DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, son dönemde kamuoyunun gündemine gelen olayların siyasette ahlak, sorumluluk ve güven meselesini bir kez daha tartışmaya açtığını belirtti. Karal, “Ahlakını yitiren siyaset, önce yönünü, sonra ölçüsünü, en sonunda da milletin güvenini kaybeder. Nitekim bu oldu. Bugün yaşadıklarımız, siyasetin ahlaktan kopuşunun topluma ödettiği en ağır bedeldir” dedi.
DEVA Partili Hasan Karal, özellikle SPK’nın 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar vermesiyle gündeme gelen 800 milyar liralık fon tartışmalarının, sorunun yalnızca ekonomi ve finans boyutuyla ele alınamayacağını gösterdiğini ifade etti.
“Mesele dönüp dolaşıp ahlaka geliyor”
Fonlarla ilgili ortaya çıkan tablonun denetim, sorumluluk ve hesap verebilirlik kavramlarını yeniden gündeme taşıdığını belirten Milletvekili Karal, yaşananların siyasetin ahlaki zeminiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Karal, “Bugün hangi meseleyi konuşursak konuşalım, dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz: ahlak. Siyaset, kamu gücünü kullananların önüne yalnızca kanunları değil, çok daha güçlü bir vicdani ve ahlaki sorumluluğu da koymak zorundadır. Denetimin zayıfladığı, hesap verme duygusunun kaybolduğu yerde güven de ortadan kalkar” şeklinde konuştu.
“Siyaset önce yönünü, sonra ölçüsünü, en sonunda milletin güvenini kaybetti”
Karal, siyasette yaşanan güven kaybının tesadüf olmadığını vurgulayarak, ahlakın yalnızca kişisel bir erdem değil, devlet yönetiminin ve siyasetin temel ölçüsü olması gerektiğini söyledi. Yaşananların, siyaset kurumuna büyük bir güvensizlik yaşattığını kaydeden Karal, “Ahlakını yitiren siyaset, önce yönünü, sonra ölçüsünü, en sonunda da milletin güvenini kaybeder. Nitekim kaybetti de. Siyasetin asıl gücü makamdan, yetkiden veya çoğunluktan değil milletin ona duyduğu güvenden gelir. O güven bir kez sarsıldığında onu yeniden inşa etmek kolay değildir. Bugün yaşadıklarımız, siyasetin ahlaktan kopuşunun topluma ödettiği en ağır bedeldir. Mesele sadece yanlışların ortaya çıkmasından ziyade yanlışın sıradanlaşması, hesabın sorulmaması ve milletin bütün bunlara bakıp siyasete olan güvenini kaybetmesidir” ifadelerine yer verdi.
“Hesap sorulmayan bir düzen değil millet adına işleyen güçlü bir denetim gerekli”
Karal, bu tablonun değişmesi için siyasetin ahlaki zemininin güçlü kurumlar ve etkili denetim mekanizmalarıyla desteklenmesi gerektiğini kaydetti. Devletin imkanlarını kullanan herkesin, attığı her adımın hesabını millete verebilmesi gerektiğini vurgulayan Karal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çözüm bellidir. Siyaseti yeniden ahlak, hukuk ve milletin emaneti üzerine inşa etmek zorundayız. Kamu yönetiminde liyakati esas almalı, şeffaflığı, hesap verebilirliği ve denetlenebilirliği kural haline getirmeliyiz. Devletin imkanlarını kullanan herkes, attığı her adımın hesabını millete verebilmelidir. Bizim DEVA Partisi olarak savunduğumuz temiz siyaset anlayışının özü budur. Kişilere göre değişen kurallar değil herkese eşit uygulanan hukuk, kapalı kapılar değil şeffaf yönetim, sadakat değil liyakat, hesap sorulmayan bir düzen değil millet adına işleyen güçlü bir denetim istiyoruz. Çünkü siyasete güven ancak ahlakla, hukukla ve hesap vermekle yeniden kazanılır.”