu benim görevimdi, yapamadım arkadaş’ diyen herkesin ahlaki olarak baştan zaten ayrılması gerekirdi. Hâlâ kurumların başında bunlar var. Kurul üyeleri hâlâ aynı. Bütün bu işi yapamamış, becerememiş, eline yüzüne bulaştırmış bir ekibi, kadroyu siz hâlâ nasıl görevde tutarsınız ya? Görevde tuttukları da yetmiyor. Bunlardan oluşan bir bilmem ne fon kurulu kuruluyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın başkanlığında hantal bir yapı, 15-20 kişilik bir yapı. Sözüm ona o yapıyla bunu çözecekler.”
“Hırsızlığı teşviktir bu, başka bir şey değildir”
SPK’nın bir IBAN numarası vererek fazla kazancın iade edilmesini istemesini değerlendiren Babacan şu tespitte bulundu: “SPK açıklama yaptı, bir IBAN numarası verdi. O da tuhaf. Diyor ki ‘Fazla kazandığını düşünen varsa getirsin buraya iade etsin parasını.’ Böyle bir hukuk var mı? Diyorsunuz ki ‘Sen arkadaş bu kuyumcuyu soydun. Ben gece kapısını açık bırakıyorum. Getir o çaldığın altınları iade et.’ Böyle bir usul var mı? Böyle bir hukuk var mı? Bırakın kuyumcu soygununu. Tek bir çeyrek altını tezgâhın üzerinden bir vatandaş çalsa, yakalanınca da ‘Pardon ya, iade ediyorum’ dese yırtar mı? Böyle bir hukuk var mı? O çalmış olmanın bir cezası var. ‘Ben çaldım, iade edeyim, yırttım.’ Öyle bir şey yok. O zaman ne olur? Şuna teşvik edersiniz insanları: ‘Arkadaşlar çalabildiğince çalın. Yakalanmazsanız sizin, yakalanırsanız da iade edersiniz. Olur biter.’ Oh ne âlâ. Hırsızlığı teşviktir bu, başka bir şey değildir.”
“Bu olaylar denetimin, gözetimin zamanında doğru yapılmamasının sonucu”
Babacan, “Nitekim şu anda yaşadığımız bütün bu olaylar aslında denetimin, gözetimin zamanında doğru yapılmamasının sonucu. Bunu nereden anlıyoruz? Hazine ve Maliye Bakanı çıkıyor, bundan tam 10 ay önce ‘Burada, fonlarda manipülasyonun farkındayız’ diyor. İktidar partisinin ekonomik işlerden sorumlu genel başkan yardımcısı diyor ki ‘Bizi uyarıyorlardı arkadaşlar. Devlet görevini yapmamış.’ Ya arkadaş Hazine Bakanı’nın patronu kim? Sayın Erdoğan değil mi? AK Parti Genel Başkan Yardımcısı’nın patronu kim? O da Sayın Erdoğan değil mi? Peki siz bunları biliyorsunuz da niye gidip anlatmadınız? Bu kadar büyük bir kriz birikiyor da siz niye gidip Cumhurbaşkanına bu konuda bilgi vermediniz?” ifadelerini kullandı.
“Siz bu yolsuzlukla mücadele konusunda samimi misiniz, değil misiniz?”
Avrupa Konseyi’nin yolsuzlukla mücadele birimi GRECO’nun eylül sonunda özeti yayımlanan raporunu hatırlatan Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a şöyle seslendi: “Bizim kurucusu olduğumuz Avrupa Konseyi’nin yolsuzlukla mücadele birimi var. Türkiye de gitmiş zamanında altına imza atmış; ‘Ben yolsuzlukla mücadelede gereken işleri yapacağım, şu şu şu kurallara uyacağım’ diye. GRECO da diyor ki ‘Tamam da arkadaş, sen 54 tane adım atman gerekiyor, eğer yolsuzlukla mücadele etmek istiyorsan.’ Geçtiğimiz mart ayında GRECO rapor çıkarıyor. Diyor ki ‘Ya 54 adımı tabii size 4 sene önce tavsiye etmiştik ama siz bunun sadece 10 tane adımı atmışsınız. 4 sene geçmiş aradan. 54 adımın sadece 10’unu yapmışsınız’ diyor Mart’ta. Fakat iktidar diyor ki ‘Arkadaş aman ha bu raporu yayınlama.’ GRECO da kendi kuralları gereği eylül sonunda bu raporun özetini yayınlıyor. Biz bu rakamları oradan aldık. Bu raporun yayın tarihi 29 Eylül 2026. Şimdi ben buradan iktidara soruyorum, Sayın Erdoğan’a soruyorum: Siz bu yolsuzlukla mücadele konusunda samimi misiniz, değil misiniz? Hani bana soruyorlar ya, ‘Ya gidip oraları bir toparlasanız’ falan diye. Ya da öyle beklenti var ya. Önce bir samimiyet testinden geçmeden neyi konuşacaksınız, ne yapacaksınız? Eğer samimiyseniz niye 4 yılda sadece bu 54 adımdan 10’unu atabildiniz? Bakın 54 adımın 28’inde kıllarını kıpırdatmamışlar. 54 tavsiyenin 28’inde hiçbir şey yapılmamış 4 yıldır. 16 konuda da kısmen yapılanlar var. Ama 2022’den bugüne kadar 4 yılda yolsuzlukla mücadelede gerekenlerden 54 adımdan sadece 10 tanesi yapıldıysa ben burada bir samimiyet sorgularım, iradeyi sorgularım. Sizin yolsuzlukla mücadele iradeniz var mı yok mu?”
“Enflasyonu nasıl yöneteceklerini bilmiyorlar”
TÜİK’in yayın sırasında açıkladığı aylık yüzde 1,84, yıllık yüzde 29,73’lük enflasyon verisini değerlendiren Babacan şunları dile getirdi: “Zaten yüzde 30 civarında bir enflasyonla bu yılı kapatacağımız herkesin beklediği bir şey tabii. Şu vahim: Tam 10 yıl oldu. Ülkede enflasyon tek haneye düşmedi, düşmüyor. Bakın 10 yıldır. Tek hane için koydukları hedef de şu anda 2029. 2026’dayız. Daha 3 sene sonra ancak tek haneye belki indirebiliriz diye hükümet açıklıyor. Enflasyonu bunlar bir patlattılar. Enflasyonu nasıl yöneteceklerini bilmiyorlar. Aldıkları kararların çoğu yanlış. Yapılması gereken işler yapılmıyor, atılması gereken adımlar atılmıyor ve enflasyon bir türlü düşmedi, düşmüyor. TÜİK böyle açıklıyor ama Merkez Bankası da vatandaşa soruyor. Merkez Bankası’nın bir enflasyon beklenti anketi var. Merkez Bankası’nın enflasyon beklenti anketinde vatandaşımız diyor ki ‘Bir sene sonra dahi enflasyon yüzde 45 olacak.’ Bakın bugünden bahsetmiyoruz, ‘12 ay sonra enflasyon kaç olacak’ diye Merkez Bankası soruyor vatandaşımıza. Vatandaş da ‘Yüzde 45 olacak’ diyor. Beklenti kötü. Zaten enflasyon beklentisi yüksek olduğu sürece enflasyon düşmez. Enflasyon beklentisini yönetmek, enflasyonun kendisini yönetmek kadar önemlidir. Şu andaki iktidar enflasyon beklentisini de çok kötü yönetiyor.”
“Bu yıl devletin hazinesinden ödenen faiz 60 milyar dolar”
Akaryakıt fiyatlarındaki artışın doğrudan pompaya yansıtılmasını eleştiren Babacan, Hazine’nin faiz yüküne işaret etti: “Şunu diyemezsiniz: ‘Petrol fiyatı arttı. Ben de bunu pompaya yansıtayım, gerisine karışmam.’ ‘Gerisine karışmam’ deyince işte düşüremiyorsunuz. Oradaki ÖTV’ydi, KDV’ydi, oradaki vergi tahsilatıyla uğraşırken yüksek enflasyon sebebiyle, yüksek faiz sebebiyle devlete bu yıl tam 2 trilyon 800 milyar faiz ödetecekler. Bakın fon krizi konuşuyoruz değil mi? Mertebesi ne kadar? 15 ila 25 milyar dolar arasında. Bu yıl devletin hazinesinden ödenen faiz 60 milyar dolar. Üç tane fon krizi kadar. Her sene bu millete faiz ödetiyorlar. Hazineden ödeniyor, başka bir yerden değil. Daha bakın sanayicinin ödediği faizden bahsetmiyorum. KOBİ’lerden bahsetmiyorum, çiftçiden bahsetmiyorum. Sadece vatandaştan toplanan vergilerle Hazine’nin ödediği faizden bahsediyorum. Siz enflasyonu yönetemezseniz faizler düşmez. Düşüremeyince de bu sefer yüksek faize bu milleti, bu devleti, bu Hazineyi mahkûm edersiniz.”
“Daha dünkü yetmeler milyarlarca doları vurup geçiyorlar, yılların sanayicileri inim inim inliyor”
Sanayicinin durumunu anlatan Babacan: “Hep söylüyorum. Sultanhamam’ın, Tahtakale’nin, Çıkrıkçılar Yokuşu’nun tozunu yutmayan insanların bu ülkenin ekonomisini yönetmesi mümkün değil. Ve kadrolarda böyle insanlar yok. Tarımdan anlayan bir Allah’ın kulu yok içlerinde ya. Esnafın, KOBİ’lerin durumundan anlayan bir Allah’ın kulu yok. Sanayicimiz inim inim inliyor şu anda. İhracat yapan, alın teriyle üretim yapan, 20 yılını, 30 yılını, 40 yılını, 50 yılını sanayiye adamış sanayicilerimiz inim inim inliyor. Bir yandan yüksek faiz, bir yandan bastırılmış kur. İhracatımız çok kötü etkilendi. Fabrikalar tek tek kapanıyor. Daha dünkü yetmeler milyarlarca doları vurup geçiyorlar. Yılların sanayicileri inim inim inliyor. Bu adalet mi ya? Böyle bir şey var mı? Sen sanayicimizi niye korumuyorsun? Hazır giyimde, elektronikte, beyaz eşyada feryat çok büyük. Ama konuşanın ağzını hemen tıkadıkları için insanlar o seslerini duyuramıyor. Fakat ne oldu bakın. Sadece hazır giyimde 300 binden fazla insan işten çıkarıldı, sadece son 3 yıl içerisinde. Yazık değil mi bu millete? Halbuki iyi destek, iyi teşvik mekanizmaları kurulsa. ‘Arkadaş sizin sektörel olarak ne sorununuz var ya? Gelin konuşalım. Bakın size şöyle bir destek verelim. İhracat yapıyor musunuz? Bu ülkeye döviz getiriyor musunuz? Getiriyorsanız o zaman sizin borçlarınızla ilgili şöyle bir yeniden yapılandırma yapalım. Şöyle bir size nefes aldıralım. Hatta çarkınızı döndürün, size özel kredi imkânları hazırlayalım.’ Bunların hiçbirisi yok. Sanayici derdiyle baş başa. Çiftçi derdiyle baş başa. Esnaf, KOBİ derdiyle baş başa. Böyle ülke mi yönetilir ya?” dedi.
“Şu andaki yönetim zihniyeti Türkiye’nin başında olduğu sürece olmaz, düzelmez”
“Halkımıza yeniden ekonominin düzeleceğine dair umudu nasıl aşılayacağız? Nasıl düzelecek bu iş?” sorusuna Babacan, “Bakın ben açıkça söyleyeyim, şu andaki yönetim zihniyeti Türkiye’nin başında olduğu sürece olmaz, düzelmez. Olmadı, olmuyor. Bakın enflasyonla başladık değil mi? Saat 10’da açıklandı. Niye tam 10 yıldır bu ülkede enflasyon çift hane? Niye düşmüyor? Tek imza, tek yetki. Niye düşmüyor? Çünkü bir ülkenin ekonomisinin düzelmesi için bir, adalet; listenin başına yazacaksınız. Devletin dini adalettir. Adalet olmayınca ekonomi olmaz. Ama adalet sadece yargının adil ve hızlı çalışması değil, sosyal adalet, fırsat eşitliği. İşte bu bahsettiğimiz bütün bu fon yolsuzluğunun özünde de adaletsizlik vardır. Siz bir gruba alan açıyorsunuz, milleti çarpıp geçiyor. Olmaz. Birincisi kural adalet, ikincisi ehliyetli, liyakatli kadrolar. Dürüst, işini iyi bilen, çalmayan, çaldırmayan kadroları kuracaksınız. Başka olmaz, yapamazsınız. Üçüncü en önemli ilke de istişare. Konuyu iyi anlamak ve kararları alırken sağlam istişare mekanizmalarıyla o kararı almak” ifadelerini kullandı.
“Böyle devlet mi yönetilir? Böyle itibar mı oluşur?”
Orta vadeli programda yazan kur rejimi ile fiilî uygulama arasındaki farka dikkat çeken Babacan, şu soruları yöneltti: “Vatandaşa program açıklıyorlar serbest kur diye. Yabancıya diyor ki ‘Merak etme, kuru artırmayacağız.’ Kura bir bakın, cetvel koymuş gibi gidiyor. Serbest piyasa öyle mi gider? Kontrollü kur. Peki ‘kontrollü kur’ diye sen niye vatandaşa açıklamıyorsun? 3 sene niye bunu söylemedin? Vatandaşa söyle; ‘Ben artık yeni bir kur rejimine geçtim’ de. ‘Kontrollü kur uygulayacağım’ de. ‘Cetveli koyacağım’ de. ‘Kuru bu kadar artıracağım’ de. Niye vatandaşa söylemiyorsun? Vatandaşa açıkladığın orta vadeli programda ‘serbest kur’ diyor. ‘Ben karışmıyorum’ diyor. Fiilî uygulama ve yabancıya söylediği sabit kur. Böyle devlet mi yönetilir? Böyle itibar mı oluşur? Böyle güven mi oluşur?”
“Biz DEVA Partisi ve Ali Babacan olarak ülkenin yönetiminin tümüne talibiz”
Babacan, “Biz ülkenin yönetiminin tamamına talibiz. Biz DEVA Partisi ve Ali Babacan olarak ülkenin yönetiminin tümüne talibiz. Çünkü hukukuyla, adaletiyle, eğitimiyle topyekûn bir reform çabası olmadan, yolsuzlukla mücadeleyle alakalı sapasağlam bir irade ortaya konmadan bu ülkenin sorunları çözülmez. Kısmi çözüm olmaz artık” ifadelerini kullandı.
“Ufukta artık seçim görünüyor”
“Seçimi ne zaman öngörüyorsunuz?” sorusuna Babacan, “Seçim ufukta görünüyor. Ama bu ufukta görünen seçim ne kadar yakın, onun kararını ya Meclis verecek ya da Cumhurbaşkanı verecek. Çünkü Anayasa diyor ki ‘Meclis erken seçim kararı alır ya da Cumhurbaşkanı kararı alır.’ Ya da seçim vaktinde olacak. O da 2028’in mayısı. Ama 2028 mayısı da deseniz artık 1,5 yıl kısa bir süre. Ufukta artık seçim görünüyor” ifadelerini kullandı.
“İrade milletimizin elinde”
“Değişir mi iktidar?” sorusuna Babacan, “Tabii ki değişir. Milletimizin elinde. Şu andaki propaganda makinesi tamamen şeye dönük: ‘Hiç uğraşmayın, bizim gideceğimiz yok. Ortada biz rakip falan da bırakmayız, hiç uğraşmayın, biz buradayız. Dolayısıyla siyasetle de uğraşmayın. Sandıkta bir işin değişeceği falan da yok. Biz buradayız, gitmiyoruz.’ İletişim propaganda makinesi böyle çalışıyor. Ancak irade milletimizin elinde. Kim ne derse desin. Çünkü bakın haksızlar. Hukuksuzluk ve adaletsizlik yapıyorlar. Haksızlık yapınca, adaletsizlik yapınca o güç, o içten gelen güç, o vicdan gücü zayıflar. Bizim de en önemli sahip olduğumuz güç bu. Vicdanımızın gücü ve haklı olmanın verdiği güç. Ve inşallah bu güç kazanacak. Ve bu güç makulde buluşarak kazanacak. Toplumumuzun bizi biz yapan değerlerini yaşatarak, o değerlere saygı duyarak buluşacak. Rövanşizm üzerinden değil, karşıtlık üzerinden değil, bir devri sabık oluşturarak değil, makulde buluşarak bu gücün oluşturulması gerekiyor. Bu çerçevede otururuz, konuşuruz. Her siyasi partiyle konuşabiliriz. Bizim hiçbir zaman bir şeyimiz yok; ‘Kapımız şuna kapalıdır’ falan. Böyle bir şey yok. Bizim insanlarla bir sorunumuz yok” ifadelerini kullandı.